Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / İnsanı şeytanlaştıran haller
imanilmihali.com
İnsanı şeytanlaştıran haller

İnsanı şeytanlaştıran haller

İnsanı şeytanlaştıran haller

İblis, insanın yaratılması esnasında Yüce Allah’ın verdiği ‘insana secde’ emrine isyan eden, cahil, akılsız ve kibirli mahluktur, cindir, ateşten yaratılmış bir zıtlık manzumesi ve dünya sınavı için görevlendirilmiş bir aldatandır.

Sokaklar şeytanın askerleri ve köleleri ile doluyken nasıl olur da kimse şeytanlaştığını kabul etmez ve şeytanın askeri olduğunun farkına dahi varmaz? Cevap nettir; şeytan öylesine aldatır ki, aldananlar, başkalarını aldatmak hevesinden kendilerini görmezler ve aldatma işini doğru kabul ettikleri içinde asla yanlış yapmakta olduklarını düşünmezler, bu sayede de tevbe etmez ve kurtuluşa eremeden geberir giderler.

Şeytan, İblisin kötülüğe dönüşmüş, tagutlaşmış halidir ki şeytanın insan ve cinlerden pek çok askeri vardır. Peki insanlar nasıl tagutlaşır da şeytana dönüşür o halde? Bunu pek çok kişi düşünmemiş ve kendisine asla yakıştıramadığı için kafa yormamıştır. Ama eminiz ki sokaklarda gezenlerin çoğu şeytanlaşmış olduğunun farkında bile değilken, nefsine tabi olarak çoktan kanmıştır.

Bu sorunun cevabı, İblisin isyanında ve ahdinde saklıdır ki bu gaflet ve cehaletleri sıralayacak olursak İBLİS;

1. Allah’ın hikmetine isyan etmiş, karşı gelmiştir,

2. Ateşten yaratılmış olmakla topraktan yaratılan insana büyüklük taslamıştır,

3. İnsandaki hikmeti anlayamamıştır,

4. Ruh ve şuurun hakkını verememiştir, hakikati görememiştir,

5. Kibirlenmiş ve büyüklenmiştir, aşağılamıştır, o ana kadar yaptıkları ile kendisini bir şey sanmış, kabiliyet ve kazanımlarını kendisinin emeği sanmak gibi bir gaflete düşmüştür,

6. Tagutlaşmış, kötülüğe dalmıştır,

7. Cehaletle boyundan büyük hata etmiştir,

8. İsyanda ısrarla yemin ederek düşmanlığı sürdürmüştür,

9. Tevbeye yeltenmeyerek ve fakat isyanda ileri giderek haddi aşmıştır,

10. Ahiret selameti yerine dünya yaşamı dileyerek afsızlığa razı olmuştur,

11. Ebedi bilen Allah’ın ilmine rağmen yemin ederek insanları azdırab,ileceğini ve davasında haklı olduğunu sanmıştır,

12. Kur’an insandan önce yaratılmışken, Levh-i Mahfuz’da kendisi dahi yazılıyken, kadere karşı gelmiş, fıtrata da isyan etmiştir,

13. Dünya sınavına vesile olduğu halde bunun farkına dahi varmayarak beyhude vaziyette birşeyler yaratma ve isyan çıkartma derdine düşmüştür,

14. kendisine uyan cinleri de kandırmış ve lanetlenmelerine sebep olmuştur,

15. Yalan ve aldatmaya müracatla hakikati saptırmaya çalışmıştır,

16. Huzurdan kovulduktan sonra dahi cennette insanları kandırarak ikinci bir günaha imza atmıştır,

17. Hz. Adem (as) ve eşinin dolayısıyla tüm insanlığın cennettten kovulmasına sebep olmuştur,

18. Yaptığı ve yapmakta olduğu hata ve günahları kabullenmek yerine aptalca ısrarla hala hata yamadığını savunmuştur,

19. Vazgeçilmez, yeri doldurulamaz olduğunu sanmıştır,

20. Topraktan üstün olduğunu savunurken, nurdan (meleklerden) aşağı olduğunu saklamaya çalışmıştır.

İblisin gaflet ve cehaletinin ilk anda akla gelenleri bunlardır ve bu sayede sıradan ve hatta üstün meziyetli bir cin iken, bir anda aşağılıkların aşağılığı olmuştur, cehennemin dibine ve sonsuza dek mahkum edilmiştir.

İnsanlar nasıl şeytanlaşır konusuna dönersek şöyle denilebilir ki en tepedeki insanlar dahi bir anlık gaflet ile cehenneme mahkum aşağılık hale gelebilir, maymunlaşabilir ve domuza çevrilebilir, şeytanlaşabilir.

Yukarıdaki yirmi madde ile anılan meziyetler kime aşina geliyor ve o kişiyi rahatsız etmiyorsa o kişi çoktan şeytanlaşma yoluna girmiştir.

Kaldı ki şeytan dört yandan saldırır, değişik usul ve silahlar kullanır ki kibir, hırs, şehvet, yalan ve makamlar-servetler başlıcalarıdır bu dünya süslerine aşırı meyilli olanlar çoktan şeytanın ağlarına düşmüş demektir.

Şeytan tabi ki insanları hemen yutmaz. Ankebut suresinde bahsedildiği gibi ağına düşürür, bir müddet zevkle bekler, keyiflenir, sonra o av veya eşlerden ihtiyacını karşılar ve sonra hayasızca öldürür, kanını emer, yok eder.

O ağa bir kez düşenlerin ise ıslahı zordur. Çünkü örümcek önce onları zehirleyerek felç eder ki kollarını kımıldatamaz hale gelirler, yani şeytanın sözünden dışarı çıkmayı asla düşünmezler bile.

Tatlı hayaller, hurafeler, yalan vaadler ile, Allah nasılsa affeder diye, nasılsa bir şefaatçi bulunur diye de kandırarak günahtan ve vebalinden korkmamayı sağlar, haramı ve haksız kazancı süslü gösterir, ehliyetsizken işlere talip olmayı özendirir, adaleti saptırarak kurtulmayı doğru gösterir, hak ile batılı yer değiştirmeye çalışır, cehennemde sayılı gün çabuk geçer diye vaad eder, ateş dokunmaz veya ölünden sonrası yoktur veya her son yeni başlangıçtır diye kandırır.

Şeytana yem olanlar ise o felç yapan iğneyi yedikten sonra hayata başka türlü bakar, beyni dumura uğradığı için gerçekleri karıştırır, niyet ve amelleri doğruluk ve hakikatten sapar, şehvet ve hırsları sınır tanımaz hale gelir ki en ufak bir başarıda büyüklenir, en küçük bir engelde sinirlenir, kötü sözlerle aşağılamaya başlar, hiddetlenir.

Şeytana tabi ve asker olanlar, kibirle ve servetle şımardıkları için kendileri gibi olmayanlarla arasına set ve ipler çekerler, namazlarda dahi ayrı yerde ibadeti tercih ederler, din adına hüküm koymaya, yorumlarıyla ayetleri nesh etmeye cüret gösterirler, yaptıkalrı günahları dahi savunur haklı çıkarmaya çalışırlar, zavallı akılsızları kandırırlar, münafıklık ederek dindar diye ortalıkta dolaşırlar, şekli İslam’la kalabalık kitleleri dahi kandırmayı başarırlar.

Söz ve kıyafetleri böyle olan şeytanların, hareketleri ve yaptıklarının sonuçları ise çok kötü ve zalimcedir. Hakaretlerle dolu, kan ve göz yaşı doğuran eylem ve ameller onların eseridir, terörü onlar yaşatır, adaleti yerle bir ederler, hortumculuk ederler, kamu malına musallat olurlar, açın halinden anlamaz fakirlerin bir maaşını bir öğünde yemek parası olarak harcarlar.

Acı olan bu yaptıkları onlara doğru ve caiz gelmektedir. O kadar kanmış, beyinleri yıkanmış ve kalpleri körleşmiş haldedirler!

Bu hale gelen insanlar, şeytanlığa ilk adımı ise elbette Kur’an’dan uzaklaşarak, okumayıp dinleyerek, dini arapçaya mahkum ederek, münafıkları ayırt edemeyerek, şeytancıkları tanımayarak atmışlardır.

Tamamı önceleri sıradan ve hatta iyi insan olan bu şeytancıklar, imana sahip olmadıkları veya imanlarını kuvvetlendiremedikleri, cahil ve gafil vaziyette nefislerini terbiye ile meşgul olmadıkları için arı kovanına elbisesiz girmiş gibidirler ve korunmasız halleri nedeniyle de ağır tahribat almışlardır.

Allah imanı kalkan ve takvayı koruyucu elbise olarak tanımlamışken, gafiller şeytancıklara ve münafık abilerine kanarak bu hale gelmiştir ve iblisin ahdinden de habersiz oldukları için başlarına gelen kendi zulümleri iledir.

Şeytanlaşanlar yine acı bir halde düzelmeye çalışmak yerine (ki hata yaptıklarını asla kabul etmezler) başkalarını kandırmak peşine düşerler. Artık her biri bir örümcek olmuştur, ağlar ve tuzaklar kurarlar ve avlarını beklerler.

Her gün ise ağa birileri düşer ve sistem bu şekilde devame der gider.

Gerçek ve hesap ahirette görüleceği anda hepsi hatasını fark edecektir lakin o an suçlayacak kimseleri olmayacak, okuyacakları lanetler kendi başlarına geri dönecektir.

Çünkü şeytanlar onları zorlamamış, süslü göstermekle kalmış ama onlar şehvet ve hırsla kendileri şeytanlaşmıştır. Şikayet edecekleri ise sadece nefisleridir ve hesap sorucu olarak o an nefisler yetecektir.

Kur’an ve Hz. Peygamber de onlara düşman olduğundan, Allah rızasının yanından geçemeyecekleri için de şefaat ve rahmetten de nasiplenemeyecek ve on günlük dünya süsü ve aldanış için sonsuza dek cehennemde ölüp ölüp yeniden dirileceklerdir.

Cehennem zebanileri ise onlara şöyle seslenecektir; “Size Allah’ın kitabını okuyan bir Peygamber gelmedi mi?”

Bu yazıyı okudunuz mu?

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar Müşrikler, şeytanın şirk dinine tabi, Yüce Allah’a varlık, yaratış ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir