Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İSLAM AHLAKI / İnsanlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzulayanlar
imanilmihali.com
İnsanlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzulayanlar

İnsanlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzulayanlar

İnsanlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzulayanlar

Kısaca utanmazlık, sıkılmazlık diye tabir edilen hayasızlık, toplum ve aile yaşamının en büyük belalarındandır. Çünkü sadece yapanı değil, o yapandan etkilenen pek çok kimseyi ve nihayetinde toplumu etkiler, dahası kalıcı hale gelirse söküp atılması da zordur. Hal böyle iken topluma sevgi, dürüstlük, yardımlaşma, namus, ahlak, samimiyet ve muhabbet aşılamaya çalışan iman kardeşliğine de zarar verir ve bağları kopartır. Ayetin ifadesiyle bu işi yapanların dünyada ve ahirette akibetleri karanlıktır.

“İnananlar arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Nur 24/19)

Hayasızlık denilince akla birden fazla usul gelir.

Öncelikle bedenen hayasızlık nedir ona bakılmalıdır ki erkek veya kadın olsun tüm ergenlerin kıyafet konusunda nasıl başkalarını tahrik etmeden giyinmeleri gerektiği bellidir. Özellikle göğüs, bacakarası ve bel bölgesinin isteyerek ve fütursuzca ortaya serilmesi başkalarında uyandırdığı yanlış kanaatler nedeniyle ve kabaran şehveti  istekler nedeniyle hayasızlıktır. Yaratılıştaki güzellik, güç, estetiğin bir tahrik ve övünme vesilesi gibi kullanılması en başta fıtrata aykırıdır. Çünkü çirkin tabiatlı birisi bu halini kendisi seçmemiştir. Dahası güzel bir fiziksel yapıya sahip bir insana kendisini kontrolle alakalı yüklenen sorumluluk çok daha fazladır. Bir erkeğin de hanımları etkilemek gayesiyle vücudunu sergilemesi, mahrem yerlerini açması bu nedenle uygun değildir. Çünkü bu hayasızlığın sonuçları vahimdir ve sabahsız akşamlara, fuhuş ve zinaya, aldatma ve ihanete kadar uzanır. Dahası tüm ahlak değerleri zedelenir ve sadakat timsali pek çok yuva bu yüzden yıkılır. Ortada kalan yavrularda cabasıdır.

Manevi manada hayasızlık ise ahlak ve dini değerlerin reddettiği her türlü kirli ve pis işi fütursuzca yapmak, cezalandırılmayacağı inancını taşımak, işin vebalinden korkmamakla gerçekleşir. Bu manada hırsızlık, fitne, fesat, yalan şahitlik gibi pek çok utanmazlık en az bedeni hayasızlık kadar tehlikelidir. Çünkü bedeni hayasızlık sadece az sayıda kimseyi etkileyebilirken, manevi hayasızlık çok kısa zamanda, çok insanı ve çok uzun süre etkileyebilecek güce sahiptir. Bu nedenle de hem kişi, hem yakın ve uzak çevresi hem de gelecek nesiller bundan menfi etkilenecek ve günahın boyutları artacaktır.

Öte yandan ahlaki hayasızlık, İslam’ın tesise çalıştığı barış, huzur ve esenliği yok edecek, ahiret yurdunu unutturup insanları bu dünyanın mal ve servetine yönlendirecek menfi bir etkiye de sahiptir. Dahası olumlu yöndeki gayretleri de kökünden dinamitleyecek bu manevi hayasızlık, geçmiş ve gelecek nesiller arası bağları da kopartacaktır. Ahlaki çöküntüye, karamsarlığa, uzun vadede kontrolsüz ve sorumsuzluğa yol açabilecek bu hal, yapılmakta olan yanlış işi mazur, makul hatta cazip gösterecektir. Bundan etkilenecek en büyük kesimin çocuklar ve gençler olacağı da dikkate alınırsa o neslin kaybı büyük olacak ve vebal o hayasızlığı sergileyenlere ait olacaktır.

Mü’min örnek olmak, iman, ibadet ve ahlak üçlemesiyle salih ameller peşinde koşmakla mükelleftir. Bunun dışındaki ve buna aykırı tüm davranış, söz ve sükutlar hayasızlık kavramındadır.

Kul, bilerek veya bilmeyerek hayasızlıktan kaçınmalı, yaptıklarının yanlışlığına dair en küçük bir şüphe duyduğunda veya birisi nasihat ettiğinde derhal hareketini sorgulamalıdır. Çünkü mü’min önce kendisini düzeltir. Yapılan hareketlerin tamamı kalbe danışılarak yapılırsa, kul her söylediğini düşünür ama her düşündüğünü söylemezse zaten sorun büyük oranda çözülecektir.

Ama gözleri kör, kulakları sağır kimselere Peygamberler bile duyuramaz. Böyleyken Allah’ın dilemesi hariç bazı kulların bu yaşamdaki gayesi kötülük ve hayasızlık etmek olacaktır. Bunlara karşı da yapılması gereken örnek davranışlar sergilemek, onlardan korunmak ve uzak durmak, kendi yakın ve uzak akraba ve dostlarımıza doğru ve yanlışları aktarmak olacaktır. özellikle çocukların kötü etkilenmemesi için bıkmadan nasihat etmek fayda sağlayacaktır.

Hayasızlığın en cazip yanı kısa sürede mevki, makam, gecelik ilişkiler, para, şöhret getirmesidir ve maalesef zayıf kalpleri de cezbeden budur. Fakat orta ve uzun vadede bu kulların mutsuzluğu kaçınılmaz, çöküşleri katidir.

Hak edilmedik şeylerin kısa sürede yorulmadan elde edilmesi, sınırsız yaşanan şehvetler, müptelalıklar, bilinci bulandıran maddelere tabi olma halleri, ahlaksızlık ve kanun tanımazlıkların tamamı bir süre sonra günah tanımamazlığa götürür insanı ve kurtuluş o vakitten sonra da mümkün değildir.

Özetle; ister bedenen ister manevi olsun hayasızlık hem kula, hem etrafına, hem bugüne hem yarına, hem dine hem imana vurulmuş büyük bir darbedir ve zararı ne kadar çok ve etkiliyse vebali de o kadar çoktur.

Hele ki kim bir ahlaksızlığa yol açmış, bunu yaymış ve bunun gelecek nesilleri etkilemesine müsaade etmişse günahı daha çoktur. Tevbe yolu açık, akıl ve kalp ordadır. Mü’min bunlardan kendisini ve etrafını korumalı, yenilmemeli, paraya – kula tamah etmemeli, iman çizgisinden ayrılmamalı, nefsin güdümündeki günahlarından temizlenmek için Allah’a yalvarmalıdır.

Secde etmenin hayasızlıktan koruduğu, öncesi, esnası ve sonrasıyla bir hakikattir. Lakin hayasızlık aslen iman gibi kalpte başlar ve akılda biter. Nefsi kontrol edemeyen beden ve zihinler hayasızlığa yenilmeye mahkumdur.

Aslolan hayasızlık değil… edeptir.

İnsanlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzulayanlar

Bu yazıyı okudunuz mu?

vicdan

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir Vicdan kalp sesidir. Dinleyene de dinlemek istemeyene de aynı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir