Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İnsanlara süslü gösterilenler
imanilmihali.com
İnsanlara süslü gösterilenler

İnsanlara süslü gösterilenler

İnsanlara süslü gösterilenler

“Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” (En’am 6/32)

“Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!” (Ankebut 29/64)

“Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.” (A’raf 7/51)

Yaratılış gereği dünya hayatı bir sınav, ahde vefa ve fıtratın teyidi, cennetlere varis kulların iman tarlasıdır. Yüce Allah, dünya yaşamını amaç değil araç olarak belirli bir süre için yaratmış ve asıl hayata geçmeden önce kullarından kimlerin şeytana kimlerin kendisine tabi olarak yaşayacağını görmeyi dilemiş, kendisine imanla gelenleri cennetlerine alacağını, şeytana uyanlara ise cehennemle azap edeceğini ahdetmiştir. Bu gayet adil ve haktır.

Sınavın şartları ortada, Kur’an ortada, ahitler ortadadır ki İblis’te ahdinde imanlı olamayan kulları Allah yolundan saptırmaya ahdetmiştir. Müslüman camia maalesef iblisin bu ahdinden habersiz yaşadığı için iman hikmetine bir türlü ulaşamamakta, Yüce Allah’a iman vermesi için yalvarmayı aklına bile getirememektedir.

Sınav alanı hayatın kendisi, ahiret yurdu bir masal haline getirilince de dünya hayatındaki sorumsuz yaşamlar zirve yapmış, ahiret sorgusunun azabının yerini ölmek korkusu almıştır. Baştan sona israiliyat kokan bu hallere aldananlar ise yazık ki Kur’an nurundan istifade edemeyen, etmek istemeyen, gönül kapılarını anlayarak okumadığı için ayetlere kapatanlardır. Bunlar için de zaten helak müstehaktır. Ama nasihat görevi gereği burada bir kez daha ilahi sınavı hatırlatmakta ve kulların dikatini çekmekte fayda vardır kanaatindeyiz.

Yukarıda yazılı ayetler dünyanın değil ama dünya hayatının rezilliğine, geçiciliğine, süslü ve pis oluşuna delildir. Dünya değil dünya hayatıdır pis olan. Çünkü dünya mükemmel ötesi, harikulade bir yaşam alanıdır ama bu hayatı pis yapan inançsız insanların para tutkusu ve kötülükleridir. Geçici ve hayal olan bu hayatı kalıcı ve esas kabule denler ise ahiret yurduna ve kıyamete inanmayanlar, ilahi nizama, fıtrata karşı olanlardır.

Bu sınavın çetin geçeceği iblisin ahdinden ve Yüce Allah’In iblise süre ve izin vermesinden de bellidir ki bu şeytani saldırılara karşı tek korunma kalkanı imandır. İman iledir ki şeytanlar dize getirilir, melekler kulu korur, Allah dilemedikçe o kulun başına kötülük gelmez.

Çünkü hayat sınav gereği caydırıcılarla, yanlışlarla, cazip haramlarla doldurulmuştur ki özgür ve imanlı insan aklını ve kalbini rehber edinerek tüm bu pisliklere rağmen doğru ve güzeli seçebilsin.

Şeytanlar olacaktır ki, küfür ve kötülük daim olacaktır ki salih kulların kıymeti anlaşılabilsin, kul pislikler arasında ayakta kalabilsin.

Yüce Allah insanı seven ve güvenendir. O, insanı cennetlerine varis yaparken, meleklerin anlayışının da dışında, tüm bunların yaşanacağını çok iyi bilmiş, sınavın çetinliği için iblise süre vermiştir. Kul batıl ve hak arasında tercihe zorlanmasındaki hikmeti anlamak ve doğru olanı seçmek zorundadır. Çünkü nefis denen açlık ve ego hissi, çoğu zaman vicdanı ve aklı yenebilmekte, dünyanın geçici nimetlerine hemen kanabilmektedir. Bu husus ayetlerde açıkça ifade edilmiştir.

Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır. De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir.” (Al-i İmran 3/14,15)

İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.” (Bakara 2/212)

“Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.”(En’am 6/108)

“Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir.” (En’am 6/122)

“Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.” (fatır 35/8)

“Şimdi eğer dayanabilirlerse, artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler, onlara izin verilmez. Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı.” (Fussilet 41/24,25)

“Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim. Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm. Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar. Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)” (Neml 27/ 22-25)

Yüce Allah’ın muradı insanı cennetlere varis yapmak, seçme hakkı varken kötüyü bırakıp güzeli seçen kullarına sonsuz hayatı bahşetmektir. Bu murad içinde emre itaatsizlik yapanların cezalandırılması da muhakkak vardır ve Allah cehennemleri dolduracağına ahdetmişken, O’nun cennetleri dolduracağına dair ahdi yoktur. İman edilmedikçe, şeytanlara karşı durulmadıkça, Yüce Allah’ı tek ve Malik kabul etmedikçe girilemeyecek o cennetlerde harika müjdeler ve nimetler yaşanacağı açıkken, cehennem azabının çetinliği tahmin edilebiliyorken kulların bu duyarsızlığını anlamak mümkün değildir!

Yaratılışta tesadüf, tahmin, sıradanlık yoktur. Dünya denen hayat formu sadece sınav için, uygun şart ve güzelliklerde yaratılmış, tüm kainat bu formu destekler hale getirilmiş, yer ve gökyüzü sabitleştirilmiş, gece ve gündüz varlık olarak yaratılmış, hava, su, toprak gibi nimetler var edilmiş, ilim gereği hepsine bir intizam, ahenk ve emir verilmiştir. Sınav alanının kusursuzluğu öte yandan güzelliklerle donatılmış ve kulun ne yana baksa Allah’ın ayetlerini görebileceği hale getirilmiştir. Dahası sayısız kutsal kitap ve peygamberle insanlık desteklenmiş, ikaz ve tembih edilmiş, rahmetin gölgeleri her daim ve her yerde gözlenir olmuştur.

Ama bir de kötülük ve nefis tuzakları serpiştirilmiştir yaşama. Nefsin şiddetle arzuladığı mal, kadın, evlat, servet gibi geçici nimetler ve bunların verdiği güç ve haz insana süslü gösterilmiş, herbirine sınırlar tayin edilmiştir. Bunları sevmek değil bunları sevmede aşırı gitmektir kötü olan.

Zalim, cahil, nankör ve aceleci insan ise bunların tamamına, sınırsız, emeksiz, kalıcı olarak sahip olmak hevesiyle tüm sınırları yıkmış, emirleri unutmuş, bunların kalıcı olmadığını aklından çıkarmıştır.

Dünyayı iğrenç yapan işte bu insan eliyle üretilen zulümlerdir ve dünya hayatının pis ve iğrenç oluşu buradan gelmektedir. Bu misal salonun ortasındaki muazzam güzel halının çöplerle ve idrarlarla kirletilmesi gibidir ve bunda suç o halıyı üretip oraya serende değil, o halıyı kirletendedir. Dünyanın muhteşemliği Allah’ın yaratması, dünya hayatının pisliği insanın eseridir.

Sınav, nefsin tabi olacağı bu kandırmacalara aklın ve kalbin ne kadar fren yaptıracağındadır.

Sınav, süslü gösterilen tüm bu hazları yaşarken ki yaşamak doğal ve haktır, aşırıya gidip gitmemek, paylaşıp paylaşmamak, sınırlara uyup uymamaktadır. Sınırlar ise Allah’In sınırlarıdır ki tamamı Kur’an ayetlerinde mevcuttur.

Şeytanlar ise sınırları unutturup, bariyerleri yıkmak, sorumsuz ve hesapsız bir hayatı insanlara algılarla yeleştirmek gayesindedir. Bu sayede Allah’ın dini yeryüzünden kalkacak, beşeri ve sonrasında şeytani din hak dinin yerini alacaktır. Zaten beşeri dinin kendisi hak olmaktan uzak şirk dinidir ve şirk şeytanın en muazzam iksiridir.

Mü’min kullar için bu dünyada yaşam kolay değildir. Sayısız güzelliğe bakıp, süslü nefis oyuncaklarına aldanmadan, hak ve emek yolunda yürümek, adaletli, dürüst, doğru, güzel yaşamak kolay değildir. Mü’min mahremiyete sadakatle yetinen, harama el uzatmayan, hakkı olmayana uzanmayandır. Oysa nefis hak edilmeyeni cazip kılar, emeksiz elde etmeyi teşvik eder, zulüm ve şiddete müracatı mazur gösterir, paraya kulluğu özendirerek başlı başına bir şirk dini kurdurur.

Nefse tabi olmak ayrı bir dindir. Nefsi terbiye etmek gayesinde olmayanlar onun oyuncağı olurlar ve nefis nereye sürerse oraya giderler. Nefsi temizleyen ise sadece Allah’tır. “Ben Allah’tan korkarım” diyebilmek ise nefsi temizlemek için ilk adımdır ki dualarla Yüce Allah has kullarına zaten yardım edecektir.

Herkes murad edecek, hatta gözlerle haram işleyerek bir bayana bakacak, parayı arzulayacak, haram bile olsa lüks hayatlara özenecektir. Lakin mü’min işte tam o anlarda kendisine fren yapabilen, Allah’ın sınırlarını hatırlayıp tevbe ve istiğfar edebilendir. Kafirler içinse o fren asla olmayacak, süratli giden arabalarıyla o pisliğa dalacaklardır. Sonrası bataklık olan bu nefis bataklıklarının mimarı Yüce Allah olsa da kandıranı şeytandır. Allah o pislikleri sınav gereği yaratmış ama aynı anda kullarını ikaz etmiştir. Yani o pislik ve kandırmacaların varoluşlarında bir haksızlık asla yoktur ama şeytanın daveti, kandırışı, nefislere fısıldamasına aldananlar iradelerinden de sorumlu tutulacak olanlardır.

Şeytanın fısıldamaları bile Yüce Allah’ın müsadesi iledir. Nitekim şeytanı yaratan, ona süre ve ortam hazırlayan yine ve sadece Yüce Allah’tır. Bu da haktır ki şeytanlar olmasaydı dünya hayatı melekler şehri gibi sessiz, huzurlu, kötülük bilmeyen bir yaşam olurdu ki insanın yaratılışındaki hikmet tam oluşmamış olurdu. Oysa ki insanın yaratılışındaki hikmet özgür iradeyle hak ve güzel olanı seçme yetisindedir.

Özetle; dünya hayatı tuzaklarla dolu, şeytan her kötülüğün köşebaşındadır. Allah dostları imanla korunurken, kafir ve müşrikler için aldanmak kaçınılmazdır. Aldanış ve kanmaların, nefse tabi olmaların, kötülüklerin karşılığı elbet olacak, dik durabilmenin, salih kul olmanın müjdeleri de elbet yaşanacaktır.

Dünya hayatı fanidir, geçicidir. Asıl hayat ahiret yurdundaki, berzah ötesindekidir ve orada kimseye zerrece haksızlık yapılmayacaktır.

Ama o ana dek esas olan, hak ve doğru olan nefsin tuzaklarına kanmadan dik durabilmektir.

Rabbim, nefsimizi terbiye eylesin.

Rabbim nefislerimizi temizleyip imanımızı artırsın.

Rabbim bizi doğru yoldan ayırmasın.

Rabbim bizleri fani hayata ait gereksiz meşguliyetlerden uzak eylesin.

Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’da namus kavramı

İslam’da namus kavramı

İslam’da namus kavramı İslam, namus ve iffeti emreder.  Namus; sözlük anlamı olarak şeref ve haysiyetli ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir