Anasayfa / İMAN ESASLARI / İnsanların çoğu iman etmez
imanilmihali.com
İnsanların çoğu iman etmez

İnsanların çoğu iman etmez

İnsanların çoğu iman etmez ne demektir? İmanı şirke bulaştırmak nedir? Şirke bulaşmış iman kar eder mi? İnsanların çoğu iman etmez ile kastedilen nedir?

İnsanların çoğu iman etmez

“Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.” (En’am 6/116)

“Onların çoğu Allah’a ancak ortak koşarak inanırlar.”(Yusuf 12/106)

“Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.” (Zuhruf 43/78)

İman, kalple, dille inanmak, Hakka ve Hakk’a teslim olmak, ilahi sistemin emir ve yasaklarına harfiyen uyarak amellere, niyetlere doğru yön vermek ve sırat-ı mustakim’den ayrılmamaktır. İman, Allah’ın rızasına mazhar olmaya çalışmak, takva sahibi olmaya çalışmaktır. Fakat yazık ki insanların çoğu iman etmez, iman ettiğini sanır, şirke bulaşmadan iman edemez ve imanda münafıklık yapar. Ve insan cahildir, tehlikeyi, özü, imanı kavrayamaz, tehlikeyi göremez, sonuçsuz başkaca teslimiyetlere yem olur ve kendisine kişileri ilah, para ve malları put yapar da tapar.

“Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Yusuf 12/40)

“Kıyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.” (Mü’min 40/59)

Çünkü insanların çoğu Allah’a inansa da ahirete ve kıyamete inanmaz, inansa da buna göre yaşamaz. Gafil, cahil, nankör ve zalimdir. İnsanoğlu inkar eder, bilmediği şeylerde aşırı zanna gider, büyüklük ve bilgiçlik taslar. İnsanlar gerçekleri gözleriyle görmeden inanmama hainliğine düşkün, inkara müsait ve dünyayı sadece dünyevi gözlerle görmeye alışkındır.

“Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. Bu, onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir.” (A’raf 7/146)

“Şüphesiz Allah katında, yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü, inkâr edenlerdir. Artık onlar iman etmezler.” (Enfal 8/55)

“Elif Lâm Mîm Râ. İşte bunlar Kitab’ın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen gerçektir, fakat insanların çoğu inanmazlar.” (Ra’d 13/1)

Kur’an’ın, Peygamberin gayret ve hevesi, Rabbimizin dileği iman olsa da yazık ki kullar nefsin, cehaletin ve şeytanın tutsağı olarak iman etmezler, etmemişlerdir, etmeyeceklerdir.

“Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir.”(Yusuf 12/103)

“Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkârda direttiler.” (isra 17/89)

Çünkü insan aklını ve kalbini kullanmaz, kainat, vücut ve Kur’an ayetlerini görmeyi reddeder. İnanmayan bu güruh ise Allah’a karşı gelmekten sakınmaz, harama, haksıza, adaletsize meyleder, günahtan ve günahın vebalinden korkmaz.

“Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.” (Furkan 25/44)

“(Ey Muhammed!) De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile.” Ey akıl sahipleri! Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide 5/100)

İnsan o denli fâsıktır ki Rabbine daha fıtratta verdiği sözü unutur, yaptığı anlaşmayı bozar.

“De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.” Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkâr edenlerin düşmanıdır. Andolsun, biz sana apaçık âyetler indirdik. Bunları ancak fasıklar inkâr eder. Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa, içlerinden birtakımı o antlaşmayı bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez.” (Bakara 2/97-100)

İnsan dünyevi mal ve makamları arttıkça büyüklenir, kibir ve gururla aşağılamaya, inkara, kazanımları bileğinin hakkı sanmaya başlar.

“Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Mü’min 40/57)

“Kitab’a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükâfatını zayi etmeyiz. Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir. Yahut, “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helâk mı edeceksin?” dememeniz içindir. Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz.” (A’raf 7/170-174)

Oysa sınav haktır, ahiret haktır, hesap haktır.

“Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.” (A’raf 7/179)

İman etmeyenler bu sınavda mahzun olacak, ahirette yüzü yerde olacak, hasredilecek, cehennemlerde kavrulacak, hayvanlar gibi muamele görecek olanlardır.

Yazık ki pek çok ayette insanların çoğunun, kibir, bilgisizlik, isyan, hakka itiraz, helale direnme, yalanlama, görmediğine inanmama, azıcık iman etme gibi melanetler yüzünden, atalarının, liderlerinin, nefislerinin, şeytanın oyunuyla iman etmedikleri ve hakikati arayıp teslim olmaya çalışmadıkları bildirilir. Yine ezeliyeti gören Yüce Allah bu yüzden cehennemi çoğunluk için yarattığını yani çoğunluğun cehennemlik olacağını bildirir.

Yukarıdaki vahim tablo ve imansızlık deryasının satır araları okunursa da görülecek olan şudur;

İnsanların çoğu iman etmez. Kimi bilemediği için bildiği kadarıyla yetinir, kimi aklına uyanları kabul edip uymayanları reddeder, kimi haddi aşarak büyüklenir, kimileri eski inançlarından kurtulamaz, kimileri nefsinin ve şeytanın tutsaklık zincirlerini kırıp ta hakka ulaşamaz, kimileri gözleri ve kalbi mühürlü olduğu için hakka hiç erişemez, kimileri yalanlar ve kendi gerçeklerini üretir.

Ama çoğunluk kelimesi çok daha vahim olandır.

Demek ki tesettür, namaz, kurban, oruç, hac, ahlak, amel gibi şeylere rağmen yetmeyen, noksan ve yanlış olan bir şeyler vardır. Bu noksan olan şey; İMAN’dır.

İmana sahip olduğunu söyleyenler incelenirse de karşımıza, haramlardan sakınmadığı halde, yalana müracat ettiği halde, hak yediği, riyaya bulaştığı halde, Peygamberimizi evet ama diğer peygamberleri inkar ettiği halde, Allah’a inanıp ahirete şüphe ile yaklaştığı halde iman ettiği söyleyen kullar çıkar.

Oysa iman bütündür. Hem Allah ve sistemine tamamen, koşulsuz, layıkıyla, görmeden iman etmeyi gerektirir, hem bu imana göre yaşamayı, Allah’ın sınırlarına riayet etmeyi, hem nefis ve şeytandan, Allah düşmanlarından uzak durmayı emreder.

Bunların bir kısmını yapıp bir kısmını yapmamak güdük bir imandır.

Yapamadıklarını riya, tesettür, gösteriş, yalan ile kapatmaya çalışmak ise münafıklıktır.

Hem Allah dostu hem şeytana arkadaş olunmaz!
Hem iman edip hem nefsi putlaştırmak olmaz!
Hem inanıp hem inançsız yaşamak olmaz!
Hem iman edip hem hesaptan çekinmemek olmaz!
Hem iman edip Allah’a teslim olduğunu söylemek ama hem de başkalarından rızık, şefaat, medet beklemek olmaz!

Yarı iman imansızlıktır!

İnsanların çoğunun şirke bulaşmadan iman edememesi bu yüzdendir!!!

İman, koşulsuz, tam, sadece Allah’a teslimiyettir. Ve cennete sadece iman edenler girecektir.

Haksızlığa, zulme, adaletsizliğe, hileye, haksız kazanca, harama, tacize, tehdide, öldürmeye, işkenceye imza atanlar ise imanla uzaktan yakından ilgisi olmayan Allah düşmanlarıdır.

İbadet, ahlak, salih amel din adına güzel şeylerdir. Ama iman yoksa bu lezzetli ve şerefli yemekte o yemek yenmez, yense de tokluk hissi vermez.

İman, kalptendir demek, imanı hayata yansıtabilmek, söz ve davranışlarda Allah’ın her saniye bizi gördüğünü bilmek demektir.

İnsanların çoğunun imansızlığı ise; kapalı kapılar ardında yapılan gruplaşmalarla, gizli konuşmalarla, haksız ittifaklarla, kumpaslarla, adaleti kullanmadan hukuk silahıyla, tesettürlü ama takva giysisinden haberi olmayanlarla ortaya çıkandır.

Günah, haram, eziyet, büyüklenme ve aşağılama gibi illetlerden kurtulmadan iman edemezsiniz. Daha doğrusu imanlıysanız bunları yapamazsınız. Hem bu illetleri sergiler hem imanlıyım derseniz de cehennemdeki yeriniz kâfirlerden aşağı olur. Çünkü münafıkların cehennemde yeri kâfirlerden aşağıdadır.

Siz, Allah rızasını gözetmedikçe, Allah’ın sınırlarına uymayı reddettikçe, Allah’ın ilahi düzenini anlamaya çalışmadıkça, gerçek iman sahibi olmadıkça, ayetleri yeryüzünde bulup imanınızı arttırmadıkça, şeytanın peşine takılıp haksız ve dünyevi çıkarlar için ahireti boşladıkça gerçekten iman edemez ve “İNSANLARIN ÇOĞU İMAN ETMEZ” diye tanımlanan gruptan bir türlü kurtulamazsınız.

Sakın şirke bulaşmış halinizi hakiki iman diye tanımlamayın, sakın riya ve gösterişi gerçek inanç diye tanıtmayın, tesettürle gizlense de gerçek imandan yoksun kalplerinizi Takva diye yutturmaya çalışmayın. Bunu yaparsanız sadece cehennem azabı ile kurtulamaz, dünyada da sayısız azap ve vebal ile karşılaşırsınız.

Tövbe kapısı daima açıktır.

Yüce Allah’ın dileği ne açılıp saçılmak, haddi aşmak ve azgınlık etmek, ne de dünyadan el etek çekerek bir köşeye sığınmaktır.

Yüce Allah yaşamayı, hem dünya hem ahiret için çalışmayı ama halis kalple, tüm beden ve uzuvlarla iman etmeyi, Allah düşmanlarına düşman olmayı emreder.

Önce Allah düşmanlarını tanıyabilirseniz işiniz de kolay olur. Ama sakın iki karış sakallı, takkeli, tesettürlü, ağzından Allah adını düşürmeyen herkesi mü’min sanmayın. Yoksa imansızlık batağından asla kurtulamazsınız.

İşte asıl bunlar yüzünden zaten insanların çoğu şirke bulaşmadan iman edemez.

Ve şirk Allah’ın affetmeyeceği tek suçtur! Unutmayın Allah küçük de olsa, büyük de olsa günahları affedeceğini ama şirki asla affetmeyeceğini alenen bildirmiştir.

İman eden azınlıkta olabilmeyi can-ı gönülden diliyorsanız ilk yapmanız gereken, putlarınızı ve yedek ilahlarınızı fırlatıp atmak, dini bölmekten, haramla servet yapmaktan vazgeçmek ve sadece Allah’a yönelmektir.

İşiniz zor! Allah yardımcınız olsun!

İnsanların çoğu iman etmez

Bu yazıyı okudunuz mu?

İmanın alfabesi

İmanın alfabesi

İmanın alfabesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir