imanilmihali.com
İslam bu mu

İslam bu mu

İslam bu olabilir mi?

Sokaklar Müslüman ve mü’min etiketli insanlarla dolu. Onlarca insan yanı başlarında dilenen, çöpteki ekmeklerle doymaya çalışan, delik ayakkabılarla okuldan geri kalmamaya çalışan çocuklar, yaşlılar ile dolu. Hava zehir gibi pis, yollar tükürük dolu, sahipsiz hayvanlar köşe başlarında yemeyi ve ölmeyi bekliyor.

Ağaçlar kesilmiş, çimlerin üzerinde bir çuval çöp…

Trafik karmaşası, öfke ile dolu yüzler, gürültü, şiddet, terör…

Komşusu ile kavgalı, kardeşini miras yüzünden düşman bilen, annesini belki altı aydır ziyaret etmemiş insanlar…

Vergi vermeyen, mala hile katan esnaf, cami avlusunda ticaret yapmaya çalışan bir yığın insan…

Mini etekliler bir yanda, gözleri bile görünmeyecek şekilde siyahlara bürünmüşler öte tarafta…

Gavurun kapı kapı dolaşıp insanlara ücretsiz teslim ettiği kendi din kitapları, bizde gazetelerde kuponla verilir halde…

Mutsuzluk, tatminsizlik, güvensizlik, korku diz boyu…

Bir tarafta imanı savunan mazlumlar, bir tarafta ezmeyi maharet sayan zalimler…

Adalet güveni ezmiş gezmiş, insanlar şahitlikten korkar halde…

Devlet eliyle oynanan şans oyunları yani kumar…

Tinerci çocuklar, sokaklarda, köprü altlarında kimliksiz evlatlar…

Zina, fuhuş tutkunları…

Rüşvet alan memurlar, işini tam yapmayan görevliler…

Ehliyetsiz ve liyakatsiz iken o işe getirilmiş torpilliler…

Estetik ve lükse harcanan milyonlar, israf edilen ekmekler, yemekler, kıyafetler… öte yanda bir dilim ekmeğe muhtaçlar…

Mafyalar kol geziyor, kamu malı kapanın elinde kalıyor, köşe başlarında tapusuz binalar yükseliyor yüzlerce…

Ambulans sesleri, itfaiye ve polis sirenleri durmuyor gün boyu…

Odun alamayan, doğalgaz ödeyemeyenler yorgan, yastık, pabuç, plastik yakarak ısınmaya çalışıyor…

Cumalar hariç camiler pek bir tehna…

Dilencileri görmezden gelen onlarca zengin…

Elde tespih, başta külah yoldan geçen hanımların bacaklarını süzen iman sahipleri…

Yalan yeminler, kandırmacalar, komşu esnafın müşterisini çalmaya çalışan sözde açıkgöz esnaflar…

Kapı kapı gezip dini siyasete alet etmeye çalışan hanımlar…

Cuma toplantıları ile Kur’an’ı Arapça’ya daha çok batırmaya gayret eden bir sürü insan…

Şehit haberleri, terör manşetleri, yanan haneler…

Sınavlarda hile, atamalarda hile, diplomasız öğretmen olmalarda hile…

Ellerde cepler, masalarda tabletler, samimiyetten uzak, sanal dünyalarda yaşayan bir yığın insan…

Güven yok, huzur yok, teslimiyet yok, dua yok, sabır yok, tevekkül ve tefekkür yok…

Birbirini severmiş gibi yapan, birbirinin cebindeki paraya göz diken dünya tutkunları…

Ezan sesine rağmen müziğin sesini kesmeyenler, arabasındaki müzik ile tüm caddeyi rahatsız edenler, yere tükürenler, kapı önlerinde günlerce çöp biriktirenler, sigara kotiklerini yola savuranlar, kaldırımlara park eden arabalar, engelli ve yaşlılara eziyet olsun diye kaldırımları gasp eden esnaf tezgahları…

Okul önlerinde isimsiz, kimliksiz, şaibeli insanlar…

Hırsızlar, yankeseciler…

Tacizciler, tursit tacizcileri, tecavüzcüler…

Kızına şehvet duyan babayı mazur gösterenler, diğer mezhepleri din dışı ilan edenler, fuhuş ve zina yasalarda suç olmaktan çıkarılırken nişanlılara elele tutuşmayın diyenler…

Olan bitene sessiz kalan din alimleri…

İyiliği teşvikle uğraşıp, kötülüğü men etmekten bihaber cahil alimler…

Medyanın, aydınların, büyüklerin, yöneticilerin vebali…

Tevhidi öğretmeye çalışırken şirki tanıtmayan ve toplumu şirke yem eden kitap ehli insanlar…

Dersten kaçan çocuklar…

Geçim derdinden ötürü maneviyatı unutan bir cümle insan…

Borcuna sadık olmayanlar, senedini ödemeyenler, kaçak elektirk-su kullananlar…

Taraflı, mamalandırılmış haberlerle dolu gazeteler…

Ekranlarda iğrenç diziler, ahlaksız mesajlar…

Jeeplerle gezen tesettürlü bayanlar, ojeli tırnaklarla namaz kılanlar, ahlakı yeterli sananlar…

Eşcinseller, eşcinsellere destek olanlar…

Ehliyetsiz ve liyakatsizken işe talip olanlar…

Haram helal demeden kusana kadar yiyenler…

Peygamberimizin ahlakını değil sadece şeklini taklit ederek rant sağlamaya çalışan münafıklar…

Kurban keserken bile komşusuna hava atmaya çalışan gafiller…

Sünnet, farz, vacip farkını, mü’min-müslüman farkını bilmeden dini yaşadığını sanan gafiller…

Kur’an ile delil gösteremeyen, Kur’an dışı din uyduran, Kur’an üstü kitap  – Peygamber üstü tartışılmaz kişiler icat edenler…

Zehirli gıdalar, kaçak içkiler, dışı kimyasalla kaplanmış elmalar, çamaşır suyu ile beyazlatılmış cevizler, ağır çeksin diye taş katılmış pirinçler, ağır çeksin diye ıslatılmış odun çuvalları, pazar yeri dağıldıktan sonra iğrenç halde terk edilen pazaryerleri…

Hanelerde türlü iğrençlikler, eğlence yerlerindeki sabahsız geceler, kaldırımlarda hayat kadınları, karanlık-loş ortamlarda alkol ve uyuşturucu tutsağı sınırsız özgürlük tutkunları…

Anne-babayı geri kalmış gören evlatlar, evlatlarına para verip ebeveynlik yaptığını sanan anneler, derslerde ders yerine top oynatan öğretmenler, görevini yapmayan memurlar, iş yerinde iş yerine örgü ören devlet memurları,

Güleryüz ve samimiyetten uzak yaklaşımlar…

İhale yolsuzlukları, yolsuzlukları araştırmayanlar, yolsuzluk araştıranları engelleyenler, yolsuzlukları sır gibi saklayanlar…

Katiller, gaspçılar, sabahları kapılara gizli gizli gazete bırakanlar…

Diğer mezhebi dinsiz, mezhepsizleri kafir, kafirleri dost görenler…

Kişilere ilah diye tapan rızık ve medet umanlar, paraya put gibi tapanlar, dünya malını çok sevenler…

Ecdadına küfredenler, vatana ihanet edenler, askerine polisine kurşun atanlar…

Dini dua ve namazlarla sınırlı sayıp diğer zamanlar hayatın dışına itenler…

Besmelenin anlamını bilmeyen lise talebeleri, Fatiha’nın mealinden habersiz Müslümanlar…

Tesbihatın, namaz sure ve dualarının anlamını bilmeyen bir sürü insan…

İmanı, ibadet ve ahlakın çok gerilerine atan iman edenler…

Çok daha fazlası hemen evinizin önünde, pencerenizden dışarıda, iş yerinizde, televizyonunuzda yaşanıyor.

Peki o zaman soruyoruz; İslam bu mu ?

İslam bu mu

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

34 + = 42