Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İslam neden son dindir?
imanilmihali.com
İslam neden son dindir

İslam neden son dindir?

İslam neden son dindir?

Allah’ın tüm varlıklar için, kıyamete dek, ahiret hesabı da dâhil Allah katında da muteber kıldığı tek ve mükemmel din İslam’dır. Sanılanın ve siyonizm tezgâhtarlarınca pazarlananın aksine diğer semavi dinler dâhil artık mazi olmuş ve muteberliğini kaybetmiştir. Bu sadece o dinler eskidiği veya zalim insan aliyle tahrif edildiği için değil Yüce Allah böyle emrettiği içindir.

“… Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim …” (Maide 5/3)

Peki, İslam neden son dindir? İslam dini neleri mühürlemiş ve neleri esas almıştır da Yüce Allah böyle buyurmuştur? Neden yaşamın arda kalanı ve ahiret hayatı İslam’a göre şekillenecek ve sorguların tamamı bu dine tabi olsun olmasın herkes için İslam ile yapılacaktır? Neden Kur’an tüm dünya insanları için muteber tek dini kaynaktır ve neden şeytanlar sadece İslam orduları ile mücadele halindedir ve iman edenleri ezmeye, yok etmeye çalışmaktadır?

Bu soru pek çok Müslüman için akla dahi getirilmeyen bir bahistir çünkü maalesef pek çok Müslüman aklını kullanmayı çoktandır ihmal etmektedir ve bunun yerine hurafelerle oyalanmaya şartlandırılmıştır. Cevap ise çok basit ve içler ürperticidir.

Evvela şunu ifade etmek gerekir ki bunu yukarıdaki ayette görüldüğü üzere Yüce Allah dilemiştir ve O’nun hikmeti sual götürmez. Hüküm sadece Allah’ındır ve bizlerin yorumu âcizane bir öğütten ibarettir. Çünkü O, bizler için İslam’ı seçmiştir. Ancak bu gaflete düşen zalim ve cahillere öğüt verme mesuliyetini de ortadan kaldırmaz. Bu maksatla bu hikmetin gerekçelerine akıl sahibi birer kul olarak hem de iman adına bakmakta büyük fayda vardır.

Yüce Allah’ın ayetinde buyurduğu şekliyle insanlar için genel anlamda manevi rehber olan din kemale ermiş yani tamamlanmış, değişmeyecek şekilde son halini almıştır. Yani insanlık tarihi boyunca değişik Peygamberlerce tebliğ ve davet edilen dinlerin tamamının özeti ve nihai şekli olan İslam benzetme yerindeyse prototiplerden sonra aslına kavuşmuş ve tüm emir ve yasaklarıyla en uygun halini almıştır.

Yine Yüce Allah’ın ayetiyle anlaşılır ki İslam nimeti Kur’an ile tamamlanmış, yani verilecek tüm öğüt ve nasihatler tamam olmuştur. Artık bundan sonrasında söze ve izaha gerek yoktur, dolayısıyla başkaca bir Peygamber ve din gelmeyecektir. Demek ki Allah rızasına ermek ve cennetlerle müjdelenmek isteyen herkes aradığı cevapları Kur’an’da ve İslam’da bulacaktır ki ötesine gerek dahi yoktur.

İslam dışında bir din aramak ve ona tabi olmak ayetin tabiriyle şeytanın adımlarını izlemektir ki İslam bir kavmin dini değil, Kur’an’ın nüzulünden itibaren tüm insanlığın dinidir.

“Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslâm’a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.” (Bakara 2/208)

İslam ve İslam’ın manevi rehberi Kur’an aklı kullanmayı ve imanı emreder. Demek ki insan aklı son seviyeye ulaşmış ve idrake hazır hale getirilmiştir ki akıllar artık dinin emirlerini anlamakla alakalı bahane üretemezler. Bu da demektir ki daha önceki dinler vaktinde insanlığın organizma olarak beyinleri İslam’a hazır değildi, gelişmesine devam etmekteydi fakat Hz. Peygamberin risaletine denk gelen çağda beyinler anatomik olarak ayetleri kaldıracak ve anlayacak seviyeye getirilmişti.

“(Dünyalık olarak) size verilen her şey, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah’ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?” (Kasas 28/60)

Kur’an diğer tüm kitapları doğrulayıcı bir rehberdir ve sondur. Dolayısıyla İslam Kur’an’dadır, Kur’an tüm insanlık dininin nihayetidir.

“De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.” (Bakara 2/92)

Hz. Peygamber ise yaşamı ve vefatı ile, ibadet ve kulluğu ile vahye muhatap edilmiş bir Nebi ve yaşadığı örnek Kur’an ahlakıyla en kıymetli insandır. Yani Kur’an ve İslam’a tabi olduğunu söyleyen herkes için örnektir, O’nun idrak ve daveti baş üstündedir.

“Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’am 6/162)

Şüphesiz İslam’ın neden son din olduğunu anlamak için emir ve yasaklarına da göz atmak gerekir ki bunlarda başlıca iki başlık öne çıkar. İlki iman ve diğeri şirk bahsidir.

İman bahsinin madde başları cihat ve infak, ibadet ve salih amel, temiz kalp ve dürüst ahlak, temiz niyet ve çalışmak, nefsi terbiye ve zulme direnmek, iman kardeşliği ve imanı ispat etmektir. Şirk bahsinin madde başları ise Allah’a ortak koşmamak, şeytanı en büyük düşman edinmek ve şeytanlarla işbirliği yapmamaktır.

İman ve şirk bahsi diğer dinlerde bu denli açık ve anlaşılır değilken Kur’an ile basit hale getirilmiş ve tereddütler giderilmiştir. Keza cihat bahsi sadece İslam ile emredilen bir husustur ve kalemle, icatla, kılıçla yapılabilen her türlü Allah yolundaki mücadele cihat kapsamındayken aslen kast edilen küfür cephesi ile savaşmaktır.

Keza zulüm üretmemek her dinde emir iken, İslam zulme karşı mücadeleyi emreden tek dindir. Hatta Kur’an’ın tek düşmanı zulümdür ve şirk dahi en büyük zulüm olduğu için afsızlığa mahkûmdur.

İslam ile temel insani değerler, maruf adıyla yasalaştırılmış yani adeta insan hakları beyannamesi gibi ayetlerde listelenmiştir ki bugün modern yasalarla sınırları çizilen insan haklarının tamamı Kur’an ayetlerinde hem de asırlardan beri mevcuttur. Yani İslam sosyoloji alanında da en kıymetli bir eserdir.

Tevhid ve fıtrat kelimelerinin manası, Peygamberler tarihi, İblisin ahdi ile gayba dair pek çok şey ayetlerle bildirilmiştir ve ahir zamanın sonlarına yakın bu zamanlarda Yüce Allah yaşanacakların her birine örnekler vererek öğütlerini tamamlamıştır. Bu yüzden Kur’an kıssalarını sıradan ve kısmi bir örnek olarak anlamaktan ziyade tüm ayetlerin mahiyetini tüm zamanlar için düşünmek gerekir.

Toparlayacak olursak İslam dini öncelikle Allah dilediği için, sonrasında insanlık seçilmişlik ve gelişme durumuna göre ayetleri ve ahiret hesabını idrake hazır hale getirildiği için, ayetler ile ahir zamanın sonuna dek insanlığın yaşayacağı tüm güzellik ve pisliklere tedbir olarak öğütler verildiği ve bu dinle hayata geçirildiği için, Hz. Peygamber son Nebi ve Kur’an son Kutsal Kitap olduğu için son ve muteber tek dindir.

O halde İslam’ın emir ve yasakları kesin olması açısından müjdeleyici bir rahmete ve fakat kahredici bir azaba da sebep olabilir. Bu da bizi dini anlamaya ve gereklerine uymaya mecbur eder. Bu mecburiyet o denli bağlayıcı ve tartışılmazdır ki ayetlerin her biri farz mahiyetindedir, hiçbir ayet hatta harf boşuna değildir.

Beşeri kaygı ve beklentilerle bu emir ve yasaklara riayet etmemekte direnenler içinse cehennem ateşleri yeterince azap vericidir.

Son ve tek din İslam herkes içinse, herkes bu dine saygı duymaya ve gereklerini yapmaya mahkûmdur. Bunu rızasıyla yapanlar müjdelenecek, buna direnenler ateşin azabıyla rıza göstermeye mecbur bırakılacaktır.

Din bir oyun veya eğlence vasıtası asla değildir, Allah’ın sınırları bellidir, Kur’an hüküm sahibi Allah’ındır ve ahiret hesabı haktır. Hz. Peygamberin sünnetini takip ettiği iddiasındakiler Allah’ın farzlarını hafife alsalar da, her tarikat kendi dinini kaleme alsa da, siyonizm ve arabizm dine darbeler vurmaya çalışsa da hak ve hakikat sadece İslam’dadır, sadece Allah diyebilmektedir. Bu sadece kelimesi ise dinde iman ve şirk arasındaki kalın çizgidir.

Şeytanları en büyük düşman kabul etmemekte direnenler içinse yapılabilecek bir şey kalmamıştır ve cehennemler ağzına dek bu yüzden dolacaktır. Çünkü insanların çoğu beşeri olarak istifade ettikleri ama dine aykırı şeylerle mutlu olurken ahiret hesabını unutmakta, Allah ile aldatılarak şefaat ile kurtulacaklarına inandırılmaktadır.

Oysa şefaat sadece Allah’ın razı olduğu kullar içindir. Nefsine, şeytanlara veya kişilere ilah diye tapanların bu rızaya ermeleri ise asla mümkün değildir.

Allah hayatı ve ölümü kimin daha iyi şeyler yapacağını görmek için yaratandır. O halde İslam ile emredilen şeyler iyidir ve yapmak lazımdır. Bu hayat fanidir ve asıl hayatın tarlasıdır. Burada ekilenlerin hasadı orada yapılacaktır ve orada sevap kazanma imkânı olmayacaktır.

Hak ve adalet, Allah’ın en çok değer verdiği kıymet ve iffetlerdendir. Allah haklarını Yüce rahmeti ile helal etse de kullara veya kamuya ait yenen hakların helalleşmesi ancak mazlumların feragat etmesi ile mümkündür ki bu hesap ahirete kalırsa kulun sevapları mazlumlara verilecek, sevaplar yetmezse mazlumların günahları üstlenilecektir. Bu ise azaba davetiye çıkarmaktır ki azap fenadır.

Son söz

İslam son dindir çünkü Allah nimetini Kur’an ile tamamlamış ve herkes için kıyamete dek İslam’ı emretmiştir. Bu din aklı egemen kılan, sevgiyi yücelten, cihadı zulme ve küfür cephesine karşı uygun şartlarda emreden, hak ve adaleti yüceltendir. Yine bu din zulmü yasaklayan, zulme karşı savaşa dahi ruhsat veren, şeytanı en büyük düşman kılan, fıtratı ve hesabı her yönüyle izah eden, diğer dinlerin devamı ve doğrulayıcısı olduğu halde diğer dinlerin zalim insan eliyle tahrif edildiği için artık muteber olmadığını bildirendir.

Bu din hurafe ve batılı, sihir ve büyüyü, şeytan işi pislikleri, şirki, münafıklığı, küfür ve mürailiği yasaklayan, kullara Müslüman olmakla yetinmeyip mü’min olmaya davet edendir.

Bu din sadece Allah diyebilenler dışında kimsenin cennetlere gidemeyeceğini, iman etmedikçe cennetlerin haram olacağını buyurandır.

Bu din herkesin kendi günahını üstleneceğini, ahirette zerrece noksanlık olmayacağını, Allah’ın hesap günü günahkâr zalimlerle konuşmayacağını, azabın fena olduğunu anlatandır.

Bu din tüm insanlık için şeytana karşı Allah yanında olmayı emreden, Allah dostları ile saf tutmanın önemini anlatandır.

Bu yüzden İslam; sondur, tamdır, mükemmeldir.

Bu idrake varabilenler için ayetler görünürdür, din erdirici ve esenliğe götürücüdür, varamayanlar içinse cehennemlerde yeterince yer vardır.

Bu son din İslam’a göre sadece iki taraf vardır; ilki Allah dostları yanı ve diğeri şeytanın tarafı. Yine bu dine göre iki çeşit insan vardır; iman eden ve etmeyen. Sadece iki din vardır; Allah dini ve şeytanın dini. Bu ikililer arasından hangisini seçeceği ise kulun kendi aklına ve kalbine bırakılmıştır ki hiç bir amel veya niyet karşılıksız kalmayacaktır!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir