Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / İslam ve güzel ahlak
imanilmihali.com
İslam ve güzel ahlak

İslam ve güzel ahlak

İslam ve güzel ahlak

Yüce Allah Muazzez Peygambere atfen O’nun yüce bir ahlak üzere olduğunu buyurmuştur ki O’nun ahlakı Kur’an ahlakıdır.

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem 68/4)

Peygamberimiz de kendisi hakkında; “Ben ancak yüksek ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”(el-Muvatta, “Hüsnü’l-Hulk”, 8) diye buyurmuştur.

O halde mutlak ahlak kavramına verilecek tek cevap Kur’an ahlakıdır. Diğer tüm beşeri ahlaklar örflerden, alışkanlık ve kabullerden kaynaklanan, geçici, değişken ve bağlayıcı olmayan ahlaklardır. Hatta bir topluma göre ahlaklı olan diğer bir topluma göre ahlaksızlık dahi sayılabilmektedir. Bu kutsallar adına da öyledir. Oysa Kur’an ile emredilen ahlak değişmez, evrensel ve bakidir.

Ahlak, insanın tutum ve davranışların tümü veya kişide huy olarak bilinen nitelik şeklinde tanımlanabilir. Güzel ahlaktan söz ediliyorsa kötü ahlak da olmalıdır ve fakat ahlaksız kimse olamaz çünkü herkesin tutum ve davranışları ve neticede bir huyu vardır. Bu iyi veya kötüdür ama hiç değildir. Bu yüzden ahlaksız demek yerine doğru olan “kötü ahlaklı” tabirini kullanmaktır.

İslam ile övülen elbette güzel ahlaktır ve bunun anlaşılması zaten tam zıddı olan kötü ahlakı da anlaşılır kılacaktır.

O halde güzel ahlak nedir?

Güzel ahlak; tutum ve davranışların, huyların, muhakemelerin, söz ve amellerin uygun, doğru ve güzel olmasıdır ki bu uygunluk örfe, topluma, kişilere veya zamana göre değil mutlak olana yani Kur’an’a uygunluktur.

Çünkü Kur’an tüm zamanlar ve tüm ümmetler içindir, adeta ahlak anayasasıdır, en temel insanlık değerlerini ve doğruları ifade eder, tamdır, değişmezdir. Dahası Yüce Allah’da, Peygamberleri de o ahlak üzeredir ve bu ahlakın Kur’andaki adı Sırat-ı Mustakim’dir.

Doğru ve erdirici yol ve istikamet demek olan bu Sırat-ı Mustakim hak ve adil olanı, doğru ve güzel olanı temsil eder. batıl, çirkin ve yanlış olanlar yolu ise bu yol değildir çünkü onlar şeytanın adımlarını izleyip yanlış patikalara saparlar.

Sırat-ı Mustakim ile emredilen nedir sorusunun cevabı ise Kur’an ile bildirilen emir ve yasakalra uymak, helal ve haramlara itibar etmek, bunları yaparken ihsana, itidale, merhamete, hoşgörü ve bağışlamaya, tevazuya, sevgiye ve şefkate, yardımlaşma ve paylaşmaya azami özen göstermektir.

Elbetteki ahlak güzel ahlak dahi olsa sadece iyilik yapmak ve hoş tutmak değildir aksine güzel ahlak aynı zamanda kötülükten sakınmak ve kötülükle mücadele etmektir.

O halde tanımı tekrar edersek güzel ahlak; iyiliğin kazanması için güzel, namuslu, erdemli, doğru ve dürüst olmak, kötülüğün yenilmesi için kötülükten uzak durmak ve kötülükle Allah adına mücadele etmektir şeklinde söylenebilir.

Maddeleyecek olursak ise güzel ahlak şunları emreder;

1. Allah’ı tek dost bilmek, faziletli, şerefli ve erdemli olmak, haysiyetli bir yaşam sürmek

2. Kur’an emirlerini, Peygamberin sahih sünnetini baş tacı etmek, emir ve yasaklara uymak

3. Allah için sevmek ve Allah için sevmemek

4. Güzel söz söylemek, sevgi ve şefkat beslemek, merhametli olmak

5. İtidal ve tevazuyu benimsemek, büyüklenmemek, hırs ve kibre yenilmemek

6. Sınavı ve Allah’ın hemen yanıbaşımızda olduğunu idrak etmek

7. Acizliği bilmek, günahlarının farkında olmak, tevbe edebilmek, hatayı tekrarlamamak

8. Nefsi terbiyeye çalışmak

9. İmanı muhafazaya ve kuvvetlendirmeye gayret etmek, imandan küfre dönmemek

10. Muhtaca dost eli olabilmek, samimi olabilmek

11. Allah dostları ile aynı safta olmak, adalet ve haktan sapmamak

12. Dünya malına gereğinden fazla değer vermemek

13. Riya ve gösterişten kaçınmak, şirk ve küfre bulaşmamak

14. Yalan, iftira, haram ve çirkine tamah etmemek

15. Kötülükten sakınmak, kötülükle mücadele etmek, şeytanı en büyük düşman bilmek,

Elbette bu maddeler çoğaltılabilir ancak özü şudur ki güzel ahlak Peygamberimizin ahlakını örnek almaktır. O’nun Kur’an ile övülen ahlakı tüm mü’minlere misaldir ve başkaca örnek aramaya da gerek yoktur. Çünkü O Allah için yaşamış ve ölmüştür. O halde tüm söz ve davranışları da Kur’an iledir, Kur’an’a uygundur.

Burada bir nüansı hatırlatmakta fayda vardır ve o da şudur ki; Peygamberimizin yaşadığı zaman ve coğrafyadan kaynaklanan kavimsel, örfi, mevsimsel, yöresel alışkanlıklar ile Kur’an ahlakı arasında kocaman bir fark vardır ve bu ikisini birbirine karıştırmamak lazım gelir. Bu özellikle kıyafet konusunda kendisini belli eder ki kısmi olan bu gerekler mutlak olan Kur’an ahlakını değil kavmin alışılagelen örflerini tarif eder. Çünkü iman sembolü Hz. Peygamber’de, kafir amcası da aynı kıyafeti taşıyordu ve bu demektir ki o kıyafetlerin ahlakla değil örfle alakası vardır.

Mü’min güzel ahlak ile Kur’an’ı anlamalı, kendisini hesaba çekerek ahiret hesabından önce kendisini aklamaya çalışmalıdır. Örnek olması gereken mü’min etrafına güvenilir, samimi, dürüst izlenimi veremediği sürece gerçek ahlaka erememiş demektir. Mü’min, Peygamberi, iman kardeşini kendisi kadar sevmedikçe gerçek erdeme erememiş demektir. Mü’min, Allah’ı yanıbaşında ve niyet ve amellere şahit bilemedikçe kamil ahlaka sahip olamamış demektir.

Güzel ahlak sahibi kul, sadece kendisi için değil etrafı, yakınları, komşuları, akrabaları, ana babası ve toplumu için de bir nimettir ve etrafına güzel ahlak saçar, aydınlatır, örnek olur. Sadece kendisine iyilik eden bir ahlak ise kamil olmaktan uzaktır.

İbadet, iman, salih amel güzel ahlakın tamamlayıcıları ve kardeşleridir.

Güzel ahlakın zıddı kötü ahlak ise, Kur’an ile emredilene uymamak hatta aksine ısrar etmek, batıla hizmet etmek, çirkini savunmak, kural tanımamak, kötülüğün yeryüzüne egemen olmasına çalışmaktır. Bu gayeye ait en ufak hissiyat dahi kulu kötü yapmaya yeter ve kötülük kaybetmeye mahkumdur. Çünkü Allah kafirler istemese de nurunu tamamlayacak olandır.

Güzel ahlakın topluma egemen olması ise evvela ferdin o ahlaka sahip olması iledir. Sonra aileden başlayarak yakın çemberler ve sonra daha geniş çemberlere doğru genişleyecek güzel ahlak bir zaman sonra tüm toplumu inşallah saracaktır.

Elbette güzel ahlakta sabit durmak kolay değildir, ceremelidir, etrafta bu denli çok kötü ahlak sahibi varken meşakkatlidir. Ama doğruluk ve dürüstlükte sebat Allah’ın emridir ve bedeli ne olursa olsun mü’mine düşen doğru yoldan ayrılmamaktır.

Kötü ahlak sahiplerinin servet ve makamları, güzel ahlak sahiplerini üzmemelidir çünkü asıl kazanacak olanlar güzel ahlak üzere olanlardır.

Ahlak, iman ve ibadetin meyvesi ve salih amelin mesnedi olduğuna göre de tamamını aynı düşünmek, birini diğerinden ayırmamak lazım gelir. Muhakkak ki imanı veya dini farklı olduğu halde ahlaklı olanlar da vardır ama bu mutlak değildir. Burada söz edilen ise mutlak güzel ahlaktır.

Dini bölmek nasıl kötüyse, güzel ahlak sahiplerini ayrıştırmak da o denli kötüdür. Keza bu mutlak ahlakın içine teknoloji veya batılılaşma adına suni eklentiler yaparak sulandırmak doğru değildir. Çünkü medeniyette ilerleme batıyı kopyalamak değil, milli değerlere sahip kalarak teknoloji transfer etmektir. Yoksa onların ahlakını ithal etmek demek değildir.

Etkileşim ahlakın vazgeçilmezidir çünkü temas halindeki insan karşısındakinden iyi ama kötü olsun mutlaka etkilenir. Bu nedenle ahlak sahiplerinin dost ve arkadaş seçerken azami dikkat göstermesi gerekir. Gerçek dost Allah’tır. En büyük düşman ise şeytan ve soyudur.

O halde güzel ahlak dinin emri ve gereğidir, imanın meyvesidir.

Güzel ahlak, Kur’an’ı hayata yansıtmak gayretidir, hata durumunda tevbelere sarılmaktır.

Güzel ahlak, Sırat-ı Mustakim üzere olmak ve Allah için yaşayıp, Allah için ölebilmektir.

Güzel ahlak, dünya süslerine kanmamak, ahiret hesabını bilerek yaşamaktır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Hz. Peygamber

Sünneti sorgulamak

Sünneti sorgulamak İman; Yüce Allah’a, Kur’an’a ve elçisi Hz. Peygamber (sav)’e itimat ve itaattir. Yüce ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir