Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İslam’a hizmet nedir
imanilmihali.com
Bütünleşemeyen İslam

İslam’a hizmet nedir

İslam’a hizmet nedir

“… Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.” (Hac 22/40)

Yüce Allah, hiç ihtiyacı yokken dinine, kendisine, sevgiyle, inançla, azimle, sabırla yardım edilmesini ister. Bizler bu yardımı çoğu zaman ihmal etsek de dönemsel olarak birileri veya bazı toplumlar zaman zaman bu işi yaparlar ve dünya selameti muhafaza edilir. Bu yardım aslında fiilen kulun kendisine, etrafına ve inanç sisteminin tamamınadır yani namuslu ve imanlı, doğru, dürüst ve güzel, Allah’ın Kur’an ile bildirdiği sınırlar içerisinde, Kur’an ahlakına uygun yaşamak, bu izah edilen yaşamı onaylamayanları gönül bahçelerine sokmamak, ayrıca bu huzur ve ahengi bozmaya-karalamaya-yok etmeye çalışanları düşman bilmek, etraftaki muhtaçlara el uzatmak, yanlış yoldakilere nasihat etmektir.

Bizler Allah’ın dinine yardım kelimesini daha ziyade dine hizmet, İslam’a hizmet diye telaffuz ederiz.

İslam’a hizmeti fıkıh ve akaid penceresinden izaha çalışırsak şöyle bir tanım yapmamız gerekir; İslam dinin gereklerinin öğrenilmesine, yayılmasına, egemen olmasına, doğru yaşanmasına, kalplere girmesine, gaye edindiği huzur ve refah ortamını tesis etmesine imkân sağlayan, yardım eden, ortam hazırlayan her şey İslam’a hizmettir. Aynı şekilde bu tarif edilenlerin hayata geçmesine mani olmaya çalışan şer ittifakları ve şeytan yamakları ile mücadele yani cihat etmek de İslam’a hizmettir.

Daha açık olarak İslam’a hizmet; Kur’an’ı anlaşılır ve egemen kılmak, iman ve tevhidi tanıtmak, şeytan ve şirkin nasıl affedilmez olduğunu anlatmak, ahiret hesabının çetinliğini izah etmek, Kur’an ile bildirilen sınır, emir ve yasakları topluma egemen kılmaya çalışmak, bunu yaparken samimi ve dürüst olmak, zorlamamak, zorlamayı sadece zulme karşı yapmak, ibadeti hür, vicdanları hür kılmak, ibadethaneleri ve diyanetle alakalı kimseleri eğitmek, bu yerlerin kullanıma hazır ve güvende bulundurulmasını sağlamak gibi pek çok ameli kapsayan bir deryadır.

Kısaca İslam’a hizmet; Kur’an’a, mescide, kalplere, vicdanlara yardım etmek, dinin huzur ve güven ortamında yaşanmasına imkân sağlamak, din düşmanı münafık ve kâfirlere göz açtırmamak, ezan seslerinin hür ve gür çıkmasını temin eden ortamlar oluşturmaktır.

İslam’a hizmet nedir ?

İşgal altında, manda zihniyetiyle, baskı ve tehditle, hürriyetten yoksun vaziyette, taciz ve tecavüzler altında hür yaşanamayacak dini bu zor durumdan kurtarmak, ülkeye veya dünyaya zulmetmekte olanlara karşı Kur’an adına dikilmek, sabır ve fedakârlıkla, inanç ve azimle Allah yolunda cihat etmek, hürriyet ve egemenliği tesis edip, bayrağı ve ezanı hür kılmak İslam’a hizmettir.

İslam’a hizmet akıl ve kalplerdeki karanlıkları, Kur’an nuru ile aydınlatmak, hurafeleri silip atmak, batıl inanç ve örfleri dinin dışına çıkarmak, dini yeniden ve sadece Allah’a ve Kur’an’a kılavuzlamak İslam’a hizmettir.

Kur’an’ı ve dini anlaşılır, okunur, idrak edilebilir duruma getirmek, ayet ve surelerin neler anlattığını herkesin anlayacağı hale getirmek, ana dile tercüme edip, meal ve tefsirle anlaşılır kılmak dine hizmettir.

Yıkık dökük camileri onarmak, yenilerini yapmak, memleketi yeniden imar etmek, savaş ve işgallerin izlerini silebilmek, hür ve gür vaziyette ezan seslerini okunur hale getirmek dine hizmettir.

Din adına, dini eğitim maksadıyla kurumlar kurup yurda yaymak, doğru din dersi kitapları hazırlatıp okutmak, din adamları yetiştirmek, din işlerini kurumsallaştırmak ve kanunlarla koruma altına almak dine hizmettir.

Vicdanları hür bırakmak, dindeki zorlamaları kaldırmak, yanlış anlamaları gidermek, devlet işlerini akıl ve bilime yönlendirirken dini fertlerin kalbi meselesi olarak ele almak, laiklik ilkesini egemen kılmak dine hizmettir.

Aileden devlete kadar tüm örgütsel yapılanmalarda dinin emrettiği ahlak ve namus çizgisinde kaideler oluşturmak, ödül ve cezaları buna göre tanzim etmek lakin medeniyet ve teknolojiyi reddetmemek, insan haklarını egemen ve vazgeçilmez kılarken, dinin eşitlik ve kardeşlik ilkelerine sadık kalmak dine hizmettir.

Her türlü bölücülüğü reddetmek, nifak, fitne ve fesat odaklarını terslemek, güzel düşünüp, güzel niyet ve amel üretmek, hayırlı ve güzel işler yapmak, memlekete, topluma faydalı değer ve kıymetler üretmek dine hizmettir.

Dinin daha iyi anlaşılması ve yaşanması için meal ve tefsir ettirilen, ders kitabı diye hazırlanan eserleri, tercüme ettirilen hadisleri memleketin dört yanına bedava dağıtmak ve okunmasını sağlamak, dinin doğrusunu yaşayarak göstermek dine hizmettir.

İslam’a hizmet KÖLELEŞTİRİLEN, İKİNCİ SINIF VATANDAŞ YAPILAN kadın ve kızları, hak ettikleri adil ve erkeklerle eşit seviyeye getirmek, eğitmek, istemediği kimselerle evlendirmemek, çocuk yaşta gelin etmemek, on üç yaşında bebek sahibi yapmamaktır. 

Özetle; cami avlularını düşmanın kirli postallarından, kızlarımızın namuslarını işgal ordularının tecavüzcü askerlerinden, Kur’an’ı Arapçadan, dini hurafe, örf ve israiliyattan, vatanı esaretten kurtarmak, ibadet ve imanı yerlerden kaldırıp göklere yükseltmek, İslam’ı yaban otlarından ve yobaz – kirli zihniyetten temizlemek dine hizmettir.

İslam, asırlar boyu yanlış kişi ve yorumlar elinde tanınmaz hale gelmiş, erdirici olmaktan uzaklaşmış, kulların anlamayacağı adeta kutsallaştırılan arapça ile eş tutulmuş, ayetlerle bildirilen dini hükümler yerine Arapçanın kendisi din diye tezgahlanır olmuş, Yahudi kılıklı-fikirli kimselerce dinin içine sayısız yalan ve şaibe din diye sokulmuş, insanlar yerde buldukları arapça yemek tariflerini bile kutsal (Kur’an’dan) sayıp yıllarca evinde saklamıştır. Maalesef Kur’an, asırlarca duvarları süslemekten öte gidememiş, kalplere girememiştir.

İşte İslam’a hizmet aslen Kur’an’ı duvardan indirip kalplere sokmaktır.

Yakılan, yıkılan camileri onarmak, yenilerini yapmak, ezanları okunur hale getirmektir.

Yobazların şahsi çıkarlarına hizmet eder hale getirilen dini, yeniden Kur’an istikametine sokmaktır.

Dine düşman, ahlaka düşman, imana düşman olanlarla ister içte ve ister dışta olsun tüm düşmanlarla, zalim ve münafıklarla Allah adına cihat etmektir.

Yakın tarihimizde bunun en güzel örneği de muhakkak Kurtuluş savaşı öncesi, esnası ve hemen sonrasında yaşanmıştır. Ne mutlu bizlere ki bu şanlı hizmeti sadece ülke için değil tüm İslam alemi için yapanların torunlarıyız. Cumhuriyet Türkiye’sinin kurucuları maddi düşmanlarla savaşırken, manevi düşmanları da ihmal etmemiş ve karanlıkları aydınlatıp, yobaz zihniyeti kovarken, ufukları has ve salih din buyruklarına teslim etmiştir.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gayret ve yönlendirmeleri ile, maddi ve manevi desteğiyle, Milli mücadeleye destek veren ulvi din adamlarının fedakar ve iman dolu çalışmaları ile İslam ayağa kaldırılmış, merdiven altlarından kurtarılmış, anlaşılır, okunur ve uygulanır hale getirilmiştir.

Düşmanları vatan aşkından ve Allah’a duyulan imandan gelen güçle yenen Milli Mücadele orduları, dindeki manevi karanlıkları da aynı aşk ve azimle yenmiştir.

Bugün bayrak hür dalgalanabiliyorsa, ezan hür okunabiliyorsa, Kur’an anlaşılır haldeyse, din işleri kurumsallaştırıldıysa, huzur ve refah sağlandıysa, düşman kovulduysa, karanlık kalpler ve kafalar ezildiyse bu Cumhuriyet Türkiye’sinin ve laik demokrasinin halkla bütünleşen, kardeşlikle pekişen, Türk olmanın haklı gururuyla özdeşleşen kıymet ve gayretiyledir.

Bu kutsal yolculuğa çıkanlar dine yardım etmekle, Allah’a yardım etmişler, nifak ve zulüm ordularını defetmişler ve bu sayede Allah’ın yardımına da mazhar olmuş ve Allah rızasına ermişlerdir.

Ulu Önder liderliğinde cihattan cihada koşan kahraman Türk Ulusu, vatanı ve imanı uğruna ölümü göze almakla Mü’min olduğunu ispat etmiş, şeytanlara düşman olmakla, dini yüceltmekle salih amel üretmiş, nefsini terbiye ederek yeryüzündeki küresel huzur ve asayişe de katkı sağlamıştır. Bu Ulus aynı zamanda şer ittifakının karanlık pençelerini ahenk ve huzura geçirmesine de en az yüzyıllık bir darbe vurmuştur.

Kısaca bu Millet, Atatürk önderliğinde, dava arkadaşları ve tüm Anadolu halkı olarak vatan ve Allah yolunda savaşmış, zorluklara göğüs germiş ve Allah’a yardım ettiği için Allah’ın yardımına mazhar olmuş şanlı, imanlı, mübarek bir millettir. Türk Ulusu’nun bu mukaddes görevi, kaderin bu Ulusa verdiği kutsal bir vazifedir ve Bu Ulus bu görevini layıkıyla yerine getirmiş, diğer devlet ve toplumlara da örnek olmuş, moral vermiş, rehberlik görevi yapmıştır.

Şimdi, Çanakkale savaşının yaşandığı yıllardan öncesinin makûs talihine ve dinin o zamanlardaki anlaşılmaz, halifeye endeksli durumuna bakalım ve toplumun nasıl dinden habersiz, moralsiz, benliğinden uzak, zavallı haline bakalım ve bir de Çanakkale ile başlayan, Kurtuluş savaşı ile semaya yükselen, inkılaplar ile gökleri delip daha yukarılara çıkan vatan ve İslam aşkına ve yaşananlara bakalım.

İşte aradaki fark; Cumhuriyet’tir, Laik demokratik yönetim şeklidir, sosyal ve hukuk devleti olmak farkıdır, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk damgasıdır, O’nun dava arkadaşlarının alın teridir, şehitlerin kanıdır, Anadolu kadınının kağnısının tekerlek sesleridir.

Yoksa İslam’a hizmet; oturulan yerden, nifak ordularınca sağlanan maddi destekle, dine anlaşılmaz yorumlar getirmek, ekranlarda hala orucun nasıl bozulacağını anlatmak, mişna kılıklı sözde din eserleri üretmek, halkı tarikat ve mezheplere bölmek, dini Kur’an yerine başkaca kitaplara kılavuzlamak, sahte peygamberlere biat ettirmek, hurafeleri dinleştirmek, arabizm ve israiliyatı dine sokmak, şeytanlarla işbirliği yaparak dini adeta uyuşturucu afyon vaziyetine sokmak, merdiven altında sapık kaideleri din diye pazarlamak, dinden para kazanmak, din kurslarında erkek ve kız çocuklarına tecavüz etmek DEĞİLDİR.

İslam’a hizmet; İslam’ı sadece Allah’a teslimiyet olarak tercüme etmek, Kur’an’ı dinin tek kaynağı yapmak, şeytan ve şirki tanıtarak müşrik olduğunun farkında dahi olmayan çevrelere tevhid nurunu tanıtmak, A’dan Z’ye dini ve imanı anlaşılır kılmak, dinin hür ve gür yaşanmasına yönelik eser ve ortamlar hazırlamak, güzelliği yüceltirken, dine zararlı ve düşman unsurlarla ölesiye cihat etmektir.

Bunu yapabilenlere Allah yardım eder ve gayretlerini muzaffer eyler. Nitekim Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşları Allah yolunda oldukları ve imanla yola çıktıkları içindir ki muzaffer olmuşlardır!

Şimdi soru şudur; Allah’ın yardım ederek muzaffer kıldığı bir Yüce imanlı insanı DİN DÜŞMANI göstermeye çalışanlar sizce ‘Müslüman’ mıdır? Yoksa gayeleri Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i karalamak suretiyle şeytan dinini İslam diye pazarlamak olan bu kimseler ‘kâfir, münafık ve müşrikler’ midir?

İslam’a hizmet, Allah’a teslimiyet, vatana asker olmaktır.

“Sadece Allah” diyebilmek imandır ve iman etmeyenler cennete giremeyecektir.

Menfaati uğruna ahkâm kesenler, dinden maddi kazanım çıkaranlar, Kur’an’ın değişmez hükümlerine er ya da geç boyun eğecektir. Tük Ulusu Türk ve Müslüman olarak yaşamaya devam edecek, bu kardeşliği ilelebet hiçbir şer odağı bozamayacaktır. Çünkü vatan aşkı da, iman da kalptedir ve kalpler o hain işbirlikçilerin ulaşamayacağı derin kuyulardır.

Nur içinde yatın ey bu vatanın imanlı ve fedakâr insanları. Vatana ve İslam’a hizmetlerinizden dolayı bizler sizlerden razıyız, Yüce Rabbim de sizlerden razı olsun. Vatan size minnettardır, vatanın ve milletin duaları sizinledir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Atatürk’ün Dini Yönü ve Din Eğitimine Bakışı

Atatürkçülüğün dini yönden analizi

Atatürkçülüğün dini yönden analizi İslam dini, ahiret yaşamı dahil kıyamete dek ve kıyamet sonrası tüm ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir