Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / İslamda arkadaş ve dost kavramı
imanilmihali.com
İslamda dost ve arkadaş kavramı

İslamda arkadaş ve dost kavramı

İslamda arkadaş ve dost kavramı

Yüce Allah, iman, İslam ve ihsanı emretmiş, güzellik ve esenliğin yeryüzüne egemen olmasını dilemiş, Allah dostları eliyle zulmü ortadan kaldımayı murad etmiştir ki tevhidin gayesi de budur.

Dostluk ve arkadaşlık, ana baba ve akrabalık ilişkileri dışında ayrı bir lezzettir ve lakin kişi dost ve arkadaş seçerken dikkatli olmak zorundadır. Çünkü bir kasa domates içinde bir tek çürük varsa o çürük kısa zamanda tüm kasayı çürütür. Dahası dini manada arkadaş ve dostların kişiyi nereye çağırdığı önemlidir ki kimisi saadete kimizi rezalete çağırır.

Allah dostları ve tevhid gönüldaşları imana, şeytan ve soyu ise inkar ve isyana davet eder.

Dost ve arkadaş kavramları arasındaki fark, arkadaşın sıradan olması, dostun ise yakınlık ifade etmesidir. Denebilir ki insanlar birbirine önce arkadaş ve sonra dost olurlar. Bu nedenle arkadaş ve dost seçimine özen göstermek, aşırı güven beslediğimiz dostlara, arkadaşlıktan yüce payeler verirken dikkat etmek gerekir.

Yani kısaca arkadaşlar; ortak zaman geçirdiğimiz yakın çevremizdeki insanlar ama dostlar samimi bulduğumuz, sırdaş seçtiğimiz, gönüllerimize konuk ettiğimiz ve güvendiğimiz kimselerdir.

Dostluk kavramı

Gerçek dost sadece Allah’tır.

“Yoksa onlar Allah’tan başka dostlar mı edindiler? Hâlbuki gerçek dost Allah’tır..” (Şura 42/9)

Ve Allah, hanif bir Müslüman olan tevhid eri Hz. İbrahim (as)’i dost edinmiştir.

“Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim’i dost edindi.” (Nisa 4/125)

Yüce Allah ve melekler sadece iman edenlerin dostudur.

“Allah, iman edenlerin dostudur…” (Bakara 2/257)

“Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız..” (Fussilet 41/31,32)

Şeytan ise en kötü arkadaş ve en büyük düşmandır ve şeytanı dost edinenler cehenneme mahkumdur. Şeytanı dost edinenler artık onun himayesinde ve güdümündedir ki Allah’a ortak koşan bu müşrikler için af söz konusu değildir. Bu gaflete düşenlerin ortak adı ise zalim’lerdir.

“Şeytan hakkında, “Her kim onu dost edinirse, mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler” diye yazılmıştır.” (Hac 22/4)

“Allah’a andolsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. O, bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır.” (Nahl 16/63)

“Şeytanın hâkimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.” (Nahl 16/100)

“Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!” (Kehf 18/50)

Yaşam, dost olarak seçtiklerimizle ortak yaşadığımız bir süreçtir ve ahirette de bu dostluklar etkisiyle yaptığımız tercihlerden hesaba çekileceğiz. Ve eğer dost bildiklerimiz bizi yoldan çıkartmışsa o gün o dostlar birbirine düşman olacaktır. Dostun dosta faydası olamayacağı o din gününde Allah kendisinden sakınmış olanları müjdelere mazhar kılacak, zalimler ise birbirlerini yeme ve suçlama telaş ve kiniyle cehenneme sevk edilecektir. O gün kötü dost seçenler için pişmanlıklar sel olup akacaktır.

“O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.” (Zuhruf 43/67)

“O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.” (Duhan 44/41)

“ .. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur.” (Casiye 45/19)

“Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der.” (Zuhruf 43/37,38)

Bu acı sonu yaşamamak adına dost seçerken dikkatli olmak, Kur’an’ı mesnet etmek doğru olandır ki beşeri zevk ve ortaklıklar adına tesis edilen dostluklar çoğu zaman eğreltidir, hatalıdır, sonuçsuz ve yanıltıcıdır. Fatiha suresinde anılan gazaba uğramışlar ile kast edilenin topyekun küfür cephesi olduğu düşünülürse müşrik ve kafirlerle dost olmak yapılacak en büyük hatalardandır. Lakin iş düşmanlık faslına gelince düşmanlık sadece zalimlere karşıdır. Yani dost edinmemek ile düşmanlık etmeyi karıştırmamak lazım gelir.

“Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmez misin? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Onlar bile bile yalan yere yemin ederler.” (Mücadele 58/14)

“Allah, sizi ancak, sizinle din konusunda savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için destek verenleri dost edinmekten men eder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Mümtehine 60/9)

“Ey iman edenler! Kendilerine Allah’ın gazap ettiği, kabirlerdeki kâfirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümitlerini kesmiş bir toplumu dost edinmeyin.” (Mümtehine 60/13)

Dostluğun zararlarını erkenden görenler ise ne kadar doğru bir tercihle imana döndüklerini o din gününde anlayacaktır. Bu yüzden dost kabul ettiklerimizin zaman içinde aslında dost olamayacaklarını anladığımız takdirde o dostluğu bitirmek iman gereğidir. Çünkü hatır veya başka nedenlerle o dostluk devam ederse belki bu dünyada hoşça vakit geçirmek mümkündür ama ahirette vebal büyük olacaktır.

“Derken birbirlerine yönelip sorarlar. İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı. “Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?” derdi. “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?” Konuşan o kimse, yanındakilere, “Bakar mısınız, hâli ne oldu?” der. Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür. Ona şöyle der: “Allah’a andolsun, neredeyse beni de helâk edecektin. Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum.” (Saffat 37/50-57)

Dost seçiminde ilk ve etemel kriter Kur’an olmalıdır. Çünkü Kur’an hakikattir, zaman ötesidir, gaybdan bilgi verendir. Allah için sevmek ve Allah için sevmemek lafzı da bunu ifade etmektedir.

Sevgi ve nefrette ölçü, Kur’an ve Sahih sünnet prensipleri olmalıdır. “Kişi, – kıyamet günü – sevdiği kimse ile beraberdir.”(Buharî: Edeb 96,) hadisi gereği sevdiğimiz kimseler hayırlı ise müjdeye, şer ise cezaya erecek olanlarız. Bu nedenle bilinmelidir ki iman edenlerin yegane dostu Yüce Allah’tır, Hz. Peygamberdir. Tüm mü’minler kardeştir ve imanlı kalplerde şeytanlara yer yoktur.

“Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz, kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin” hadisi ise kalıcı dostlukların her iki tarafı da derinden etkilediğine ve en imanlı kulların dahi dostluğu yitirmemek adına verdikleri tavizlerle bir zaman sonra yoldan çıkabileceğine ikazdır.

Yine Hz. Peygamberin şu hadisi de meşhurdur; “Allah’a yemin ederim ki; sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek iman etmiş olamazsınız. Yaptığınızda birbirinizi seveceğiniz bir şey öğreteyim mi? Aranızda selamı yayınız.”(Müslim)

Dostluk Bakımından İnsanları sosyolojik ve mecazi olarak üçe ayırmak mümkündür:

1. Gıda gibi her an arananlar, kendisinden usanılmayanlar.

2. İlaç gibi olanlar, gerektiğinde arananlar.

3. Dert gibi olanlar, kendisine ihtiyaç duyulmayanlar.

Arkadaşlık kavramı

Arkadaş kavramında ilk bilinmesi gereken husus, Hz. Peygamberin efendi değil bir beşer olarak mü’minlerin arkadaşı olduğudur. Yani etten kemikten ve fani bir insandır ve melek değildir. Kur’an bu ifadeyi kullanmakla kavmin içinde iman eden etmeyen herkese bir sıfat işaret etmiş ve aynı zamanda ölümcül olduğunu da akıllara yazmıştır.

Sonrasında Peygamberin iman edenlerin dostu ve sevgilisi olduğu ima ediliyorsa da gerçek dost sadece Allah’tır. O halde gerçek dost kavramı dertlere çare olabilen, mahrumiyetleri giderebilen ve kurtuluşu vadedendir. Ve bu tarif sadece Allah içindir. Herkes kendisi dinen mükellef olduğundan herkes birbirinin arkadaşıdır ve kurtuluş sadece Yüce Allah’ın rahmetine bağlıdır.

Hz. Peygambere dair övülen itaat, O’nun risaletine, sünnetine, güvenilir oluşunadır ve Peygambere gönül veren tüm iman sahipleri birbirinin hayat ve ahiret arkadaşıdır.

“(Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır.” (Sebe 34/46)

“Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.” (Nisa 4/69)

Şeytan ise en kötü arkadaş ve yol göstericidir, yoldan çıkartandır. Ve şeytan ahirette, diğer tüm şeytanlaşanlar ve şeytancıklar ile birlikte kandırdıkları zavallıları azaplara terk ederken yüz üstü bırakacaktır. Lakin o anda pişmanlıklar kar etmeyecektir.

“ .. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır.” (Nisa 4/38)

“Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı.” (Fussilet 43/25)

“Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der. Onlara, “(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. Çünkü zulmettiniz. Hepiniz azapta ortaksınız” denir.” (Zuhruf 43/37-39)

Hz. Peygamber, arkadaş seçiminin önemine dair şöyle bir benzetmede bulunur: “İyi arkadaşla kötü arkadaş misk taşıyan kimse ile körük üfüren kimse gibidir. Misk taşıyan ya sana onu ikram eder yahut sen ondan (miski) satın alırsın ya da ondan güzel bir koku duyarsın. Körük üfüren kimse ise ya elbiseni yakar ya da ondan kötü bir koku duyarsın!” (Müslim, Birr, 146)

O halde arkadaş seçerken dikkatli olmak gerekir, o arkadaşları dost mertebesine çıkartmadan evvel ise iki kere düşünmek lazım gelir.

Dostluk ve arkadaşlığın yaşama etkileri

İnsan sosyal bir varlıktır ve diğer insanlarla samimi münasebet kurmak, dost ve arkadaşlar edinmek ihtiyacını duyar. Dostluklar, dinimizin emirlerine uygun istikamette kurulursa uzun ömürlü olur ve ebedi hayata da intikal eder. Fakat şeytani yollarda ve nefsanî hevesler uğrunda kurulacak olursa kısa vadelidir ve sonu azapla biter.

Kişi, arkadaş edineceği kimsenin samimiyetini, iman, ahlak ve karakterini tartmak mecburiyetindedir. Sayılan meziyetlerden mahrum bir kimseyi arkadaş ve dost edinmek, bizim de bir zaman sonra imandan ve güzel ahlaktan uzaklaşmamıza sebep olur.

Hz. Ali’nin (ra) torunu Cafer-i Sadık şöyle buyurmuştur:

Beş kimse ile arkadaş olmaktan sakın!

1. Yalan söyleyen kişi: Çünkü devamlı ona aldanırsın.

2. Ahmak, kıt akıllı kişi: Çünkü sana iyilik yapayım derken kötülük yapar.

3. Cimri kişi: Çünkü en çok işine yarayacağı zaman seni bırakır.

4. Kötü kalpli kişi: Çünkü menfaatine kavuşmak için seni harcar.

5. Fasık, Kötülükleri açıkça işleyen kişi: Çünkü seni bir lokma ekmeğe satar.

Arkadaş ve dost arasındaki en büyük ayrım ise şudur ki dost kara günde dahi dostunun yanındadır. Arkadaş ise ancak iyi gündedir. Keza menfaat araya girmedikçe herkes dost ve arkadaş görünür ama ortada menfaat varsa niyet ve samimiyetler ortaya çıkar. Bu da demektir ki dostluklarda menfaat kaygısı ve beklentisi yoktur varsa zaten o dostluk değildir.

Mevlana Celaleddin Rumi müritleriyle giderken, birbirleriyle sarmaş dolaş olmuş bir grup köpek görürler. Müritlerinden biri şöyle der: “Şunlara bakın, ne güzel kardeşlik örneği gösteriyorlar. Keşke insanlar da bunlardan ibret alsalar!” Mevlana tebessüm ederek şöyle karşılık verir: “Aralarına bir kemik atıver de o zaman gör kardeşliklerini…”

Kimleri dost edinmeliyiz

1-) Mümin ve Salih Kişileri Dost Edinmeliyiz: (Kafir ve müşriklerle dost olmaktan sakınılmalıdır)

“Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah’adır.” (Al-i İmran 3/28)

2-) Dostlarımız Allah İçin Sevmeliyiz: (Sevgi ve nefret sadece Allah içindir)

Yaratılanı, Yaratan’dan ötürü sevmek mü’minin şiarıdır.

“Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.” (Yunus 10/62)

Rasulullah buyurdular ki:

Yedi (sınıf insan) vardır ki, Arş-ı İlahiden başka hiçbir gölge bulunmayan günde Allah onları kendi (arşı) gölgesinde gölgeleyecektir. (Onlar):Adil devlet başkanı, Allah’a ibadet (faaliyetleri) içinde yetişen genç, kalbi mescitlere asılmış(çasına mabetle alakadar) olan adam, Allah için birbirini seven ve bu sevgi ile bir araya gelip bu muhabbetle ayrılan iki kişi, İçtimai mevkii yüksek ve güzel bir kadın kendisini (zinaya) davet etmiş te Ben Allah’tan korkarım diyen erkek, bir sadaka verip te sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek derecede onu gizleyen ve bir de (insanlardan hali bir) yerde Allah’ı zikredip de gözyaşı döken kimse.”

Rasulullah buyurdular ki:

“Üç (haslet) vardır ki kimde onlar bulunursa imanın tadını almış olur: Allah ve Resülü kendisine başkalarından daha sevimli olmak, Bir kimseyi sevmek, fakat yalnız Allah için sevmek, (Allah onu küfürden kurtardıktan sonra) tekrar küfre dönmekten ateşe atılacakmışçasına hoşlanmamak.”(Buhari)

3. Arkadaşımıza Onu Sevdiğimizi Belli Etmeliyiz: (Sevgi kalpten dile düşmelidir)

Rasulullah buyurdular ki: “Biriniz (din ) kardeşini sevdiği vakit ona bunu bildirsin.” (Tırmizi)

4. Arkadaş İyiliğe Vesile Kötülüğe Engel Olmalıdır:(Arkadaş hayra çağırmalı, şerden uzaklaştırmalıdır)

“O gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım! Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim! Andolsun, Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir.” (Furkan 25/27-29)

Rasulullah buyurdular ki:

“Allah katında arkadaşların hayırlısı, arkadaşına hayırlı olandır. Allah’ın nezdinde komşuların hayırlısı, komşusuna hayırlı olandır.” (Tırmizi)

5. Sevgide ve Düşmanlıkta Mutedil Olmak:(Sevginin de nefretinde fazlası zarardır)

Rasulullah buyurdular ki:

“Dostunu orta yollu sev. Umulur ki bir gün düşmanın olabilir. Düşmanına aşırı buğz etme. Umulur ki bir gün dostun olabilir.” (Tırmizi)

Sevgide ölçülü olunmalıdır. Zira bir kimseyi aşırı sevmek, insanı dilsiz ve sağır gibi bir hale koyar. Arkadaş edindiğimiz kimsenin dinimize aykırı hareketlerine göz yummak, sevgide aşırı bir derecedir.

Sonuç

Arkadaşlar, ahbaplar hayatımıza giren, ortak zaman geçirdiğimiz, mesai yaptığımız kimselerdir. Bunların bir kısmı ile bir zaman sonra yakınlaşırız, kalbimiz ısınır ve muhabbet duyarız. işte o andan itibaren o insanlar arkadaşlıktan dostluğa terfi etmişlerdir.

Lakin dost ve arkadaş seçimi sadece beşeri bir mesele değildir, dünya telaşına verilen tatlı bir sohbet molası kadar cılız değildir. Çünkü dostlar ve arkadaşlar birbirlerini etkilerler ve bu etki menfi olursa dünyayı da ahireti de karartır.

Arkadaşlar dürüst, temiz, düzenli, tatlı dilli, temiz kalplidir. Gerçek dostlar ise, imanlı, ahlaklı, samimi, menfaat beklentisinde olmayan, kara gün dostlarıdır, güvenilir olanlardır.

Kişi dostlarına karşı, onlardan beklediği samimiyet ve yardımın aynısı oranında karşılık vermelidir. Güler yüzlü ve yardımsever olmalı, tatlı söz söylemeli, açık aramamalı, varsa kusurları incitmemek adına dikkatlice bildirmeli, kınamaktan ziyade öğüt vermelidir.

Selamlaşmak ve sohbet etmek arkadaşlıkların güçlenmesini sağlar. Aşırı samimiyet dostluklarda çok istenen bir hal değildir ve ziyaretlerde böyledir. Kaldı ki işlere mani olacak tarzda uzun sohbetler amellerden de rızıklardan da mahrum eder.

Nihayet unutulmamalıdır ki, dost ve arkadaşını yanlış seçenler, hele ki şeytanlara dost olanlar hesap günü ellerini ısıracak, pişman olacak ama azaptan kurtulamayacaktır.

“O gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım! Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim! Andolsun, Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir.” (Furkan 25/27-29)

Allah’ın ve meleklerin dost iman sahipleri ise o esnada cennetlerde serinliyor olacaktır.

İşte gerçek dost ve arkadaş, dostunu bu cennetlere, imana, tevhide çağırandır.

Gerçek düşman ise dostunu isyan ve inkara, cehenneme ve ateşlere mahkum edendir.

Rabbim kullarına hayırlı ve güzel dostlar nasip etsin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti

Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti

Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti Konuya evvela algının ‘birey veya toplum üzerinde yaratılmak istenen ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir