Anasayfa / ALLAH (cc) / İslam’da efendi kavramı
imanilmihali.com
İslam’da efendi kavramı

İslam’da efendi kavramı

İslam’da efendi kavramı

Günlük hayatta terim olarak ta kullanılan efendi sözü sahip, büyük insan, değerli varlık, üstün olan manasına kullanılır. Mübalağa, teveccüh, yağlama veya bizzat saygı ifadesi olarak anılan kişiye duyulan saygı ve bağlılığı gösterir.

Dini manada ise bu terim; yol gösterici, kural koyucu, helal-haram kılıcı, haşa dinin sınırlarını belirleyici gibi ucu açık manalar için kullanılır. Malumdur ki bu efendi kavramı hazreti kelimesi gibi sayısız kişiler için kullanılmakta ve manası tam bilinememektedir.

Daha öteki ve ileri manalarda ise efendi kavramı; sözü muteber ve tartışmasız, hatta ayet ve hadis üstü kişileri tanımlamak için kullanılır ki ilk kullanım şeyh, şıh gibi cemaat, tekke, mezhep, aşiret ve tarikat liderlerine hitabı, diğer kullanım ise bizzat sevgili rahmet peygamberimizi kapsar. Hatta bu tanım vefat etmiş kullar için bile kullanılmaya devam eder.

Yaşayan dini veya kanaat önderleri için kullanılan efendi kavramının manası o terimi kullananlarca saygı hissi olarak lanse edilse de, uygulamalar ve icraata bakıldığında bu hitabın o kişiye dokunulmazlık, din adına yasak koyma selahiyeti gibi anlam yüklemeleri yaptığı açıktır. O kadar ki o lider efendi vasfına mazhar olarak kural ve ilkeler koymakta, dini yeniden yapılandırmakta ve haram ve helaller belirlemektedir. Peygamberimizin Hristiyanlara ruhbanları ilah edinmiştiniz dediğinde açıklaması şuydu; “sizler onların din adına yasakladığı şeyi yapmıyor, yapın dediklerini yapıyordunuz değil mi?” Evet cevabı alınca da açıklar; “işte bu haram ve helal kılma yetkisi ilah edinmenin adıdır.”

Şimdi konumuza dönersek kanaat önderi vaziyetindeki kimselerin bu tür yasak koyma veya teşvik etme girişimlerinin adı yukarıdaki örnek dikkate alınırsa nedir o halde?

İkinci kullanıma gelirsek konu muazzez peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’dir. İslam’ın tebliğine aracılık gibi mukaddes bir şerefle onurlandırılan, dini örnek ahlak ve ibadeti ile yaşayarak gösteren, cesur, adil, merhametli, tevazu ve bilgi sahibi, onurlu insan sevgili Peygamberimiz, insanların yücesi, güzeli olsa da sadece bir beşerdir yani insandır. Hepimiz gibi, bizler gibi, sahabeler gibi etten kemikten, yiyip içen, evlenen, uyuyan, yürüyen, konuşan bir insandır. Peygamberdir, örnektir, rehberdir ama insandır. Saygıların, sevgilerin en yücesine layıktır ama insandır.
O’nun, din adına ne yasak koyma, ne yasak kaldırma yetkisi yoktur. Şair değil, deli değil, uydurmacı değil, cin çarpmış değil sadece aracıdır. Kendisine vahyedilen dini tüm insanlığa layıkıyla tebliğ eden dürüst, güvenilir, örnek insandır.

Kendisinin defalarca ifade ettiği gibi; “sakın bana İsa Peygamber gibi meziyetler yüklemeyin ve beni yüceltmeyin. Bana sadece Allah’ın resulü deyin” buyurarak bu hakikati kendisi de dile getirmiştir.

Kur’an bu hakikate kalın çizgilerle işarette bulunur ve Peygamberi efendi değil bir arkadaş olarak tanımlar;

“Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle iç içe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.” (A’raf 7/184)

“(Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır.”(Sebe 34/46)

“Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.” (Necm 53/1,2)

“(Ey Kureyşliler!) Sizin arkadaşınız (Muhammed) bir deli değildir.” (Tekvir 81/22)

Kavim, toplum, aşiret içerisinde arkadaş olarak tanımlanmak aşağılayıcı bir şey değil aksine bizden biri, bizim gibi, bize benzeyen manasına güzel ve oturaklı bir benzetmedir. Kur’an bu benzetmeyi layık görmüşken zaten biz kullara bunu sorgulamak ta düşmez. Ama yine Kur’an’ın arkadaş olarak tanımladığı bir beşeri -tüm yüce vasıflarına saygıda kusur etmemek kaydıyla- efendi olarak tanımlamak ta düşmez.

O, bizim arkadaşımız, en samimi, en güzel, en güvenilir arkadaşımızdır. Bizden biri, bizim gibi, bize benzeyen birisidir. Yani insandır, yani Müslüman ve mü’mindir, kuldur.

Sahip, üstün, ulaşılmaz, erişilemez değil arkadaştır. Vazifesini çok güzel yerine getiren, bunu yaşayarak gösteren mübarek insandır ama insandır.

Efendi tanımı illa kullanılacaksa bunun muhatabı sadece Allah’tır.

Vekil, malik, sahip olan Allah’tır. Efendi Allah’tır. Saygıya en layık, en üstün, en yüce olan O’dur.

Başkaca beşerlere efendi hitabı bu nedenle tehlikelidir. Allah korusun tüm iyi niyetlere rağmen kulu küfre hatta şirke götürebilir.

Zaten peygamberimizin gizli şirki övme ve yüceltme ile alakalandırması da bu nedenledir.

Şer odakları işte tam bu noktayı çok iyi kullanır ve mü’minleri can-ı gönülden şirk dediğimiz aşırı yücelterek ilahlaştırma ve ilahi iradeye ortak etme noktasına getirir ki bunun adı şirktir.

Oysa sevgili peygamberimizin bu maksatla söylenmiş ne bir sözü, ne bir davranışı vardır.

Ama şeytanın insan ve cin orduları, kulaklara bu aşırı övmeyi fısıldayarak Peygamberi ilahlaştırmanın yanı sıra daha sayısız kulu da peygamber mertebesine çıkarmayı hedefler. Bunun bir örneği de Kur’an için geçerlidir. Şeytan bir taraftan Kur’an’ı tartışılır kılarken öte yandan tartışılmaz tarikat kitapları icat eder ve bu kitaplarla Kur’an’ın hükümlerini değiştirmeye bile cüret ettirir.

Vahiy de, peygamberlik artık bitmiş, Allah’ın dini İslam tamamlanmış, Ku’ran kıyamete kadar baki kalacak anayasadır.

Tüm insanlığın, kainatın, bilinen ve bilinmeyen herşeyin sahibi, maliki Allah’tır.

Bir tek efendimiz varsa o da Allah’tır.

Diğer tüm insanlar eşittir. Siyahı beyazı, kadını erkeği, yaşlısı genci yok sadece İMAN EDEN VE ETMEYENİ VARDIR. Ve iman edenler birbirinin, iman etmeyenler birbirinin arkadaşıdır.

YANİ PEYGAMBER ARKADAŞTIR AMA SADECE İMAN EDENLERİN ARKADAŞIDIR.

İman etmeyen, mü’min olmak için çaba göstermeyen, Müslüman olarak kalmakla yetinenler Peygamberimizle arkadaş olmak istiyorsa imanı kalple yaşamalı ve hayata yansıtmalıdır.

Rabbim Peygamberimizden razı olsun.
Rabbim Peygamberimizi makam-ı Mahmuda eriştirsin.
Rabbim bizlere O’nunla arkadaş olabilmeyi nasip etsin.
Amin!

İslam’da efendi kavramı

Bu yazıyı okudunuz mu?

Önce iman, sonra Kuran ve nihayet İslam

Önce iman, sonra Kuran ve nihayet İslam

Önce iman, sonra Kuran ve nihayet İslam “Rahmân, Kur’an’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona beyanı (düşünüp ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir