Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / İslam’ın bekası
imanilmihali.com
İslam’ın bekası

İslam’ın bekası

İslam’ın bekası

Son günlerin en moda kelimelerinden olan beka, birlikte kullanıldığı kelimeye bağlı olarak, var olmaya devam etmek, hayatta kalmak, varlığını sürdürmek, etki etmeye devam edebilmek anlamları taşır. Devletlerin, toplumların, şirketlerin ve ümmetlerin bekasından söz etmek mümkündür.

Bekanın tesisi o topluluk veya anlayışın yahut birlikteliğin emniyetle devamının sağlanmasıdır ve fakat bekanın tehlikede olması geleceğe dair bir takım ciddi endişelerin var ve güçlü olması demektir.

Toplumlar, devletler, şirketler bekalarını alacakları sert tedbirlerle, hazır ve kuvvetli olmakla, dost ve düşman (rakip) ayırt etmekle, anlaşma ve birlikte iş üretmelerde titiz davranmakla, gerektiğinde anlaşmaları bitirmek, yasal yollara müracat etmek suretiyle hayatta kalmaya çalışırlar.

Konumuza esas İslam kelimesi gibi manevi idrak ve anlayışların da bekası vardır ve bu orijinal vaziyette, Kur’an’a dayalı ve gerçek bir din olarak yaşanmakta olan İslam’ın, kıyamete dek geçecek sürede de aynen yaşanabilir olması şeklinde ifade edilir.

Evvela İslam’ın kıyamete dek tek ve muteber din olduğu, Allah katında da artık İslam’dan başka din olmadığı, başka arayışlara girenlerin yahut eski dinlere saplanıp kalanların gaflette olduklarını, İslam’ın Yüce Allah tarafından hem bu yaşama hem ahiret sorgusuna esas tek muhakeme ve muhasebe dini olduğunu anlayarak işe başlayalım.

“Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslâm’a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.” (Bakara 2/208)

“Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır…” (Al-i İmran 3/19)

“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.” (Al-i İmran 3/85)

“ … Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim…” (Maide 5/3)

 Yani Yüce Allah buyurmaktadır ki İslam, kullar, devletler, ümmetler istemese de kıyamete dek bakidir, ahiret sorgusu da mutlaka bu dinle yapılacaktır, tanımasa bile tüm insanlık Kur’an ile hesaba çekilecektir.

Bu değişmezlerin ortaya konmasından sonra insanların anlayış ve kabullerine, dini yaşama şekillerine bakılınca ise bazı farklar göze çarpar ki değişmez ve duru din İslam, sokaklarda ve ekranlarda çok farklı şekillerde yaşanır ve anlatılır. Dıştan bakan gözlerin İslam’dan nefret etmesi de işte bu Müslüman kılıklı şeytanların sebebiyledir çünkü yaşadıkları şirk dinini İslam diye satmaya çalışan bu zebaniler nedeniyle dünyada İslamofobi denen bir illet hasıl olmuş, sadece ürettiği terör ve korku ile değil, İslam’a akın akın göç edecek diğer din mensuplarını da ürkütmekle, İslam’ın evrenselliğine ve yeryüzüne egemen olmasına darbe vurmuştur.

Yani İslam’ın bugünü, olması gereken orjinalinden bir hayli farklıdır ve fakat hala doğruya yakın yaşanabilmektedir. Peki ya, mesela, bir asır sonra hala bu doğruya yakınlık muhafaza edilebilecek midir?  İslam kalplerde unutulmadan, bölünmeden, sadece Allah’a has kılınarak yaşanmaya devam edebilecek midir? Yani İslam’ın beka sorunu var mıdır? Varsa neden kaynaklanır? Gerçek din asla bozulmaz ve kaybolmaz iken anlayışlardaki bu deformasyon insanlığa İslam’ı daha ne kadar yanlış tanıtmaya muktedir olacaktır? İçeriden ve dışarından İslam’a saldırılar bu kadar şiddetliyken iman cephesi daha ne kadar süre inançlı kalabilecektir? Ekranlar, sokaklar aksine algılarla bu denli doluyken en katı dindarlar dahi dinde sabit kalabilecek midir? Öte yandan din düşmanları bugünkü güçlerinden çok daha fazlasına sahip olmakla yarınlarda İslam’ı serbest ve temiz bırakacak mıdır? …

Yobaz zihniyet yerle bir etmeyi başaramadığı İslam dinini topluma yansımasını ne zaman başaracaktır da yobazlık dinin kaderi olacaktır? Şeytanlar ne zaman insanların çoğunu Allah’a karşı kandıracak ve isyana sevk edecektir de İblis ahdinde haklı çıkacaktır?

Görüldüğü üzere aslında sorunun cevabı kendi içerisindedir ve tüm kilit İblis’in ahdinde ve Yüce Allah’ın İblis’e verdiği süre ve yetkide, ama aynı zamanda İblisin ahdine karşılık kendi verdiği ahidde yatmaktadır.

Özetlenecek olursa İslam dini bozulmadan kıyamete ve sonsuza dek var olacak, başkaca din ve Peygamber gelmeyecektir. Lakin insanlık, iblis ve askerlerince kıyamete dek Allah aleyhinde kışkırtılmaya ve kandırılmaya devam edecek, insanların çoğu kanacak, cehennem ağzına dek dolacak, çok az bir kesim cennetlik olarak anılarak ateşlerden kurtulacaktır ve bunlar sadece iman edenler, mü’minler olacak, iman etmedikçe Müslümanlar dahi cennetlerin yakınından dahi geçemeyecektir. Çünkü Allah’ın ahdi, iblisin sadece imanlı kullar üzerinde sultası olmayacağına dairdir. Diğer insanlık ise şu anki gibi şeytanın köpeği olmaya devam edecek ve akıbetleri de bu sapık sevdalarına uygun olacaktır.

Bu gidişat Yüce Allah’a elbette malumdur ve fakat O ayetleriyle insanları aklı kullanmaya, Kur’an’ı okumaya, şeytandan uzak durmaya, Kur’an ve Peygamber etrafında toplanmaya, kendisinden başka ilah aramamaya, kalbe danışmaya, geçmişten ders almaya ve kâinattaki ayetleri görmeye çağırır ki, çok sevdiği, güvendiği ve cennetlere mirasçı kıldığı insanı kurtarmak ister.

Ama insan zalim, cahil ve nankördür.

Süs ve eğlence olarak yaratılmış dünya hayatının caydırıcı ve aldatıcı nimetlerine çokça kanarak, her biri sınav gereği süslü gösterilmiş bu varlıklara gereğinden fazla kıymet vererek, dini bir araç değil bir amaç edinerek, şeytanlarla kol kola haram ve günahlarda yüzmekte sakınca görmeyerek, Kur’an’sız bir din icat ederek, nefsinin ve çağın vebalı oyunlarına gelerek, İsrailiyat ve arabizmin kölesi vaziyetinde bambaşka bir dini İslam diye yaşar ve kendisini de, ailesini de, dünyayı da lanet bir karanlığa mahkûm eder.

Hurafeler, örfler, yalanlar, uydurmalar, akılsızlıklar, yobazlıklar, ucubeler, şeytan işi oyunlarla bezeli bu ne olduğu belli olmayan dini İslam diye başkalarına da empoze etmeye kalkar ve İslam içinde sayısız yavru şeytan dinleri icat eder.

Tüm bu safsatalar elbette dinin kendisine asla zarar veremez ve veremeyecektir çünkü Allah’ın dini Allah’ın Kur’an’ı ile koruma altındadır ve Yüce Allah, İslam’ı kıyamete dek tertemiz koruyacağına ahdetmiştir. Fakat Yüce Allah’ın insanları ve inançları tertemiz kılacağına dair bir ahdi asla yoktur ve bu yüzden cehennemler ağzına dek dolarken, cennetler tehna olacaktır. Çünkü Rabbimizin cennetleri doldurmak gibi bir ahdi yoktur.

Anlaşıldığı üzere İslam’ın bekası ile kast edilen dinin muhafazası değil, akıl ve kalplerde yaşanan şeklinin öze uygun vaziyette muhafaza edilmesidir.

Bu konuda maalesef çok ciddi hata ve gafletler vardır ki ihanet ve isyan kelimesi dahi anlatmakta zayıf kalır. Nispeten değindiğimiz bu tahribat sayesinde İslam kuramda ve hayatın içinde çok farklı olarak yaşanmakta ama yanlış olan tarz gerçeğin üzerine çıkarılmaya çalışılmaktadır.

Aklını kullanmayan, Kur’an’dan habersiz milyonlar ise kendilerine anlatılan insani – şeytani dini İslam sanmakla, Allah’ın dini İslam’dan habersiz yaşayıp gitmektedir. Böyle giderse çok değil on yıl sonra bile İslam hobileşecek, tam da siyonizmin istediği kıvama gelecektir. Halihazırda arabizm, hurafecilik, şekilcilik, İsrailiyat altında can çekişen İslam, o zaman geldiğinde iyice tanınmaz hale gelecektir.

İslam’ı yok etmeye and içmiş bu gaflet sürüsünü içeriden ve dışarıdan şeklinde evvela ikiye ayırmak lazımdır ki İslam düşmanları tanınmadan, savunma ve bilinçlendirme yapmak mümkün değildir.

Dışarıdan gelen tehlikeler, İslam’a tabi olmadığı açıkça belli olan, bunu diliyle de ifade edenlerce yürütülen çabalardır ki Hristiyan ve Yahudi alemi, İslam dışı diğer din mensupları hep bu gruptadır. Bunlara göre İslam dinlerden bir dindir ve (haşa) Hz. Muhammed peygamber dahi değil, (yine haşa) pek çoğuna göre İslam diye bir din dahi yoktur.

Kur’an’dan habersiz ama sokaklardaki cahil Müslümanlara bakarak karar vermekte aceleci olan büyük çoğunluk, kendilerine ezberletilen İslami Terör yalanlarıyla da bu teze kendisini fazlasıyla kaptırmakta ve Müslümanları bir hayalin peşinde koşan tehlikeli zavallılar olarak görmektedir.

Nispeten zararsız bu kitlenin bir zaman sonra iknası mümkün olacaktır çünkü akıl ve bilim ilerledikçe tüm gidişat İslam’a ve Allah’ın Tek’liğine doğrudur.  Ancak bu grubun içinde ve yanında bir de maksatlı ve kasıtlı düşman bir grup vardır ki bu grubun elebaşlarını misyoner Hristiyanlar ve Siyonist Yahudiler çeker.

Siyonizm hakkında sayısız yazımız olduğu için burada sözü fazlaca uzatmayacağız ama şu bilinmelidir ki İslam’ı tanımayan yabancı milletlere, İslam’ı bile isteye kötü ve düşman bir din olarak ısrarla tanıtmaya çalışan bu grup, hedeflerinde ilk sıraya Türklüğü ve İslam’ı koyarak asırlardır devam eden acı ve gözyaşlarına da sebep olandır.

İslam içinden işbirlikçi olarak andığımız yobaz tayfanın tamamı da elbette sadece saf değil, geri kafalı değil ama bir çoğu satılmış ve haindir. Yani yobaz diye tanımladığımız insanların çoğusu aslında İslam’dan değildir, kabuk değiştirmiş, maskeyle dolaşan Yahudilerdir. Yoksa Kur’an ayetleri ortadayken bunca cesaret ve yalanı nereden bulur da sarf ederler? Bunca kötülük ve iftiralarının ardındaki maddi ve hukuki gücü nereden bulurlar?

İşte İslam’ın bekası aslen bu iki dış ve iç mihraklarca tehdit edilmekte, özellikle gençler ve cahiller bu işten fazlasıyla etkilenmekte ama başta diyanet olmak üzere tedbir makamındakilerin hiçbiri kılını oynatmamaktadır.

Beka kelimesi hep değişik manalarda ve başkaları için telaffuz edilirken, İslam’ın bekasından dirhem söz edilmemekte, adeta tedbir alınması engellenmeye çalışılmaktadır.

Peki bu ilgisizlik, ihanet ortaklığı, gaflet İslam’ı unutturabilecek midir? Asla! Çünkü din Allah’ındır, eskimez, kaybolmaz ve değişmez.

Peki bu gafletler kulları dinden daha da uzaklaştırabilecek midir? İmansız kulları evet!

Peki zafer şer cephesinin mi, İslam’ın mı olacaktır? Kesinlikle İslam’ın çünkü galip olan sadece Allah’tır!

Peki o halde kanan ve aldananların durumu ne olacaktır? Dipsiz cehennem çukurlarında misliyle artırılmış, katranlaşmış cehennem azaplarına mahkûm sonsuz elem yılları!

Şeytanlar kıyamete dek davasından vaz geçecek midir? Asla!

İslam’ın bekası üzerindeki bu kanlı, batıl savaş sürüp gidecek, zalim, cahil ve nankör insan Allah yoluna girmedikçe de İslam âlemi daha çok kan ve gözyaşı dökecektir.

Bu yüzden devletlerin, toplumların bekası düşünülürken bir nebze de olsun İslam’ın bekasını düşünmek ve şimdiden tedbir almak lazım gelir. Yoksa açılan kötü çığırın, gelecek nesillerin şeytanlara yem olmasının vebali bugün sessiz kalanların boyunlarına ilave ateş halkaları olarak atılacaktır.

Ahiret ateşi ise yakıcıdır.

Allah, rahmeti bol ama azabı çetin olandır!

Bu tedbirin ilk aşamaları ise evvela Kur’an İslam’ına geri dönmek, şeytanlara düşman olabilmek, aklı kullanmak, sadece Allah’a iman ederek Allah yolunda mal ve canla cihat etmeye hazır ve razı olmak, gerisini tevekkül ile Yüce Allah’a bırakmaktır.

Devletler yıkılır, yenileri kurulur, şirketler yıkılır yenileri kurulur, ümmetlerin biri gelir biri gider AMA İSLAM KALICI HASAR GÖRÜRSE yerine kurulacak başka bir İSLAM yoktur!!!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir