Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İslam’ın hikmeti imandadır
imanilmihali.com
İslam’ın hikmeti imandadır

İslam’ın hikmeti imandadır

İslam’ın hikmeti imandadır

İslam, sadece Allah’a teslim olmak, barış, huzur ve esenlik demektir ki Kelime-i Şehadetin bel kemiği de Allah’tan başka ilah olmadığını kalp ile tasdik, dil ile ikrardır. Yine bir başka bel kemiği de İslam’ı örnek yaşayarak gösteren Hz. Peygamberin, Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna kalpten ikna olmak ve ahirette Kur’an’da yazılı hükümlerden sorulacağımızı idrak etmektir.

Müslüman, İslam’a girerek Allah’a teslim olan, dil ile şehadet kelimesini söyleyebilendir.

Mü’min iman eden, dil ile söylediklerini kalpten hisseden, kalbinin sesiyle Allah’a yönelen, Müslümanlıkla yetinmeyen, inandıklarını hayata yansıtmaya çalışandır.

İnsanlar melek değildir, Peygamberler bile günahsız değildir. Et ve kemikten yaratılmış her kul hata yapacak, gaflette bulunacak, bazen şer tarafa kayacaktır. Lakin hata ve günahın telafisi, Allah’ın rahmeti sayesinde her zaman mümkündür.

Yüce Allah, o kadar rahmetli ve Yücedir ki çok sevdiği insana bıkmadan usanmadan elçilerini ve kitaplarını göndermiş adaleti ve merhameti gereği her defasında kendisini hatırlatmış ve ikaz etmiştir.

İnsan ise her defasında bu ikaz ve hatırlatmaları cehalet ve nankörlükle karşılamış, her defasında yine sapmış ve azmıştır.

Yüce Allah tüm insanlıktan tek bir şey istemiştir ve buna sonuna kadar hakkı vardır. Bu şey, imandır.

Yüce Allah, kalpleri, akılları, ruhları, herşeyi bilen, gören ve duyandır. O, ister ki kulları kendisine Fıtratta verdikleri doğru ve iyi olma sözüne sadık kalsınlar ve kendisinden başka ilahlar aramasınlar.

Çünkü iman herşeyin, yokluğunda herşeysizliğin başıdır.

Yapılan tüm iyilik, amel ve ibadetler eğer içinde iman yoksa bir spordan, hobiden, ticaretten, sosyal aktiviteden öte gitmez. İmansız amel, ruhsuz beden gibidir ve hükmü yoktur.

İmanı veren Allah, nefisleri temizleyen Allah’tır. O halde aciz kulların görevi sabır, dua ve tevbe ile Yüce Allah’tan temiz bir nefis ve iman dilemektir ki dua ibadetin özüdür.

İslam ümmeti en seçkin ümmettir. Bu seçkinlik; Kur’an ile şereflendirilmekten, Hz. Muhammed(sav)’in ümmeti olmaktan, müslüman ana babadan doğmaktan, kıyamete kadar sürecek tek din İslam’a tabi olmaktan gelir.

Bu seçkinliğin tek şartı ise, riya ve gösterişten, büyüklenme ve sahtecilikten sakınarak kalpten iman etmektir. Bu yüzden din, sevgi, merhamet ve muhabbettir. Yani içinde samimiyet olmayan din İslam değil, nefse tabi adı başka olan bir dindir.

Çünkü tevhid dini İslam tektir. Batıl ise çoktur ve batılın sayısız dini vardır ki en başta nefse tabi olmak dini ve şeytana tabilik demek olan şirk dini gelir. Çünkü şeytan imanlı kullara zarar veremese de, imanı yok veya zayıf olanlar üzerinde etkilidir.

İslam, muhabbetle beslendiği ve güçlendiği zaman, şeytan bile o kullara Allah dilemedikçe zarar veremez. Ama iman yoksa o kulların en büyük dostu ve yol göstericisi şeytandır.

İslam, Kur’an’dır, ayet ve surelerdir. İslam, her bir Kur’an harfi üzerinde derin derin düşünmek ve Yüce Allah’ın bunca kainatı boşuna yaratmadğına ikna olmaktır. İslam, iman edilecek başlıkların tamamı üzerinde tefekkür etmek, zikretmektir.

İman, bedende, kainatta ve Kur’an’da , Yüce Allah’ın ayetlerini görebilmek ve teslim olabilmektir. Bu teslimiyetin şüphesiz ve tam olması lazım gelir ki noksan iman, iman değildir.

İslamiyetin en temel kelimesi “sadece Allah” kelimesidir ki bu sadece kelimesi ortadan kaldırıldığında adı din olmaz, dinsizlik veya şirk olur.

Sadece Allah diyebilenler her iki cihanda bahtiyar olacak kullardır ki bu sadece iman ile mümkündür.

İslam, cennet kapılarını sunar, Kur’an cennetleri müjdeler, Hz. Peygamber cennetlere çağırır ama cennet kapılarından girmenin tek yolu kalbi imanla doldurmaktır. Çünkü cennetlere sadece mü’minler girecektir. Diğerlerinin cehennem hayatlarını, cennetten mahrumiyet sürelerini sadece Allah bilir ama ayetlerden anladığımız odur ki imanlı kalplerin sorgusu da, cennetlere girebilmesi de çok zor olmayacaktır. Çünkü iman varsa, Allah’ın o kuldan rızası vardır. Bu rıza ise küçük ve belki büyük günahları bile tek kelimeyle affedecek kadar yücedir.

Allah rızası yoksa, kulun dilindeki imanlar sadece dilde kalıyorsa ahiret sorgusu yaman, cennetler uzak olacaktır. Çünkü Allah içleri, kalpleri, akılları, düşünce ve niyetleri bilendir.

Şehadet melekleri veya diğer insanlar görüleni, söyleneni, yapılanı bilir, duyar, görür, kaydeder ve şahitlik eder. Ama niyetleri bilen sadece Allah’tır ve O kulunun samimiyetini her daim bilendir. O, kulun ibadetini, amelini, duasını kime yaptığını bilir.

Gözyaşları içinde boynu bükük sarf edilen, yürekten gelen samimi duaların Allah katında kıymeti, sözde kalan, dünyaya ait, içten olmayan dualara göre çok daha fazladır. Bunun gibi yapılan amel ve hayratların kıymeti de maksadında Allah rızasına nail olmak varsa yüksek, yoksa düşüktür.

Yüce Allah’ın bizlere vereceği kıymet, bizim O’na ve sistemine verdiğimiz kıymet kadardır ki takva aslen budur. Çünkü takva sadece elbise, örtü değil, sahip olduğumuz tüm beceri, kabiliyet, his, düşünce ve akıllardır. Bizler maddi ve manevi tüm benliğimizle Yüce Allah’a yönelebiliyorsak inşallah Yüce Allah’tan göreceğimiz rahmette o denli büyük olacaktır.

İşte iman, bu samimiyetin teminatı ve adıdır.

İslam’ın hikmeti, sırrı, kurtuluş müjdeleri de buradadır. İman yoksa, nüfus cüzdanında ne yazarsa yazsın kurtuluş zor, akibet karanlıktır. Çünkü imansız kalplerin rehberi Allah değil şeytandır ve şeytan en kötü arkadaş ve en büyük düşmandır.

İblis ahdinde imansız kalplere musallat olacağına dair yemin etmişken, Yüce Allah buna rıza göstermişken, imansız yaşamaya devam etmek akıllı insanın karı değildir.

Kur’an gözümüzün önünde, Allah’ın ayetleri her yerdedir. O halde kainatı, bedeni ve Kur’an’ı okumak, anlamak, anlamaya çalışmak lazım gelendir.

Kur’an’ı anlamanın yolu da anlayarak okumaktır ki bu her müslümana farzdır. Anlamadan, sadece sevap kazanmak için arapça okunan Kur’an, en başta bizlere sayısız emir ve yasak bildiren Yüce Allah’ın hak’kına saygızsızlıktır.

Bizlerin Kur’an’ı anlayarak okuması, Yüce Allah’ın üzerimizdeki en temel hakkıdır.

Çünkü İslam Kur’an, Kur’an iman demektir ki bizleri Allah dostu yapacak tek şey Kur’an hükümlerine gösterdiğimiz kabul, rıza, sevgi ve gayrettir.

Rabbim bizleri kendi yolundan ayırmasın.

Rabbim bizleri imanlı yaşatıp, imanlı öldürsün.

Rabbim tüm iman edenleri korusun. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir