Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İslam’ın selameti
imanilmihali.com
İslam’ın selameti

İslam’ın selameti

İslam’ın selameti

Yedek ilah edinmek şirktir ve şirk affedilmeyeceği bildirilen tek suçtur. Müşriklerin (Doğrusunu Rabbimiz bilir ) tevbeleri nasıl, ne şekilde, ne zamana kadar kabul edilir veya edilir mi bunu biz bilemeyiz. Lakin kanaatimizce şirk suçların en yücesidir çünkü muhteviyatında isyan, haksızlık, zulüm, iftira, yok sayma, mülk ve kudreti paylaştırma gibi sayısız haksızlık ve çirkinlikleri barındırır.

Müslüman camiası en azından bilerek ve isteyerek şirkten sakınmaya gayret eder, en azından sakındığını ifade eder.

Davranış, hal ve ifadelere bakıldığında durum biraz farklı olsa da en azından alenen kimse şirke battığını veya şirke prim verdiğini söylemez, söylemek istemez.

Bu noktada sanılır ki şirk şimdi değil mazide bir zamanlar yaşadı, müşrik Araplara ait bir husustu-bir daha hiç tekrarlanmadı, unutuldu gitti ve bundan sonra da yaşanmayacak. Bu hususu detaylandırmadan geçiyoruz ama şu kadarını bilmek gerekir ki şirk illetinin maziye gömüldüğünü söylemek veya bugün yaşananların şirk olmadığını ifade etmek şirke hizmet etmekten başka bir şey değildir.

Konunun yedek ilah boyutunu bir kenara bırakıp gelelim başlık yazımız olan dinin selameti bahsine.

İlk madde muhakkak şudur ki Yüce Allah, İslam’ı ve Kur’an’ı kıyamete kadar bizzat kendisinin koruyacağını ve dini tamamladığını, tüm insanlar için İslam’ı son ve değişmez din kabul ettiğini bildirmiştir. Yani ilahi manada korkacak, yenilenecek, ikame edilecek bir din yoktur. İslam tamdır, Kur’an tamdır, noksanı, eskisi, değiştirilecek olanı yoktur. İslam çağdışı veya eski moda değil aksine çağlar üstüdür ve her geçen gün ayetlerin yeni bir manası tefsir edilmeye çalışılmaktadır. İnancımız odur ki Kur’an’ın tam tefsirine insanlık hâkim olduğu gün kıyamette yaklaşmış olacaktır.

Yani din, sınırları çizilmiş, örneklendirilmiş, detaylandırılmış, kolaylaştırılmış halde tamamlanmış ve insanoğlunun deyim yerindeyse kullanımına sunulmuştur. Nuzül esnasında insanların akıl edemediği, soruya muhatap hususlar da ya ayetlerle derhal cevaplanmış ya da Peygamberimizce açıklanmıştır ki Kur’an ile hiç kimsenin zaten en ufak bir tereddütü bile yoktur.

Yani bu tamam, mükemmel ve sorunsuz dini insanoğlu hemen alıp kullanacak, aklına takılan hususlarda bilmesi gerektiği kadarıyla da tüm cevaplar verildiğinden Kur’an’a tabi olacak ve neden demeden nasıl diyerek dini ihya ve eda edecektir.

O halde bugün yaşanan din, asli yani ilahi dinin nesi veya neresidir?

Bugün yaşanan din gerçek İslam ise, saadet döneminde yaşanan din nedir?

Müslümanın Müslüman kanı döktüğü, kafirlerin dost edinildiği, haksızlık ve zulümlerin kol gezdiği, bilginin terk edildiği, paranın yüceltildiği, rızıkların yetmediği, açgözlülüğün had safhaya çıktığı, anlaşılmayan, hurafelere bezendirilmiş, sosyalleştirilmiş, bir kısmı sarf-ı nazar edilmiş, bir kısmının hükmü hafifletilmiş vey değiştirilmiş, gençlerden ziyade yaşlılara endekslenmiş, zenginlerce reddedilmiş ve fakirlere tabi kılınmış, mezhep, hizip, meşrep ve tarikatlara bölünmüş, her cemaatin bir tarafa çektiği on sahipli kuzu kimliğine bürünmüş din ne dinidir?

İlahsızlık ve haşa Allah’sızlık kimseye nasip olmaz. Çünkü tek Yaratan Rabbimiz tüm varlık, kudret ve mülkün sahibi, velisi, malikidir. Ama insan o denli nankör, zalim, cahil ve zayıftır ki yedek ilah icat eden bizzat kendisidir. Şirk bu yüzden vardır ve güçlüdür. Şirk dinine tabi olanlar ise maalesef çoğunluğu teşkil etmektedir.

Peki dini değiştirmek, tanınmaz hale getirmek, yanlış yorumlamak, kasten hafifletmek veya manasını değiştirmek nedir? Değiştirmekle kast edilen her neyse Rabbimizin ilahi ve sonsuz kudretine, ilmine saygısızlık, haksızlık ve isyan değil midir? Din değiştirilerek değeri haksız yere yüceltilen her neyse yedek ilah edinilmiş değil midir? Bu yedek ilah üretim veya imali şirk değil midir?

Konunun muhataplarına sorulacak olsa muhakkak ki cevapları reddir ve şunu diyeceklerdir; biz bunu dinin toplum katmanlarınca daha iyi anlaşılması için açıklıyor, örneklendiriyor ve çağa uyduruyoruz.

O zaman soruyoruz? Yüce Allah’tan daha mı akıllı ve yeteneklisiniz ki noksan ilahi hususları tamamlamaya cüret ediyorsunuz? Rabbimiz bazı insanlar anlamasın diye zor kelam mı kullandı ki sizler manayı açıklamayı lütfediyorsunuz? Ayetlerin modası geçti mi ki siz yenilerini üretiyorsunuz? Dinin Kur’an’dan öğrenilmesi imkansız mı ki yardımcı onbinlerce kitabı servis ediyor ve bunları Kur’an ile eşdeğer kılıyorsunuz? İnsanlar geri zekalı mı ki (Bir tek siz mi akıllısınız ki) insanları okumaktan men edip dinlemeye teşvik ediyorsunuz?…Siz kimsiniz ki dine şekil verip ilahlık taslıyorsunuz?

Sizler kimsiniz ve maksadınız nedir ki dini ilahi boyuttan koparıp beşeri boyuta sokuyor ve maddeleştiriyorsunuz? Siz hangi hak ve cüretle dünyevi çıkarlar uğruna ayetlerin manasını çıkarlarınıza paralel hale sokup din sırtından rant elde etmeye çalışıyorsunuz?

Siz ilahlık mevkine soyunduğunuzdan habersiz misiniz?

Siz şeytanlık ederken, size tabi olanların da sizi ilah edinerek şirke battığını görmez misiniz? Siz eğer samimi iseniz, Kur’an’ı egemen kılmak ve İslam’ı has şekline döndürmekle mükellefsiniz. Eğer samimi ve dürüst iseniz, Allah’tan da korkuyor iseniz ki korkmalısınız dini Peygamber zamanının sade ve düzgün haline geri çevirmeye gayret etmelisiniz.

Eğer samimi ve namuslu iseniz din dışı olan yaban otlarını birer birer dinden temizlemek sizin göreviniz.

Samimiyseniz riya, gösteriş, kibir, batıl, çirkin ne varsa dinden aforoz etmek mecburiyetindesiniz.

Demek ki şirk yedek ilahlar icat etmek, dini tanınmaz hale getirmek te yedek şeytanlar imal etmektir.

Aynı Allah’a, Kur’an’a, Peygambere iman etmiş kulların tamamı Müslümanken, sizler aralarına nifak tohumu ekerek imanın Peygamberimizce yapılmış tanımını red mi ediyorsunuz? O öldürdüğünüz Müslümanlar da kadere, meleklere, ahirete, kitaplara, peygamberlere ve en önemlisi aynı Allah’a iman ediyorken siz nasıl onları düşman bellersiniz?

İslam bayrağı altında ümmet nutukları atarken, dini bin bir parçaya bölen sizler, Müslümanı Müslüman kırdırırken yanı başınızdaki düşmanları güldürdüğünüzü görmez misiniz? Asıl düşman sırıtır dururken siz kardeşlerinizi kafir belleyerek dine hizmet ettiğinizi mi sanıyorsunuz?

Dini bölmenin, değiştirmenin, yeni – insan yapımı din imal etmenin mesuliyetinden hiç mi çekinmezsiniz? Siz dini ne hak ve yetkiyle tanınmaz hale getirmeye cüret edersiniz?

Siz böyle yaptığınız içindir ki kafirler güruhu İslam üzerine çullanır. Siz dini kardeşler, kabileler, mezhepler savaşına mahkum ettiğiniz için müşrikler keyif çatar, sizleri tek tek yiyip yok eder. Sizler dini tarikatlara, hiziplere ayırdığınız için gücünüz kalmaz ve birlik olamazsınız. Siz böyle yaptığınız içindir ki İslam’ın ve insanlığın gözyaşları hiç dinmez!

O halde yapılması gereken İslam’ı tek bayrak altında toplamak, has dini yeniden egemen kılmak, Kur’an İslam’ını yeşertmek ve iman kardeşliğini tesis etmektir.

Herkes Müslüman olabilir ama mü’min olmak herkese nasip olmaz. Siz eğer sadece Müslüman olmakla yetinecekseniz bu sizin bileceğiniz bir husustur. Ancak mü’min olmak, dille söylenen o imana gerçekten sahip olmak, kalpten desteklemek ve hayata yansıtabilmektir.

İslam, sadece Müslümanların değil aynı zamanda ve daha çok mü’minlerin dinidir.

Gerçek mü’minler ise asla satın alınamayacak, kafire dost olmayacak, Allah yolundan sapmayacak, dünya malına tamah etmeyecek olanlardır. Çünkü onlar, Allah’ın rahmetini umarken, azabından en çok korkanlardır.

Münafıklar, müşrikler, kafirler elele İslam’a saldırırken yapılması gereken mezhep, tarikat, meşreb ve tarikat ayrılıklarını bir kenara bırakmak ve Hak din İslam’a sarılmaktır ki bu aynı zamanda Allah’ın ipine sarılmaktır.

Gün içinde yaptığınız, dediğiniz, işaret edip hedef gösterdiğiniz, desteklediğiniz veya reddettiğiniz şeyleri şöyle bir düşünün! İslam’ın neresine sığdığına, gerçekten Müslümana yakışıp yakışmadığına kendiniz karar verin. Çünkü hesap sorucu olarak nefis yeter!

İslam, kıyamete kadar baki kalacak olandır. Kafirler istemese de Yüce Allah nurunu tamamlayacak olandır. Kıyamet kafirler üstüne kopacak, cehennem ilahi emre uymayanlara beşik olacaktır. Dünya imtihanı gelip geçici bir süredir.

Baki hayat ise bu dünyanın hasadı ve belgesidir.

Amellerinizi kirletmek, sevaplarınızı yok etmek, akıbetinizi karatmak elbet sizin bileceğiniz bir husustur lakin zaman birleşmek, tevbe etmek, iman kardeşliğini tesis etmek vaktidir.

Gelin yıllardır kulak tıkadığınız hakikatlere ve çağrılara kulak verin. Gelin Asr-ı Saadet’in huşu ile bezeli mis kokulu günlerine tabi olmaya niyetlenin. Gelin Kur’an ile yeniden yapılanın.

Kur’an’ı Arapçaya mahkum ederek, zalim-kafir-müşrik kelimelerini tanınmaz hale getirerek TEVHİD’e çıkan tüm yolları kana bulasanız da Tevhid nuru pırıl pırıl parlamaktadır. Elinizden bir şey gelmez. O halde teslim olun ve Allah’a dönün.

Yahudi, Hristiyan veya batıl din mensupları oyunlarıyla İslam’ın geldiği nokta içler acısıdır. Cemaat artık namazla, hizmetle, tesbih çekerek bu mesuliyetten kurtulamayacağını anlamalıdır. Çünkü akan her damla şehit kanı, akan her bir damla mazlum-yetim gözyaşı yıllar süren ibadetinizi alır götürür. Yediğiniz haklar sizlerin ahirette o hak sahiplerine vereceğiniz sevaplarınızla elbet hesaplaşılacaktır. O huzurda sevapsız kalmaktan, hatta hakkını yediklerinizden aldığınız sayısız günahlarla cehennemi boylamak çok mu caziptir ki çekinmezsiniz? Allah’ın dinini param parça ettiğiniz halde hala nasıl Peygamberin şefaatini umarsınız? Bilmez misiniz ki Rabbimizin razı olmadığı kimseler için hiç kimse şefaat edemez? Bilmez misiniz ki en büyük şefaatçi sizin reddedip, değiştirip, bir kenara attığınız, Arapçaya mahkum edip anlaşılmaz hale getirdiğiniz Kur’an’dır ve o Kur’an sizden şikayetçi olacaktır? Bilmez misiniz ki ayet ile bildirildiği gibi Peygamberimiz ümmeti Kur’an’ı hayatın dışına atmakla itham edecektir? Bilmez misiniz ki Peygamberi üzen, Kur’an’ı hayat dışı bırakan bir ümmetten Allah razı olmaz ve Allah razı olmadıklarına şefaat edilmesine müsade etmez?

Acı, çetin, gerçek, aleni bu ikazları okuyup ta hala yanlışta direnenler için yapacak bir şey yoktur.

Özet şudur; yedek ilah icat eden insan, yedek-insan yapımı din imal ederek te şirke batmış ve dini tanınmaz-parçalanmış-iman kardeşliğini zedelemiş hale getirmiştir. Bunun vebali, afsızlık, şefaatsizlik ve azaptır.

İslam’ın ve insanlığın gözyaşlarını kurutacak olanlar ancak has mü’minlerdir. Müslüman dünya mü’minleşmek ve imanı kalpten hissederek yaşamak ve hayata yansıtmak mecburiyetindedir.

Tüm bahane, mazeret ve timsah gözyaşları nafiledir.

Allah’ın farzları tüm sünnet ve nafilelerden yücedir ve farz olan kardeş olmak ve Allah düşmanlarına karşı birleşmektir. Ve İslam’ın iki metre siyah çarşaftan, cennetteki hurilerin yaşlarını konuşmaktan çık daha önemli iş ve görevleri vardır. Bu görevleri sahiplenip Allah dostlarına dost, Allah düşmanlarına düşman olcakların mekanı inşallah cennetler olacaktır.

Diğerleri ise kendilerine karanlık çukurlardan çukur beğenecek ve kulak asmadıkları hikmet ve nimetler, bilakis kulluk ettikleri şeytanlarla dost ateşlerde yanacaklardır.

Din, Allah’ındır. O’nun izah ettiği şekilde, hak ve hakikat olarak yaşanmak zorundadır. Kulların görevi bu kurallara aynen uymak, yorum yapmamak ve değiştirmemektir. Haddi aşmak ve hainlik etmek ise yapılacak en kötü şeydir ve cezası da yüce olacaktır.

Dinin selameti; dini Rabbimizin dediği şekilde yaşamakla, sadece Rabbimize yönelik kullukla ve Kur’an ışığında, rahmet peygamberinin sünnetleri tadında iman ile mümkündür.

Tek hak din olan tevhid dini İslam; hurafeler, yedi yaşında kızlara sarkıntılık etmeyi caiz görmeler, haram lokmalar, iftiralar, kafirlerle yiyip içmeler, mazlumlar sırtından para kazanmalar, vergi kaçırmalar, tabiatı katletmeler, hırsızlıklar, zulümler, kardeş savaşları, faizler, fuhuşlar, zina ve muta nikahları, gizli ihanetler, açık tehditler, dejenere yobazlıklar, bilimi reddetmeler, ahlaksızlığa göz yummalar …dini değildir.

İslam, huzur, barış, esenlik ve sadece Allah’a teslimiyettir. 

Bugün yaşanan İslam ise Rabbimizin arzuladığı ve emrettiği İslam’dan fersah fersah uzaktır.

Rabbim tüm mü’minleri korusun ve bağışlasın.
Rabbim bizlere Kur’an İslam’ını yeşertebilmek için güç ve irade versin.
Rabbim, yoldan sapmışları yeniden Allah yoluna kılavuzlasın.
Rabbim Peygamberimizi, Kur’an’ımızı yeniden bizimle dost kılıp, bizlere rahmet ve merhamet eylesin.
Rabbim kafirler güruhuna karşı İslam’a yardım etsin.
Rabbim dünya ve ahirette vatan ve ulusumuzun, din ve kitabımızın bekasını muhafazaya bizleri muktedir eylesin.
Rabbim bizleri, vatanımızı, İslam’ı her türlü tehlike, kötülük, şer ve ihanetten muhafaza eylesin.
Amin!

İslam’ın selameti

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

1 yorum

  1. Avatar

    Allah razı olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir