Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İslam’ın temel kavramları
imanilmihali.com
İslam’ın temel kavramları

İslam’ın temel kavramları

İslam’ın temel kavramları

Günah ve haram, sevap ve helal gibi nice yanlış mukayeselere gömülmüş İslam, tevhid ve şirk karışımı bir hale hızla yol almaktadır. Farz ve sünnet, mübah ve mekruh anlaşılmadan, kavram ve terimler yerine oturtulmadan İslam’ın özüne inilemez ve inilememektedir.

Bir şey günahsa ve siz ona haram diyorsanız… yatacak yeriniz yoktur. Bir şey helalken haram diyorsanız keza. Helali haram kılmak ilahlık iddia etmektir. Her haram günahtır fakat her günah haram değildir.

Bir şey sevap kazandırıyorsa muhakkak güzeldir fakat her güzel şey sevap kazandırmayabilir.

Tevhide uygun yaşamak güzel ama tevhid niyetiyle kişileri ilah mertebesine yüceltmek şirktir.

Mübah zararsız demekken, mekruh kötü, men edilen demektir.

Bunun gibi İslam ve iman, Müslüman ve mü’min kavramları tam bir muamma halini almış ve secde eden insanlar bu ikilemler arasına sıkışmış haldedir. Bu yüzden de dinin hası ve olması gerekeni bir türlü yaşanamamaktadır.

İman, Yüce Allah ve sistemine yürekten inanmak ve bunu dil ile de ifade edip, hayata yansıtabilmektir. Muhakkak imanı veren Allah’tır ve kul bu imana kavuşmak, güçlendirmek ve muhafaza etmekle mükelleftir.

İslam ise ilk ve vazgeçilmez şartı iman olmak üzere, ve bu imanı sadece dil ile ikrar etmek yeterli halde, mali ve bedeni ibadetleri yerine getirmektir. İslam’ın şartları dediğimiz şey aslında ibadetin şartlarıdır desek yanılmış olmayız.

İslam’ın şartlarını yerine getiren Müslüman, imanın şartlarını yerine getiren mü’min olur.

Özetle; imanı yüreğinde hissetmeyen, hayata yansıtamayan, Kur’an’ı rehber edinmeyen, imanı dille ifade etmeyi yeterli sayanlar…mü’min değildir. Çünkü mü’minin kelime anlamı “iman eden”dir.

Cennete sadece iman edenlerin gireceği hakikati bizi aslında en çok nelere özen göstermek gerektiğini hatırlatır.

Namaz, zekat, hac, oruç gibi ibadetler tüm peygamberlerin emridir. Yine tüm peygamberlerin bunlardan da önce ilk emri İMAN’dır. Peygamberimizin risaletinin ilk yılları hatırlanırsa, hatta hicret önceki zamanların tamamında tesis edilmeye çalışılan dinin direği imandır. İman kardeşliği sayesindedir ki o muazzam kardeşlik ve zaferler gelebilmiş, İslam geçici bir heves olmaktan çıkıp baki bir saadet kaynağı olabilmiştir.

İmanın sözle ifadesi ve yürekten hissedilmesi arasındaki muazzam fark kişinin Allah’a teslimiyet derecesinin de göstergesidir. Aslen sadece Allah’a ve tam teslimiyet demek olan İslam, iman temelleri üzerine kuruludur ve iman gerçek-sağlam olmaz ise ibadet ve amellerin içine riya ve gösteriş, hile ve fitne pekala karışabilir.

O halde asıl lazım olan imandır. Bu iman tesis edilip, inşallah kalbe yerleştikten sonra ibadette, ahlak ta, salih amelde peşi sıra zaten gelecektir. Ancak iman sade ve has değilse kişi tüm ibadetleri yerine getirse de ahlaki, imani ve ameli olgunluğa ala erişemeyecektir.

Batının bugün ulaştığı medeniyet ve teknoloji seviyesine rağmen bedbaht ve mutsuz olmasının özünde işte bu imansızlık vardır. Bu boşluk güç gösterisi, ölümsüzlük arzuları, yok etme güdüleri ile doldurulduğu içindir ki dünya yüzünde savaşlar hiç bitmez.

Aç, mutsuz, hasta, fakir İslam aleminin hala Allah’a sığınıyor, hala Allah’tan umut ediyor olması ise kafirler güruhunu yıkan ve daha çok öfkelendiren şeydir. Çünkü onlar umudu da, başarıyı da kendisinden bilen zavallılardır. Çünkü imanları yanlış berzahlara, yanlış yollara dolanmış, şirke bulanmış haldedir.

İslam aleminin imanı da işte bu risk altındadır ve kavram karmaşası, terimlerin manalarının kaydırılması bu nedenledir. Mescitlere önce sandalye, sonra banklar konması, ilahilerin ibadete zorla sokuşturulması, kıyafetlerin diğer din kıyafetlerine benzetilmesi, hurafe, gelenek ve uydurma hadislerin din olarak tescillenmesi bu yüzdendir.

Oysa gerçek ve tek sözlük…Kur’an’dır.

Tüm terimler, sevap ve günahlar, haram ve helaller ondadır. İmanın da, İslam’ın da, ahlak ve amelin de temeli ve tarifi Kur’an’dadır.

Peygamberimizin hayatı ve risaleti zaten başlı başına bir örnek ve doğru cevap anahtarıdır ki gayri müslimler bu hazzı yakalayamadığı için reddetmektedir.

O zaman yapılacak şey Müslüman olmakla yetinmeyip, mü’min olmaya gayret etmek, imanı güçlendirerek muhafaza etmek ve gereğini yapmak, şirk denen şeytan dinini organize tuzak ve hilelerinden uzak durmak, Allah dostlarını dost, Allah düşmanlarını düşman bilmektir.

Tüm ikaz, tembih ve teşvikler Kur’an’dadır. Ve Allah Kur’an ile sözlerini tamamlamış, hiçbir şeyi eksik bırakmamış, bizler ve tüm insanlık için İslam’ı kıyamete kadar ve sonrasında d geçerli din olarak seçmiştir.

Demek ki İslam’ın gereğini yapmak, İslam’ı Kur’an’dan öğrenmek şartıyla, zorunluluktur.

Bahtiyar olacak kullar bu felsefeyi idrak edebilen, Allah düşmanlarını sezebilen ve bu hain şirk odaklarının tuzak ve fitnelerini görebilenlerdir.

Akibet ancak muttakilerindir. Cennetlere sadece iman edenler girecektir. şefaat sadece Allah’ın razı olacağı kullara aittir. Haramı helal, helali haram kılmak şirktir. Gösteriş, riya, dini kullanma, dini bölme, İslam’ı Yahudileştirme…şirktir, vebali ağır olandır.

Bu kavram karmaşasında kulun görevi ve ilk yapması gereken Kur’an’ı anladığı dille okumk ve hakikate temas etmeye çalışmaktır. Beyhude okuyuşlarla, sırf sevap kazanmak gayesiyle okunan Kur’an, kula bu ahiret hediyesini vermeyecektir. Çünkü Kur’an ne ölüler kitabıdır ve dua kitabı. Kur’an hayatın hidayet rehberidir ve fani ve baki hayata ait herşey ondadır.

Anlamadan okumak, iman artırmak ve hakikate ermek gayesiyle yapılan tüm iyi niyetleri boşa çıkartacaktır. Çünkü Kur’an, okunmak ve anlaşılmak, hayata yansıtılmak ister. Siz imanı ve İslam’ı Kur’an’dan anlamaz ve öğrenmezseniz, birilerinin sözlerine muhtaç olur, onun dediklerini din kabul eder, imansızlıkları fark edemezsiniz.

Çok basitçe ifade edersek, zina, kamu malı talanı, hırsızlık, iffetsizlik, yalan ve iftira, kafirlerle işbirliği, zulüm ve haksızlıki gaflet ve cehalet Kur’an’ın savaş açtığı, men ettiği şeylerdir. Şimdilerde bu halleri sergileyenlerin nerelerde olduğuna bakmak, toplumun onlara neleri emanet ettiğini görmek bile İslam ve tevhidin nasıl yanlış yolda olduğunu görmeye yeter.

Sokak çeteleri, organize suç örgütleri, zalimleşenler, merhamet hissini toprağa gömenler, şirk tacirliği yapanlar, iffetsizlik ve vergi kaçırma ile servet sahibi olan ve bu serveti sömürü gücü olarak kullananlar, paylaşmayan, yardım etmeyenler… işte bu anlaşılamayan ayetlerin beslediği zararlı mikroplardır.

İman olmadan İslam olmaz.

Ve iman Allah ve sistemine boyun eğmek, itikad ve itimat etmek, fani hayattan sonrasını düşünerek hareket etmektir.

Bu yazılanlar imanlı kullar için geçerlidir ve herkes iman edip etmemekte serbesttir.

Çünkü Allah dileseydi herkes iman ederdi!

Not; Bu satırları yazarken yazılımın (Word) İslam, Müslüman kelimesini büyük harfle, iman ve mü’min kelimesini ise küçük harfle başlatması bile şirk denen illetin içimize ne denli girdiğinin resmidir.

İslam’ın temel kavramları

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir