Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İslamın unutturulan yüzü
imanilmihali.com
İslamın unutturulan yüzü

İslamın unutturulan yüzü

İslamın unutturulan yüzü

İslam Allah’ın dinidir. Kıyamete kadar baki kalacak, ahiret sorgusuna da temel teşkil edecek İslam evrenseldir, zaman ve coğrafya ötesidir, kişiler değil ilkeler ve manalar dinidir. İnsanın hür iradesiyle yapacağı tercihlerle şekillenecek ve hesaba tabi tutulacak İslam, aklı ve vahyi iki ayrı kuvvet olarak kabul eder ve her ikisinin ortaklığını emreder.

Yaşam zıdlıklar üzerine kurulu muazzam bir denge ve ölçünün eseridir ki bu Yüce Allah’ın ilim ve kudreti sayesindedir.

Dinin bilinen yüzü aydınlık ve sevinçle bakar, umut verir, cennetler vadeder ve kulları mtlu edecek şekilde hayallere sürükler. Nitekim kullar bu arzu ve hevesle Allah’ı sever, Allah’tan korkar ama daima rahmete güvenerek beraat edeceğini düşünür. Dua ve şükürlerle elinden geldiğince ibadet ve amel eden kullar bu inançla dini mutluluk verici bir duygu olarak yaşar.

Çoğusu okunmayan ama dinlenilen hikayelerde hep dinin murada erdirici yanı aksettirilir ve cennet köşklerinden bahsedilerek din savaşlarına silahtarlar yetiştirilir. Sonuçta haklı olmak şartı aranmadan savaşlar yaşanır ve herbiri din adına haklı olan taraflar asırlar boyu menfaat ve dünyevi çıkarlar uğruna savaşır durur.

Kullar akılları prangalanmış olarak cennet hayalleriyle avunurken, çoğu kişileri haddinden fazla yüceltir, onlardan medet umar, şefaat bekler, aracılık temenni eder hale gelir ve din duyulan kadar yaşanılır olur.

Cennet hayalleri içinde kur’an anlaşılmadan okunur, şiir gibi dinlenir, gözyaşları ile kutsanır ve fakat mana yakalanamaz.

İslam’ın öte yanını, madalyonun aksini ise kimseler görmez, görmek istemez. Yani karanlık ve acı yönünü.

Bu aksi yön şer ve şirki tanıtır, cehenneme ulaşan yolları tarif eder, cehennemin azaplarının kimlere nasip olacağını anlatır.

Küfür ve inkarı, isyan ve haddi aşmayı, karalama ve yalanı, zulüm ve haksızlığı yasak eden bu yön tevhidin tatlı masallarıyla büyümüşlere zor gelir.

Dinden payelenenlerde bu yönü saklarlar ki oyunları anlaşılmasın.

Sonuçta dindar geçinenler dahi dini yarım yaşar, imanın hem inanmak hem inanmayanlarla mücadele etmek olduğunu anlamadan ve bir zaman sonra kendi masallarını kendileri gerçek sanarak şirkin kucağına düşerler.

Çünkü Kur’an aşırı dünya sevgisini yasaklamakta, şeytan işi pisliklerden bahsetmekte, imanı emretmekte, ibadetin yetmeyeceğini anlatmakta, zulümle savaşı, Allah yolunda mücadeleyi şart koşmakta ama tevhid ile avunanlar bu tehlikelerden habersiz yaşamaktadır.

Sonuç, uyuyan İslam, karanlık akibetler, güçlenen şer ve şeytanlardır.

Vebal ise hem uyutanlara hem uyuyanlaradır.

Vebal hem kandıranlara hem kananlaradır.

İslamın unutturulan yüzü şirktir ve şirk affedilmeyecek tek günahtır, katmerli zulümdür. Kişileri, varlıkları, putları, nefisleri, ibadetleri ilah edinmek demek olan şirk tanınmadan din tamam olmaz ama dincilerin hegemonyasındaki beşeri İslam buna asla müsade etmez. Çare ve deva ise Kur’an’dadır, kalpte ve akıldadır.

Çünkü en yüce fetva makamı kalptir.

Cennet yolcuları cehenneme götüren yollardan sakınmadıkça dikenlerden kurtulamaz.

Fatiha suresinin meali dahi bilinmiyorsa iman ve ibadetten söz edilemez.

Şirk tanınmadan tevhid tanınamaz. İblisin ahdi bilinmeden imanın kıymeti bilinemez.

Şeytan en büyük düşman olarak kabul edilmedikçe gerçekten iman edilemez ve cennetler haram olur.

Rabbim kullarını uyumayanlardan, dinin gerçeğini tanıyanlardan, imana gönül verenlerden eylesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

siyonizm

Kur’an ayetlerini tersten okumak – Siyonizm

Kur’an ayetlerini tersten okumak – Siyonizm Bir önceki yazımızda “Kur’an hükümlerini tersten okumak” başlığı ile ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir