Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İslamiyet üzerine notlar
imanilmihali.com
İslamiyet

İslamiyet üzerine notlar

İslamiyet üzerine notlar

İslamiyet; barış, huzur, esenlik ve sadece Allah’a teslimiyettir ki buna tabi olana Müslüman ve bu kul kalpten iman etmişse de mü’min denir. İslamiyet’in kitabı Kur’an, Kur’an’ın örnek ahlakıyla yaşayarak göstereni, vahye vasıta olanı Hz. Muhammed Mustafa (sv)’dır. İslamiyet son değil tek dindir ve kıyamete kadar baki kalacak, Allah’ın sözlerimi tamamladım dediği ve bizler için seçtiği tek dindir. Bu dinin İslamiyet adıyla insanlığa tebliğini takiben diğer tüm batıl ve semavi dinler ortadan kalkmış ve insanlığın tek dininin adı İslam olmuştur.

Bu ana kaideleri koyduktan sonra şu da bilinmelidir ki iman bu dinin ilk şartı ve gereğidir ve iman edilecek hususlar Allah’ın varlık, benzersizlik ve kudretine, ahirete, kadere, peygamberlere, kitaplara ve meleklere imandır. İbadet iman bahsinden sonraki imanı ispat etme fasılalarıdır ve ahlak kazanılan bu iman ve ibadet ruhunun kullara verdiği seçkin ve yüce insani değerlerdir ki en güzeli Peygamberimizin hayatında örneklenmiştir. Salih amel denilen güzel işler ise hayra ve hakka hizmet eden her türlü söz, fiil ve desteklerdir.

İslamiyet’in ana şartı kalp ile desteklenmesi, dille sınırlı kalmaması ve öte yandan şeklen değil manevi olarak hayata geçirilmesidir. Yani inanmadıktan sonra yapılacak hiçbir ibadet, iman etmedikten sonra giyilecek hiçbir kıyafet caiz ve makbul değildir. Yani İslamiyet sözde değil özde mü’min olabilmektir.

İmanı ve kalpleri bilen sadece Allah olduğu için münafıklar ve kâfirlerin mü’minleri kandırma gayretleri maalesef karşılık bulmakta, pek çok Müslüman aralarda dolaşan Yahudi, Hristiyan, dinsiz, imansız, nifak tohumlarını kendisi gibi kabul ederek onların yaşam şekillerini kopyalamakta ve böylece gaflete düşmektedir. Dahası şeklen sünnetlere sarılmakla şefaati cepte sayan cehalet ürünleri peşlerindeki çoğunluğu da kandırmakta ve dine ihanet etmektedir.

Meselenin bu yüzü dinden olmayanların dine sataşmalarıdır ve aynanın öte yüzünden bakılacak olursa da insanlar tüm iyi niyetlerine rağmen dini şeklen yaşayarak saf imana eriştiği kanısıyla yanılgıya düşmektedir. Bunların her ikisi de maalesef büyük kayıptır.

Sünnetleri farzların üstüne çıkarmakta da becerikli bu aramızdaki riyakâr Müslümanlar ki bunların dindeki adı münafıktır Allah’ın farz, haram ve vaciplerini önemsemezken, kulları sünnetlerin peşinde ve şefaat umuduyla kandırmaktadır. Oysa Allah’ın razı olmadığı kullara kimse şefaat edemez ve Allah sadece sınırlarına riayet eden, kalpten iman eden, şeytana karşı savaş açan kullarından razı olur.

Gösteriş bu münafıkların en maharetli oldukları alan olduğu için de şaşalı iftar sofraları, lüks düğünler, bol reklamlı infak ziyaretleri ile zihinleri bulandırır, kendilerinin has Müslüman ve bu yaşadıklarının da dinin gereği olduğunun düşünülmesini isterler. Oysa azıcık Kur’an okuyan, anlayarak okumak kaydıyla tüm bu soytarıların dinle alakası olmadığını hemen anlayıverir.

Dini şeklen yaşamak bir metre bezle örtünmek, sakal bırakmak, elde tesbihle dolaşmak değil, Mevlidler, kandiller, dini günlerde boy göstermek diğer günlerde her türlü haksızlık ve eziyete sessiz kalmak ta değildir. Hele şeklen Müslüman görünüp dinin gereklerine uymamak hiç değildir ki manevi olarak sahip olunması gereken vasıflar şeklen sahip olunması gereken vasıflardan çok daha fazla ve önemlidir.

Hele ki şeklen dini yaşamaya gayret edip kimselere zarar vermemek ve kandırmamak bir nebze mazur görülebilecekken, bunu bir menfaat uğruna yapıyor olmak kabul edilebilecek bir şey değildir. Has yürekle ama cehaletle yapılan ilk durum günahtan öte gitmezken ikincisi doğrudan münafıklıktır ve münafıkların cehennemdeki yeri kâfirlerden de aşağıdadır. En alt kat ise şirk batağına batan müşriklere aittir.

Dini maneviyatıyla, hazmederek, anlayarak yaşamaya çalışmak ise öncelikle Kur’an’ı anlayarak yavaş yavaş okumakla mümkündür ki sonrasında hayata yansıtmak şarttır. Zaten Allah’ın sınırlarına riayet etmeyi Kur’an’dan öğrenen kul bedenine çeki düzen verecek ama öte yandan her türlü manevi ahlaksızlık ve eziyeti yapanlara da sırt çevirecektir. Yok Kur’an’dan habersiz kulaktan doğma kopyacılıklarla şeklen bedenini gizlemeye çalışanlar maneviyattan habersiz iseler o vakit dostu düşmanı seçemeyecekleri için dinin gereğini de yerine getirmeyecekler demektir ki bu da dinlerinin güdük kalmasına sebeptir.

Mesele dinse söz sahibi sadece Allah’tır. Başkalarının yapıp ettikleri, söyledikleri, yaşayarak gösterdikleri (Rahmet Peygamberi (sav) müstesna olmak üzere) ile yetinenlerin dinden alacakları nasipte o kopyaladıkları veya yaranmaya çalıştıkları kulların verebilecekleri kadardır ki bu faydaların tamamı bu dünyaya aittir ve onların ahiretten nasipleri yoktur.

Dini birisi anlatmamalı, kul kendisi doğrudan Kur’an’dan öğrenmeli, ondan sonra ilimde derinleşmek adına istişarelerde bulunmalı, yardımcı eserler okumalı, ilim sahiplerinden istifade etmelidir. Ama tüm bunlar Kur’an okunmadan yapılacak olursa alınacak kıymet hezimetten öte gitmeyecektir.

Özetle; İslamiyet dinin tek adı, şekli, esası ve tamamıdır. tevhide, cennete giden, Allah rızasına çıkan tüm yolların tabelası İslamiyet’tir. Dinin sahibi ise Allah’tır ve hiç kimse din adına kural koymaya yetkili değildir. Şefaat ise sadece Allah’ın razı olduklarınca, Allah’ın razı olduğu kullara yapılabilecek bir rahmet eseridir.

Yoksa din şeklen Müslüman olup, manevi olarak ruhen aksine davranmak değildir.

İslamiyet üzerine notlar

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir