imanilmihali.com
İslamofobi üzerine

İslamofobi üzerine

İslamofobi üzerine

“İslamofobi, kelime anlamı olarak “İslam korkusu” demektir. Müslümanlara ve İslam dinine karşı sürdürülegelen ön yargı ve ayrımcılıktan kaynaklanmaktadır. Müslümanlara karşı duyulan irrasyonel nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin besleme anlamına gelir.” (Vikipedi)

Son zamanlarda gelişen teknoloji ve artan batı medeniyetleri refahına bağlı olarak insanların manevi hayatlarına dair arayışları artmış (İslam incelenmeye ve tanınmaya başlanmış), aynı zamanda yıkılan ve dağılan doğu bloku yerine bir hedef daha doğrusu düşman belirleme ihtiyacı İslam’ı öne çıkarmıştır.

Dahası hiçbir zorlama olmadığı halde ve yaşanan pekçok sefalet ve acıya rağmen dünya halklarının İslam’a hızla kaymasını engellemek maksadı da diğer dine mensup dini müessese ve devletlerce bu pis oyunun hazırlanmasına ve sahnelenmesine neden olmuştur.

Şüphesiz yahudi inancının ve onun yan ürünleri olan çokça sözde hristiyan mezheplerin ve tabi ki gizli ve sinsi masonik teşkilatların da bu oyunda rolü azımsanmayacak kadar çoktur.

İslam içindeki bazı mezhep ve tarikatlerin de, yahudilerin bu oyununa alet olması onların ekmeğine yağ sürmüş ve bugün dünya “İslami terör” veya “İslamofobi” tanımlamasına mahkum edilmiştir.

Konu incelendiğinde; İslam’ın içinde asla terör olmadığı, teröre bulaşanların dinden sayılamayacağı zaten bellidir. Keza diğer insanları İslam’dan soğutan herşey İslam’a aykırıdır ve küfürdür. Dolayısıyla terör ve korku yaratanlar zaten İslam’dan değildir.

İslam ve fobi (korku) kelimelerini, haber, reklam, duyuru ve hatta filmlerinde yan yana getirenlerin maksadı İslam’ı korkulacak bir şey gösterme gayretidir. Bu maksatsız değil maksatlı ve haincedir.

Öte yandan Allah’ın dini İslam, yani Allah ev Hz. Peygamber muhakkak galip gelecektir. Hal böyleyken dünya insanlığının tevhide, evrensel din olan İslam’a kayması kaçınılmaz bir sonuçtur ve insanlar İslam’ı tanıdıkça, Kur’an’daki ayetler bilimsel olarak kanıtlanmaya başlayınca, diğer bir deyişle icat ve keşiflerin yüzyıllar önce ayetlerde anlatılımış olması görülünce muhakkak gerçekleşecektir.

“Allah, “Şüphesiz ben ve peygamberlerim galip geleceğiz” diye yazmıştır. Şüphe yok ki, Allah çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.” (Saffat 37/21)

Müslüman olmayan halkların bu şekilde İslam’a kayışları ise, en başta para babalarını, kilise ve sinegogları, haham ve rahipleri, papazları rahatsız edecek, yayılmacı ve sömürücü düzeni sarsacak, zulmü anlaşılır hale getirecek, sözde yeni dünya düzenine giden yolu tıkayacaktır.

Bu panik ise İslam’ı karalamak ve öcü göstermek ihtiyacını doğuracaktır ve doğurmuştur.

İslam içindeki aslında müslüman olmayanlarca da sergilenen haksız, adaletsiz, gerici, sahte ve insanlık dışı yaklaşımlar yani müslümanlarca sergilenen yanlışlar İslam diye lanse edilince bu oyunu oynayanların elleri bir hayli rahatlamıştır. Diğer halklar Kur’an’ı okumadığı ve tanımadığı için İslam’ı sözde müslümanların davranışına bakarak tanımaya mahkum edilmiş ve bu sayede İslam Kur’an’ın yazdığı değil, dincilerin yaşadığı ile eşitlenmiştir.

Bunun kaçınılmaz sonucu ise İslam’a mesafe koymaktır. Dahası bu oyuna kan ve zulüm de eklenince İslam’ı tanımaya çalışan halklar korkar ve kaçar hale gelmiştir.

İslam’ı doğru olarak tanıtmak her müslümanın görevidir ve gayri müslimler tanımadıkları İslam’dan korkarlar. Kur’an okumadıkları için de onlar için İslam sokaktaki müslümanların yaptıklarıdır. Sokaktaki müslümanlar ise kötü işler sergilediklerinde ortaya çıkan tablo İslam adına hiç güzel değildir.

Şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki sözde cihad adına kaldırımda yürüyen insanları arabayla ezenler, disko basıp sivil halka ateş açanlar asla Müslüman değildir. Tam aksine o zalimler dünya insanlarının islam’a geçişlerine engel olmaya çalışan yahudi veya hristiyanlardır. En azından kafir veya müşriktir.

Bu da korkulacak olanın İslam değil, islam düşmanlığı olduğunun ispatıdır. İslami terör diye yutturulmaya çalışılan şey zaten temelden yanlıştır çünkü İslam’da terör zinhar yoktur. İslamofobi ise İslam korkulacak bir şey olmadığından zaten batıl ve yalandır.

Ülkesinde sinek uçurtmayan devletlerin, sokaklarda tonlarca patlayıcı ile gezen araçlardan habersiz olması mümkün müdür? Diskolara girişte silahlı, maskeli insanların tanınmaması ve engellenmemesi mümkün müdür? 11 Eylül gibi hollywood ürünü olan uçaklı saldırılardan o ülkenin hava kuvvetlerinin ve istihbarat örgütlerinin habersiz olması mümkün müdür?

Nedense her terör saldırısı sonrasında ortada hiç yanmamış, tamamen okunur halde bir müslüman pasaport veya kimliğin bulunması ne muazzam bir tesadüftür!

Artık dünya, 11 eylül saldırılarının düzmece olduğu noktasında hem fikirdir. Bunun gibi sayısız örnek vardır.

En korkunç olanı da şudur ki ne zaman Ortadoğu’ya bir harekat yapılacak olsa veya İsrail ne zaman Kudüs’ü başkent yapmak için plan yapmaya başlasa, Arap baharı yalanına ne zaman bir ülke dahil edilecek olsa hemen öncesinde bir avrupa ülkesinde hemen sıralı birkaç dinci terör olayı gerçekleşir ve hemen failleri bulunur, bulunmakla da kalmaz ölü ele geçirilir ki konuşamasın. 

“Kim Allah’ı, O‘nun peygamberini ve inananları dost edinirse, bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir.” (Maide 5/56)

Konuya Kur’an ve hadis penceresinden bakarsak ta anlaşılacak olan şudur; insanlık her geçen gün artan bir hızla iman etmeye ve İslam’a girmeye başlayacak ve bu durdurulamayacaktır. Medeniyet ve teknoloji geliştikçe de bu gidişat hız kazanacaktır. Çünkü Kur’an hak ve hakikattir. Bilim adamları bunu ilk fark edecek ve teslim olacak olanlardır.

Dincilerin ve diğer dinlere mensup din adamlarının tüm ayak diremesine rağmen Allah’ın dini İslam muhakkak galip gelecektir. Direnenler elbet olacak ve onlar kafir olarak ölecek, ahiret sorguları ona göre yapılacaktır. Tüm dünyanın İslam’a geçmesi de İslam’ın arzusu değildir. Çünkü Allah insanları değişik ümmetler şeklinde yaratmış ve öyle yaşamalarını istemiştir.

Dinde zorlama olmadığını bilen her müslüman, işlediği her günah ve yaptığı her zulüm için hem kendisine, hem toplumuna hem de dinine ihanet ettiğini anlamalı, yabancıların ve gayri müslimlerin dinden soğumasına sebep olan hallerinin misliyle cezalandırılacağını bilmelidir.

Bu hakikate rağmen karşı cephenin küfür figanları da artarak devam edecektir. Tüm dinlerde yer alan son savaşa kadar da bu sürüp gidecektir. O gün geldiğinde ise kazanan Allah dostları olacaktır ki bu savaş yaşanmayacak bile olsa ahiret yurdu iman edenlerin bayram yeri, iman etmeyenlerin hapishanesi olacaktır.

Kilise mantıklı dini aracı kurumların çıkarları, dini sömüren odakların menfaatleri, yayılmacı ülkelerin gayretleri, petrol açı olanların gözleri İslam toprakları üzerindedir ve dikkat edilirse buralardaki savaş ve katliamlarda asıl organize eden devlet ve kurumlar hiç anılmaz. Kan ve göz yaşına boğulanlar İslam toprakları olduğu halde İslam vahşet olarak tanıtılır. Bu küresel bir algı operasyonudur ve oyun devam etmektedir.

Din içindeki dincilerin buna verdiği destek ise dini asıl kemiren yaradır. Çünkü İslam kalesi ancak içeriden yıkılabilir ve bu yüzden münafıkların yeri cehennemde kafirlerden de aşağıdadır. İçeriden destek olmadıkça İslam kalesi fethedilemez. 

Özetle; İsrailiyat, İslam’ı ılımlı hale getirme, dinler arası diyalog gibi tatlı manzumelerle başlayan İslam düşmanlığı, İslam’a topluca girişler nedeniyle uslüp değiştirmiş ve İslam’ı karalamak adına güç kullanmaktan, oyunlar tezgahlamaktan çekinmez hale gelmiştir. Gayretlerin ortak noktası; hem bu coğrafyaları (enerji, petrol, su vb) sömürmek, hem müslüman halkları yok etmek, hem kendi halklarının İslam’a geçmesine mani olmaktır.

Bunun için; İslam toplulukları bilimden uzaklaştırılacak, aklını kullanamaz hale getirilecek, kardeş-mezhep kavgaları ile iman kardeşlikleri yerle bir edilecek, Allah’ın dini İslam sayısız tarikat, mezhep ile bölünecek, Müslümanların birlik olması engellenecek, müslüman dünya açlığa, hastalığa ve fakirliğe mahkum edilecek, ateist terör örgütlerine İslam adı verilerek İslam’ın adı kötülenecek, İslam dünyaya kötü ve barbar olarak tanıtılacak, yabancı turistlerin ülkemiz gibi laik ve modern bir İslam’ın asıl gaye olduğunu anlamamaları için ülkemize tursit olarak gelmelerinin dahi önü kesilecek, ekran ve filmlerde ortadoğu sokaklarındaki rezillikler öne çıkartılarak İslam’ın vaadleri yalanlanacak, kurban kesme ibadeti bir hayvan katliamı olarak lanse edilecek, kadınlara şiddet dinin emri gibi gösterilecek, taşlayarak öldürmek gibi dinin asla onaylamadığı şeyler dinden gösterilecektir.

Bu örnekleri sayısız kez çoğaltmak mümkündür. Dikkat edilirse bunların tümü Kur’an’ın yasakladığı şeylerdir.

Demek ki hedef üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir. Hiçbir devlet veya halk İslam’ı tanımak için girişimde bulunmamakta, tüm gayretler İslam’ı karalamaya veya yok etmeye yönelmektedir.

Bu acı tablonun ardında ise çok daha acı ve vahim bir gerekçe vardır ve o da şudur;

Yahudi siyonizminin kurmayı planladığı sözde yeni dünya düzeninde Türklüğe, İslam’a, yahudilik dışında başka bir milliyetçiliğe asla yer yoktur. Bunlar ıslah, esir veya yok edilmelidir ki yeni dünya kurulabilsin.

Akıllara şu soru gelebilir, ülkemiz yahudileri her defasında zulümden kurtarmış ve sığınma hakkı vermiştir. peki neden bize saldırıyorlar? Cevabı açıktır, ikidir; ilki İslam mazlumun yanındadır ve korumak kollamak Allah emridir. İkincisi o sözde zulme uğrayan yahudileri yok olmaktan kurtaranların müslüman olduklarına, mason olmadıklarına emin misiniz?

Yani İslam’a saldırılarda hem ahde vefasızlık, hem yalan, hem ihanet ve kin vardır.

Elebaşını yahudilerin çektiği bu zulmün nihai planı şeytanın yere egemen olacağı, dinsiz (daha doğrusu insan yapımı, kabala destekli bir dine tabi), kuralsız, yahudi üstün ırklığı esasına dayalı bir yönetim tesis etmektir.

Hristiyanlık sahte İncil’ler ile buna dünden hazırdır çünkü aslında bir yahudi olan Pavlus kurtarıcı fikrini (teslis ve mesih) bilerek ve isteyerek hristiyanlığa sokmuştur.

İslam ise bu öngörülere hepten uzaktır, bunları şirk olarak görür ve İslam’ın dünya egemenliğini savunur. Bu tezde teslimiyet kişilere değil sadece Allah’adır, din başka bir şey değil İslam’dır, Kabala büyü kitabından öte geçemez, zulüm, baskı ve hilenin İslam’da yeri yoktur.

Görüldüğü üzere İslam topraklarının ve halklarının parayla satın alınması, esir edilmesi, köleleştirilmesi mümkün değildir. Bu yüzden ıslah değil yok etme operasyonu esas alınmıştır.

Kurulacak yeni dünya düzeninde (!) yahudiler tepede efendi olacak, yardakçılar saray hizmetçisi atanacak, yahudiliği seçmeyenler ise köle olacaktır. İşte İslam kültür ve inancının tamamı bu kölelerden olacak veya ölecektir. İslam Allah dışında birilerine köleliğe de izin vermediğinden tamamı istenmeyen kişi ve toplumlardır. Yok edilmeleri (!) gerekir!!

Lakin hakikat öyle değildir ve tüm dünya görecektir ki İslam yeryüzüne egemen olacak, adalet ve hak kazanacaktır. batıl zaten İslam’la yok olmuştur. Batılın son çırpınışları ise sahip oldukları güç ile yapageldikleri zulüm ve baskı sayesindedir. Bunda bilim, silah, para gibi faktörler (aldatmacalar) şu an için gayet etkilidir ama dünyalıklara tatmin bir süre sonra doyum noktasına ulaşacak ve insanlık maneviyata elbet yönelecektir. O zaman da tek doğru adres İslam olacaktır çünkü bu Allah’ın vaadidir.

Müslüman camia Allah’ın ipine sıkıca sarılmalı, yılmamalı, dik durmalıdır.

İslam adına şiddet ve korku üretip, kafirlerle işbirliği yapanlar ise onlardandır ve sonları ebedi cehennemdir.

En iyi niyetlerle bile İslam içindeki şeriatlere, mezhep ve yorumlara tabi olanlar şunu bilmelidir ki yaptıkları dini bölmekten ibarettir ve büyük günahtır. Yine bilmelidirler ki o yorum veya tarikat başındaki kişiye teslimiyetleri şirktir. Şirk ise affedilmeyecek tek suçtur.

Hıyanet ve gafletle, yeni dünya düzenine taraftar olmak veya bunu bir mecburiyet olarak adletmek İslam’a ihanet, Allah’a harp açmaktır. 

İslam’ın kitabı Kur’an, elçisi Hz. Muhammed ve sahibi Allah’tır. Kıyamete kadar, tüm insanlık için tek din olan İslam muhakkak galip gelecek olandır.

İslam’a tabi olduğu halde Allah’ın emirlerinin bazılarına çekince koyanlarda şunu bilmelidir ki din bir bütündür. İman ise dinin başı, yeterlik şartı, gayesi ve manasıdır.

İslam’a zarar verenlerin içinde olmayan işte bu imandır.

İmansızlık ise kulu İslam’dan fersah fersah uzaklaştırır ve kafir olarak öldürür.

Dıştan ve içten her kim saldırırsa da, zalimlerin topu tüfeği, hilesi tuzağı çetin olsa da kazanacak olan İslam’dır, Tevhid’dir. Çünkü dinin sahibi Allah tuzak kuranların en çetinidir.

O, bu sayededir ki etnik terör örgütleriyle sözde dini terör örgütlerini çarpıştırır, farklı mezheplere sahip iki müslüman ülkeyi kafa kafaya vurdurur, zalim yöneticilere sayısız dert ve zorluklar verir, hile kuranların oyununu ortaya çıkarır.

İslam alemi; kardeş olmak, aklı kullanmak, çalışmak, Kur’an’a sarılmak, dini yorum farklarını şeriat kabul ederek saygıyla karşılamak, kendisinden olmayanları iyi belirlemek zorundadır.

Hak ve adalete, eşitlik ve hürriyete, emek ve gayrete düşman herşey İslam’a aykırı, imana düşman, Allah’a isyandır.

Bunu yapan kim olursa olsun cezası ebedi ateştir.

Kimler, nelerle nerelere saldırırsa saldırsın muzaffer olacak ise İslam’dır. Çünkü kalp kaleleri topla tüfekle asla fethedilemez. 

İslam’dan görünüp, İslam aleyhine çalışanların ardındaki destekçilerin gayri müslimler olması, İslam üzerine oynanan kirli oyunun ve kimlerin müşrik olduğunun ispatıdır.

En büyük cihad olan nefisle cihadı, dünyalıklar için kaybedenler ahiretten nasibi olmayanlardır. Bugün kan ve gözyaşına boğdurulan mazlumlar ise ahirette kazanacak olanlardır. Lakin onların da ilk görevi zulme karşı çıkmak, aklı kullanmak, Kur’an’a sarılıp imanlarının gereğini yapmaktır.

Yoksa ülkemizdeki bazı mülteci erkekler gibi ülkeleri kan gölüne dönmüşken kaçıp başka yerlere saklanmak ve orada imparatorluklar kurmak dinin emri değil, dinsizliğin göstergesidir. Korkup sinmek ise Allah’tan değil başkalarından korkmaktır, ölümden korkmak ise ecele ve kadere karşı gelmektir ki tamamı şirktir, isyandır.

İslam aleyhine işlenen suçlara, kötü reklamlara, İslam’ı yanlış tanıtmaya vesile olan bilimum şeylere ve bunları yapanlara karşı mücadele etmek her müslümanın görevidir.

İnsan ve toplumların görevi; ne pahasına olursa olsun bekalarını sağlamak değil, Allah yolunda ölmeye razı olabilmektir. Çünkü bu rızadan mahrumiyetin bedeli çok ama çok ağırdır.

Rabbim, İslam düşmanlarının oyunlarını başlarına geçirsin.

Rabbim iman kardeşliğini muhafaza ve idame ettirsin.

Rabbim insanlığı Kur’an nuru ile imana getirsin.

Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an’la yeniden yapılanmak

Kur’an’la yeniden yapılanmak

Kur’an’la yeniden yapılanmak Yüzyılın bu kesiminde giderek artan öfke, zulüm ve cehaletin ardında Müslüman kitlelerin ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir