Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / İsrailiyat 2
imanilmihali.com
İsrailiyat 2

İsrailiyat 2

İsrailiyat 2

İslamiyetin Rahmet Peygamberi elçiliğinde tüm dünyaya güneş gibi doğması ile diğer semavi ve batıl dinlerin tamamı, sihir ve büyü kokan hobi veya aerobik anlayışlı sosyal yaklaşımların tümü eskimiş, yürürlükten kalkmış ve Yüce Allah tarafından kıyamete kadar tek hak din olarak İslamiyet esas kılınmıştır. Buradan bakıldığında diğer din mensuplarının da kendilerine çeki düzen vermesi ve o dinlere tabi insanların Allah’ın emrine uyarak İslam’a geçmesi esastır. Ama maalesef öyle olmamıştır.

Hristiyanlığın kabullenememesi, haddi aşmış olarak kendilerince bir takım ibadet esas ve usulleri gelişmeleri bu geçişe engel olurken, diğer batıl dinler İslamiyeti kabule hiç yanaşmamıştır bile. Yahudilerin ise durumu çok daha farklıdır ve bütün mesele de budur. Bu mesele o kadar mühimdir ki diğer dinlerin feshedilmesine dahi bu direnç sebep olmaktadır ve bu sebepsiz değildir.

Uzaktan bakınca bu durum bazı yahudi din çevrelerinin masumane inatçı ısrarından kaynaklandı gibi görünse de hakikat öyle değildir ve bu yüzden bu mesele bir hayli karışıktır. O denli ki tüm alim camiası bu konuyu telaffuzdan dahi korkmakta, ama bu sessizlikler en çok ta hak din İslam’a zarar vermektedir. islam’ın bugün hak ettiği yerde olmamamsının acımasız ve başlıca sebebi budur.

Yahudi din adamlarından musevi (Musa (as) peygamberin ilkelerini takip etmekte olanları) hariç tüm Yahudiler maalesef hem de Tevrattan çok öncelerden beri sihir ve büyü ile karışık bir dine tabidir ve bu dinin adı Yahudiliktir. İsrail’in soyu,  İsrailoğulları ve nihayet Beni İsrail halklarının bahsedildiği diğer yazılar hatırlanacak olursa bu kaynağın gerekçeleri ve tarihçesi de anlaşılır olacaktır.

Şöyle ki yeryüzüne insanla birlikte indirilen İblis’in soyu, akraba ve askerleri, gerek insan ve gerekse cin olsun, hep dünyaya zarara ve insanlığı yok etmeye çalışırken kendilerine bir saltanat kurma ve böylece cennetten kovulma sebeplerini boşa çıkararak, onları cennetten ve Arş’tan kovan makamdan intikam almak hevesindedir. Bunu yapabilmelerinin tek yolu da insanlığı iman çizgisinden saptırmaktır.

Hz. Süleyman (as) zamanına kadar değişik vücut ve akıl yapısında olan İsrailoğullarının değişik ve üstün özellikler ile donatılmış olmasına rağmen isyandan ve ayetlere karşı gelmekten vazgeçmemeleri, Peygamberleri öldürmeye devam etmeleri, sözlerini tutmamaları nedeniyle lanetlenmiş oldukları Kur’an ayetlerinde açıkça yazılıdır. Yüce Rabbimizin rahmeti ve adaleti neticesinde bunlara insanda olan tüm özelliklerin verilmesi (Bu sayede Beniisrail olmaları)’na rağmen bu isyan dıurmadığı gibi iblis soyu artan bir küstahlık ve vurdumduymazlıkla küfre ve şirke devam etmiştir.

Musa Peygamberin öğreti ve duyurularını kulak ardı eden, Tevratı elleriyle değiştiren ve Yahudi ırkını (Aslında geçici zaman için İsrailoğullarını) üstün gören ve gösteren Yahudi zihniyetinin gayesi, kendi SOYLARINDAN/TÜRLERİNDEN olmayan insanları önce Allah yolundan çevirmek, bununla aynı anda veya ilki gerçekleşmezse takiben kendilerine köle veya toptan imha etmektir. Bu bahsedilen husus siyonizmin ana gayesi ve bugün Yahudi inancıyla yoğrulan beyinlerin temel ilkesidir. Bunun adının bu şekilde konması tüm din ve insanları kışkırtıp uyandıracağı için de oyunun adını değiştirmiş ve ahiret boyutunu gizleyerek insanlara bu dünyada sözde bir krallıktan dem vuran bu inancın nirengi noktası doğal olarak İsrail’dir.

İsrail adının nereden ve nasıl geldiği dahi kayıtlarda çok rastlanan bir şey değildir lakin bu ad… İblis’in adıdır. İsrailoğulları ve beni israil halkı tabirleri de zaman içinde bedenleri değişen bu soyun aldığı isimlerdir. Bugün bu soyun bizlerle aynı görünümde ve aynı mekanlarda dolaşıyor olması kimseleri şaşırtmamalıdır ki kötülük heves ve arzusundaki herkesin (çünkü insan fıtratta iyilik üzere yaratılmıştır) bu soydan olduğuna dair şüphe etmek gerekir. Yeryüzündeki tüm zulüm, savaş ve acıları yaratanlara bir de bu gözle bakmak lazım gelir.

Velhasıl biri cennet yaşamına diğeri yeryüzündeki sahte krallığa ait iki hayalin peşindeki yahudi siyonist çevrelerin azmi ve kararlılığı takdire şayandır çünkü kaderlerinde cehennem yazılıdır ve ıslah olmak veya tevbe etmek yerine ataları iblis gibi Allah’a inkarı seçmiş ve seçmektedirler. Adem (as) Peygamber ve eşi yasak meyveyi yedikten sonra nasıl tevbe ettiyse, iblis nasıl tevbe etmeyip ısrar ve isyanını sürdürdüyse bugün de durum aynıdır.

O halde isyancı bu topluluğa iyi bakmak, dikkat etmek ve onlara dost olmamak gerekir. Özellikle yurtları Ortadoğu’da Hristiyanlardan ziyade Müslüman camianın konuşlu olması İslam’ı ilk düşmanları haline getirmekte, dökülen kan ve göz yaşlarının nedeni daha iyi anlaşılmaktadır. Maddi, siyasi, sanatsal, bilimsel diğer tüm alanlarda medeniyet meşalesini taşımakta olan Hristiyanların olması doğaldır çünkü güç, para onlardadır.

Lakin iblise verdikleri sözün ve sözde kurtulma gayretlerinin ilk hedefi toprakları genişletmek olduğundan başta filistin halkı olmak üzere İsraile komşu tüm bölge ülkelerinin durumu vahimdir. Öte yandan Hristiyanlık yahudileştiği ve kendisini kurtaramadığı için hala Kur’an ile ayakta durabilen Müslümanların yok edilmesi için de Ortadoğu Yahudilerin yine ilk hedefidir. Yani Müslüman camia ve devletler, Hristiyanların işi çoktan bitirildiğinden, hem topraklar hem de İslamiyet’e sımsıkı sarılma azimleri açısından Yahudilerin ilk hedefindedir. Öyleki Müslümanlar bu toprakları terk edene veya esir düşüp köle olana kadar, İslamiyet’ten vazgeçip siyonist – yahudi zihniyetini benimseyene kadar bu hal devam edecektir.

Tabi bu onların hayali, dizgisi ve emelidir. Oysa hakikat çok farklıdır ve Allah ayetlerinde tüm olup bitecekleri çoktan insanlara anlatmıştır bile. Nihayetinde Allah ve Peygamberi Muhammed (as) elbet galip gelecektir. Bunun mazereti, nüansı, istisnası yoktur. Fakat muhakkak ki bu yolda çok canlar yitecek ve çok kanlar akacaktır. Bunun böyle olması da ayetlerde yazılıdır ve Allah imanlı kullarının önce cihat etmesini beklemekte, yardımını bir süre sonra göndermektedir. Cihata kalkışmayan korkak zalimleri ise bir süre sonra telef etmekte veya acılarla başbaşa bırakmaktadır. Peygamberimizin sözü gereği bundan böyle bir toplu helak veya tufan yaşanmayacağına inandığımız için rahatça serserilik yapabiliyoruz lakin Allah herşeye muktedir ve adaletlidir. Kısmı helaklar, belalar, tufanlar, afetler göndermeyeceğinin garantisi yoktur. Çünkü O herşeye muktedirdir ve kimseye hesap vermek zorunda da değildir.

Bu noktada özet şudur ki kötülük ve şerrin geleceği yoktur, iyilik kazanacak ve kıyamet öncesi tüm kötülükler elbet yok olacak, insan yeryüzüne olduğu gibi cennetlere de varis olacaktır. Bugün kötülüğün başını çeken yahudi siyonist zihniyetin gücü ve azmi yüksek olsa da başarı imkanı yoktur. Lakin onların dillendirdikleri gerek dünya krallığı ve gerekse gizlice gaye edindikleri cennetlere ulaşabilme hayali nafile bir çabadır. fakat bu gerçeği bilen yahudi din adamları durmayı değil tereddütü bile kabul etmediği içindir ki kendi soylarını duvarlar arkasına saklayarak çocukların beyinlerini yıkamakta ve hakikatin duvarlar arkasına erişmesini engellemeye çalışmaktadırlar. Yoksa o duvarlar roket gelmesin bahaneli ve savunma maksatlı değildir.

Ortadoğu’nun acılarının en büyük nedeni maneviyattaki çöküşten ziyade toprak kaynaklıdır. Çünkü maneviyattaki çöküşün binbir versiyonu vardır ve kolayca evlere girebilmektedir. Başta televizyon, yazılı romanlar, belgeseller, gazete ve sinemalar olmak üzere Yahudi ellerindeki bu medya organları sınırsız bir algı operasyonu ile beyinleri yıkamakta, inançları zedelemekte, imanın kırmızı çizgilerini zedelemektedir. Bunu da daha ziyade uluslararası kuruluşlar eliyle, halk iradesi yerine otoriter rejimle yönetilen devletlerdeki liderler eliyle, para ve finans kuruluşlarının satın aldıkları veya kendilerinden olan yöneticileri ile yapmaktalar. Kısaca maneviyatı yıkmak için mermi değil para ve güç kullanılmaktadır.

Lakin toprakların algı operasyonları ile el değiştirmesi mümkün olmadığından silaha müracat edilmekte, adeta iğneyle kuyu kazar gibi azimle,  ilk etapta Kudüs merkezli İsrail devletini kurmak ve daha sonra Büyük Ortadoğu projesine uzanmak için gayretler aralıksız sürmektedir. Bu yolda en büyük engel toprakların asıl sahibi Müsllümanlardır ve bu yüzden ölenler de hep onlar olmaktadır.

Ortdoğuda konuşlu Müslüman ülkelerdeki sözde arap baharı girişimleri, akabinde yaşanan demokratikleştirme hamleleri, sokak savaşları, mezhep oyunları, nihayet bölünmeyle sonuçlanacak savaşlar hep İsrailin bu gayesine hizmet etmek için peydahlanmaktadır.

İsrail kendisine toz kondurmadığı için de bu işin hamiliğini başta Amerika ve diğer batılı devletler çekmekte, yahudi anadan doğmadığı için asla yahudi kabul edilmeyecek olduğunun daha farkında bile olmayan sayısız yahudicik bu gayeye bilerek veya bilmeyerek hizmet etmektedir.

Oysa bu insanlar İslam’ı tanımaya ve tabi olmak için anlamaya bir saniye bile niyetlenmemiştir. Çünkü İslamiyet kullara servetler, zenginlikler, sınırsız sorumsuzluklar değil aksine pekçok sorumluluk ve vebal yükler. Bu yüzden dışardan bakan için İslamiyet’in yüzü soğuktur. Ama bilmezler ki asıl mükafat ta ceza da ahiret yurdundadır ve bu dünya sadece bir sınav ve pis bir eğlence alanıdır.

Nihayet, iman sahibi mü’minler için tehlike elbet yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Ama bu dik durdukları, kanmadıkları, imandan vaz geçmedikleri, Allah yolunu terk etmedikleri sürece böyledir. Bunun aksi olursa yani kula ve dünyaya, güce ve makama kulluk edilir hale gelinirse ceza diğer imansızlardan çok daha fazla olacaktır çünkü iman hikmetinin tadına varmış, İslamiyet nimetiyle yetişmiş kulların Allah’tan vazgeçip iblisin yolun girmesi tıpkı münafıklar gibi misliyle cezalandırılacak hallerdendir.

Olması gereken; huzur, barış, esenlik ve sadece Allah’a teslimiyet demek olan İslam’a sımsıkı sarılmak, beşeri endişelerden ziyade imani kaygıların tedbirini almak, aklı imanla buluşturmak, kanmamak, Kur’an dışına çıkmamakla mümkündür.

İslam’ı benimsediğini ifade eden hatta anayasalarında İslam devleti lafı geçen pekçok Ortadoğu ülkesinin ve nihayetinde 2 milyar Müslümanın ortak derdi bir olamamak, Allah’ın dinine sımsıkı sarılamamaktır.

Dinin mezheplere, tarikat ve hiziplere, meşrep ve cemaatlere bölündüğü İslamiyet kalkanı etrafında birleşmek nasıl mümkün olur? Her meşrebin diğerini din dışı ilan etmesi Yahudi oyunuyken, bunu göremeyenler nasıl iman kardeşliği kurar?

İman kardeşliği, Allah düşmanlarını düşman, Allah dostlarını dost edinmekle olur ki aynı Allah’a tabi, aynı Kur’an’a aşık, aynı Peygamberin izinde giden tüm Müslümanlar kardeştir, insandır, inşallah cennetliktir. Bu birlikteliği sinsi oyunlarla, menfaat beklentileriyle veya münafıklıkla yıkmaya çalışanlar da bizatihi Allah düşmanlarıdır. İşte bunlarla da mü’minlerin işi olmaz.

(Devam edecek)

İsrailiyat 2

 

Bu yazıyı okudunuz mu?

şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk Dine yalan söyletmek, küfür ve şirk cephesinin en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir