Anasayfa / BAŞ YAZILAR / İSRAİLİYAT
imanilmihali.com
İsrailiyat

İSRAİLİYAT

İSRAİLİYAT

İsrailiyat kelimesi; ”İsrailiyye” kelimesinin çoğuludur ve Ehli Kitab ile diğer kültürlerden Kur’an tefsirine hile yoluyla girmiş olan kasıtlı örf ve rivayetlerdir. Daha çok Yahudiler tarafından sokulmuş olduğu için diğer kültürlerden İslama girmiş rivayetlere verilen genel isim olmuştur. İlk insanın ve yeryüzünün yaratılışından, Peygamber kıssalarına, helak edilen kavimlerden iman esaslarına kadar pek çok alanda kendisini gösteren bu kasıtlı yaklaşım maalesef bugünün cahil İslam dünyasında pek çok taraftar bulmuş vaziyettedir. Netice itibarıyla Allah’ın dinini değiştirme gayretli bu şirk kokulu yaklaşımlar Kur’an’a sadık olamayan Müslüman toplumlar için hep ve büyük bir tehlike olmaya da devam etmektedir.

Konunun hassasiyeti tüm kutsal kitapların Allah tarafından gönderilmiş olmasında ve hata tevrat ve incilin tahrif edilmiş olmasının unutulmasında ve bazı kasıtlı unsurların İslam’ı ılımlaştırma, başkalaştırma ve siyasallaştırma gayreti içinde olmasındadır.

İsrailiyat çoğunlukla planlı ve uzun nefesli bir Yahudi oyunudur ve asla kabul etmedikleri Kur’an’ı tevratlaştırma gayretinin adıdır ki zaten tevrat’ta, Talmud da çok uzun zamandır da Kabalaya uygun hale insan eliyle getirilmiş haldedir.

İsrailiyat, kısaca izahı asla mümkün olmayan bir bulaşıcı hastalıktır ve bu yüzden İslam’a gönül verenlerin dini meselelerde araması gereken ilk şart Kur’an’a uygunluk ilkesidir. Hadislerin çok daha hassas ve israiliyata müsait olması sebebiyle Rahmet Peygamberinin söz, onay ve fiillerine de bu açıdan bakmak hayati öneme haizdir. Allah’ın ayetleri açıktır ve Kur’an kendisini tefsir eden bir kitaptır. Bu nedenle Kur’an mü’mini gerek tefsir ve gerekse meal bahsinde olsun kalp sesini dinlemeli ve örfler ile hakikatler, zaman gerekleri ile evrensel ilkeler, diğer toplumların kabulleri ile akıl kabulleri arasına perde çekmelidir.

Tevrat, İncil , Zebur ve mahiyetlerini çok net bilemediğimiz sayısız sayfa ve Peygamberin insanlara mesajı muhakkak Allah katındandır am bu net, sahih, doğru, korunmuş olmaları halinde geçerlidir ve bu manada korunabilen yegane kaynak Kur’an’dır. Dahası Yüce Allah’ın sözlerini tamamladığı eser olan Kur’an eskileri de içine alan, kıyamete kadar baki kalacak ilkeler ve nasihatler manzumesidir ve başkaca bir yardımcı veya açıklayıcı kaynağa zaten gerek duymaz.
İşte İsrailiyatın gündemden düşmüş, tahrif edilmiş, Yahudileri üstün ırk kabul eden yaklaşımının tek düşmanı bu yüzden, tüm insanların eşit ve iman ettikleri takdirde kardeş olduklarını ilan eden Kur’an ayetlerinin korkutucu yüzüdür ki Hristiyanlık çoktan İsrailiyata teslim olmuş haldedir.

Öte yandan İsrailiyatın sinsi, gizemli, büyü kokan, sınıf ve mertebelere ayrılmış bir hiyerarşi içerisinde faaliyet gösteren yaklaşımına karşılık Kur’an İslam’ı net, açık, basit ve sadedir. Kur’an’da herşey şeffaf ve adildir. Kur’an’ın tüm insanlığa daveti sadece İslam’adır. Ve İslam; esenlik, huzur, barış ve sadece Allah’a teslimiyettir.

Dahası Tevrat’tan daha doğrusu Kabaladan beslenen Siyonizmin, İslam’ı yozlaştırma çabalarının adı olan İsrailiyat’ın gayesi doğrudan İblisin ahdiyle de alakalıdır. Yani konu dinler arası diyalog veya ılımlı İslam gibi masum ve çekici bir şey değil aksine kulları İslam’dan uzaklaştırmak, insan yapımı bir din icat etmek, Kur’an’ın tartışılmaz gerçekliğini bir kenara koymak, sonuçta dini bir sosyal hobi durumuna düşürerek dinsiz bir toplum yaratmaktır ki siyonizmin görünen yüzündeki devlet yapısı yahudilere hizmet eden diğer dünya insanları tablosudur. Görünmeyen yüzdeki acı hakikat ise doğrudan cennete varis olma meselesiyle alakalıdır.

Yahudiler, kendi coğrafyalarında, kendi zamanlarında, içiçe yaşadıkları bir Peygamber tarafından İslamiyet insanlara tebliğ edilmekteyken duyarsız kalmış ve İslamiyat diyebileceğimiz İslam’dan kendi dinlerine alıntı yapmayı hiçbir zaman düşünmemiştir. Bilakis tutumları tamamen inkar şeklinde olmuş ve binlerce yıldır devam eden kurulu – sahte – beşeri düzenlerini muhafaza adına kendilerini düzeltmek yerine İslam’ı bozmayı seçmişlerdir. Peygamberimiz yaşıyorken muvaffak olamadıkları pek çok şeyi O’nun ahirete intikalini takip eden dönemde hayata geçirmeye çalışmış, on dört asır sonraları (yani zamanımızda) ise ayyuka çıkarmışlardır.

Aklı kenara iten, gerçeğin örtülmesine ses çıkarmayan, kalbinin sesini dinlemeyen, tembel, korkak, Kur’an mü’mini olamayan Müslüman camia ise okumadığı dinlediği için, Kur’an yerine başkaca kaynaklara heves ettiği için, anladığı dille değil de Arapçaya mahkum bir dine sevk edildiği için İsrailiyatın kollarına itilivermiştir.

İslam alimlerinden hatta sahabeden bazılarının da sözde masumane gayretleri buna çanak tutmuş, rivayetler örflere, İslam Yahudiliğe, ayetler tereddütlü söylemlere karıştırılmak istenmiştir. Aydın, alim, bilgin, ulema hatta mezhep liderlerinin gayretleri de bu yangını söndürememiş ve 21 nci yüzyılda İslam’a tabi olduğunu iddia eden pek çok insan Yahudi diliyle konuşur hale gelmiştir. Diyanetin sessizliği de buna çanak tutmaya devam etmektedir. Hristiyan camianın durumu çok daha içler acısıdır ve Vatikan’ın çabaları bile aksini yapmaya yetmemektedir.

Bunun en büyük nedenlerinden birisini sınırsız parasal güç ve uluslararası siyası – askeri müdahale ve şantaj oluşturmakta, devletler sözde dostluk adına ikili ilişkilerde Kur’an hükümlerinden (Allah emirlerinden) ziyade medeni ilkelere ve menfaatlere göre imza atmaktadır. Bu şekilde de İsrailiyat gerek siyonizm ve gerekse Yahudilik şeklinde sinsice toplum inanç kulelerini ele geçirmeye başlamıştır. Dahası artık itiraz edecek pek insan da yoktur ortalıkta. Çünkü insanlar artık ahir zamanda yaşadığını çoktan unutmuş ve gözlerini dünya hayatına dikmiş vaziyette paranın esiri olmuş haldedir ki zaten dünya nimetlerine tapmanın bu hali bir şirk olduğundan ortalıkta pek insan da kalmamıştır. Bu ortamda israiliyata kim, nasıl, neden itiraz edecektir ki?

Kısaca israiliyat tüm dinleri ve insanları Yahudileştirme, siyonistleştirme, mümkünse Allah yolundan saptırma gayretinin adıdır ve başlıca örfler, rivayetler, uydurma hadisler ile kabul görür. Tefsir ve meal oyunları ile akılları karıştıran israiliyat, aydınların ve din alimlerinin de kusur ve kabahatları ile (hileli mealleri veya suskunlukları ile) yeşerir ve cahil halk kitlelerini kolayca esir alır.

Bu haldeki toplumların da kaderi şefaatsizlik ve cezadır ki Kur’an en büyük rehber ve öğüt kaynağı olarak ellerin altındayken başkaca arayışlara girmek, aklı ötelemek zaten şirk kokulu kırmızı şamdan ışığında yemek yemektir.

Son söz İsrailiyat; depremlerin öküzün başını sallamasıyla gerçekleştiği zannını dine katmaya çalışan masum bir yaklaşım asla değildir. Bu olsa olsa Yahudilerin cahil kitlelerle alay etmesidir. İsrailiyatın gayesi çok ileriki aşamalarda insanları Allah’a değil, Şeytana tabi kullar haline getirmektir.

(Devam edecek.)

İsrailiyat

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri (YAZIMIZI Sadece ve daima Allah diyebilen, Kur’an dışı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

81 − = 75