Anasayfa / DAHA FAZLA / Güncel / İyilik ne zaman asıl iyiliktir?
imanilmihali.com
İyilik ne zaman iyiliktir?

İyilik ne zaman asıl iyiliktir?

İyilik ne zaman asıl iyiliktir?

İyilik veya dini deyimiyle salih amel güzel, adil, dürüst, faydalı, hak ve Hakk’a hizmet eden, helal olan, topluma ve insanlığa yarar sağlayan şeydir. Bu bir icat veya keşif olabileceği gibi, bir zekat – sadaka, bir muhtaca yardım veya ibadette olabilir.

Kulun kendisi için yaptığı ibadet ve salih amel nihayetinde kendisine yarar sağlayan am topluma ve diğer muhtaçlara fayda getirmeyen şeylerdir. Sevabı muhakkak vardır ve gereklidir de. Lakin daha da kıymetli olan başkalarına yapılan yardım ve fedakârlıktır.

İlim öğrendiniz ama paylaşmadınız veya helal yoldan çalışarak para kazandınız ama infak etmediniz veya namaza camiye giderken gördüğünüz bir muhtaca namazı kaçırmamak için yardım etmeden geçip gittiniz!

Yüce Allah Musa Peygamberden rivayet edilen bir hadisinde şöyle emreder merhum kuluna; “Kulum, benim için fani dünyada ne yaptın?” Kul cevap verir; “namaz kıldım, oruç tuttum, zekat verdim…vs.” Rabbimiz kulun sözünü keserek şöyle buyurur; “Bunlar kendin için. Benim için ne yaptın?” Kul afallar ve sorar; “Rabbimiz anlayamadım” Rabbimiz devam eder; “Benim için dost, benim için düşman edindin mi?”

İyilik işte tam olarak budur.

Rabbimiz için Allah’ı ve Allah dostlarını dost edinmek, Allah düşmanlarını düşman edinmek. Bu maddeleri açtığımızda görülecektir ki en büyük iyilik Allah dostlarına yani kendimizden başkalarına yardım etmek, zorluklarını gidermek, dertlerini paylaşmak, eğitimlerine ve ilimlerine katkı sağlamak, mutluluklarını paylaşmak, onları topluma faydalı kimseler haline getirmeye çalışmak, onların iman ve itikadlarına ilavelerde bulunmaya vesile olmaktır.

Yine iyilik; Allah düşmanlarını düşman bilmek ve onlara sırt çevirmektir. Bunların başı şüphesiz nefis ve şeytandır ki her türlü melanetin altından bu şer odakları çıkar. Allah’ın ötesine, berisine yedek ilah ve ortaklar koyan şirk mensuplarına, şirke batmış sözde modern dinlere tabi olanlara yumuşak davranmak, onlarla yiyip içmek bile olmaması gerekendir. Bunlardan uzak durmak, gerektiğinde Allah adına bunlarla savaşmak olması gerekendir.

Her hâlükârda niyet edilen maksat cennete kavuşmak veya cehennemden kurtulmak değil, Rabbimizin rızasına mazhar olabilmektir. Bu nedenle insanlığa, bilime, toplum ve çevreye yaptığımız her olumlu katkı iyiliktir ve çok sayıda insanın hayatını etkilediğinden sevabı da büyük olandır.

Namaz kılmak sadece bizi ilgilendirir. Bazılarına örnek olmak, imanı sergilemek, cemaat olmak, dindarlığı teşvik etmek gibi ulvi yan etkileri de olsa namaz nihayetinde kendimiz için bir sevap vesilesidir.

Öte yandan söz gelimi bilimle uğraşıp bir hastalık giderici aşı bulmak uzun süre ve pekçok insana olumlu katkı sağlayacağından daha muteberdir.

Lakin unutulmaması gereken şey takdirin Allah’a ait olduğudur ki O an olur en ufak bir şeyi makbul sayar an olur devasa bir iyiliği yok sayar.

İyilik nimetini kalplere koyan, iyilik vesilelerini ve fırsatlarını yaratan da O’dur. İyilik yapılacak ilmi ilham eden de O’dur, iyilik yapılacak muhtacı karşımıza çıkaran da!

Bu hassas noktadan hareketle Rabbimiz bizi sürekli sınar ve imanımızı test eder. Kimi zaman yoklukla, kimi zaman bollukla yapılan bu sınav karşımıza tercih edeceğimiz iki şık olarak çıkar ki hangisini seçeceğimiz bize bağlıdır. Allah muktedir olmadığımız şeylerden bizi sorumlu tutmayacağına göre yapacağımız tercih imanımızla doğru orantılıdır.

Bu yüzden Peygamberimiz şöyle buyurur; “Dilenen at sırtında da gelse veriniz.” Bu şu demektir ki iyiliğin yeri ve zamanı çoğu zaman dışımızdadır ve her fırsatta iyilik yapılmalıdır. Yapmadığımız iyiliklerin sadece kaybedilen sevaplar mı yoksa aynı zamanda kazanılan günahlar mı olduğunu Rabbimiz bilir ama gerçek olan bir şey vardır ki Rabbimizin bize emanet verdiği her şey bir sınav vesilesidir.

Mal ve evlatlar, gençlik ve güzellik, sağlık ve ilim hep bir emanet ve iyilik vasıtasıdır. Bunların hayra yönelik kullanımı yapmamız gerekendir.

Emanetlerin kötüye ve şerre kullanımı ise kötülük ve ihanettir ki emanete ihanet eden iman etmiş sayılmaz.

Mü’min Allah vergisi emanetleri doğru ve hak yolda, sadece kendisi için değil aynı zamanda ve belki de daha çok tüm insanlık yararına kullanmakta acziyet ve tereddüt göstermeyendir. Mü’min komşusu açken tok yatmayan, kendisi yemeden muhtaca yedirendir. Mü’min can alan değil, can yaşatandır. Mü’min sadece insanlara değil, ağaçlara, kuşlara, kedilere, çiçeklere, hatta insan yapımı şeylere bile şefkat ve şükür ile yanaşan ve iyilik ve bereketi Rabbimizden bilendir.

Şer ve hayrın Rabbimizden olduğunu bilmek te önem arz eder ki bazen bize şer görünen bazı şeyler hayır, hayır görünen bazı şeyler şer olabilir. Önemli olan niyet ve teşebbüsümüzü Sırat-ı Mustakim doğrultusunda kullanabilmektir.

Kul kendisini kandırsa da iyilik ve kötülük gün gibi ortadadır ve iyilik yapmaktan kaytarmak sadece iyiliğin sevabından mahrum olmak değildir.

Asıl iyilik; Allah dostlarına dost, Allah düşmanlarına düşman olabilmektir.

 

İyilik ne zaman asıl iyiliktir?

Bu yazıyı okudunuz mu?

Gurbette dini yaşamak

Gurbette dini yaşamak

Gurbette dini yaşamak Gurbet, maddi anlamda, kişinin vatanından ayrı yaşaması veya manevi anlamda yanlış işler ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir