Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İyilik sadece kendinize yaptığınız değildir
imanilmihali.com
İyilik sadece kendinize yaptığınız değildir

İyilik sadece kendinize yaptığınız değildir

İyilik sadece kendinize yaptığınız değildir

İyilik hayırlı ve güzel iş, salih amel, faydalı katkı, dine uygun ve işe yarar değer üretmek gibi anlamları bulunan, bir yanda olumlu davranışları yüceltmek ve aynı anda olumsuz davranışları engelleme gayretidir. Kul kendisinden başlayarak önce yakın etrafına sonra uzak çemberlere doğru ikaz ve uyarı göreviyle yardım elini uzatırken, öte yandan tıpkı bunun gibi yanlış ve batıl hareket ve düşünceleri de ikaz ve nasihat etmekle mükelleftir. Çünkü bu Allah’ın emridir.

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl 16/90)

İyilik yapanların, iyilik üzere ve iman üzere ölenlerin mükafatı inşallah cennetler olacaktır.

“Eğer Allah’ı, Resûlünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (Ahzab 33/29)

“Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara, devamlı kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetleri mükâfat olarak verdi. İşte bu, iyilik yapanların mükâfatıdır.” (Maide 5/85)

Bu hal üzere yaşayan ve ölenler, imanları nispetinde Allah’ın dostları olmaya mazhar kullardır.

“Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim’i dost edindi.” (Nisa 4/125)

Kulun iyilik ve şer adına yaptığı her şeyin kaydı ve zaptı vardır. Yüce Allah her şeyi bilen ve görendir ki yapılan hiçbir şey ister amel ister niyet olsun O’ndan gizli kalamaz.

“Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.” (Bakara 2/110)

İyiliğin ilk kuralı samimi, içten olması, riya ve gösterişten zinhar uzak olmasıdır ki iyilikte tek gaye sadece ve sadece Allah rızasına mazhar olabilmektir. İyilik edenleri seven Allah cehenneme giden yolların tıkanabilmesi için, kulun sadece kendisine değil etrafına da iyilik yapmasını emreder ki bu nedenle iyilik kişisel ve diğerleri bazında iki türdür.

“Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara 2/184)

“(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever” (Bakara 2/195)

“Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.” (A’li-İmran 3/134)

İyilik ve hayırlarda yarışmak Allah emri ve mü’min tutkusudur.

“(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.” (Maide 5/48)

İyilik aynı zamanda bize hayatı, nimeti, hikmeti, ihsanı lutfederek iyilik yapan, cennetlere varis olma imkanı tanıyan asıl iyilik sahibi Allah’a kul olmaya çalışmaktır ki kulun görevi kendisine yapılan bu iyiliğe iyilikle karşılık vermek ve kötülükle mücadele ederek Allah’a yardım etmektir.

“Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez.” (Kasas 28/77)

“Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah’a varır.” (Lokman 31/22)

Kur’an’ın nuzülündeki hikmetlerden biri de ayetin ihbarıyla işte bu iyi olanlar ve iyi kalmaya gayret edenlere hikmet vesilesiyledir.

“Elif Lâm Mîm. Bunlar, hikmet dolu Kitab’ın; iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş âyetleridir.” (Lokman 31/1-3)

İyiliğin kişinin kendisinden sonra öncelikle ana babaya yapılacağı da yine Allah emridir. Peygamberimizin hadisi de hatırlanacak olursa; iyilik önce anneye, sonra anneye, sonra yine anneye ve sonra babaya yapılacaktır.

“Biz, insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik..” (Ankebut 29/8)

Rahmet, şefaat, af, nimetlendirme anlamında sevinecek olanlar inşallah imanını iyilikle taçlandıranlardır. Keza bunun tam tersi olan bozguncular için rahmet kapıları kapalıdır.

“Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.” (A’raf 7/56)

Yüce Allah’ın rahmetinin bir eseri ve mükafatı olarak yapılan iyiliklerin misliyle, yapılan kötülüklerin ancak kendisiyle karşılığı olacaktır.

“Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.” (En’am 6/160)

“Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.” (Kasas 28/84)

İyiliğin anne babaya, yolcuya, akrabaya, muhtaca, yetime, komşuya, arkadaşa, mahiyete yapılacağı ayetin emridir. Yine bizzat görülen ve şahit olunan ihtiyacı gidermek, maruzatı gidermek ve yardım elini uzatarak yaraya merhem olmak adına yapılacak salih amellerin kibir ve övünme vesilesi yapılmaması da ikaz ve tembih edilmektedir. Kısaca başa kakmak ve Allah’tan başkalarından çıkar ummak dediğimiz bu olay iyiliğin önündeki en büyük engeldir.

“Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” (Nisa 4/36)

İyilik aslen iman etmekle, salih amel işlemekle, Allah’a karşı gelmekten sakınmakla eş anlamlıdır ki iyiliğin iki burcu iyiliği teşvik ve kötülüğü savma gayretidir.

“İman edip salih ameller işleyenlere; Allah’a karşı gelmekten sakındıkları, iman ettikleri ve salih amel işledikleri, sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri, sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. Allah, iyilik edenleri sever.” (Maide 5/93)

Dinin insandan beklediği; kişinin kendisine yapageldiği iyilikler demek olan kişisel ibadetlerden öte, başkalarına ve sadece Allah rızası için ve iyiliğin yeryüzüne egemen olabilmesi maksadıyla yapmaya çalıştığı iyiliklerdir ki bunun başını zekat çeker.

“Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı, kendilerine ne zarar gelirdi? Allah, onları en iyi bilendir. Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir.” (Nisa 4/39,40)

İyilik kisvesi altında riya, gösteriş, ihanet veya fesat uğruna sözde iyilik yapanlara da acı bir müjde olmak üzere Yüce Allah bunun hesabının sorulacağını bildirmekte ve o işten asla kazanç sağlayamayacaklarını buyurmaktadır.

“Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman hâlleri nasıl olur?” (Nisa 4/62)

“Bunlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar…” (Tevbe 9/107)

Allah yolunda hayatın her safhasında dökülen ter ve gözyaşının, verilen canların, akan kanların her damlasının inşallah Allah katında karşılığı vardır, olacaktır. Hiçbir amel zayi olmayacak ve inşallah iyilikler has ve salih olmak kaydıyla, imana da bağlı olarak misliyle mükafatlandırılacaklardır.

“Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere, Allah’ın Resûlünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez.” (Tevbe 9/120)

Sabretmek ve ısrarla iyilikte direnmek, doğru yolda durmaya çalışarak kötü ve çirkine teslim olmamak inşallah kulun küçük ve hatta büyük günahlarını da affettirecektir.

“..Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür. Sabret! Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez. ” (Hud 11/114,115)

“Kardeşleri, “Yoksa sen, sen Yûsuf musun?” dediler. O da, “Ben Yûsuf’um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez” dedi.” (Yusuf 12/90)

Çünkü kötülüğün karşıtı kötülük değildir ve en kesif düşmanlar için bile zulüm makbul değildir. Bunun tek istisnası zalimlere duyulan düşmanlıktır ki bu zaten Allah’ın ve Kur’an’ın emridir. Lakin zulme bulaşmamış, cehalet ve kibirden dolayı kötülük üretme gayretindeki insanlara karşı sabır ve iyilik övülmektedir.

Asıl iyilik ise iman etmek, namaz kılmak, zekat vermek, doğru ve dürüst olmak, sözde durmak, yardım etmek, sabretmek, aldanmamak ve doğru yoldan çıkmamakta yani Allah’a karşı gelmekten sakınmakta ve Allah’ın sınırlarına herşeye rağmen riayet etmektedir. Bunlar alt başlıkları ile birlikte düşünülürse zaten fıtratın ve yaratılışın gayesi de, sınavın maksat ve şekli de ortaya çıkar.

“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.” (Bakara 2/177)

“Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.” (Ra’d 13/22)

“İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükâfatları kendilerine iki kez verilecektir.” (Kasas 28/54)

İyilikte gözetilecek tek maksat sadece Allah RIZASI’dır.

“Temizlenmek için malını hayra veren en muttekî (Allah’a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır. O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar). Elbette kendisi de hoşnut olacaktır.” (Leyl 92/17-21)

Tevbe ile kötülüğü terk her zaman makbul ve muteberdir ki bu Allah’ın rahmetinin de göstergesidir. Karamsar olunacak, yeise kapılacak bir durum yoktur lakin şart olan tevbeyi içten yapabilmek, o kötülüğü tekrarlamamak ve benzer kötülüklere direnmekle birlikte yelkenleri iyilik semalarına açabilmektir.

“..Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Furkan 25/70)

“Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.” (Neml 27/11)

Bir iyilik yapana verilecek en güzel cevap ise başkaca bir iyiliktir ki iman kardeşliğini de yücelten bir din buyruğudur.

“İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir.” (Rahman 55/60)

“Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık…” (Bakara 2/83)

Güzel söz söylemek, adil olmak, hakka riayet gibi en temel değerleri sevmek ve tatbik etmek te salih amel yani iyilik kapsamındadır.

“Allah, sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah, âdil davrananları sever.” (Mümtehine 60/8)

İyiliklerin, iyilerin ve iyi olmaya çalışanlarında inşallah akibeti ve mükafatı cennetlerdir.

“Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.” (Zariyat 51/15,16)

İyilik yapmaya karşı durmak ve kötülüğü destekleyerek bozgunculuğu teşvik etmek ise kötülüğün ta kendisidir ve hak ve adalet ilkesine tamamen aykırı bu hallerin affı ve mazereti yoktur, olmayacaktır.

“(Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah’ın yeryüzü geniştir. Sabredenlere mükâfatları elbette hesapsız olarak verilir.” (Zümer 39/10)

Yüce Allah sadece iman edenlerin dostudur ve Allah sadece iyilerle beraberdir. Bu dostluk dünyada ve ahirette en paha biçilmez kıymet ve hazinedir ki kulun tüm yaşam gayesi budur.

“Şüphesiz Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir.” (Nahl 16/128)

Anlaşılacağı üzere iyilik veya salih amel hayatın ilk buyruklarından olup, yakın çemberden dış çembere doğru, riya ve gösteriş bulaştırmadan, Allah rızasından başkaca bir şey gözetmeden ihsana yakışır güzellikler üretmek, zorlukları gidermek ve kötülüğü yeryüzünden silmek gayretidir.

İyilik imanla birleştiği andan itibaren nimet ve hayır kapıları inşallah açılacak saadet ve esenlik ırmakları akmaya başlayacaktır. Bu güzellik sadece ahiret yurduyla da kısıtlı kalmayacak inşallah bu dünya yaşamı da huzurlu ve kolay hale gelecektir.

İyiliğin kime, nasıl, neden yapılması gerektiği ayetlerde açıkça ifade edilmiştir ve iyiliğin kötülükleri sildiği de buyrulmuştur.

Lakin en mühim hususlardan birisi; iyiliği sadece kendisi için üretmeye çalışmanın yeterli olamayacağı bunun yerine topluma ve etrafa da güç ve imkanlar nispetinde yardım etmek ve güzellik üretmek gereğidir. Asıl iyilik başkalarına yardım eli uzatmakta, ihtiyacı gidermekte, nefse rağmen canı pahasına Allah yolunda emek vermeye çalışmaktadır.

Bu haliyle son söz olarak denebilir ki iyilik; fıtrati misaka yakışır hak ve adalet sadakati, Allah’ın sınırlarına riayet, ihsanla davranmak ve şerre kilit vurmak suretiyle kötülüğü yeryüzünden silmek ve iyiliği yeryüzüne egemen kılmak gayretidir.

Ve iyilik sadece insanlara sınırlı olamayan, hayvanları, bitkileri ve diğer tüm varlıkları da içine alan bir muazzam şefkat ve rahmet yumağıdır.

Rabbim iyileri ve iyilikleri daim eylesin.

Rabbim iyiliği yeryüzüne egemen eylesin.

Rabbim hak, adalet ve iyiliğe cephe alanları rezil ve rüsva eylesin.

Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir