Anasayfa / İMAN ESASLARI / Allah'a iman / Kâbe’de vinç kazası
imanilmihali.com
Kâbe’de vinç kazası

Kâbe’de vinç kazası

Kâbe’de vinç kazası

Dün Mescid-i Haram’da (Kâbe) meydana gelen vinç kazasında hayatını kaybeden hacı adaylarına Allah rahmet eylesin ve mekânları cennet olsun, Rabbim yaralananlara acil şifalar ve kalanlara sabırlar versin.

Anlaşıldığı kadarıyla fırtınalı ve yağışlı havada meydana gelen bir yıldırım neticesinde Hac nedeniyle durdurulan Kâbe genişletme çalışmaları ihalesini alan firmanın park halindeki büyük vinçlerinden birinin kopması veya kırılması neticesinde tavaf eden hacı adayları üzerine devrilmesiyle ilk belirlemelere göre 107 kişi hayatını kaybetti ve 238 kişi de yaralandı. Hayatını kaybedenler arasında 7 ve yaralananlar arasında da 21 Türk olduğu söylendi.

Hadise sıradan bir inşaat kazasından öte muazzamdır ve iman penceresinden de bakmayı gerekli kılar.

Ama önce Fil vakasını hatırlamak gerekir. Adı surede de geçen olayda Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib, Kâbe’yi yıkmak üzere büyük bir orduyla gelen Yemen valisi Ebrehe’den kendisine ait el koyduğu 200 devesini ister. Vali gülümser ve “Kâbe için değil develerin için mi tasalanıyorsun” der. Peygamberimizin dedesinin cevabı manidardır; “Develer benim ama Kâbe’nin sahibi Allah’tır. Gücün yeterse buyur al!” Nitekim ertesi günkü girişimleri felaketle sonuçlanır ve filler ilerleyemez, kuşlar askerlere saldırır ve tamamı telef olur. Kâbe ise dimdik ayaktadır.

Hatırlanması gereken bir diğer olay ise Peygamberimizin 25 yaşlarındayken yaşanan bir başka olaydır.

Kâbe yağmur suyu almış, sellerden etkilenir olmuş, içine hırsız girmiş, hatta bir kez yaşanan yangından dolayı zarar görmüştür. Dahası bir miktar genişletmek gerekmektedir. İleri gelenler toplanır. Önce yıkmak gerekecektir lakin sonuçta burası mübarek bir yerdir ve acaba Allah rıza gösterecek midir? Bir süre düşünürler ve o sıra Kâbe civarındaki görünen bir yılandan da çekinerek Rabbimize bir emare göndermesi için dua ederler. Nihayet bir kuş gelir ve yılanı kapar götürür. Bunu onay şeklinde algılarlar ve yıkmaya karar verirler. Ama bu seferde kim yıkacak korkusu vardır. Yeterince yaşadığını söyleyen yaşı 80 civarındaki biri bu işi başlatmaya gönüllü olur ve iki gün diğerleri merakla seyrederken tek başına duvarları yıkmaya başlar. Rabbimizin azap göndermediğini görünce hep birden işe koyulur, Kâbe’yi temeline kadar yıkarlar. Sıra genişletmeye ve bunun için malzeme almaya gelmiştir. İleri gelenlerden birisi (zamanımız Müslümanlarına örnek olacak tarzda) topluluktan maddi yardım ister ancak şartı toplanacak paranın miras veya kadınlara verilen başlık parası (mehir) olmasıdır. Çünkü diğer paraların haram karışmış en azından haram şaibeli olduğunu ifade eder. Zamanın İslam’dan 15 yıl önce yaşandığı düşünülürse cahiliye Araplarının kâfir olduğunu söyleyenler bu bahsi iyi okumalıdır. Topluluk hak verir ve para toplanır, inşaat tamamlanır. Kabe’yi tavafın başlama noktasını gösteren ve Kabe’nin duvarında bulunan siyah taşın (Hacerü’l Esved) yerine konması işini de en emin kişi sevgili Peygamberimiz üstlenir ve kavimlerin hiçbirini üzmeden adil bir şekilde yerine getirir. Daha geniş bilgi için lütfen ilgili sayfayı tıklayınız.

“O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.” (Ra’d 13/12,13)

Bu yazılanlar akıllara ve kalplere bir imani mesaj vermek içindir. Olayın cereyanını tam bilemediğimiz için konu bir hayli hassastır. Mübarek ayda, ibadet esnasında ve kutsal topraklar üzerinde cereyan eden hadise tüm dünya Müslümanlarına muhakkak bir mesaj vermektedir.

Meselenin inşaat ve ihale boyutu; genişletmeye ait alınan karar, inşaat zamanı, ihaleyi kazanan firma, iş emniyeti bahsi başlı başına bir inceleme konusudur ki firmanın El Kaide olması biraz fikir verecektir.

Havanın bu mevsimde fırtınalı, aşırı yağmurlu ve yıldırımlı olması, yıldırımların Kâbe çevresine de düşüyor olması ilahi bir mesaj mıdır? Bu yıldırımlardan birinin vince denk gelmesi bir kaza mı yoksa bir ilahi işaret midir?

Olayın orada ibadet etmekte olanlar ile alakası zannımızca yoktur ama asıl mesaj verilen kesim tüm dünya Müslümanlığıdır.

Hac görevinin belli farz ve sünnetleri vardır. (Masrafların helal paralarla yapılması, niyetin has ve salih olması, riya ve gösterişten uzak olması, ibadetin şekli ve miktarı vs.) Her hacı adayı bunları temin etmek veya ettirmekle mükelleftir ki rıza gösterip göstermeyeceği Rabbimize kalmıştır. Hakkın rahmetine kavuşanların hedef alınarak olayın meydana gelmesine ihtimal vermiyoruz. Ama hadise ile tüm İslam âlemine Rabbimizce bir mesaj verildiği kanaatindeyiz.

Bu mesajın; zayıflayan imanları, bölünen iman kardeşliğini, batıla teslim olmaya yaklaşmış İslam’ı, kirlenmeye yüz tutmuş kalpleri, riya ve gösterişe bezenmiş yakarışları hedef aldığını düşünüyoruz. Dahası Rabbimizin rahmetine sonuna kadar sığınan ancak her türlü yasak ve günahı çekinmeden işleyen modern zaman Müslümanlarına bu rahmetin “ne yaparsak yapalım nasılsa korunuyoruz” zannıyla ümmete has ve ebedi olmadığının da hatırlatıldığını farz ediyoruz. Yani işlemekte olduğumuz inkâr, nankörlük, kusurlar için Rabbimizin tüm vicdanlara bir hatırlatma ve ikaz yaptığı kanaatindeyiz.

Doğrusunu muhakkak Rabbimiz Allah bilir. Lakin her iman sahibi bu yazılanları düşünmek mecburiyetindedir çünkü hadise küçük bir kazadan çok ötedir ve pek çok yönden merakı cezbetmesi gerekir.

İlk paragraflarda bahsedilen hususlar dikkate alınırsa İslam inancının bugün geldiği noktanın arzulanan seviye olmadığı, bilakis Muhammedi ve Kur’ani İslam’dan her geçen gün uzaklaşıldığı tartışılmaz bir gerçek olarak görülecektir.

Harama, lükse, israfa, hak yemeye, diğer dinlere benzemeye, Kur’an’ı yaşam dışına itmeye düşkün zamanımız İslam’ı, muhakkak ilahi bir mesajı hak eder haldedir ve korkulur ki imanlarda düzelme yaşanmadığı sürece de sayısız afet ve bela ile karşı karşıya kalacaktır.

Bugün sayısız Ebrehe’ler vardır ve Kâbe şahsında İslam’ı yıkmak hayalindedir. Şeytan elini kutsal topraklara uzatmak hevesindedir. Sözde İslami terör örgütleri başkaca mezheplere bağlı Müslümanlara düşman ve dinsiz gözüyle bakmaktadır. Bugün acaba Kâbe’nin genişletilme işinde kullanılan paraların tamamı helal midir? Hacca gitme hakkı kazananların acaba tamamı bunu hakkıyla mı elde etmiştir? Bizzat ihaleyi alan firmanın terör ve Siyonist Amerika ile bağlantısı var mıdır? Rabbimizin dikkat çekmek istediği nokta ihale sahibi firmanın durumu ve ihaleyi veren ülkenin durumu mudur?

Maksadımız asla hacı adaylarını suçlamak veya ihmale ortak etmek değildir. Kendi vatandaşlarımızın has yürekleriyle, hilesiz kura ile, helal para ile Anadolu’dan koparak oraya sevinç gözyaşları ile gittiği ve olay ile yakından uzaktan asla ilişkilerinin olmadığı kanaatindeyiz.

Lakin aynı şekilde olayın bir kazadan çok öte manalar taşıdığı kanaatine de sahibiz.

Doğrusunu Rabbimiz bilir.

Tüm İslam alemi orada bulunsun bulunmasın bu olaydan bir ders çıkarmalı ve bu ilahi mesaj ile derhal toparlanma sürecine girmelidir.

İmanları artırması gereken bu mesele zehirli dilini İslam’a uzatmış hazır bekleyen siyon yılanının emelleri hakkında birleşme ve yeniden iman kardeşi olma mesajıdır.

Kömür ocağı kazasında hayatını kaybeden 300 vatandaşımıza “bu bir afettir, Allah tarafından reva görülmüştür” diyen zihniyet, Kâbe’de yaşanan bu olaya da “Allah’tan reva” derse o halde mübarek ayda, kutsal topraklarda, ibadet esnasında yaşanan bu hadiseden ciddi bir ders çıkarmak lazım gelir.

Zaman; tövbe etmek, şükretmek, dua ve secde ile Rabbimize halis gönüllerle yönelmek ve zararlı, batıl, hain düşüncelerden uzaklaşmak zamanıdır. Sarılacak ip sadece Allah’ın ipidir. Zaman kardeş olma, Kur’an’a dönme zamanıdır.

Kâbe’de yaşanan bu hadise üzerinde derin derin düşünmek her mü’mine farzdır.

Kabe’nin sahibi Yüce Allah dışında birilerinin oraya bela göndermesi mümkün değilken, tabiat Rabbimiz emriyle döner dururken yaşananlar birilerinin değil bizzat Rabbimizin hükmüyle gerçekleşmiştir.

Çünkü O’nun rızası ve bilgisi olmadan bir tek yaprak bile yere düşemez, bir gebe doğuramaz.

“Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dâhilinde, Levh-i Mahfuz’da) olmasın.” (En’am 6/59)
Rabbim orada hayatlarını kaybeden hacı adaylarına rahmet eylesin, mekânlarını cennet eylesin.
Rabbim İslam âlemini korusun.
Rabbim Müslümanları kardeş eylesin.
Rabbim mü’minlere uyanmayı, aydınlanmayı nasip etsin.
Rabbim bizlere yeniden Kur’an İslam’ına dönmeyi nasip eylesin.
Rabbim Kur’an’ı hayata rehber kılmamıza vesileler eylesin.
Amin!

 

 

Kâbe’de vinç kazası

Bu yazıyı okudunuz mu?

Yalan ve iftira

Yalan ve iftira

Yalan ve iftira Yüce Allah’ın, mübarek kelamı Kur’an’da lanetlediği şeylerden birisi elbette “yalan ve iftira”dır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir