imanilmihali.com
Kabir azabı

Kabir azabı

Kabir azabı

İnsanlar belki ahiret sorgusundan da önce kabir azabından korkar. Zamanını kimsenin bilemeyeceği anda gelecek kıyamete kadar konuk olunacak kabirler insanlara mesken olacak ve orada hesap ve mizandan önce malum zaman beklenecektir. Dahası bu bekleyiş toprak altında olacak ve ecelin gelmesini müteakip alışık olmadığımız bir ortamda, karanlıklarda ve tek başımıza kalacağız.

Zalim, imansız, hak yiyen kafirlerin ecelleri acılı olacaktır. Doğrudur.

Bu grup insanların azapları daha kabirdeyken başlayacaktır. Doğrudur.

Dünyada yaptıkları eziyetin karşılığı olacağını sanmayanlar o ilk geceden itibaren hakikati görecek ve pişman olacaktır. Doğrudur.

Sorgu meleklerinin sorularına uygun cevabı veremeyecek olan bu gafillere melekler ebedi yurtları olan cehennemi daha kabirdeyken gösterecek ve onların azabı cehennem korkusunun tasası ile kıyamete kadar sürecektir. Doğrudur.

Kıyametin kopmasından sonra da bu insanlar karanlıklar içinde, nurdan yoksun halde haşr meydanına koşacaklardır. Doğrudur.

Allah, bu zalim ve kafirlerle konuşmayacaktır. Doğrudur.

Bu zalim ve soysuzlar şefaatten yoksun kalacaklardır. Doğrudur.

Bu hak yiyen, adalet yoksunları Sırat-ı Mustakim’den geçemeyecektir. Doğrudur.

Cennetlikler bu delalet içinde olanlara gülecektir. Doğrudur.

Zebaniler bu zalimleri zincirlerle sürükleyip cehennemin en derinine atacaktır. Doğrudur.

Bu kafirler güruhu Allah’ın rıza ve hoşnutluğundan muaf tutulacaklardır. Doğrudur.

Kafirler, münafıklar, mürailer, müşrikler, hak yiyenler cehennemde Allah dilediği sürece azap göreceklerdir. Doğrudur.

İşte insanlar bu hakikatlerden dolayı korkarlar toprak altına girmekten. Ölmek için doğanların, doğmak için ölmeyi istediklerinden bihaberdir bunlar. Yaptıkları mezalimin meyvelerini toplama zamanıdır şimdi. Melekler onlara mekanları cehennemi gösterecek ve onlar orada tasa ve endişe ile kıyametin kopmasını bekleyeceklerdir gözlerini kırpamadan.

Bunlar dünyaya o kadar kaptırmıştır ki kendisini bir türlü bırakıp ta gitmeyi istemezler. Ama hayat ta ölüm de hakikattir. Her can ölümü tadacaktır.

Öte yanda kabirden korkmayan, Rabbine bir an önce kavuşmayı arzu edenler vardır. Bunlar; imanlılar, İslam olanlar, Allah’ın sınırlarına riayet edenler, ibadet ve ahlakları ile fedakar, tevazu içinde, samimi ve temiz yaşayanlardır. Bunlar içten ve samimi iseler üzülmeyeceklerdir.

Kabirlerde melekler onlara cennetlerdeki yuvalarını gösterecek ve kıyamete kadar bu tatlı hayal ile kıvrılıp cehennemliklerin aksine huzur içinde uyuyacaklardır.

Bunların sorguları da, tartıları da kolay olacak ve inşallah Allah’ın rızası ve dilemesiyle cennetlere konuk olacaklardır.

Gaybı bilen bir tek Allah’tır. Burada yazılanlar alimlerin görüşlerinin, Peygamberimizin hadislerinin bir karmasıdır. Biz bu kadar biliriz. Bunların da ne kadar gerçek olduğunu yine bilen Allah’tır.

Ama şunu çok iyi biliriz çünkü Allah’ın ahdi vardır; bu dünyada yapılan zerre kadar her şeyin bir karşılığı mutlaka olacaktır. İman edenlerle etmeyenlerin eceli de akibeti de aynı olmayacaktır. Allah mü’minlere şefaat ederken kafirlerle konuşmayacaktır. Hak yiyenler hakları iade etmeden hesap sona ermeyecektir. Hak ödemeye zalimin sevapları yetişmezse mazlumun günahlarını kefaret olmak üzere üzerine alacaktır.

Biliriz ki ahiret yurdu Allah’tan korkanlar ile korkmayanlara aynı olmayacaktır.

O zaman yapılacak tek şey tevbe ve istiğfar ile Rabbimizden af dilemek, bir an önce doğru yolu bulmaktır. Ettiğiniz zalimlikler, yediğiniz haklar, sebep olduğunuz kan ve gözyaşları ahirette boyunlarınıza ateşten demir halkalar olarak asılacaktır. Nimetlere ve Allah’a yaptığınız nankörlükler suratınıza ateşten mühürler olarak vurulacaktır.

Cehennemde içeceğiniz irin, yiyeceğiniz zakkum olacaktır. Size cennet te su da haram olacaktır.

Cennettekiler altından ırmaklar akan gölgeliklerde huzur, esenlik, bolluk ve bereket içinde yaşarken, cehennemde ateşler içinde azaba mahkum olmaktan daha ahmakça bir şey olabilir mi?

Bu kadar mı aldatıyor sizi nefsiniz? Bu kadar mı kanıyorsunuz şeytana? Bu kadar mı tatlı üç kuruş dünya malı?

Bütün dünya sizin olsa ve ahirette günahlarınıza karşılık onu kefaret vermek isteseniz kabul edilmeyecektir. Hala anlamaz mısınız? Kimse kimsenin günahını üstlenemeyecek, herkes yaptığının karşılığını mutlaka görecektir bilmez misiniz?

Allah, Kur’an ve Peygamber sizi doğruya ve güzele çağırırken, sizler Allah ile aldatanlarla, ayetlerle alay edenlerle, Peygamberle kendisini denk tutanlarla nasıl oturup kalkarsınız? Hiç korkmaz mısınız?

Cenaze namazınızda beş on kişinin hakkını helal etmesi sizin helalleştiğiniz anlamına gelmez bunu böyle bilesiniz. O gün boynuzlu hayvan boynuzsuzla bile helalleşecektir. Yüzyıl sürse de tüm haklar eşitlenecektir.

Daha kabirdeki endişesinden korkarken cehennem azaplarına nasıl tahammül edeceksiniz?

Bu dünyadan para, pul, mevki, makam değil sadece iman ve salih amel götürebileceğinizi bilmez misiniz?

Gelin tevbe edin.

Gelin rahmet kapılarından girmeye gayret edin. Siz ne isterseniz Rabbim onu verir. Azmak isteyene azgınlık, hidayet isteyene hidayet nasip eder. Gelin hikmet ve hidayet isteyin. Islah olmak isteyin. Rabbim dilerse kabir size azap değil cennetin gül bahçesi olur.

Burası sözün bittiği yer.

Gerisi size kalmış. Allah herkese hak ettiğini verir. Çünkü O zulmetmez. O, adildir. O, ahdine sadıktır. O, rahmeti sonsuz olandır. O azabı en çetin olandır.

O, zalim ve kafirlere göz açtırmayacak olandır.

 

Kabir azabı

Bu yazıyı okudunuz mu?

Müsterih olmak kimin hakkıdır

Müsterih olmak kimin hakkıdır

Müsterih olmak kimin hakkıdır Müsterih olmak; vicdanı rahat, huzurlu, esenlik ve kurtuluştan inşallah emin, güvende, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir