Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kadere iman / KADER DEĞİŞİR Mİ?
imanilmihali.com
sapak

KADER DEĞİŞİR Mİ?

KADER DEĞİŞİR Mİ?

Kader değişir mi?

Kader hakkında konuşmak kadar kaderin değişmesi veya sabit kalması hususunda da yorum yapmak haddimiz değildir ancak şu bir gerçektir ki Yüce Allah’ın iradesi ve ilmi her şeyin üstündedir. O’nun dilemesi halinde bir şeye ol demesi yeterlidir. Bu nedenle değişmeyeceğini farz ettiğimiz asli kader kitabının da hükmünün Allah emrinde olduğunu unutmamak gerekir.
Kader Rabbimizin akıbetimizi bilip gördüğü için gerçekleşen bir hadisedir ve sonu gören Allah değişmeyecek şeyleri de bilendir. Değişecek olan kader kırıntıları bizim sevaba veya günaha yönelme eğilimimizden kaynaklanır. Ama kötülükten sakınıp doğru yola kılavuzlandığımız anda bile biliriz ki bu değişikliği ve tercihi yapacağımız zaten kader de yazılıdır. Ezeli olan Allah bu tercihler arası gidiş gelişlerimizin hepsine şahittir.
Tekrar eski karanlıklara dönersek yine bilmeliyiz ki hidayetten küfre döneceğimiz de kader de yazılıdır. Yani kader gerçek olarak yaşayacağımız sonumuza giden yollardır. Son değişmez ve yaşarken yaptığımız tüm değişiklikler çok daha öncesinde o kadere yazılmış, hesaba katılmış ve akıbetimizin bir parçası olmuştur.
Biz henüz o anı yaşamadığımız için kader muammasını korur ve sadece Allah’a bilinendir. Ve Allah dilediğini yapar yani müdahale hakkı her zaman saklıdır.
Kaderin kendisince değiştirilebilir olması kendi ilminde zafiyet değil, kudret ve ilmindeki yüceliktir.
Kaderin bizlerce malum olmaması bizim için şanstır. Şanstır çünkü bilseydik teslim olur, vazgeçer, şımarır veya tembelleşirdik. Bilemediğimiz için daha iyi ve hayır üreten olmaya gayret etmek en doğrusudur.
Sözgelimi eceli ve gaybı bilemiyoruz. Ama âlimlerden ecelimizin yakın ve uzak ecel diye iki parça olduğunu duyarız. Bu şu demektir; yaşarken yapacağımız hayırlı işler değişken kader kırıntılarına olumlu etki yapar ve Yüce Allah’ın lütfuyla ecelimiz bile gecikebilir. Bizle alakalı olmayan hastalık, felaket, trafik kazası veya daha büyük deprem vb. hadiseler kulun ve toplumun gidişatına göre Allah iradesi ile yine değişebilir.
Ama kaderin kendisi ve yazılı kader dediğimiz baki şeylerde (Yine Allah’ın izni ve ilmine tabi olmak şartıyla) çoğunlukla değişiklik olmaz. Çünkü bunların bir kısmı zaten yaşanmıştır. Doğduğumuz anne, cinsiyet ve lisanımız vb. Allah sözüne sadık, ahdi kuvvetli ve adil olandır. Zaten önemli olan bizim başımıza gelecekler değil, başımıza gelenlere verdiğimiz tepkidir. Yani kolumuz kopsa veya bir belaya maruz kalsak sabır ve şükür ile bunu kaderin kazası kabul edebiliyorsak ne mutlu! Bolluk ve berekete kavuşuyor mesela ummadığımız yerden yüklüce bir miras sahibi oluyor ve bu parayı savurmadan yine kaderimizin bir kazası olarak görüp hayırlarda kullanıyorsak önemli olan budur.
Asli kader değişmezleri bizim irademizle doğaldır ki değişmez. Ancak Allah herşeye kadirdir. Dilemesi yeter! Allah’ın sonu görmemesi, bilmemesi ise mümkün değildir. Ancak irade ve insiyatifi sonsuzdur. Kulun dua, niyet, ibadet, ahlak, iman ve salih ameller ile kendisine yönelmesi hafifletici bir sebep olarak elemlerinin plandan çıkarılmasına veya hastalıkların ondan uzaklaştırılmasına, ecelin uzatılmasına sebep olmaması için hiçbir neden yoktur. Çünkü Allah herşeye kadirdir.
Ama O’nun ahdi vardır. O, insan ve cinleri kendisine ibadet etsinler diye yaratmış ve cehennemi azına kadar dolduracağına ahdetmiştir. Bu sonu gördüğündendir. Yine Allah “kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır” ayetiyle iyiliğin mutlak kazanacağını beyan etmiş, dilemiş, sonu görmüş, iyiliğin kazanacağından emin olmuş ve tüm kaderi buna göre düzenlemiştir.
Yaşadığımız zulüm ve kederler, musibet ve felaketler, bolluk ve kolaylıklar ister kişi isterse toplum ve hatta tüm insanlık için birer ara durumdur ve herbiri kader dâhilinde dünya sınavının sorularından biridir. Mesele bu ara durumlara verdiğimiz tepkidir. Ve önemli olan kazanacak tarafta olmak yani iyi olmak, kötüye aldanıp kanmadan iyilik ve hayırlarda yarışmaktır.
Yüce Rabbin kaderin bir kısmında veya tamamında değişiklik yapması O’nun acizliği, ilimsizliği değil, ilmi ve kudretiyle dilemesidir. O’ndan başkası değil kader ve kazayı geciktirmek, kader ve kazanın mahiyetini bile bilemez. Çünkü gaybın bilgisi sadece Allah katındadır. Oralarda görevli varlıkların kimler olduğunu ve kimlerin neyi ne kadar bildiğini ise sadece Allah bilir. Yorum yapmak haddimiz değildir.
Sonuç olarak kader sonun ispatı ile baştan yazılı olduğundan normal şartlard değişmeyen bir yapıdadır ama kader iki ayrı defterde yazılıdır.
Bunlardan bir tanesi: “Levh-i Mahv-ı İsbat”, diğeri “Levh-i Mahfuz”dur.
Levh-i Mahv-ı İspat denilen kader defteri; Cenab-ı Hakk’ın değişebilir kader tahtasıdır. Burada yazılı kadere, “muallâk kader” denilmektedir. Bu defterde yazılan her şey bazı şartlara bağlanmıştır ki, bu şartlar yerine getirilmezse, yazı kaza edilmez ve değişir.
Mesela, Levh-i Mahv-ı İsbat defterinde; falan kulun altmış sene yaşayacağı yazılmıştır. Ancak bu yazı, kulun sadaka verme şartına bağlanmıştır. Eğer o kul sadaka verirse, bu kadar yaşar, vermezse, daha az yaşar veya eceli ertelenebilir. Kul, hangi şartı yerine getirirse, o şartın neticesi kaza edilip, diğer yazı silinmektedir.
İşte sadakanın ömrü uzatması, belayı önlemesi gibi değişiklikler kaderin bu defterinde olmaktadır. Allah o kuluna bu defterde bir bela yazmış ve bu belanın gelmesini sadaka vermemesi şartına bağlamıştır. O kul sadaka verdiğinde, belanın şartı meydana gelmediğinden yazı silinir ve musibetin gelmesi o kul hakkında kaza edilmez. Nitekim Allah şöyle buyurmuştur:
“…Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır. Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır..” (Ra’d 13/38,39)
Bu ayette belirtilen “Allah’ın dilediği şeyi silmesi” yani, yaratmaması ile yapılan değişiklik, bu değişebilir levhada olmaktadır. Demek bu ayet bize değişen kader levhası olan “Levh-i Mahv ve İsbat”tan haber vermektedir.
Kaderin diğer defteri “Levh-i Mahfuz”da ise değişiklik olmamaktadır. (Doğrusunu Allah bilir)
Yani misalimizdeki kulun, sadaka verip vermeyeceği, kalp ameliyatı olup olmayacağı, akraba ziyareti yapıp yapmayacağı gibi hususlar, Allah’ın ezeli ilmi ile bilindiğinden dolayı, Allah değişmeyecek en son neticeyi bu levhaya yazmıştır. Bu levha Allah’ın nihayetsiz ilminin bir tecelligâhıdır. Bu defterde yazılı kadere “mutlak kader” denmektedir.
Kul değişebilir kader levhasında yazılı olanları bilemediğinden akıbetini değiştirmek için gayret ve emek sarf eder. Bu kader levhası sayesinde kullar daha iyiye yönelmeye gayret eder. Kul şöyle demelidir; “hakkımda hayırlısı olsun istiyorsam, sağlıklı, huzurlu, bereketli olmayı ve fenalıklardan uzak kalmayı diliyorsam cüzi iradem ile tercihlerimi hakikatten, Hak’tan yana kullanmalıyım ki hakkımda kaza edilecek hususlar kötü değil güzel şeyler olsun. Kaderimi değiştiremesem de akıbetimi değiştirebilirim umuduyla elimden geleni yapmalı sonrasında tevekkül ederek kısmet ve hikmeti Allah’tan beklemeliyim.”
Bu düşünce yaşam gayemiz ve çalışma teşvikimiz olmalıdır. Bu aynı zamanda köt ve kötülüklerden sakınmanın da temel esasıdır. Yapana ne mutlu!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinen kader ve kadercilik nedir

Dinen kader ve kadercilik nedir

Dinen kader ve kadercilik nedir Kader, ellerimizle işlediğimiz nakıştır. Yaşamın ve dinin önündeki en büyük ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir