Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kadere iman / KADER, İMANIN ŞARTI MIDIR?
imanilmihali.com
kader

KADER, İMANIN ŞARTI MIDIR?

KADER, İMANIN ŞARTI MIDIR?
Kader, imanın şartı mıdır?
Kaderin ne olduğu konusu insan zihnin en çok meşgul eden meselelerden biridir ve beyin ve göz itibarıyla yaratıldığımız boyutsal melekeler nedeniyle idraki bir hayli zordur. Özetle şöyle denebilir ki cisimlerin tabiatının ve kulun yaşayacağı hayatın sonunu ezeli sıfatıyla bilen Allah bu bilinenlere uygun bir kader yaratmıştır. Ama insan kaderi öyle yazıldığı için amel etmez ameli öyle olduğu için o kadere tabidir. Yıldızların tabiatı da bir saoa tabidir. Bu kadere göre yaşar ve sönerler.
Allah’ın hikmeti ve yaratılış gayesi herşeyin üzerindedir. Allah dilediğini yapar, yaşatır ve öldürür. Cisimlerin bu kadere karşı gelmesi mümkün değildir. İnsanın da kaderi külliyen değiştirmesi mümkün değildir çünkü kader olacaklar resmedilince yani sonuç görülünce ortaya çıkan tabloya göre dizgilenmiştir.
Kul kaderini ancak zuhur edince yani yaşanınca bilir. O ana kadar akibeti hakkında bilgisi yoktur çünkü gayba ait bu hususa ait bilgi sadece Allah katındadır. Kul bilemediği ama aslında Allah tarafından bilinen akıbetine doğru yol alırken kadrin kazası dediğimiz ara durumlara maruz kalır. Bu esnada neden? diye aşırılığa kaçmak yerine yapılması gereken bu müsibet veya tatlılığa hayırlı yanıt vermektir ki kadere iman bu demektir.
Kulun bilemediği akıbetine ve yazılı kaderine dair hüküm ve yetki sadece Allah’ındır. Bizlerin yapacağı iman, ibadet, dua, ahlak gibi faziletli yakarış ve davranışların Allah katında daha yaşarken şefaate veya kader çizgilerindeki değişikliklere neden olmayacağını iddia etmek Yüce Allah’ın hükmüne ortak olmak ve yetkisini sınırlamaktır.
O akbetlerimize göre kaderimizi yaratandır ancak Allah aynı zamanda adaleti tam olandır. Yaratılış hikmetimizin değişmez olması yani çok genel manada cennetlik veya cehennemlik olmamızın değişmez kabulü dünya sınavının manasını zayıflatan birşeydir. Allah buna razı değildir.
O İblis’in kafir olacağını bildiği için onu kader defterinde kafirler sayfasına yazmıştır. Yoksa o yazdığı için İblis kafir olmamıştır. Bu hepimiz için geçerli bir kuraldır. Allah zulmetmez, Allah haksızlık yapmaz. Biz neyi hak ediyor ve yaşıyorsak kaderimiz ona göredir.
Bizim sapıklıktan kurtulup hayra yönelmemiz akıbetimizi değiştireceğinden kaderimizi de umulur ki değiştirir. Şu da dikkatten kaçmamalıdır ki bizim sapıklıktan hidayete geçişimiz de yani ihtiyari amellerimizdeki değişikliklerin tamamı da aslında kader de bellidir. Yani bizim tercih değişikliğimiz de ilahi iradenin onayından sonra vuku bulmuş ve aslında akibetiize giden yolda yaşanmak zorunda olan bir hadisedir.
Kul nazarından baktığımızda akıbetimizin bilinmiyor olması ve kaderin zuhur etmeden hikmetinin anlaşılamması bizim için iyi insan olma gayretine engel teşkil etmez. Aksine bilinmeyen bir kaderin tasasına düşmek ve emekten vazgeçip bataklıkta saplı kalmak isyan ve yaratılışa ihanettir. Sonumuzun ne olacağı belli ise de bizim bilmiyor olmamız nihayetinde her an kurtulabileceğimizin ümididir. Bunun aksi de olursa ki doğrusunu Allah bilir yani kader ve akıbetimiz asla değişmeyecek olsa da öncelikle sorumlusu kendimiz olduğundan kimseyi suçlayamayız ve sonra Allah böyle takdir ettiği için boynumuz karar karşısında kıldan incedir.
Allah rahmet ve azabını dilediğine verir demek ilahi kudret ve mülk sahibi olan Allah yarattıkları üzerinde ezelden nihayete kadar dilediği yetkiyi dilediği şekilde hesapsız kullanır demektir. Bu ümit pınarlarının başıdır ve ümitsizlik sadece kafirlere hastır.
Kader yazılıdır. Ne kadar, nasıl, ne biçimde olduğunu bilemesek ve tezahür etmedikçe mahiyetini kavrayamasak ta kader vardır ve imanı gerektirir.
İman şartları arasında kader ve kazaya yer vermemek bizi; insan iradesinin tam egemen olduğu, ilahi iradenin yaratılışı takiben bir kenara konduğu, kaderin her saniye değişen bir yapıda bulunduğunu, kâinat düzeninin bir ölçüye göre değil de faraziye ve rastgelelik teması üzerine olduğu kabulüne götürür ki bu yanlıştır.
Kader ve onun kazası hikmet ve hidayetin bir parçası olup insan cüzi iradesine mahkûm değildir. İhtiyari fiillerde cüzi irade şartı aranması ise sınavın bir parçasıdır ve sınav akibeti ve dolayısıyla kaderi değiştirir mi Allah bilir.
Allah’ın daha ilk baştan kullarının yarısını cehennemlik diğer yarısını cennetlik yaratması hikmetin gereğimidir bilemeyiz. Eğer böyleyse sınavın sınav olması mümkünmüdür de diyemeyiz çünkü bu haddi şmak olur.
İnsanların tümü iyilik üzere yaratılmışken sonu gören Allah çoklarının azacağını ve cehennemlik olacağını görür ve kaderlerini de yani hayatta karşılaşacakları müsibet ve belaları da ara durumlar şeklinde ona göre dizgilerse o zaman suçlu yine biz oluruz. Çünkü insan hak ettiği şekilde yaşar.
Kader vardır. Allah’ın ilmi herşeyi kuşatmış ve herşeyin üzerindedir. Kaderin yaratılması demek olan kaza da gerçektir. Kadere iman etmek ise ilahi iradenin yaratılışın ve ezeliyetin her safhasında egemen olduğunun kabulüdür ve imanı gerektirir.
Kadere iman etmemek rastgeleliğe ve kul iradesinin egemenliğine dayanır ki doğru değildir.
Öte yandan tam kaderci zihniyet dediğimiz amelsiz ve niyetsiz teslimiyet yani aşırı kadercilik hikmete ters, yaratılışa aykırı, hidayete gölge bir durumdur. Rızık yerimizde dursak ta gelecek değildir. Ecel ve müsibetşler gibi elimizde olmayan kader iradeleri yatağımızdan kalkmasak ta bizi yakalar ama rızık gibi ihtiyari fiillerde niyet, teşebbüs ve amel etmek şarttır.
İhtiyari fiillerimizin de aslında kader yazgısında yer aldığını biliyor olmamız bizi karmsarlığa itmez çünkü biliriz ki amellerimiz akıbetimizi değiştirir ve umarız ki amellerimiz değişirse kaderimizde ona göre güzelleşir.
Daha derin manada yaşadığımız herşey Allah’ın ilmi ve hikmeti ile gerçekleşir. Dünyayı bir tiyatro sahnesi veya satranç tahtası gibi düşünüp, ölçü ve kuralları koyanın Yüce Allah olduğunu bilip oynamak ve kazanmaya gayret etmek zorundayız. Hamle yapmadan kazanmak mümkün değildir. Hamlelerimiz sonucu kazanıp kazanamayacağımızı Allah önceden bilir ama o bildiği için biz kazanır veya kaybetmeyiz. Taşları oynayan biziz ama Allah hangi taşı oynayacağımızı en baştan bilendir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinen kader ve kadercilik nedir

Dinen kader ve kadercilik nedir

Dinen kader ve kadercilik nedir Kader, ellerimizle işlediğimiz nakıştır. Yaşamın ve dinin önündeki en büyük ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir