Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kadere iman / KADERE İMAN, İMAN ESASI MIDIR?
imanilmihali.com
kader ve iman

KADERE İMAN, İMAN ESASI MIDIR?

KADERE İMAN, İMAN ESASI MIDIR?

Kadere iman, iman esası mıdır?

Kadere iman, imanın bir şartıdır ve kaderi inkâr eden iman esaslarına riayet etmemiş ve imanı noksan kalmış demektir. Çünkü Yüce Kur’an ve Peygamberimiz, kaderin varlığını bildirmekte, kadere imanı öğütlemekte, ezelde ve gaybda olan ve olacak her şeyin Allah tarafından bilindiğini haber vermektedir. Ayetlerde bir kısım kıssaların geçmiş zaman kipiyle anlatılması bu yüzdendir. Çünkü Allah zamandan öncede sonrada varolan ve zaman boyutunun tamamını gören ve bilendir.
İlgili ayetlerden bazıları şunlardır:
“Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.” (Hicr, 15/21)
“Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dâhilinde, Levh-i Mahfuz’da) olmasın.” (Enam, 6/59)
“De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.” (Tevbe, 9/51)
“Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.” (Hadid, 57/22)
“Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir.” (Yasin, 36/12)
“Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. Her şey O’nun katında bir ölçü iledir.” (Ra’d,13/8)
“Onların önlerindekini de (yaptıklarını da), arkalarındakini de (yapacaklarını da) bilir. Bütün işler hep Allah’a döndürülür.” (Hac, 22/76)
Kur’an, kulun, eşyanın, hadisenin daha yaratılmadan önce, Allah’ın ilminde var olduğunu, bilindiğini, planlandığını, zamanlandığını bildirmektedir. Zira Allah’ın ilmi her şeyi, tüm zaman ve mekânı kuşatmıştır. Bunu kabul etmemek; Allah’a noksanlığı isnat etmek demektir ki, Allah, bütün kusur ve eksikliklerden münezzehtir.
Eğer insan için bir kader olmasa ve Allah, insanın yapacaklarını yaptıktan sonra bilseydi, Allah’ın ilmine bir nihayet ve sınır gelirdi. Ve ilim sıfatında artma, eksilme ve değişiklik söz konusu olurdu. Bu haşa noksanlık kâinatta bir plansızlığa ve rastgeleliğe isnat olurdu ki kainatın muazzam denge ve ahengi karşısında bunu düşünmek bile abestir.
Küfre kaçan tüm tereddütlerin aksine Allah’ın ilmi her şeyi kuşatmıştır. Yani bütün mevcudat, geçmiş, hâl ve gelecek, evvel, ahir, zahir, batın, gizli ve açık her şey, her an onun ilmi, kudreti, iradesi dahilindedir. Dolayısıyla “kader yoktur.” demek, Allah’ın yarını bilmemesi, akıbet, hadise ve müsibetleri planlamamış olması manasına gelir. Halbuki O, yaratan, bilen, ilmi ile tüm kainatı kuşatandır.
Ayetlerde geçmiş zaman kipi ile bahsedilen hadiseler gelecekle alakalı aslında gerçekleşmesi kesin hadiselerdir ve ezel gibi gayba ait olan herşey de Yüce Allah tarafından bilinmektedir. Bu kaderin olduğu anlamına gelir ve kadere iman etmek gerekir. Kaderin bizlerce bilinemiyor olması var olmadığı anlamına gelmez.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kazada rıza, belada sabır, bollukta şükür

Kazada rıza, belada sabır, bollukta şükür

Kazada rıza, belada sabır, bollukta şükür Kaza başa gelenler, bela istenmeyen hadiseler, bolluk refah ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir