Anasayfa / İMAN ESASLARI / İman damlaları / Kadınlarınız Allah emanetidir
imanilmihali.com
Kadınlarınız Allah emanetidir

Kadınlarınız Allah emanetidir

Kadınlarınız Allah emanetidir

İslam hukukunda aile reisi erkektir ve eş ve çocuklar dahil ailenin ateşlerden korunması başlıca erkeğin görevidir. Bireysel olarak herkesin kendi yolunu seçme imkan ve hürriyeti varsa da aile kurumunda ailevi kararları alacak ve ailenin dine uygun yaşam şeklini dileyecek veya reddedecek olan erkektir. Bu fiziksel yapısı kuvvetli, dayanıklı, cesur ve muhakemesi güçlü, iradesi kuvvetli, zaaflara mukavemetli erkeğe Allah tarafından yüklenen ağır bir sorumluluktur.

Bu görevin ağır sorumluluğu eş ve çocukları ikaz ve tembih etmek, gerektiğinde ısrarcı olmak ve düzelme imkanı kalmadığı hallerde de kısmi kuvvet kullanmak veya eş ve çocuklardan uzaklaşmak yani boşanmak şeklinde cereyan eder. Bu noktada evlilik te boşanmak ta helaldir ama boşanmak en çirkin helallerdendir çünkü arzulanan boşanmak değil eşlerin hep birlikte doğruda ve güzelde birleşmesidir.

Dikkat edilirse Kur’an iman edenler tabirini erkekler için kullanmış, kadınlara has hususlarda kadın kelimesini özellikle zikretmiştir.

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.” (Tahrim 66/6)

Aile kurumunun kader ile muhakkak sıkı bir ilişkisi vardır ve Yüce Allah eşler yaratarak hem gelecek nesillerin devamını, hem insanların huzurlu ve tehlike-sapıklıklardan uzak bir ortamda temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesini dilemiştir. Bunun gerçekleşmesi için eşler arsına sevgi koyan da yine Yüce Allah’tır.

“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum 30/21)

“…Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz…” (Bakara 2/187)

“Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?” (Nahl 16/72)

“Allah, sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a kolaydır.” (Fatır 35/11)

“O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu sûretle sizi üretiyor. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (Şura 42/11)

“Sizleri (erkekli-dişili) eşler hâlinde yarattık.” (Nebe 78/8)

Cariyeler de İslam’ın vazgeçilmez bir parçasıdır ve eşler için gerekli şartların bir kısmı cariyeler için de geçerlidir. Lakin cariyeler evlat edinme, miras ve dini konularda kadın eşten farklıdır ve aile geleceğinin bir parçası değildir.

Cariyeler daha ziyade cinsel ihtiyaçlar için vardır ve devamı, kalıcılığı ve aslen maneviyatta yeri yoktur. Daha ziyade örfi bu uygulamanın kanaatimizce dinde yer bulması içinde bulunulan zaman için işleri kolaylaştırmak ve her hâlükârda zinanın engellenmesi maksatlıdır.

“Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.” (Mearic 70/30)

Peygamberimizin eşler hususunda istisnaları vardır ve O’nun eşleri mü’minlere anadır. Bu eşlerin örtünmeden, davranışlarına, sevap ve günahlarının misliyle olmasına kadar pek çok ayrıcalığı ve doğal olarak ta vebali vardır.

Onlar bu şerefe nail olan kullardır ve doğru ve güzel davrandıkları sürece inşallah Peygamber de Allah ta onlardan razı olacaktır.

Kıssalarda Peygamber eşlerinden cennetleri hak etmeyenler de mevcuttur. Nuh (as), Lut (as) peygamberlerinin eşleri buna örnektir. Öte yandan firavunun karısı Asena cennetlik olabilmeyi başaran zalim kafirin eşidir.

“Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır…” (Ahzab 33/6)

“Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (Ahzab 33/50)

Eşler sadece dünyada huzur bulunması için var edilmemiştir. Onlar aynı zaman da cennet tasvirlerinde de geçer ve genç, temiz, duru, bakire, güzel, yeşil gözlü gibi tasvirlerle anlatılır. Oysa cehennem için böyle bir tasvir yoktur.

imanilmihali.com
Rabbimiz cennetlerdeki, gölge, nimet, bolluk, huzur, ferah, esenlik tasvirlerinin yanına eşleri de koyarken eşlere muazzam bir örnek ve hedef te göstermiştir; “Temiz, ahlaklı, sevecen, saygılı, sadık, dürüst, itaatkar, imanlı ve namuslu olmak”

“De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir.” (Al-i İmran 3/15)

“Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.” (Rahman 55/56)

“İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. … Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Bakara 2/25)

“Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler…” (Rad 13/23)

“Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O hâlde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru. Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin. Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır.” (Mü’min 40/7-9)

Nikah dışı tüm cinsel ilişkiler zinadır. Irzı korumak Allah emridir. Eşcinsellik ve zina yapılabilecek en büyük kötülüklerdendir. Bunların denemesi, kandırmacası, mutası, gecelik imam nikâhı olmaz. Çünkü evlilik ciddi bir dini müessesedir ve bu kutsal müessese cinsel arzular için kirli emellere alet edilemez.

“Onlar ki, ırzlarını korurlar. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.” (Müminun 23/5-7)

“Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği; kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair, Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defada da; eğer yalancılardan ise, Allah’ın lânetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi), beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kadından cezayı kaldırır.” (Nur 24/6-9)

“Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz.” (Şuara 26/165,166)

Eşler sevilir, sevilmelidir de. Tıpkı evlatlar gibi. Lakin bu sevgiler imanın ve dinin kırmızı çizgilerini aşmamalı ve Allah emirlerinin tatbik edilmesinden kulu uzaklaştırmamalıdır. Cihat konusunda olduğu gibi eş ve çocuklarını kaybetmemek için savaştan kaçanlar, eşlerinin ve evlatlarının acılı gözyaşlarından dolayı yürekleri yufkalaşanlar, barış ortamında bir eli yağda bir eli balda yaşayan mutlu azınlıklar şayet Allah emirleri konusunda geri dururlarsa elbet vebali vardır. Bunların adı fâsıktır, kötüdür, kötülüktür.

“De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” (Tevbe 9/24)

Kur’an mü’min erkeklere yukarıdaki bahisle de alakalı, eş ve çocuklarından kendilerine düşman olabilecekleri hatırlatarak büyük bir tehlikeye de dikkat çekmiştir. Bu sadece iman konusunda olamaz çünkü bağışlanma yetkisi erkeğe verildiğine göre bu beşeriyata ait kusur olmalıdır.

Burada bahsedilen itaatsizlik, sadakatsizlik, iman ve ibadette yaşanan zafiyet, hürmette noksanlık, cahillik ve hatta isyandır. Bunların düşman olarak nitelenmesi sadece erkeğe değil aile kurumuna bir düşmanlıktır.

“Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Tegabun 64/14)

Sonuç itibarıyla Kur’an eşler bahsini ayetlerde özetlemiş, aile reisliğini erkeğe vermiş, boşanmanın en çirkin helallerden olduğunu beyan etmiş, huzur ve esenliğin devamı halinde ailenin sevgi ile ayakta kalacağını ve evlatlar yetiştireceğini ifade etmiştir.

Evlatların da, eşlerin de, erkeklerin de salih bir kul olarak yaratılması ile aile kurumunun doğal olarak alakası yoktur. Lakin o ailedeki bireylerden bir veya birkaçının imanlı salih kul olması toplumun en küçük birimi olan ailenin iman konusunda mesafe kat etmesi anlamına gelir ki evliliğin bir hedefi ve gayesi de budur.

Kadın eşlerin yaratılış gereği, fiziken zayıf, muhakemesi tereddütlü, dedikodu ve gıybete müsait olması nedeniyle aile kurumu içindeyken de bu hallerinin devam edeceğine şüphe yoktur. Bu nedenle erkek eşler eş ve evlatlarını doğru yola kılavuzlamak, örnek olmak ve tedbir almakla mükelleftir.

Cennetlere dünyadaki eşler ile birlikte girileceğine dair bir ibare yoktur. Ancak mü’min kadınların cennete gireceği ibaresi pek çok yerde geçmektedir.

Aile bir kurumsa da aslolan kulun kendisidir. Çünkü kimsenin günahı başkasına yüklenemez ve herkes kendi amelinden hesaba çekilecektir. Aile kurumunda erkeğe verilen tembih, zorlama ve kılavuzlama görevi nihayetinde bir eş ve evlatlara öğüt vesilesidir. Reşit yani dinen buluğ olmuş kullar kendilerinden sorumludur.

Eş ve çocuklar salih olmak zorundadır çünkü İslam’ın, toplumun, insanlığın geleceği buna bağlıdır. Bu yüzden toplumun en küçük bireyinde sadakat, dürüstlük, huzur egemen olmalıdır. Olamıyorsa sabretmeli, düzeltilmeye çalışılmalı am bu da olmuyorsa vazgeçilmesinin günah olmadığı bilinmelidir.

“Onlar, “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir.” (Furkan 25/74)

Erkek eşler, ailelerine iyi, güzel, adil, dürüst şeyler telkin etmeli, hem kötülüklerden uzak durup hayra yönelmeli hem de aileye örnek olmalıdır.

Sonuçta, evlatlar, mallar, eşler, bedenler emanet olmak üzere sınav vesilesi olarak verilen şeylerdir.

İmtihan her alanda, her zaman, her yerde devam etmektedir.

imanilmihali.com
Kadınlarınız ve evlatlarınız Allah emanetidir. Bu emanete iyi bakmak, saygı ve özen göstermek boynumuzun borcudur. Çünkü bu yapı sadece sizin değil İslam’ın ve insanlığın geleceği için de ayakta durmak zorunda olandır.

Kul ve aile reisi olarak erkek hem kendisini hem ailesini ateşten uzak tutmak için gayret sarf edendir.

Mü’min ateşten kurtulmak için Kur’an’a ve Peygamberimizin örnek ahlak ve öğretilerine sarılandır.

Mü’min Allah’ı seven, Allah’tan korkan, Allah rızasına kavuşmayı arzulayan, Allah’ın sınırlarına en çok riayet edendir.

Allah tüm mü’minleri bağışlasın.

Allah tüm eşleri aile kurumunun kutsallığına itibar eder seviyeye ulaştırsın.

Allah hepimizi ateşlerden muhafaza eylesin.

Amin!

 

 

Kadınlarınız Allah emanetidir

Bu yazıyı okudunuz mu?

vicdan

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir Vicdan kalp sesidir. Dinleyene de dinlemek istemeyene de aynı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir