Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri / Kaf suresi – Karşılaştırmalı meal
imanilmihali.com
Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Kaf suresi – Karşılaştırmalı meal

Kaf suresi – Karşılaştırmalı meal

Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri

KAF SURESİ

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismilahirrahmanirrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
Ali Bulaç 1- Kaf. ‘Şerefli üstün’ Kur’an’a andolsun.
Diyanet Vakfı 1. Kaf. Şerefli Kur’an’a andolsun.
Elmalılı Hamdi Yazır 1-Kaf. Şanlı Kur’an’a andolsun!
Süleyman Ateş 1. Kaf. Zikir’li (uyarıcı, şerefli) Kur’an’a andolsun,
Yaşar Nuri Öztürk 1 Kaf. Şanı yüce, ilahî cömertlikle dolu Kur’an’a yemin olsun ki,
Ali Bulaç 2- Hayır, onlara kendilerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: ‘Bu şaşılacak bir şey’ dediler.
Diyanet Vakfı 2. Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da, kâfirler şöyle dediler: “Bu şaşılacak bir şeydir.”
Elmalılı Hamdi Yazır 2-Doğrusu kendilerine içlerinden korkutucu bir peygamber geldiğine şaştılar da kafirler dediler ki: “Bu şaşılacak şey!
Süleyman Ateş 2. İçlerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: “Bu tuhaf bir şeydir” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 2 İş sanıldığı gibi değil! Kendilerine içlerinden bir uyarıcı geldi diye şaştılar da şöyle dediler o küfre batanlar: “Acayip şey bu!”
Ali Bulaç 3- ‘Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (yeniden diriltilecek mişiz)? Bu uzak bir dönüş (iddiasıdır).’
Diyanet Vakfı 3. “Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirileceğiz)? Bu, akla uzak bir dönüştür.”
Elmalılı Hamdi Yazır 3-Öldüğümüz ve bir toprak olduğumuz vakit ha?! Bu, çok uzak bir dönüş!”
Süleyman Ateş 3. Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (tekrar bedene döneceğiz)? Bu, uzak bir dönüştür.
Yaşar Nuri Öztürk 3 Ölünce mi, biz toprak olunca mı? Çok uzak bir dönüştür bu.”
Ali Bulaç 4- Doğrusu Biz, yerin onlardan ne eksilttiğini bilmişizdir. Katımızda (bütün bunları) saklayıp-koruyan bir kitap vardır.
Diyanet Vakfı 4. Biz, toprağın onlardan neleri eksilttiğini kesinlikle bilmekteyiz. Yanımızda o bilgileri koruyan bir kitap vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 4-Ancak, Biz yerin onlardan neyi (yiyip) eksilteceğini biliriz ve yanımızda içinde herşeyi muhafaza eden bir kitap vardır.
Süleyman Ateş 4. Biz yerin, onlar(ın cesetlerin)den ne eksilttiğini bilmişizdir. Yanımızda (her şeyi) zapteden bir Kitap vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 4 Toprağın onlardan neyi eksilttiğini pek iyi bilmişizdir biz. Her şeyi saklayıp koruyan bir Kitap var katımızda.
Ali Bulaç 5- Hayır, hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar, derin bir sarsıntı içinde bulunuyorlar.
Diyanet Vakfı 5. Bilakis onlar, hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar şaşırmış bir haldedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır 5-Doğrusu, gerçek kendilerine geldiği zaman yalanladılar da şimdi karmakarışık bir ıstırap içindeler.
Süleyman Ateş 5. Doğrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi onlar çalkantılı bir durumun içindedirler.
Yaşar Nuri Öztürk 5 Hayır, hayır! Onlar, hak kendilerine geldiğinde, onu yalanladılar. Şimdi perişan mı perişan bir durum içindedirler.
Ali Bulaç 6- Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz, onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsledik? Onun hiç bir çatlağı yok.
Diyanet Vakfı 6. Üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmiş ve nasıl donatmışız! Onda hiçbir çatlak da yok.
Elmalılı Hamdi Yazır 6-Artık üstlerindeki göğe bir baksalar ya, Biz onu nasıl bina etmişiz ve süslemişiz; hiç bir gediği yok.
Süleyman Ateş 6. Üstlerindeki göğe bakmadılar mı, onu nasıl yaptık, süsledik, hiçbir çatlağı yoktur?
Yaşar Nuri Öztürk 6 Bakmadılar mı üstlerindeki göğe ki nasıl kurduk onu, nasıl süsleyip nakışladık?! Yırtığı, çatlağı da yoktur onun.
Ali Bulaç 7- Yeri de (nasıl) döşeyip-yaydık? Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda ‘göz alıcı ve iç açıcı’ her çiftten (nice bitkiler) bitirdik.
Diyanet Vakfı 7. Yeryüzünü de döşedik ve ona sabit dağlar koyduk. Orada gönül açan her türden (bitkiler) yetiştirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 7-Yeryüzünü de (nasıl) uzatmışız, ona ağır baskılar oturtmuşuz ve seyrine doyulmaz her türden çiftler bitirmişiz.
Süleyman Ateş 7. Arzı nasıl yaydık, ona sağlam dağlar attık, onda her güzel çifti bitirdik!
Yaşar Nuri Öztürk 7 Yeryüzünü de biz uzatıp yaydık; denge noktaları yerleştirdik ona ve bitirdik onda, bakanları hayran bırakan her türlü çifti.
Ali Bulaç 8- (Bunlar,) ‘İçten Allah’a yönelen’ her kul için ‘hikmetle bakan bir iç göz’ ve bir zikirdir.
Diyanet Vakfı 8. Allah’a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ibret vermek için (bütün bunları yaptık).
Elmalılı Hamdi Yazır 8-Hakka yüz tutan her kulun gözünü, gönlünü açmak ve ibret almasını sağlamak için.
Süleyman Ateş 8. (Bütün bunları) Allah’a yönelen her kulun, gönül gözünü açmak için ve (ona) ibret vermek için (yaptık).
Yaşar Nuri Öztürk 8 İbretle bakılası, gönüller açıcı şeyler olarak; hakka yönelen her kula öğüt olarak.
Ali Bulaç 9- Ve gökten mübarek (bereket ve rahmet yüklü) su indirdik; böylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik.
Diyanet Vakfı 9. Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek daneler bitirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 9-Bir de gökten mübarek bir su indirip de onunla bağlar bahçeler ve biçilecek taneler bitirmekteyiz.
Süleyman Ateş 9. Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek dane(li ekin)ler bitirdik.
Yaşar Nuri Öztürk 9 Gökten, kutlu ve bereketli bir su indirdik de onunla bahçeler yeşerttik, hasatlanacak daneler yetiştirdik.
Ali Bulaç 10- Ve birbiri üstüne dizilmiş tomurcuk yüklü yüksek hurma ağaçları da.
Diyanet Vakfı 10. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik. Ve o su ile ölü toprağa can verdik. İşte hayata yeniden çıkış da böyledir.
Elmalılı Hamdi Yazır 10-Ve tormurcukları üstüste dizilmiş göğe doğru yükselen yüksek hurma ağaçları.
Süleyman Ateş 10. Birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları yetiştirdik;
Yaşar Nuri Öztürk 10 Yüksek yüksek hurma ağaçları büyüttük. Birbirine girmiş kümeler halinde tomurcukları vardır onların.
Ali Bulaç 11- Kullara rızık olmak üzere. Ve onunla (o suyla) ölü bir şehri dirilttik. İşte (ölümden sonra) diriliş de böyledir.
Diyanet Vakfı 11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik. Ve o su ile ölü toprağa can verdik. İşte hayata yeniden çıkış da böyledir.
Elmalılı Hamdi Yazır 11-Bunlar, kullara rızık olmak üzeredir. Onunla ölü bir bölgeyi de diriltmekteyiz, işte o dirilip çıkış da böyledir.
Süleyman Ateş 11. Kullara rızık olması için. Ve o su ile, ölü bir ülkeye can verdik. İşte çıkış da öyledir.
Yaşar Nuri Öztürk 11 Kullara rızık olsun diye. Ve o suyla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte böyledir topraktan fışkırış.
Ali Bulaç 12- Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud (kavmi) de yalanladı.
Diyanet Vakfı 12. Onlardan önce Nuh kavmi, Res halkı ve Semûd da yalanlamıştı.
Elmalılı Hamdi Yazır 12-Onlardan önce Nuh’un kavmi, Ress halkı ve Semud da yalanladı.
Süleyman Ateş 12. Onlardan önce Nuh kavmi, Resliler ve Semud (kavmi) de yalanlamıştı.
Yaşar Nuri Öztürk 12 Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı, Semûd kavmi yalanlamıştı.
Ali Bulaç 13- Ad, Firavun ve Lut’un kardeşleri,
Diyanet Vakfı 13. Ad ve Firavun ile Lût’un kardeşleri de (yalanladılar).
Elmalılı Hamdi Yazır 13-Ad, Firavun ve Lut’un yurttaşları da.
Süleyman Ateş 13. Ad, Fir’avn ve Lut’un kardeşleri (durumundaki kavmi),
Yaşar Nuri Öztürk 13 Âd, Firavun ve Lût’un halkı da…
Ali Bulaç 14- Eyke halkı ve Tubba’ kavmi de. Hepsi elçileri yalanladı; böylece benim tehdidim (onların üzerine) hak oldu.
Diyanet Vakfı 14. Eyke halkı ve Tübba’ kavmi de. Bütün bunlar peygamberleri yalanladılar da tehdidim gerçekleşti!
Elmalılı Hamdi Yazır 14-Eyke halkı ve Tubba’ kavmi de. Bunların hepsi gönderilen peygamberleri yalanladılar da hak oldu azabım.
Süleyman Ateş 14. Eyke halkı ve Tubba’ kavmi. Bunların hepsi elçileri yalanlayıp, uyardığım(azab)ı hak ettiler.
Yaşar Nuri Öztürk 14 Eykeliler, Tübba’ kavmi de. Hepsi resulleri yalanladı da duyurulan azap hak oldu.
Ali Bulaç 15- Ya, biz ilk yaratılışta güçsüz mü düştük? Hayır, onlar ‘karmaşık bir kuşku’ içindedirler.
Diyanet Vakfı 15. İlk yaratmada âcizlik mi gösterdik? Hayır, onlar yeni bir yaratma hususunda şüphe içindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır 15-Ya Biz artık birinci yaratış ile yorulu mu verdik? Doğrusu, onlar yeni bir yaratılıştan şüphe içindelerdir.
Süleyman Ateş 15. İlk yaratmadan aciz mi kaldık ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar yeni bir yaratmadan kuşku içindedirler:
Yaşar Nuri Öztürk 15 İlk yarıştan âciz kalıp yorulmuş muyduk? Hayır, yeni bir yaratıştan kuşku içinde olan onlardır.
Ali Bulaç 16- Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.
Diyanet Vakfı l6. Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.
Elmalılı Hamdi Yazır 16-Andolsun ki, insanı Biz yarattık, nefsinin onu ne ile vesveselendirdiğini biliriz ve Biz ona habl-i veridden (şah damarından) daha yakınız.
Süleyman Ateş 16. Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz, çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.
Yaşar Nuri Öztürk 16 Yemin olsun ki, insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını da biz biiriz. Biz ona, şah damarından daha yakınız.
Ali Bulaç 17- Onun sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydederlerken
Diyanet Vakfı l7. İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 17-İki zabıt memuru (melek), sağda ve solda oturmuş zabıt tutarlarken.
Süleyman Ateş 17. Onun sağında ve solunda oturan iki alıcı (melek, onun sözlerini ve işlerini) kaydetmektedir.
Yaşar Nuri Öztürk 17 Sağında ve solunda oturmuş iki görevli, kayıt yapmaktadır.
Ali Bulaç 18- O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır.
Diyanet Vakfı 18. İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.
Elmalılı Hamdi Yazır 18-Her ne söz söylerse, mutlaka yanında hazır bir gözcü vardır.
Süleyman Ateş 18. (İnsan,) Hiçbir söz söylemez ki yanında kendisini gözetleyen, dediklerini zapteden (bir melek) hazır bulunmasın.
Yaşar Nuri Öztürk 18 Bir söz sarfetmeye dursun, yanındaki gözcü hemen zaptediverir.
Ali Bulaç 19- O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) ‘İşte bu, senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir’ (denildiği zaman da).
Diyanet Vakfı 19. Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir de: İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir, denir.
Elmalılı Hamdi Yazır 19-Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde: “İşte o senin kaçıp durduğun!” diye.
Süleyman Ateş 19. Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldi. İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir.
Yaşar Nuri Öztürk 19 Ölüm sarhoşluğu hak olarak geldi. İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir.
Ali Bulaç 20- Sur’a da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür.
Diyanet Vakfı 20. Sûr’a üfürülür; işte bu, geleceği vâdedilen gündür.
Elmalılı Hamdi Yazır 20-Ve Sur üfrüldüğünde ki, işte o tehdit günüdür.
Süleyman Ateş 20. Sur’a üflendi. İşte bu, kendisine karşı uyarılan gündür.
Yaşar Nuri Öztürk 20 Ve sûra üflendi. İşte bu, geleceği vaat edilen gündür.
Ali Bulaç 21- (Artık) Her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahid ile gelmiştir.
Diyanet Vakfı 21. Herkes, yanında bir sürücü ve bir de şahitle beraber gelir.
Elmalılı Hamdi Yazır 21-Herkes gelecektir, yanında bir sevk memuru ve bir şahit olduğu halde.
Süleyman Ateş 21. Her can, yanında bir sürücü ve şahidle geldi.
Yaşar Nuri Öztürk 21 Her benlik, yanında bir güdücü, bir de tanık olduğu halde gelir.
Ali Bulaç 22- ‘Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir.’
Diyanet Vakfı 22. Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir (denir).
Elmalılı Hamdi Yazır 22-“Andolsun ki, sen bundan bir gaflet içindeydin, şimdi senden perdeni açtık. Artık bugün gözün keskindir.”
Süleyman Ateş 22. (Allah ona): “Andolsun, sen bundan gaflet içinde idin. Biz sen(in gözün)den perdeni açtık; bugün artık gözün keskindir” (dedi).
Yaşar Nuri Öztürk 22 Yemin olsun, sen bundan gaflet içindeydin. Ama perdeni üstünden kaldırıverdik. Bugün gözün keskin mi keskin.
Ali Bulaç 23- Onun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: ‘İşte bu, yanımda hazır durumda olan şey.’
Diyanet Vakfı 23. Yanındaki arkadaşı: “İşte yanımdaki hazır” dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 23-Yanındaki diyecektir ki: “İşte bu yanımdaki hazır!
Süleyman Ateş 23. Yanındaki arkadaşı: “İşte yanımdaki hazır” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 23 Yoldaşı şöyle der: “İşte yanımdaki, hazır!”
Ali Bulaç 24- Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı nankörü atın cehennemin içine,
Diyanet Vakfı 24.(İki meleğe şu emir verilir:) “Haydi ikiniz her inatçı kâfiri, cehenneme atın!”
Elmalılı Hamdi Yazır 24-“Atın atın cehenneme her inatçı nankörü!
Süleyman Ateş 24. (Allah sürücü ve şahide buyurdu ki): “Haydi ikiniz, atın cehenneme her inatçı nankörü!”
Yaşar Nuri Öztürk 24 Siz, ikiniz! Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın!
Ali Bulaç 25- Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi,
Diyanet Vakfı 25.”Hayra bütün gücüyle engel olanı, azgın şüpheciyi”
Elmalılı Hamdi Yazır 25-Hayra engel, haşarı, şüpheci kafiri!
Süleyman Ateş 25. Hayra engel olan, saldırgan, şüpheciyi.
Yaşar Nuri Öztürk 25 Durmadan hayrı engelleyeni, azgını, işkilciyi…
Ali Bulaç 26- Ki o, Allah’la beraber başka bir ilah edinmişti. Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın.
Diyanet Vakfı 26.”O ki Allah ile beraber başka ilâh edindi,bundan dolayı onu şiddetli azaba birlikte atın!”
Elmalılı Hamdi Yazır 26-Ki, Allah’ın yanında başka ilah tanımıştır; haydi ikiniz atın onu şiddetli azap içine!” (der Allah).
Süleyman Ateş 26. O ki Allah ile beraber başka tanrılar edindi, bundan dolayı onu çetin bir azaba atın.
Yaşar Nuri Öztürk 26 O ki, Allah’ın yanına başka bir ilah koydu. Artık atın onu, o şiddetli azabın içine!
Ali Bulaç 27- Onun yakın-dostu (saptırıcı) dedi ki: ‘Rabbimiz, ben onu kışkırtıp-azdırmadım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi.’
Diyanet Vakfı 27. Müşrikin arkadaşı (şeytan) der ki: Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi.
Elmalılı Hamdi Yazır 27-Arkadaşı: “Ey Rabbimiz onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi!” der.
Süleyman Ateş 27. Yanındaki arkadaşı dedi ki: “Rabbimiz, ben onu azdırmadım, zaten o kendisi derin bir sapıklık içinde idi.”
Yaşar Nuri Öztürk 27 Yoldaşı dedi ki: “Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Onun kendisi, dönüşü olmayan bir sapıklık içindeydi.”
Ali Bulaç 28- (Allah buyurur:) ‘Benim huzurumda çekişip-durmayın. Ben size daha önce ‘kesin bir uyarı’ göndermiştim.’
Diyanet Vakfı 28. O esnada (Allah) buyurur: Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarı göndermiştim!
Elmalılı Hamdi Yazır 28-Buyurur ki: “Huzurumda çekişmeyin! Ben, size önceden uyarı göndermiştim.
Süleyman Ateş 28. (Allah) Buyurdu ki: “Huzurumda çekişmeyin. Ben size daha önce uyarı göndermiştim.”
Yaşar Nuri Öztürk 28 Allah buyurdu: “Huzurumda çekişmeyin! Ben size uyarıyı çok önceden göndermiştim.”
Ali Bulaç 29- ‘Huzurumda söz değişikliğe uğratılmaz ve Ben kullara zulmedici değilim.’
Diyanet Vakfı 29. Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara asla zulmedici değilim.
Elmalılı Hamdi Yazır 29-Benim katımda söz değiştirilmez ve Ben kullara zulmedici değilim.”
Süleyman Ateş 29. Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim.
Yaşar Nuri Öztürk 29 “Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara asla zulmetmem.”
Ali Bulaç 30- O gün cehenneme diyeceğiz: ‘Doldun mu?’ O da: ‘Daha fazlası var mı?’ diyecek.
Diyanet Vakfı 30. O gün cehenneme “Doldun mu?” deriz. O da “Daha var mı?” der.
Elmalılı Hamdi Yazır 30-O günki, cehenneme: “Doldun mu?” diyeceğiz. O da: “Daha ziyade (fazla) var mı?” diyecek.
Süleyman Ateş 30. O gün cehenneme: “Doldun mu?” deriz. “Daha yok mu” der.
Yaşar Nuri Öztürk 30 O gün cehenneme: “Doldun mu?” deriz. O ise: “Daha yok mu?” der.
Ali Bulaç 31- Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır.
Diyanet Vakfı 31. Cennet de takvâ sahiplerine yaklaştırılır; (onlardan) uzakta olmayacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır 31-Cennet de takva sahiplerine uzak olmayarak yaklaştırılmış olacak.
Süleyman Ateş 31. Cennet de korunanlara yaklaştırılmıştır, uzak değildir.
Yaşar Nuri Öztürk 31 Ve cennet, takva sahiplerine yaklaştırılmıştır; hiç uzak değildir.
Ali Bulaç 32- Bu, size vadolunandır; (gönülden Allah’a) yönelip-dönen (İslam’ın hükümlerini) koruyan,
Diyanet Vakfı 32. İşte size vâdedilen cennet! Ki o, daima Allah’a yönelen,(O’nun buyruklarını)koruyan,
Elmalılı Hamdi Yazır 32-İşte bu o size va’dolunan; her tevbekara, görevine riayet edene,
Süleyman Ateş 32. İşte size va’dedilen budur. Daima Allah’a yüz tutan (O’nun buyruklarını) koruyan, (And it is said): That is that which ye were promised. (It is) for every penitent and heedful one,
Yaşar Nuri Öztürk 32 İşte size vaat edilen budur. Allah’a sürekli yönelen, korunması gerekeni koruyan herkese…
Ali Bulaç 33- Görmediği halde Rahman’a karşı ‘içi titreyerek korku duyan’ ve ‘içten Allah’a yönelmiş’ bir kalb ile gelen içindir.
Diyanet Vakfı 33. Görmeden Rahmân’a saygı gösteren ve(Allah’a) dönük bir kalp getiren herkesin (mükâfatı budur).
Elmalılı Hamdi Yazır 33-görmediği halde Rahman’dan korkup O’na yönelen bir kalple gelen kimselere.
Süleyman Ateş 33. Görmeden Rahman’a saygı gösteren ve (Hakka) dönük bir yürek getiren herkesin (mükafatı budur)!”
Yaşar Nuri Öztürk 33 Görmediği halde Rahman’dan ürperen ve Allah’a yönelik bir kalp getiren herkese…
Ali Bulaç 34- ‘Ona ‘esenlik ve barış (selam)la’ girin. Bu, ebedilik günüdür.’
Diyanet Vakfı 34. Oraya selâmetle girin. İşte bu, ebedî yaşamanın başladığı gündür
Elmalılı Hamdi Yazır 34-Girin oraya selametle! Budur işte o sonsuzluk günü.
Süleyman Ateş 34. Ona selam (esenlik) ile girin. Bu, süreklilik günüdür!
Yaşar Nuri Öztürk 34 Esenlikle girin oraya! Sonsuzlaşma günüdür bu.
Ali Bulaç 35- Orda diledikleri her şey onlarındır; katımızda daha fazlası da var.
Diyanet Vakfı 35. Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda dahası da vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 35-Orada onlara ne dilerlerse vardır. Bizim katımızda ise fazlası vardır.
Süleyman Ateş 35. Orada onlara istedikleri herşey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 35 Orada onlar için istedikleri her şey var. Katımızda ise dahası da var.
Ali Bulaç 36- Biz onlardan önce nice nesilleri yıkıma uğrattık ki onlar, zorbaca yakalamak (yakıp-yıkmak, baskı ve şiddetle yönetmek, sindirmek) bakımından kendilerinden daha üstündüler; şehirlerde (yerin üstünü altına getirip, sayısız kazı, inşaat ve araştırmalarla her yanı) delik-deşik etmişlerdi. (Ama) kaçacak bir yer var mı?
Diyanet Vakfı 36. Biz, onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri helâk etmişizdir. Kurtuluş var mı!
Elmalılı Hamdi Yazır 36-Önlerinden nice nesilleri helak ettik ki, onlar bunlardan tutumca (kuvvetce) daha çetindiler ve şehirlerde kaçacak delik aradılar. Var mı bir kaçacak yer?
Süleyman Ateş 36. Bunlardan önce nice kuşakları helak etmiştik ki onların tutuşu, bunlardan daha kuvvetli idi, yakalaması daha güçlü idi. Ülkelerde gezip dolaşmışlardı, ama bir kurtuluş buldular mı?
Yaşar Nuri Öztürk 36 Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik ki, vuruş ve tutuşları bunlardan daha zorluydu. Ülkelerde delikler açmışlardı/beldelerde kaçacak delik aradılar/beldeleri boydan boya dolaştılar. Var mı bir kaçacak yer?
Ali Bulaç 37- Hiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır.
Diyanet Vakfı 37. Şüphesiz ki bunda aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 37-Şüphesiz ki, bu söylenende kalbi olan ve şuurla kulak tutan kimse için uyandıracak bir ihtar vardır.
Süleyman Ateş 37. Muhakkak ki bunda, kalbi olan, yahut şahid olarak (zihnini toplayarak dikkatle) kulak veren kimse için bir öğüt vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 37 Hiç kuşkusuz, bunda, kalbi olan yahut tam bir tanık olarak kulak veren için mutlak bir öğüt vardır.
Ali Bulaç 38- Andolsun, Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık; Bize hiç bir yorgunluk dokunmadı.
Diyanet Vakfı 38. Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk çökmedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 38-Andolsun ki, Biz , o gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yarattık, Bize bir yorgunluk da dokunmadı.
Süleyman Ateş 38. Andolsun, biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık, bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.
Yaşar Nuri Öztürk 38 Yemin olsun, biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.
Ali Bulaç 39- Öyleyse sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et.
Diyanet Vakfı 39. (Resûlüm!) Onların dediklerine sabret. Güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ile tesbih et.
Elmalılı Hamdi Yazır 39-O halde onların laflarına karşı sabret ve Rabbini güneş doğmadan önce ve batmadan önce hamd ile tesbih et!
Süleyman Ateş 39. Onların dediklerine sabret ve Rabbini övgü ile an: güneş doğmadan önce, batmadan önce,
Yaşar Nuri Öztürk 39 Artık onların söylediklerine sabret ve Güneş’in doğuşundan önce de batışından önce de Rabbinin hamdiyle tespih et!
Ali Bulaç 40- Gecenin bir bölümünde ve secdelerin arkasından da O’nu tesbih et.
Diyanet Vakfı 40. Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da O’nu tesbih et.
Elmalılı Hamdi Yazır 40-Geceleyin de onu tesbih et, secdelerin ardından da.
Süleyman Ateş 40. Gecenin bir kısmında ve secde arkalarında O’nu tesbih et.
Yaşar Nuri Öztürk 40 Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkalarından O’nu tespih et!
Ali Bulaç 41- Çağırıcının, yakın bir yerden çağrıda bulunacağı güne kulak ver;
Diyanet Vakfı 41. Seslenenin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver.
Elmalılı Hamdi Yazır 41-Ve o seslenenin yakın bir yerden bağıracağı günü dinle!
Süleyman Ateş 41. Dinle, o gün o ünleyici, yakın bir yerden çağırır.
Yaşar Nuri Öztürk 41 Haykıranın çok yakın bir yerden sesleneceği günü dinle!
Ali Bulaç 42- O gün, o çığlığı bir gerçek (hak) olarak işitirler. İşte bu, (dirilip kabirlerden) çıkış günüdür.
Diyanet Vakfı 42. O gün insanlar bu sesi gerçekten işiteceklerdir. İşte bu, çıkış günüdür.
Elmalılı Hamdi Yazır 42-Hakka çağıran o sayhayı (haykırışı) işitecekleri gün, işte o kabirlerden çıkış günüdür.
Süleyman Ateş 42. O gün o çağrıyı gerçek olarak duyarlar. İşte bu, (dirilip) çıkış günüdür.
Yaşar Nuri Öztürk 42 O gün o müthiş sesi hak olarak dinleyecekler. Ortaya çıkış/diriliş günüdür bu.
Ali Bulaç 43- Gerçek şu ki, dirilten ve öldüren Biziz, Biz. Ve dönüş de Bizedir.
Diyanet Vakfı 43. Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş de ancak bizedir.
Elmalılı Hamdi Yazır 43-Şüphesiz ki, Biz Biziz! Hem dirittiriz, hem öldürürüz ve dönüş de Bizedir.
Süleyman Ateş 43. Yaşatan ve öldüren ancak biziz, biz. Dönüş de bizedir.
Yaşar Nuri Öztürk 43 Biz, evet biz hayat veriyoruz, biz öldürüyoruz. Ve dönüş yalnız bizedir.
Ali Bulaç 44- O gün yer, onlardan çatlayıp-ayrılır da (onlar,) hızla koşarlar. İşte bu, Bize göre oldukça-kolay olan bir haşir (sizi bir arada toplama)dır.
Diyanet Vakfı 44. O gün yer yarılır, onların üzerinden süratle yarılıp açılır. Bu, bize göre kolay olan bir haşirdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 44-Yerin kendilerinden çatlayıp yarılacağı ve süratle koşacakları o gün. Bu ancak Bize kolay gelen bir toplamadır.
Süleyman Ateş 44. O gün yer onlar(ın üstün)den yarıl(ıp açıl)ır, (çağırana doğru) sür’atle koşarlar. İşte bu, toplamadır; bize göre kolaydır.
Yaşar Nuri Öztürk 44 O gün, yer çatır çatır yarılıp onlardan çabucak uzaklaşır. Bu yalnız bizim için kolay olan bir haşretmedir.
Ali Bulaç 45- Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur’an ile öğüt ver.
Diyanet Vakfı 45. Biz onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur’an’la öğüt ver.
Elmalılı Hamdi Yazır 45-Biz onların ne söylediklerini çok iyi biliyoruz. Sen de onlara karşı bir zorba değilsin. Şimdi benim tehditlerimden korkacaklara bu Kur’an ile öğüt ver!
Süleyman Ateş 45. Biz onların ne dediklerini biliyoruz. Sen onların üstünde bir zorlayıcı değilsin, sadece tehdidimden korkanlara Kur’an ile öğüt ver.
Yaşar Nuri Öztürk 45 Biz onların neler söylediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üstüne bir zorba değilsin. O halde, benim tehdidimden korkanlara sadece Kur’an’la öğüt ver.

 

 

http://www.kuranikerim.gen.tr sitesinden alınmıştır.

 

Kaf suresi – Karşılaştırmalı meal

Bu yazıyı okudunuz mu?

Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri NAHL SURESİ Ali Bulaç Rahman ve Rahim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir