Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kadere iman / Kahırdaki hikmet
imanilmihali.com
Kahırdaki hikmet

Kahırdaki hikmet

Kahırdaki hikmet

Dünya denen sınav aralıksız devam eden ilahi bir tecellidir ve kazananlar muttakiler olacaktır.

Sınavın ciddiyetine varan, hikmet nasip olan kullar başlarına gelen hayır ve şerlerin mahiyetini de tahmin edebilen, iyilik ve kötülüklere boyun büküp, tahammül edenlerdir. Kader bahsinden de hatırlanacağı gibi sonuçta başımıza gelenlerin pek çoğu daha biz doğmadan yazılmış ve yaşadıkça karşımıza çıkan yani kaza edilen hadiselerdir. Bu bir azap veya vebal olabileceği gibi sadece bir kaza da olabilir ve önemli olan bize müstehak görülen eylem değil bu eyleme bizim göstereceğimiz reaksiyon yani karşılıktır.

Çünkü sınav, denemeler ve imtihanlar silsilesidir ve Rabbimiz sıklıkla kulunu imtihan eder. Bu sayede hem sonraki akıbetleri için bir fikir edinilir, hem kul kendisine bu sayede çeki düzen verir ve Yaratan Rabbini hatırlar.

Bu söylenen daha çok imanı sağlam ve akidesi yüksek kullar için olsa da tüm insanlık yılda bir veya iki kez büyük ve her gün onlarca küçük imtihandan geçirilir.

Dünya hayatı, bu nedenle tek bir sınavdan ibaret değildir. Yani ecel geldiğinde alınan notların karşılığı muhakkak önemlidir ama daha önemlisi sadece sonuç değil, ara sınavlarda bizlere ara durum olarak kaza ettirilenlere de verdiğimiz karşılıklardır. Ömür boyu yaptıklarınızdan, geçer not aldınız diye kurtulamazsınız. Kurtuluş ancak Rabbimizin dilemesi iledir.

Ecel vakti tüm amel ve niyetlerde artı tarafta yer alsak bile eksilerimiz nedeniyle nelere muhatap olacağımızı Rabbimiz bilir. Biz O’nun sınırsız rahmet ve merhameti ile bizleri mahzun etmeyeceğini, affedip, azabını bizden uzaklaştıracağını umut ederiz.

Bir yıl içinde başımıza gelen kazaların ise mahiyetini yine ayetlerden öğrenmek mümkündür ve ayet şöyle der;

“Görmüyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere belâya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Sonra ne tövbe ederler, ne de ibret alırlar.” (Tevbe 9/126)

“İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, “Rabbim bana ikram etti” der. Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, “Rabbim beni aşağıladı” der.” (Fecr 89/15,16)

İkramdaki bolluk ve ikramdaki kıtlık şeklinde kısaca özetlenebilecek bu durum bollukta şükretme ve yoklukta sabrederek lütuf ummak sınavıdır. Doğal ki nankör ve cahil insan zalimliği ve sabırsızlığı ile çoğu zaman imtihanı göremez ve imtihana sabredemez haldedir.

Denendiklerimiz şeyler ise fani dünyaya ait zinet, mal, çocuklar, mevki, makam, açlıklar, şehvet ve arzulardır. Yani tamamı geçici dünya hayatına ait beklentiler, mahrumiyet ve bolluklardır.

“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.” (Bakara 2/155)

“Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır.” (Enfal 8/28)

“İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.” (Kehf 18/7)

Cihad ve sabır en belirleyici hususlardan olduğu içindir ki Kur’an’da sıklıkla övülmüştür. Yani bu şu demektir ki sınav ara sorularına verilecek en güzel cevaplar sabretmek ve hayatını Allah yolunda feda etmeye, ömrünü İslam ve Allah yolunda tüketmeye hazır olmaktır.

“Andolsun, içinizden, cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz.” (Muhammed 47/31)

Şükür, sabra göre çok daha kolaya gelendir. Mesuliyeti çok olsa da kullar bolluk ve bereket içinde çoğu zaman sınavı daha kolay geçerler. Lakin yokluk ve eziyet, zulüm ve haksızlıklar kula zamanları dar ettirir ve çoğusu kahırdaki hikmeti anlayamayarak doğru yoldan sapıp haddi aşar, azgınlık veya isyan eder, bazen de lanet eder.

Yapılabilecek en kötü şey başa geleni kuldan, kendinden veya bir şeylerden bilmektir. Oysa ki yazan ve icra eden ilahi kudrettir ve kaderin kazası dediğimiz şeyin asıl kitapta çok önceleri yazılmış olduğunu hatırlayacak olursak bu bize tahammül verebilecektir.

Güzellikler gibi zorluklarda elbet geçecek ve geriye bizim gösterdiğimiz karşılıklar kalacaktır ki bunları kefen cebinde ahiret yurduna kadar taşıyacak olan da yine biziz.

Bu satırlar okunurken tahammül etmek, eziyetlere göğüs germek, iman sınavında canımıza bile kast etseler teslim olmamanın doğru olduğu, yokluk ve eziyette teslim olmanın başımıza çok büyük bir dert açacağı kolayca anlaşılır. Lakin bu anlayışı hayata geçirmek ve bedene, nefse, kalbe, akla söz dinletebilmek sadece sözle mümkün değildir çoğu zaman.

Asıl çözüm; bu kederli, kahırlı zamanlarda gösterilen sebat ve sabır karşılığı inşallah vadedilen cennetlerin yüceliğini, kahırda gizli hikmeti yakalayabilmektir.

Mutluluk ve bereketteki hikmet muhakkak vardır ve büyüktür ama kahırdaki hikmet çok daha büyüktür. Rabbimizin her yıl bir veya iki kere bela ile deneniyor olmamızı ifade etmesinden de bu açıkça anlaşılır ki nankör insan senedeki bu bir – iki sınava bile tahammül edemez haldedir ve yanılır.

Kaybedenler işte bu sabırsız ve hikmetten bihaber yaşayanlardır.

Kazananlar hikmete temas edebilip, bun göre tevazu ve sabır gösterenler, hakkı yendiği için sevinenler, azap ve yokluk ile sınav edildiğini bilerek Rabbine olan aşkını ifade etmek için fırsat yakalayabilenlerdir.

Yoksa…Allah zulmetmez.

Allah sadece dener ve gerçekten iman eden kulları ile sahte imanlıları ve imansızları ayırt etmek ister ki haklarındaki hüküm hak olsun. Bu yüzden azmak isteyene azgınlık, hidayet isteyene hidayet nasip eder.

Bu yüzden Yüce Allah, ilahi iradesine uygun kul iradelerine onay verir.

Bu yüzden Rabbimiz, Allah yolunda malını, evladını, canını ortaya koyanları takva mertebesine ulaştırır.

Bu yüzden Allah, sevdiği hayırlı kullarına iman nasip eder, onların nefislerini temizler ve onları doğru yola ulaştırır.

Kahırdaki hikmetten nasipsizler ise; ilk sapakta anayoldan ayrılıp şoselere ve şeytani fikirlere yelken açan had bilmez, vefa bilmez nankörlerdir.

Günümüz İslam’ına tabi olanların en büyük sorunlarından olan bu mesele de ahlaksız, kötü, çirkin, istenmeyen işlere meyil edenlere sorulduğunda verdikleri cevap şudur; paramız olsa neden çalalım, para olsa neden dilenelim, paramız olsa neden hırsızlık yapalım?

Cevaplardaki manasızlık ve hikmetsizlik ortadadır. Paranın azlığı veya yokluğu imtihan vesilesidir ve Allah kimseyi gücünden fazlasıyla sınav etmez. Muhakkak ki bir dönem sonra o kul paraya ve refaha kavuşacaktır lakin sabırsızlık gösteren saygısız kullar için iflah asla mümkün değildir.

Keza bolluğuna şükretmeyen, kendisine bahşedilmiş evlat ve malları Allah yolunda harcamaktan imtina edenler de elbet o varlıklarını bir süre sonra kaybedecektir.

Yani insan aklı ve kalbi ile ayetleri anlamak, sınavı idrak etmek ve her daim Allah sevgisini içinde hissetmekle mükelleftir.

Bu istikrar, muhabbet, sevgi, iman, samimiyet isteyen bir sevgidir ki bu sevgi kalpte yeşerince tüm zorluklar çekilebilir, tüm bolluklar geçici kabul edilir. Bu mertebeye erenler ise güzel kullardır ki hem hayata, hem ahirete hem sınava saygılı inanmış kullar inşallah açlıkta çalmayan, bollukta cimrilik etmeyenlerdir.

Kahırdaki hikmet, bolluktaki hikmetten daha büyük gibidir çünkü kulun nefsi, bedeni ve aklı ona aksini emreder. Açlık, susuzluk, yorgunluk, can acısı, göz yaşı, maruz kalınan haksızlıklar zor gelir. Bollukta ise infak etmek eğer kulun kalbi mühürlü değilse nispeten kolaydır. Bu kolay olduğu için de her yıl herkes en az bir kere bela ve yokluk ile denenmektedir.

Genel kanı odur ki; dünya sınavlarında özellikle yoklukla alakalı rızkı ve medeti başkalarından umarsanız, Allah isyanınıza müsaade edecek ve belki o kul sayesinde sıkışık durumunuz ferahlayacaktır. Bu size bğlanan bir aylık, elinize tutuşturulan bir para olabileceği gibi, hak etmediğiniz halde girdiğiniz bir iş, hak etmediğiniz halde size verilen bir ihale de olabilir.

Lakin bu durumda iki şeyden emin olabilirsiniz;

İlki kişilerden ve hatta haksız olarak elde ettiğiniz o bolluk geçicidir, helal değildir, başkalarının hakkını çiğneyerek birşeyler elde ettiğiniz için ameliniz zulümdür,

İkincisi siz medeti-rızkı başkalarından umduğunuz, Allah’tan umut kestiğiniz, kadere razı gelmediğiniz ve dünya sınavına uygun hareket etmediğiniz için onlarca kere hata yaptınız ve hatta umut kesen kafirlerden oldunuz demektir. Bu durumda doğal olarak kazandığınız o lokma helal de olmayacak ve akibetiniz çok daha zorlu sınavlara mahkum olacaktır.

Zalim veya mü’min olmak sizin elinizdedir ki dünya malı geçici bir oyundan başka bir şey değildir. Güzel ve hak olan kader ve kazaya riayet, başa gelene rıza, ilahi iradeye tam teslimiyettir.

Kahırda sabretmek zordur. Çünkü; can acır, mal azalır, nefis dürter, kafirler kandırır, ecel karşısına dikilir adamın. Ama mü’minler, kahırda tüm bunlara rağmen dik duran, sadece Allah’a el açmaktan vazgeçmeyen, ümidini asla kaybetmeyenlerdir.

Rabbim bizleri sınavdan habersiz eylemesin.
Rabbim bolluk ve yokluk sınavlarında doğru şeyler yapabilmemiz için bize yardım etsin.
Rabbim, nefis ve aklımızı ıslah etsin, imanımızı artırsın.
Rabbim bizleri dünya sınavında muvaffak eylesin.

Kahırdaki hikmet

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinen kader ve kadercilik nedir

Dinen kader ve kadercilik nedir

Dinen kader ve kadercilik nedir Kader, ellerimizle işlediğimiz nakıştır. Yaşamın ve dinin önündeki en büyük ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir