imanilmihali.com
Kalp ağrısı

Kalp ağrısı

Kalp ağrısı

İnsan bazen dayanamıyor da haddi aşıp herkesi tek ümmet sanıp, hak yolundan ayrılanları zorla hak yola sokmaya çalışıyor. Diyor ki insan nasıl olur da Türk ve İslam olan bir milletin evlatları bu kadar cahil ve gaddar olabilir? İslam aklı ve kalbi paralel kılmayı emretmişken nasıl olur da kalp kanlı gözyaşları dökerken bazı akıllar çene çalmaktan öte gidemezler? Nasıl bazıları için için erirken bazıları zevk-ü sefa içinde maç seyreder ve kafirlerle bir arada oturup kalkarlar. Nasıl olur da, kimin sayesinde, hangi akılla kullar şeytanla meleği ayırt edemezler? Hangi cüretle hakkın yerini batıla teslim etmeye çalışan zalimler egemen olmaya çalışırlar? Nasıl adalet bu kadar küçültülür ve riya bu kadar ön plana çıkar? Anlamak mümkün değil!

Lakin hak ve hakikat olan bir şey var ki Rabbim dileseydi herkesi tek bir ümmet yapar ve herkes iman ederdi. O dileseydi bir tek zalim zulmedemez, bir tek kadın doğuramaz, bir tek yaprak yere düşemezdi.

O halde Rabbimizin hesabı ve tuzakları herkesten ve her şeyden çetindir. Demek ki Rabbim bu yaşananlara müsaade etmekle bir şeyleri murad etmektedir.

Yüce Allah elbet zalimlere bile zulmetmeleri için süre ve imkan verendir. Böyle yapması onların zalimlikleri iyice artsın ve onlara tabi olacaklar da belli olsun ve böylece helakleri hak olsun diyedir. Tabi aynı anda zalimlere kul olmayanların da müjdeleri verilebilsin.

İnsanlar yaşadığımız zaman da iyiden iyiye paraya, modern sistemlere, silah gölgelerine teslim olmuş haldedir. Biraz baskı ve zulüm, biraz riya ve timsah gözyaşı kulları en zalimlere tabi kılmaya yeter de artar bile.

Oysa hak ve hakikat değişmez. Allah kullarına şah damardan daha yakın, akıl ile beyin arasında, kalp ile gönül arasında, beden ile ruh arasındadır. O her şeyi işiten ve bilendir. Dört kişi gizlice konuşursa beşincisi O’dur.

O’nun ilmi, kudreti, müsaadesi olmadan hiçbir kötülük hayata geçemeyeceğine göre kanan zavallı şeytan askerleri şunu çok iyi hesap etmelidir. Herşey Rabbimizin kontrolü ve gözü önünde cereyan ederken kurtuluş yoktur.

Silahı çevirip ateş edenle, o ele tetiği çektiren arasında da fark yoktur. Tetik çeken eli affeden de, görmezden gelen de, kirli siyaset ve hesaplarla mazlumu susturup, haini serbest bırakan da. Haine destek olup alkış tutan da, hainleri baş tacı eden de, hainle dost olduğu halde ekranlarda hainlere düşman kesilenler de birdir.

O uçaklarla halkı bombalayanların, camileri yakanların, Yahudi ve Hristiyanlarla bir olup İslam alemine bomba olup yağanların İslam’la, kullukla, insanlıkla ne alakası vardır?

Aklını kullanamayan, kalbine danışmayan, Kur’an’a sarılmayan kulun bu hakikatleri görebilmesi mümkün müdür?
Yanı başında oynaşan zehirli yılanları sevimli civcivlere benzeten akılsızlar güruhu nedeniyle değil midir ki ütopik hayaller uğruna, menfaat ve çıkar uğruna sayısız canlar ve değerler heba olup gitmiştir.

Kur’an’ın tek bir sayfasında terörle devlet kurmaya, yok yere saldırmaya, terör ile can almaya, insanları zorla dine sokmaya, dini mezheplere bölüp mezhepleri din yerine koymaya, Müslümana bomba yağdırmaya, kafirle müşterek imanlı kullara zulmetmeye, yalana, riyaya, çıkar ve menfaat uğruna adaletten sapmaya, halkı kandırmaya, kirli tuzaklarla ilahi ahenge ve kudrete isyan etmeye izin yoktur, bir tek kez adı anılmaz bile.

O halde İslam alemi birbiri ile mahalle kavgası ederken, yan mahallelerin çekirdek çıtlatarak bu kavgayı izlemesi neden akıllara şimşekler çakamamaktadır?

Tek ses ve tek yürek olması gereken İslam alemi neden binlerce kere bölünmüş haldedir?

Neden İslam alemi Allah’tan değil de kuldan korkar hale gelmiştir?

Dua edelim de Yüce Allah milli değerlere, yüce şahsiyetlere, İslam’ ve vicdana aykırı iş ve sözlerimizden dolayı bizleri bağışlasın. Umalım ki Yüce Allah yaptığımız haksızlıklardan dolayı bizleri cehennemlere mahkum etmesin. Ümit edelim ki batının ve teknolojinin baskı ve zulmüyle, medya bombardımanı ve empoze kabulleri ile bizleri İslam’dan uzaklaştırıp yarı Yahudi eden zihniyetler nedeniyle Yüce Allah hakkımızda hafifletici sebepler buyursun.

Lakin Allah’ın dilemesi olmaz ise, biz tövbe edip Kur’an’a geri dönemez isek Allah bizi affetmeyecek, aklı kullanmayı emreden Kur’an ve mü’minleri canı kadar sevse de imanı emreden Peygamber bizler için şefaatçi olmayacaktır.

Ümmetin saadet ve kurtuluşu bu yüzden ahiret yurdunda şefaat dilenmek te değil, daha bu hayatta yaşarken Kur’an’ın ayak izlerinden gitmektedir.

Rabbimizin rahmet ve merhametini suistimal edercesine yaptığımız haksızlık ve nankörlükler hangi şefaate sığacak, hainlik ve isyanlarımız hangi affa tabi olacaktır? Ayetler gün gibi açık, kıssalar en cahil insanın anlayacağı kadar billur iken bilmiyordum demeye hangi dil cesaret edebilir?

Birilerinin ağzıyla konuşanlar, birilerinin söylediği kadarıyla Müslümanlık edenler, okumayan sadece dinleyenler Kur’an’ın yüzüne ahirette nasıl bakacaklar?

Adalet, hak, helal, sevgi, tevazu, güneş, ay, çiçekler…insan denen zalim ve cahil kuldan hesap soracakken insan hangi cüretle Peygamber sancağı altında Kevser suyundan içmeyi hayal edecek?

Bir zehirli amelin sonunda kim karlı çıkıyorsa hain odur. Bir fitne kime yarar sağlıyorsa fitne başı odur. Bir savaştan kimler bir şeyler kazanıyorsa hain odur. Kimler fesatlarla besleniyor, kan emerek yaşıyor, hakkı hak sahibine iade etmiyorsa hain odur. Kim adaleti hukuka yenik düşürüp mazlumları inletiyorsa, kim Allah yerine şeytanları dost ediniyorsa, dünya putlarına kimler tapıyor, kişileri kimler ilah yapıp tapıyorsa işte hainler onlardır.

İmandan nasibi olmayanlar, kalpleri mühürlenmiş ve cehennemlikleri zapta geçmiş olanlardır. Bunlar için üzülmeye de gerek yoktur. O mühürleri Allah’tan başkası kaldıramaz.

Üzülünecek olanlar hala fırsatı varken hak yola dönemeyen, dönmeyi istemeyen, yanlış yolda olduğunu idrak bile edemeyenlerdir.

Delilere, engellilere, yaşlı ve çocuklara vebal yoktur belki ama ehil ve muktedir olanların yanlışa dur demesi imanın gereğidir. Cihad sadece silah alıp cepheye koşmak değildir. Cihad Allah dostlarına yapılan her türlü cahillik, saldırı ve düşmanlığa elle, dille, kalple karşı koymak, Allah uğrunda ölmeyi göze alabilmektir.

Komplo teorisi adını etiketleyerek yüzlerce yıldır dünyayı ve bu arada İslam alemini uyutan büyücü kabala tayfası bugün dünyayı kan gölüne çevirdiği halde bir tek askerini zayi etmemiş, bir tek cephede savaşa girmemiştir. O’nun adına bu işi yapan onlarca köpek ve hain vardır. Bu savaşanların Rabbi ise Yüce Allah değil, iblisin ta kendisidir.

O halde tüm bu yaşananlar bir devletler, bloklar savaşı değil hak ve batıl savaşıdır. Bu savaş sadece topla ve mermiyle ve sadece cephede yapılan bir savaş değildir. Bu savaş bu kadarla kalacak ta değildir.

Azgın köpeklerin hak olan herşeyi yok etmesine kadar sürecek bu şeytani ölüm kusmalar, mazlum halkların esir alınması, sindirilmesi veya tümden yok edilmesine kadar sürecektir.

Adı konmamış bir hinlik protokolü ile Ortadoğu denen coğrafya değil, hedef Türk ve İslam aleminin yok edilmesidir ki şeytan yeryüzüne egemen olabilsin. Tatlılıkla olmaz ise zorla şeytanı yere egemen kılma hevesindeki bu pis kursakların artık zamanı kalmamıştır. Ahir zamanın onlarına gelinen bu sıkışık zamanlarda şeytanı davet edenler, Allah’ın yerdeki egemenliğine son vermek ve iblis ile abisi Bal’ı sözde iktidara getirerek daha insan yere inmeden haklarında tecelli eden “cehennemliktir” cezasından yırtmaya çalışmaktadır.

Hristiyan ve Yahudilerin büyük kısmı bu zehirli plandan habersiz, dinlerine iyilik ettiklerini sanıp, tahrif edilmiş kitapların verdiği akideleri din sanıp, insan yazması bu büyücü dinine tabi olmakla meşguldür. Hatta bu yalan ve safsatalar uğruna ölmeyi bile göze alabilecek haldedirler. Ama kandırıldıklarını elbet onlarda anlayacaktır. Bu yüzden gerçek düşman ve şeytan onlar değil, bu dinleri şeytani hale sokanlardır. İmanlı, masum, has yürekli Yahudi ve Hristiyanların bu işlerde suçu ve günahı yoktur. Bu yüzden de Peygamberimizin dediği gibi “Hristiyanlar yarın, yahudiler yarından sonra müslüman olacaktır.” 

Yılanın başı ise sahte dini yazılı hale getiren hahamlar, ölümsüzlük ve sınırsız kudret arayışındaki para babaları (karunlar) ve siyon piramidinde yerleşmiş zehirli yılanlardır. 

Onların dinlerinin, kutsal kitapları eliyle değiştirilmiş olması nedeniyle savunulacak tarafları elbet vardır. Peki İslam aleminin böyle bir mazereti var mıdır? YOKTUR!

Değişmeden, ilk günkü gibi gözümüzün önünde duran Kur’an zalimi, düşmanı, şeytanı tam olarak tasvir ederken, şeytanın kimlere dost olduğunu, şeytanın hilelerini anlatan ayetleri bizler her rekatta okur dururken mazeretimiz elbette yoktur.

Lakin şeytan yine devrede ve galibiyet kürsüsündedir ki Kur’an’ı okumamayı, anlamadan okunmayı topluma yerleştirmiş, dini Arapça’ya mahkûm etmiş, dini değil Arapçayı kutsal hale getirerek kulların Kur’an ile feyz almasına mani olmuştur.

Kur’an’dan uzaklaşan toplumun da menzili elbet şeytanın ağlarına kadardır.

Medyadan, basından, modern zaman koşturmacalarından uzak yaşayan, köylerde tarlası ile meşgul olan yaşlı anne ve babalarımızın bizlerden daha Müslüman olmasının sebebi, bizim her gün yaşadığımız şeytani bombardımanlara maruz kalmayışındandır.

Düşünün ki kanlı bıçaklı olunan bir ülke ile, ki yılanın başı olduğu bilindiği halde, bir gemi mürettebatına ödenecek üç kuruş para ve dilenecek bir affı takiben yeniden dost olma sözleri ekranlarda konuşulabilmektedir. Peki o ülkenin dünyaya, ülkemize ve İslam’a verdiği zarar sadece birkaç insanımızı öldürmesi midir? Bu ne cahilliktir? Yoksa cahillik değil midir?

Yapılmasa da olur denilebilecek bir eylem ile yanlızlığa itilen bir ülkenin, denize düşmüş adam gibi yılana sarılması örneği bu mudur?

Yanı başımızda cereyan eden ateş çemberinde bizlerin hiç mi mesuliyeti yoktur? Düne kadar terör ile kardeş olduğu bilinenlerle oturup kalkanların bugün onları suçlaması ne kadar doğrudur? Aydınlar ne kadar görevini yapmış, din adamları ve özellikle diyanet işleri ne kadar maaşını hak etmiştir?

Köşe yazarlarından, haber yayın yönetmenlerine kadar geniş bir yelpazede, tabi en başta bunların sahip ve patronları olmak üzere, vebal herkesedir. Çünkü halkı hak yolunda aydınlatmak gayesiyle and içen bu insanlar tam aksine susmuş, hakikati değiştirmiş, halkı aydınlatma görevinde kusur etmiştir. Bu gruba tüm alimler, aydınlar, din adamları, gazete ve medya patronları ve tüm siyasetçiler dahildir.

O halde yanlışlıkların ortak paydası hak ve hakikatten uzaklaşmak, Kur’an’ı hayatın dışına itmek, İslam’ı ılımlı (!)hale sokmak, ilahi maksatların tahakkukunu beşeri önlemlerle engellemeye çalışanlara destek çıkmaktır.

Allah, kafirler istemese de nurunu tamamlamaktan başkasına razı olmayacaktır.

İblis, kıyamete kadar aldığı süre ile insanları Allah’a düşman etmeye ant içmiştir.

Kul, bu ikisi arasında seçim yapmak ve taraf olmak zorundadır.

Ya Allah dostu, ya Allah düşmanı olmalıdır. Kur’an insanı iman eden ve etmeyen diye bu yüzden ikiye ayırır ki tüm ayetler aslen gelecek habercisidir. Bu yüzden Kur’an’ın ahiret ve mizan ile ilgili ayetleri çok daha dikkatli okunmalıdır ki orada hesap zamanı zalimlerin hali ve iman edenlerin keyfiyeti çok daha net anlatılmıştır.

İblis ve kötülük kazanamayacak, son savaşı (Armageddon) hak yolcusu, imanlı Allah dostları kazanacaktır. Belirli süre dolduğunda tüm nefisler ölecek ve diriliş hak olarak yeniden yaşanacaktır.

Şeytanı yere indirmek, cehennem hükmünden kurtulmak gayesindeki cahil ve isyancı benlikler ise helak olacak ve cehennemden başını kaldıramayacaktır.

Bunlar belli ve hükme bağlanmışken medeti kişilerden, sihir ve büyülerden umanların amel ve fikirleri hayal bile değildir.

Mü’min, defalarca yazıp çiziğimiz gibi bir kez olsun Kur’an’ı anladığı dilde, anlayarak okursa hakikati görecektir. Okumayanın ise helakı haktır.

Rabbim kafirler ve müşrikler orduları ile yapageldiğimiz bu cihadda mü’min kullarına yardım eylesin.

Amin!

Kalp ağrısı

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir