Anasayfa / Global siyonizm / Kaostan kaynaklanan düzen (Ordo Ab Chao)
imanilmihali.com
Kaostan kaynaklanan düzen (Ordo Ab Chao)

Kaostan kaynaklanan düzen (Ordo Ab Chao)

Yeni dünya düzeni için yukarıdaki adı kullanan Texe Marrs tarafından kaleme alınan “İlluminati, Entrika Çemberi” isimli eser, kaçınılmaz sona gittiğimizi İlluminati üzerinden izaha çalışırken, örgütün yapı, taktik ve hedeflerini açıkça ortaya koyarak tüm insanlığı bekleyen tehlikeye daha 2002 yılında dikkat çekiyordu. Ancak insanlık tüm din ve milliyetleri tehdit eden bu ikaza itibar etmedi ve bugün gelinen noktada tüm kazanım ve değerler maalesef yazılanlara paralel olarak can çekişiyor.

Marrs, olaya İlluminati penceresinden baktığı için çok şeyi izah etse de çoğu soruya cevap veremedi. Yani üst akılla siyonizmi 5G gibi dijitallikle buluşturamadı, coronayı tahmin etmesi zaten imkansızdır. Bu sebeple aşağıdaki satırları İlluminati yerine ÜST AKIL koyarak okumak daha faydalı olacaktır. Yine de fikir ve ihbarları çokça mühimdir.

Yazık ki dünya üstünde süregelen küreselci komployu yöneten elit tabaka gizli gündemlere sahip on (veya on üç) acımasız adamdan ibaret. Küresel komplo ise, illuminatinin insanları sömürmek maksadıyla şikayet edilecek bir durum yaratma girişiminden başka bir şey değil. Kendilerini yarı tanrı gören bu servetli karanlık tipler, şeytani güçler tanrısına tapıyor. Bunlar on yıllardır, tüm özgürlüklerin yeryüzünden silineceği o güne hazırlanmak için tüm mali ve politik güçlerini seferber etmiş durumdalar. O lanetli gün gelip çattığında üstün liderlerinin dünyanın tahtına oturacağından eminler. Komplonun başka bir boyutta olan ruhlar tarafından idare edilen lider kadrosu, gizli örgüt ve cemaatleri kullanıyor, halkların köleleştirilmesi için çalışıyor, daha da kötüsü Yaratıcı’nın yeryüzündeki tüm izlerini silebilecekleri gibi yanlış bir hayalin peşindeler. Ülkeleri sinsi, ekonomik veya askeri her türlü yolla fethetmeye çalışıyorlar.

İlluminati felsefe olarak kendisine sahte muhalifler yaratan ustalardan oluşur. Bu tepedeki on adam da muhtemelen, ABD 2, Fransa 3, Kanada, Avusturya, İngiltere, İspanya, Güney Afrika şeklindedir ki Rockefeller 2, Rothschild’ler 3 üye üzerinde etkilidir. Bu insanların devletlerine sadakati yoktur. Kendilerini dünya vatandaşı ve küreselleşmeci olarak görür, insanlara da ‘köylüler, işe yaramaz yiyiciler’ (Goyim) diye bakarlar. İnsanlığı, küresel hakimiyet hedeflerinin önünde engel olarak görür, ilah olduklarını iddia ederken sıradan ölümlülerin sadece köleliğe ve ölmeye mahkum olduklarını kabul ederler. Hepsi ulusal sınırlarla ve coğrafi faktörlerle sınırlı kalmayan tanrısal bir varlığa ibadet eder. Tek hedefleri dünya hükümeti kurmak veya paraya sahip olmak değil, şeytanı dünya tahtına oturtmaktır. Bunlar iktidar üstünde iktidar oluştururlar. Güçleri ise şeytandandır.

İlluminati denilen yapılanmanın iç çemberinde bu on adam yani iblis ruhlular yer alır. Dış çember ise binlerce hizmetkardan oluşur. (Başkanlar, holding sahipleri, din adamları, sivil toplum ve kuruluş liderleri, büyükelçiler vs.) Ülkelerdeki siyasi adaylar, bu efendilerden onay almadıkça, bunların amaçlarını destekleyeceğine söz vermedikçe seçilemez. Bunu da servet yüklü kampanyalarla, fazla veya hileli oylarla, seçim kurullarına müdahale etmekle yaparlar. En etkili silahları ise medyadır.

İlluminatinin dünya için planı vardır, görünmeyen seçkin yönetici kadrosuna sahiptir, plan bilinmektedir ve başarısı için çalışılmaktadır. Bu plan şeytanın. Şeytan, cehennemin oğlu deccalı dünyanın zirvesine oturtmayı amaçlayan çok eski ‘Gizli öğretiyi’ hayata geçirmeyi hedefliyor. Bu on aile başkenti Kudüs olacak bir dünya imparatorluğu kurmak için çalışır. Siyonizmi yüceltir. Yahudilerin büyük tapınağını yeniden inşa etmeyi isterler ama aslında ne Kur’an’ı, ne Musa şeriatını, ne de İsa’yı takip etmezler.

İlluminati örgütünün adamlarına bilge adamlar deniyor. Üst kademedekiler kendilerini, Yeni çağ Mesihi ve kral (deccal) olan kendi İsa’larının gelişini bekleyen ‘doğulu sihirbazlar’ olarak görüyorlar. Bu sayede pagan inançlarına da atıfta bulunuyorlar. Ona verecekleri hediye ise zenginlikleri ve tapmaya hazır insanlarıyla birlikte tüm dünya gezegeni olacak. Doymak bilmeyen bu adamların güce tapmaları ise, zekalarını ele geçirmiş, hislerini köreltmiş vaziyettedir.

Kafatası ve Kemik tarikatı, üniversite de kurulmuş bir cemiyettir. Bir avuç öğrenci kurmuştur ama okulu yöneten ve okul politikasını belirleyen zengin ve kalabalık mezunlar tarafından desteklenmektedir. Bu tarikat uluslararası farmasonluğun siyah localarından birisidir. Kendilerini kemikçi adamlar olarak isimlendiren bu kişiler üyeliğe kabul törenlerinin özel bir sınıfa has olduğunu iddia ederler. Kendileri dışındaki herkesi ‘Vandallar ve musevi olmayanlar’ diye karalamaktalar. Yale üniversitesinden çok öte bir oluşum olan bu güç, klanlanmış mensuplarında yatıyor. Örgüt, illuminatinin gelecekteki ‘yetenekleri’ seçmek için kullandığı tek organizasyondur. Çekici, girişken, düzenbaz ve becerikli olanlar tercih sebebidir. Rhodes burs programı, Oxford üniversitesi aracılığıyla üye almanın bir diğer yoludur.

Şeytanın güdüm silahı bu adamlarda oluşturduğu aşırı kibir, korkutucu derecede kendini beğenmişlik, sahte gurur duygusudur. Bu sahte gurur için şeytan onlara şöyle seslenir; “Sizler tanrısınız”. Ayrıca onlara ‘gizli doktrinin bekçileri’ olduklarını fısıldar. “Dünyayı yönetmek ve daha aşağı soydan gelenlerin efendisi olmak sizin kaderiniz” diyerek kendisine bağlar.

“Gizli öğreti” kitabı, Rus gizemci yarı mason Helena P. Blavatsky’nin 19 ncu yüzyılda yayınlanan kitabıdır. Hitler bu gizli öğreti kitabını dört kez okumuştu, baş ucundan ayırmazdı. “Ahlak ve doğma” kitabı ise Albert Pike’ın kitabıdır ve farmasonluğun incili kabul edilir.

İlluminati hilekar bir toplumdur, insanları aldatır. Kendileri de şeytanın tanrı olduğuna inandırılıp aldatılmışlardır. Nitekim sonları hüsrandır. Şayet başarırlarsa, semavi maneviyat sona ermiş olacak. Başarırlarsa vaad edip yerine getirmeyecekler, İsrail vatandaşlığını pohpohlayıp dünyadaki yahudilerde tehlikeli bir etnik kibir duygusu uyandıracaklar. Sahte iman sahiplerini kolayca aldatacak, böylece yeni çağ topluluğunun gözlerini kamaştıracaklar. Ardından esas hayal kırıklığı yaşanacak. Kaos düzeni bir kanser virüsü gibi tüm dünyayı saracak. İç çemberin kutsanmış lideri (!) sahneye çıkarak ‘Kaostan bir düzen’ yaratmak için ortalığı yatıştıracağına ant içecek. İşte o zaman gerçekten sonumuz gelecek.

Semavi dinleri (bilhassa İslamiyet ve Hristiyanlığı) düşük tabakadan gelen zavallıların ve maskaraların sığınağı diye horgören zengin hanedan mensupları kendilerini bu dinlerin çok üstünde görüyorlar. Bu adamlar rehberleri şeytan sayesinde dünyayı yönetmek için doğmuş devler ve ilahlar olduklarına ikna edilmiş vaziyetteler.

Okült sayı biriminde on sayısı herşeyin şeytana bağlı olduğu sağlam ve sonsuz birliği ifade eder. (Sefirot + hayat ağacı) On adam, on kraldır. Dünyanın son günlerinde yeni dünya tesis edilirse sınırsız siyasi ve ekonomik güç elde edecek olan bu on adamdır. (İncil, vahiy 17:12-14, 17:15) Bu on adam aynı kafadadır. Güçlerini şeytanın hizmetine sunmak için beraberce komplo kurmaktalar. Tüm güçleriyle destekleyecekleri canavar, insan şekline girmiş şeytan yani deccaldir. Bu deccal on boynuzla ortaya çıkacak, her boynuzun üstünde de bir taç olacaktır. Yani şeytana hizmet edecek on adam. Bunun tercümesi on krallıktan oluşan federasyondur ki bu dünya insan egemenliğinin son aşamasıdır. Bu on krallıktan sonra bir tane daha ortaya çıkacak ve üç kralı bastıracaktır. Küçük boynuz bu onun arasından çıkacak, diğerlerinden farklı ve ayrı olacaktır. Bu küçük boynuz son kral deccal’dir. Her tarafı iblislerle kaplanmış, şeytan onun ruhunu ele geçirmiştir. Deccal ilk on boynuzdan farklı ve güçlü olacak, 3 kralı boyunduruğuna alacak, on kral da deccala sadık kalacaktır. Üç krallık ise kaos için feda edilecektir!!

G7 ülkeleri (ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere, Kanada, İtalya) ile Rusya ve Çin esas sayılırsa sayı dokuz olur. Onuncu üye sonra gelecektir. Deccal karargahını Kudüs’e taşıdığında bu son ülke İsrail olabilir. (Halen bu gizemli esrarengiz dünya efendisi ortalıklarda değildir.)

Kitab-ı Mukaddes (Tevrat), ilahlık iddiasındaki insan şeytanların, dünyanın son günlerinde gözü dönmüş şekilde küresel entrikalar çevireceğini uyarmaktadır. Tevrat’a göre bunlar dünyayı mahvedecek bir dizi olayı başlatacak, kibir, kan ve küfürle hanedan ittifakı oluşturacak, entrikaları başarılı olursa özgürlük ve hürriyetler sonlanacak, yeryüzünün her yeri felaket ve kaosa gömülecektir. Dünya insanlığı önlerinde diz çökmedikçe de durmayacaklar.

Kaosun çok yaklaştığını ortaya koyan Kıyametin bu on işareti İncil’de şöyle ifade ediliyor; “1. Yeni dünya düzeni kuruluyor, İsrail ve Kudüs dünyanın başkenti ve deccalın tahtı olacak. 2. Ticari ve siyasi Babil hayata geçiyor. 3. Sahte İsa’lar ve sahte peygamberler ürüyor ve milyonları aldatıyor. 4. Tüm dünyada şeytanın gizemli Babil dini yeniden canlanıyor. 5. Dünya ekonomilerinin mali kontrolü ve Mark’ı (!) ortadan kaldırmak mümkün oluyor. 6. Tanrı kelimesi saldırıya maruz kalıyor. 7. ‘Dini lider’ zannedilen kişiler kutsal kitapları küçümseyip, alay ediyor. 8. Kutsal kitaplar piyasada sabun gibi alınıp satılıyor. 9. Yanlış öğretiler çoğalıyor, dinden çıkmış insanlığın ruhları ölmeye başlıyor. 10. Açgözlü iblisler insanlığı silip süpürürken şeytani konuşmalar çoğalıyor.”

Lütfen yukarıdaki maddeleri bir kez daha okuyun…

Tüm şeytani güçler kaosa bayılır. Şeytani öğreti planlanmış bir büyük kargaşa ve kaos dönemi ardından Yeni Dünya Düzeni (YDD)’nin kurulabileceğini öne sürer. Bu tabir mason öğretinin temel öğesidir.

33 ncü dereceye yükselmiş masona mücevher verilir. Bu mücevher içiçe geçmiş üç üçgenle süslenmiştir ki şeytani teslisi yani 666’yı işaret eder. Mücevherin üstünde de ‘kaostan kaynaklanan düzen (Ordo Ab Chao)’ yazar. İlluminati bu kaos için daima iki zıt gücü besleyip büyütür. Kaos bu iki kutup ideoloji uyuşmazlığından kaynaklanır. Yani kaos olmazsa küresel hakimiyet de olmayacaktır. Bu sıcak savaşın ardından ise denge gelecek, sonra iki zıt güç dengelenerek birleşecektir. Tarih boyu da hep böyle olmuştur. Bu eşsiz kaos, kitlesel ölümleri ve geniş çaplı kan dökülmesini gerekli kılacak. Ve elbette bu kaos Hitler’in doğuşu gibi sahte olacak.

ABD Almanya aleyhine I. Dünya savaşına 1917’de sözde Almanlarca batırılan Lusitania gemisiyle birlikte kaybolan yüzlerce yolcu nedeniyle girdi. Fatura Alman denizaltısına çıkarıldı. Başkan Woodrow Wilson, savaştan önce ABD’yi savaşa sokmama sözü vermişti. Halk da savaşa karşıydı ama gemi İngilizlerce batırılıp suç Almanlara atılınca halk üzerinde Alman nefreti oluşturuldu ve kızgın halk ABD askerlerinin savaşa katılmasına razı oldu. I. Dünya savaşı sonunda İlluminati bu kaostan yararlanıp Milletler Cemiyeti (BM) fikrini geliştirdi. Bu sayede dünya hükümeti de kurulmuş oldu.

7 Aralık 1941’de ABD Japonların saldırı yapacağından haberdardı, şifreli görüşmeler çözülmüştü ama kaos istendiğinden sessiz kalındı. Başkan Franklin Roosevelt ülkenin savaşa girmesine bahane üretmiş oldu. 1964 Ağustos’unda, Kuzey Vietnam gemilerinin ABD yük gemisine top atışı yaptığı bahane edilerek ülke orduya sınırsız yetki verdi. Sonradan Vietnam’ın hiç ateş açmadığı anlaşıldı. 1980’lerde HIV ya da AIDS virüsü dünyayı tehdit etti. Oysa sonraları virüsün ABD ordusunun biyolojik laboratuvarlarında üretildiği ve Dünya sağlık örgütünün bu hastalığı Afrika’da yaydığı konuşuldu. 1993 yılı dünya ticaret merkezi ve 1995 Federal bina (Oklohoma) saldırıları anti-terör yasalarının geçmesini sağladı ama sonradan anlaşıldı ki Araplara patlayıcıları veren FBI idi. Lenin’i Çarlık Rusya’sına karşı destekleyen de, Gorbachev’e destek olan da İlluminatiydi.

Terörizmin desteklenmesi, ırk ayrımının teşviki ve etnik nefreti yayma ihtiyacı şeytanın zıtlıklar bileşkesi sisteminden kaynaklanmaktadır. Tez – antitez oyunudur. (diyalektiğidir.) İlluminati planı işte bu kaos sayesinde gelişir. Kurtuluş için kaostan kaynaklanan düzen felsefesini anlamak gerekir ve bir de Allah’a güvenmek.

İlluminati bugün tüm dünyada kutsal imparatorluğun doğması için çeşitli ülkelerde vesaire surette krizlere yol açıp, kaostan kaynaklanan düzen yaratma peşindedir. Önceleri insanın doğal evrim yoluyla yavaş yavaş mükemmelleşeceği düşünülmüştü ama sonra evrimin kaos sayesinde hızlandırılıp gerçekleşeceği düşüncesi hakim oldu. Böylece küresel komplo daha güçlü ve hızlı boyut kazandı.

İlluminatinin felsefesi sayılan Hegel diyalekti, mason siyonist George Friedrich Hegel (1770-1831)’in eseri. O’na göre tarih; tez-antitez ve sentezden ibarettir. Tezde krizler çıkar, insanlar çılgına döner. Antitezle karşıt durum yaratılır, panik giderilir. Sentez safhasındaysa probleme uzlaşmacı bir çözüm getirilir. Bu öğreti kriz yaratmanın mükemmelliğini gösterdi. Hergel ‘mantık’ diyordu ama kelime aslında masonlar için tapılan gizli efendiyi temsil ediyordu. Yani mantık şeytandı. 1789 Fransız devrimi bunun ilk denemelerindendi. 13 yıl süren Fransız devrimi illuminatinin dinsiz komplosunun bilinçli bir ürünüydü. Bu plana, kral ve kraliçe hakkında alenen yalanlar söylenip (Marie Antonette hiçbir zaman ‘bırakın pasta yesinler’ dememiştir) hoşnutsuzluk ortamı yaratılarak başlandı.

Yani sağ-sol, komünist-faşist, cumhuriyetçi-demokrat kavramları sadece klişelerden ibarettir, düzmece unsur olmaktan başka bir şey değildir, kafa karıştırma araçlarıdır. Nixon, Ford, Carter, Reegan, Bush ve Clinton’un hepsi Rockefeller’in adamlarıydı. Yani başkan değişse de sistem değişmiyor, hep aynı aile kazanıyordu. Demokrat (muhafazakar), Cumhuriyetçi (liberal) grupların her ikisi de küreselcidir, bağımsızlığa ve anayasaya düşmandır. Başkan kim olursa olsun Amerika öncelikleri ilk sırada yer almaz. İlluminati; ABD egemenliğini çökertmeye, federal hazineyi yağmalamaya, orduyu küreselleştirmeye, anayasayı hiçe saymaya, gestapo polis teşkilatını güçlendirmeye ve ülkeyi BM kontrolü altına sokmaya gayretle devam ediyor.

Darwin teorisi (antitez doğadaki karşıt güçler, organizmalar (tez) çatışma ve kaostan doğan mükemmel yaratıklar (sentez) kabulüne dayanıyordu. İlluminati de aynı silsileyi savunduğu için destekledi ve aksini hep reddetti.

Bireylerin bürokrasinin ve halkın düşünceleri üzerinde hakimiyet sağlayacak, zihinsel ıslah sayesinde düşman milletlerin ve muhaliflerin üzerinde zafer kazandıracak bilim ve sanat şeklinde tanımlanan psikopolitika ABD ve dünyanın simyasal dönüşümü için uygun görülen araçtır. Akıllarda kaos, uyumsuzluk ve kargaşa yaratmak vardır. Örgütün milliyeti yoktur. Evrensel ve dinsiz, şeytana tapmaktalar. Örgütün can düşmanı ise vatanseverler ve Allah korkusu taşıyan dindar insanlardır.

Bu örgüte yeni üye olanlar bu grubun dininin dostları ödüllendirmek ve düşmanları yok etmek üzerine yükseldiğini biliyor. Korku atmosferi üzerine kurulu bu dini cemiyet, süper zenginlerden oluşan küçük bir topluluk. Siyasetçiler bu örgütün (sihirli çemberin) ölümcül gücünden çekiniyor, korkuyla karışık saygı duyuyorlar. Üstelik örgüt, her köyde, kasabada casusu olan dünyanın en geniş istihbarat ağına sahip.

Farmasonluğun asıl sırrı ‘Denge’ kelimesidir. Bu kelime; kaos sona erer ermez ve evrensel düzen tesis edilince, tüm bunların idaresinde masonik toplumun tanrı adamının olması gerektiğini sembolize eder. Örgüt, bu dengeden sonra ‘Yeni medeniyet’in doğacağını, bunun da ruhani açıdan üstün küçük bir grup tarafından yönetilecek ‘küresel bir toplumun’ doğuşuyla sonuçlanacağını düşünmektedir.

İlluminati şimdi üçüncü dalga devrimi planlıyor. Bu plan vatandaşları anayasal haklarından soyutlayacak, dünyayı faşist bir cennet haline getirmeyi içeriyor. Vaad edilen şey efendilerinin emrinde yüksek teknolojili bir hapishane. Örgütün kostümlü tüm provaları yapıldı ama son aşama hep geciktirildi. Örgüt plansız iş yapmaz. Planları amaçları içinde gizlidir. Faşist düzen kelimesini ’tek partili diktatörlük’ veya ‘muhalefetin zorla bastırılması’ veya ‘hükümet kontrolü altında mülkiyete el konulması’ gibi tabirlerle açıklamaktadır.

İlluminati idareyi ele almak için hükümet ve toplumları demir ağla birbirine bağlaması gerektiğini fark etti. Yani bu yeni dünya düzeni, ‘siyasi, ekonomik ve ruhani’ üç unsuru kapsayacaktır. Sovyet-Çin komünizmi ile Amerikan kapitalizmi birleşince faşizm (koyu sosyalizm) doğar. Totaliter bir sosyalist devlet maalesef dünyanın geleceğidir. (Sıradan bir bilim kurgu filminde bu düzenin örneğini rahatlıkla görebilirsiniz.) İlluminati için faşizm uygundur. Çünkü tek partili sistem demokratik değil oligarşik ve diktatörcedir, sanayi, ticaret ve özel mülkiyet kişilere ve kurumlara kalsa da hükümet ya da devlet nihai otorite merkezidir. Faşizm ırkçılıktır. Yarı tanrı olduğu iddiasındakilerce tüm insanlığın nelerle karşılaşacağını iyi düşünmek gerekir.

Faşizmde devleti üst kademe şirket yöneticileri oluşturur. Her şeyin sahibi onlardır, güç onlardadır. Ticaret ve sanayi devlet tarafından belirlenir, özel mülkiyet kağıt üzerinde varsa da her şey devletin mülkü sayılır. Faşizm onlara göre en iyisidir çünkü çoğunluğun gücünü elit azınlığa İlluminati’ye verir.

Hitler ve Mussolini’nin faşizmi örnekti ama eksikti. Ayrıca merkezi Kudüs’te olacak siyonist süper devleti dikkate alınmamıştı. Üstelik her iki lider de güçlenince kendilerini var eden örgüte karşı geldiler. Kendi dünya imparatorluklarını kurmaya kalktılar. İlluminati bu iki liderle ideoloji denemesi yaptı. Örgüt, Sovyet nükleer saldırısıyla halkı korkuttu, silah sanayi üzerinden servetler kazandı, işi bitince komünist süper devletin bitmesi gerektiğine karar verdi. Sistemi ve ekonomiyi çökertti. Yeni düşman “milliyetçilik” oldu. İlluminatinin savaşı (milliyetçilik (tez), evrenselcilik (antitez)) böyle giderse mecburen küresel devlet (YDD) ile sonuçlanacak çünkü milliyetçi ulus ve yöneticiler kukladan ibaret.

Üçüncü dalga illuminatinin demokratik toplumu yok etmek, süper zenginleri yüceltmektir, dine, vatanseverliğe, milliyetçiliğe ve anayasaya saldırıdır. Gerekçe şudur; Tutucu dinciler (tehlikeli ve gericidir), Milliyetçiler- vatanseverler (vahşet ve baskıya yol açarlar)

Dünya planları, Zümrüdüanka kuşu harap olmuş dünyanın kızgın külleri arasından yükseldiğinde, ütopyanın gerçekleşeceğini ve herkesin mutlu olacağını iddia ediyor. (Novus Ordo Seclorum)

“İnsanoğlu gelişigüzel veya meçhul bir davanın peşinden gitmiyor. Mevcut bir plana göre hareket ediyor.” Bunlar dünya birliği sağlamak için insanlığı bir potada eritmeye çalışıyorlar. YDD yüksek bilinçli üstün bir ırk (İlluminati iç çemberi) tarafından yönetilecektir. Bu planda dünyanın ortak dinine biat etmeyecek dinler ve tebaları yeryüzünden silinmelidir. Bu insanlar toplum için tehdit ve YDD’nin hayata geçmesi için engeldir. Amaç, güç için açgözlü bir istek, efendileri şeytana hizmet ve diktatör bir dünya düzenidir.

İncil’e göre; deccal Kudüs’ü fethetmeye çalışacak, tapınağı yeniden inşa edecek, kendini dünyanın üstün ilahı ilan ederek oraya yerleşecek. Kudüs şehri dünyanın başkenti olacak, deccalın küresel imparatorluğa hükmedeceği yerde burası olacak. Kudüs, dünyanın son günlerinde kafir bir şehir ve nefret edilen bir yer olacak. İlluminatinin deccal lideri Kudüs’ten dünyayı birleştirmek üzere son emrini verecek. Bunu yapabilmek içinse tüm dinlere mensup biri gibi davranması gerektiğini biliyor. Kudüs üç dinin dünya merkezi olunca da “çeşitlilik içinde birlik” şeklindeki yeni çağ öğretisi anlaşılır hale geliyor.

Davut yıldızı, eskilerin Baal, Remphon, Horus gibi isimlerle çağırdıkları Güneş tanrısından başka bir şey değildir. Yani şeytan…

Gizli Öğreti, Şeytanın ve deccalın (tez) tanrının dünyadaki kullarıyla (antitez) asırlarca süren savaşın ardından insanları ve tanrıyı yenerek her şeyi kendi hükümranlığı altında birleştirmesiyle (sentez) tamamlanacağını söylüyor. İslam ve Hristiyanlık yok edilmeden, şeytanın korkunç misyonunun başarıya ulaşamayacağını söyleyen gizli öğretinin verdiği asıl ders bu. Filozof Kral iddiasındaki küresel on aile, büyük önder deccalın gelişine hazırlanıyor. Deccalın geleceğinin mitolojik habercisi güneş tanrısı Apollo heykeli New York’taki Rockefeller Center’ın girişini şereflendirir.

Deccal hileyle iş yapacak, sihir ve mucizelerle ortaya çıkacak, çok sayıda insanla güçlenecektir. Küçük bir grup komplocunun düzenbaz gayretiyle dünya otoritesinin tepesine çıkacaktır. Hileyle barış adamı görünecek, insanlığı beyaz atlı beraberlik savaşçısı olduğuna inandıracaktır. Deccal Tanrı olduğu iddia edilecek. Vahiy 13’de (İncil) sahte peygamberin cennetten insanların görebileceği bir ateş düşüreceği ve bu mucize sayesinde halkın canavarın ‘ışık tanrısı ve kutsal ateşi gösteren kişi’ olduğuna inanacağı yazıyor.

Deccal, barışsever yolla gelecek, tüm krallığı övgü dolu sözlerle ele geçirecek (Daniel 11:21)

İlluminatinin tepesindekiler, insanlığın aydınlatıcısı olduklarına inanıyorlar. Onlara tanrı alt edilene dek sabırla devam etmeleri söylendi. (Bunun bir iki nesilde tamamlanamayacağı) Üstün bir ırk oldukları için kendilerine iyilik ve kötülük bilgisinin bahşedildiğini ilan ediyorlar. Daha da ileri giderek zaten tanrı oldukları için bir başka harici tanrıya ihtiyaçları olmadığını iddia ediyorlar. Olağanüstü çalışmalarının da amacı, insanları aydınlatmak. Layık olan herkese nasıl ilahi birer vatandaş olacaklarını gösterecek ve dünyayı aydınlanma çağına taşıyacaklar. Aklı ermeyenler ve yeni düzene uygun olmayanlar yeryüzünden kaldırılacak. Çünkü onlar yeni güneş çağının ışık saçarak doğmasına engel teşkil ediyorlar.

İlluminatinin bir diğer yalanı da şudur; dünyanın tüm gücünü ele geçirip taht’a oturduklarında kendilerine karşı koyanlar yeryüzünden silinecek ve toplum bu asilerin (!) ölümlerine alkış tutacak. Ardından insanlık barış ve zenginlik dönemin demek olan Altın Çağ’a girecek. Altın Çağ ise, efsanevi Kral Arthur’un yönettiği cennetvari bir krallık olan Camelot’u andıracak şekilde tasvir ediliyor. Efsaneye göre Kral Arthur (bir çeşit deccal), ülkedeki en cesur ve en soylu şövalyeleri etrafına toplayacak, bu ekip ve hükümdar yuvarlak masa çemberini oluşturacak. (Arş’taki Yüce Meclisi hatırlayınız)

YDD’de illuminatinin kendi holdingleri hariç, özel mülkiyete izin verilmeyecek, milliyet kavramı yok edilecek, standart aile modeli yaratılacak, ibadethaneler kaldırılacak, herkes kendisinin imamı ve yargıcı olacak. Yeni çağ sloganı ise; “Çeşitlilik içinde birlik”tir. Bunların tanrısı şeytan, kilisesi “doğa ana”dır.

Ying/yang sembolü de karanlığı aydınlıkla, dişiyi erkekle birleştiren simya sürecinin ta kendisi. Aslında dürüstlüğü vahşice ezmek isteyen ve İlluminati kuklalarını köleleştirmeyi başaran kana susamış şeytanı temsil ediyor. Yıllarca insan hakları beyannamesini feshederek yerine feodal bir polis devlet kurmak için çalışan İlluminati şimdilik Hristiyan olduğunu iddia ediyor ancak ‘Yeni İsa’ ve ‘Gizli Hristiyanlık’ (Evanjelizm) gibi söylemleri var.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Onurlu yaşam, insan olabilmek

İnsan olmak, kurtulmayı düşünmek için kafidir. Hürriyetler, haklar, temel ihtiyaçlar noktasında her insan bir evrendir, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 + 6 =