Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kalbin sesi / Kara mizah ile iman
imanilmihali.com
Kara mizah ile iman

Kara mizah ile iman

Kara mizah ile iman

Kara mizah, var olan hakikati alaycı ve yalanlama yoluyla izaha çalışan bir ekoldür ve maksadı düz yoldan anlamayanlara ters yoldan aynı şeyi izaha çalışmaktır. Gerektir çünkü toplum imana koyduğu mesafaleri hergün biraz daha açmakta ve Kur’an’ı elinin tersiyle itmektedir. Sonuç ise karanlık kalplerle dolu sokaklar, mutsuz ve umutsuz yüzler, aç ve mazlum insanlar, hakkı yenen ve adaletsizliğe mahkum edilenler, haram servetle şımaranların yiyecek lokması olmayanlar ile ettiği alaylardır.

Bu yüzden İMAN LEZZETİNİ bir kere de kara mizah yoluyla da izaha çalışalım…

İnsan çıplak gezmek, sokaklar çıplaklarla dolsun, şehvetlerini dizginlemeden sergilesin, sabahsız akşamlarda uyuşturulmuş beyinlerle, ilaçlanmış damarlarla, tatlı hayallerle kandırılmış beklentilerle mutlu olsun ister. Din ve iman buna engel kötü bir şeydir.

İnsan çalışmadan kazanmak, helal olmasa da sahip olmak ister. O kadar ki elindeki hergün artsın, başkalarında olmasa da onda olsun, kimselerle paylaşmasın ister. Dİn buna da engeldir.

İnsan sınırlar, kurallar olmasın, sorumluluk olmasın ister. Bu sayede vebalden, cezadan ve azaptan kurtulsun ister ki dilediğini ancak bu sayede yapsın ve korkusuzca yaşasın. Din buna da engeldir.

İnsana kumar tatlı gelir. Alın teri dökmeden, çalışmadan bir anda servet sahibi olmak tatlıdır. Dahası o kazanılan para başkalarının nafakası olsa da fark etmez, kendi rızkını kaybetmek bahasına da olsa fark etmez. Kazanma umudu tatlıdır. Ama din buna da müsaade etmez.

İnsan geleceği bilmek, kadere, ruha, gayba hakim olmak ister. ne zaman öleceğini, o gün neler yaşayacağını duymak ister. Din buna da müsaade etmez.

İnsanlar, beşeri gerekçeleri ve aklın emirlerini esas almak, ispatlananlar dışındaki şeyleri yok saymak ister. Elle dokunmadığı, gözle görmediği şeyleri yok sayma eğilimindeki insan ölümü de yok oluş kabul eder ki din buna razı olmaz.

İnsan, ailesine, mahiyetine, ana babasına bakmak zorundadır ama bedenler bunun yerine gezmek, sefa sürmek, eğlenmek, yok saymak, onlara zaman ve para yatırmamak ister. Din yazık ki buna da rıza göstermez.

İnsan, çalmayı, fitneyi, gıybeti, dedikoduyu, karalamayı, büyüklenmeyi, alay etmeyi sever. AŞırı ve yanlış zannı, iftira ve yalanı çok sever. Din buna da hoş bakmaz, reddeder.

İnsan, tabiatı dilediğince kesmeye, yakmaya bayılır. Tabiatı kirletmeye, hayvanlara eziyet etmeye, çok meraklıdır. Ama bu da din duvarına çarpar.

İnsan, kadına, çocuğa, yaşlı ve zayıflara kuvvet gösterisine bayılır. Onların üzerinde güç denemek, güç kullanarak istediğini almak, gerekirse çeteleşerek kötü kutupta birleşmek çok hoş gelir insana. Ama din buna da sıcak bakmaz.

İnsan, inananlarla alay etmeye, onları zavallı görmeye, onlara eziyet etmeye, onları kandırmaya, satın almaya çalışmaya çokça meyillidir. Ama din bunu da istemez.

İnsan, hızlı araba kullanmaya, lüks ve israfa, altın yaldızlı hanelerde yaşamaya, gününü gün etmeye, modern, moda, pahalı şeyler kullanmaya, kıyafeti başkasında olmasın sadece kendisinde olsun diye servetler harcamaya, estetik ameliyatlara, makyaja, teberruca pek meyillidir. Ama din buna da rıza göstermez.

İnsan, hile ve kandırmaya, yalan ve uydurmaya, yalan yemin ve yalan tevbeye, Allah ile aldatmaya gayet meraklı ve isteklidir. Ama bu din duvarından asla aşamaz.

İnsan, münafıklığa, şeytanlığa, maske ile dolaşmaya, inanmadığı halde inanır görünmeye, inananları kandırmaya, inananların duygularını sömürüp kanlarını emmeye gayet meraklıdır ama bu da din duvarından geri döner.

İnsan, ahde vefasızlığa, verilen sözleri inkara meyillidir. Sözleşmelerini bozmaya, bozgunculuk yapmaya bayılır. Ama bunlar da dine göre onay almaz.

İnsan, sınırsızca içmek, kusana kadar haram yemek, kamu ve kişi haklarına tasallut etmek, kendisinin olmayan ve hakkı olmayan şeylere sahip olmayı ister. Ama bu da imkansızdır çünkü karşısına din çıkar.

İnsan, ağaçları keserek ev yapmak, ormanları yakarak tarla açmak, yoksulun tarlalarını yok pahasına alarak servete kavuşmak ister ki bu da dinen olur almaz.

İnsan, sokak hayvanlarının kuyruklarını kesmek, sokak ortalarında kızlara sarkıntılık etmek, sübyanları cinsel zevkler için kullanıp atmak, oğlanlarla zevklenmek, on yaşındaki bebelerle beraber olmak, onlardan bebek sahibi olmak ister ama bu da dinde yasaktır.

İnsan, haram helal ayırt etmeden yemek, içmek, çekinmemek, tadına bakmak ister ama nafile bu da dinen yasaktır.

İnsan, öldürmek, susturamadığını yok etmek, hakkını almak, mirasına konmak, üçkağıt yapmak, aldatmak, terör ve şiddetle bezdirmek, entrikalar ile algı yaratmak, halkı ve etrafı yalana esir etmek ister ki bu da din duvarından geri döner.

İnsan, zalim ve kafirlerle işbirliği yaparak güçlenmek, onlarla ticaret yaparak zenginleşmek, onların seksi ve güzel kızlarıyla gönül eğlendirmek, dinleri farklı olsa da onlarla evlenmek ister. Ama bu da dinen caiz değildir.

İnsan, barışı savunarak her türlü zulme sessiz kalmayı, amelden ziyade fikri savunarak tembelliği, yasayı esas alarak aksini de söylese ayetlerin hükmünü boşa çıkarmayı tercih eder. Avukatlar ordusuyla beşeri beraatlere imza atan insan mutlak olarak beraat edemese de mutlu olmak ister ki din buna da engeldir.

İnsan, zayıfların hakkını eline almayı, muhtaç ve engellilerin ölmesini, nüfusun çokça azalmasını bu sayede daha rahat yaşamayı ister. Bu dinden red görür.

İnsan, haksız ve adaletsiz olsa da her defasında haklı ve adil bulunmak ister.

İnsan, aklını egemen kılmak, kalbini susturmak ister.

İnsan, şeytanı dost kılmak, şeytanın fısıltılarıyla mutlu olmak ister.

İnsan, dini kullanmayı, dinden servet elde etmeyi ister.

İnsan, anlamadan okumayı, Kur’an’ı okumadan duvara asmayı ister.

İnsan, iman etmemek, fıtri misakı yok saymak, Allah’a verilen sözü reddetmek ister.

İnsan, ne halt ederse etsin birileri ona aracı ve şefaatçi olsun ister.

İnsan, şefaatle cennetlere gitmek ister.

İnsan, resetlenmek, sıfırlanmak, azaptan kurtulmak ister.

İnsan Allah’a, Kur’an’a, imana, İslam’a boyun eğmek ve hak ve hakikatin Kur’an’da olduğunu anlamak zorunda olan, ruh, akıl ve bedenle Allah’a teslimiyetten başka çaresi ve kurtuluş umudu olmayan, şeytanları düşman bilmekten başka çıkar yolu olmayandır.

İnsan, iman etmeden cennete giremeyecek olandır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın abdesti iman

Bir çekirdekten dev çınarı çıkartan Allah bizler için iman nüvesini kalplere koymuştur. O iman büyüyecek, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir