Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kadere iman / Kazada rıza, belada sabır, bollukta şükür
imanilmihali.com
Kazada rıza, belada sabır, bollukta şükür

Kazada rıza, belada sabır, bollukta şükür

Kazada rıza, belada sabır, bollukta şükür

Kaza başa gelenler, bela istenmeyen hadiseler, bolluk refah ve geniz rızık demektir. Rıza kabullenmek, sabır isyan etmeden sükunetle karşılayabilmek ve şükür Yüce Allah’a hamd etmektir.

Mü’min olmak; kazada rıza, belada sabır, bollukta şükür demektir.

İlahi veya cüzi irade ile gerçekleşen kazalar, sınavın bir parçası olmasının yanısıra hayat denen gidişatın da tasarlayıcısıdır. Müsibet veya hal dediğimiz bu hakikatlerin tamamı Allah’ın dilemesi iledir ve bilgisi dahilindedir. Çoğu zaman bizler cüzi irademizle birşeyler diler ve Allah’tan güç niyaz ederiz ki yaşam bu tercihlerimizin toplamıdır. Yüce Allah şayet İlahi iradesiyle onaylar, izin verir ve güç nasip ederse o şey hayata geçer. Sonuç ayrı bir meseledir ve oku atmak ile okun hedefe vurması ayrı şeylerdir.

Kaza aynı zamanda kaderde yazılı olanların hayata geçmesidir. İlahi iradenin yaşam, dünya ve hatta insanlık için tasarladıklarının bir kısmı olan kazalar, bireysel çapta kişinin sınavının ara durumlarıdır. Toplumların da, ailelerin de, cemaatlerinde birer kaderi olduğuna göre, kaderi değişmez ölçü ve kaideler olarak alsak dahi, kazalar itimat ve tevekkül neticesi ortaya çıkan durumlardır.

Kazaların sadece kötü olması gerekmez. İyi olan şeylerde kazadandır. Trafik veya iş kazaları ile karıştırılmaması gereken bu kaza tabirini anlamak için kaderi ve sınavı idrak etmek mecburiyeti bu yüzdendir.

Kazalarda ilahi iradenin onay, izin, bilgi ve hikmeti olduğu için de kula düşen sadece rıza göstermek ve olduğu gibi kabullenmektir. Elinden geleni yapan birisi için tevekkül emir ve sonucu Yüce Allah’a bırakmaktır ve ortaya çıkan sonuç ne olursa olsun yapılması gereken aynen kabullenmektir. Çünkü o sonucun hayır veya şer olduğunu bilen de sadece Allah’tır ve zaten elden başka bir şey de gelmez. Bu aynı zamanda iman sınavıdır ve inkar ve isyana kalkışanlarla, kabullenip Allah’a sadık kalabilenler arasında elbet bir fark olacaktır.

Bela, kazaların kötü namlı olanlarıdır. Namlıdır çünkü o belanın gerçek anlamda kötü olup olmadığını bizlerin bilmesine imkan yoktur. En acı gelen vefatlar dahi hakkımızda hayırlara vesile olabilir ve bu nedenle sabır esastır.

O kötü sonuçlandığını düşündüğümüz hadiseler için sabretmek demek, sonucu sukunetle karşılamak ve Allah’ın takdirine güvenmek demektir ki her işte bir hikmet olduğunu bilmek imanın bir parçasıdır.

Bunun tam tersi ise kazaların bolluk ve refah getirmesidir ki bu durumda da yapılması gereken şımarmak veya kazanımları bileğimizin hakkı sanmak değil Allah’ın nimetlendirdiğini idrak edip bu nimetlere şükretmektir.

Bolluğun da hayır veya şer olduğuna dair kesin bilgi sadece Yüce Allah’tadır lakin beşeri yaşam için kula verilen nimetler için yapılması gereken şükretmek ve o nimeti hayır ve helal yollara harcamaya çalışmaktır.

Belada sabır ve bollukta şükür sınavın büyük bir bölümünü teşkil eder ki hayat; dilemelerimiz (dualarımız), sonrasında bize bahşedilen nimetler, kaza ve müsibetler ve o nimet ve kabiliyetlerle bizlerin yaptığı yeni tercihler, iman ve ahlak çizgisinde duruş veya sapışlar demektir.

Beklenmeyen anlarda gerçekleşen olaylar ise elbette ara durumlardan ibarettir ve aynı zamanda yakınlarımızın veya toplumun kaderine dair olması gereken değişikliklerin payımıza düşenidir. Çünkü kader çoğu yerde ortaktır ve mü’minlerin toplumu hayra çağırması bu nedenle farzdır. Yani kulun sadece kendisini iyileştirmeye gayret etmesi din için asla yeterli değildir ve başkalarına ve Yüce Allah’a yardım etmek dinin başta gelen emirlerindendir.

Neticede kader veya kaza, Allah’a imanı, itimadı ve tevekkülü kapsayan çok derin ve bilinmez bir konudur. Peygamberimizin dahi kader hakkında çokça konuşmak istememesi bu nedenledir ki büyük kısmı gayba ve bilinmeze ait bu husus, sıradan hayat yaşayan beşerler için çok büyük ve erişilmez bir hikmettir. Lakin bilinmesi gereken şey başa gelen iyi veya kötü her şeyin Allah’ın izni ile gerçekleştiğini anlamak, bunlara rıza göstermek, dar anlarda sabrederek, bol anlarda şükrederek doğru yolda durmaya devam etmeyi dilemektir.

Gayret bizden zafer Allah’tandır ve nimet ve kabiliyetler sadece sınav içindir. Rızkı, medeti, şifayı, nimeti veren sadece Allah’tır ve başkalarından dilemek bu yüzden şirktir, kişiyi afsızlığa mahkum eder. Allah’ın az veya çok nasip etmesi ise sınav gereğidir ve kul o verilenle hayatı yaşamak durumundadır. Fazlasını istemek, olana razı olmamak dengelere ters, takdire isyan manası taşır ve kişiyi küfre sokar.

Olan tüm nimet ve kabiliyetlerin hayra ve güzele yönelmesi gereği ise açıktır ve aksi kibirle gelen cehalet ve aç gözlülükle gelen gaflettir ki kişiyi mahveder. Kaldı ki şeytani maksatlar için kullanılan nimet ve güçlerin vebali, verdikleri zarar miktarı ve etkiledikleri mazlum sayısıncadır ki bunun ahiretteki karşılığı çok daha ağırdır.

Nimet ve imkanları hayra kullananlar ise sadece huzur bulmakla kalmayacak, aynı zamanda iyilik çemberlerini genişleterek etraflarında gerçek dostlardan dünyalar yaratacak ve orta vadede daha nice güzelliklere vesile olacaktır. İslam’ın evrensel güzelliğini tesise de hizmet eden bu doğru yaklaşımları serileyenler, salih amel işlemek ve iman etmekle zaten inşallah cennetlere de aday olanlardır.

O halde doğrusu; hayatı payımıza düşen miktarıyla, hikmet ve hidayete sadık kalarak, acizliğimizi bilerek, doğruluktan asla ayrılmadan yaşamaktır. Bunun ötesi karanlıktır. hele ki şeytani veya nefsi açlıklar için yaşanılan hayatlar bu dünyada kısmi güce erse de ahirette güçsüzlerin güçsüzü olacaktır.

Mü’min olmak; kazada rıza, belada sabır, bollukta şükür demektir. Müslüman ile mü’min arasındaki bir fark da budur ki bu hikmeti anlamayanlar için dünyevi süsler gaye olmaya devam eder ve şeytanın kucağında olanlar, dünya süslerine aşırı meyille tüm kötülüklere de gebe kalırlar.

Rabbim kullarına yoklukta sabrı ve bollukta şükrü, her daim doğruluk ve güzelliği nasip etsin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Tevekkül nedir

Tevekkül nedir

Tevekkül nedir denildiğinde akla ilk gelen muhakkak kader bahsidir ve sebepleri yaratan Allah’ın sonuçları da ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir