Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / Hadis köşesi / Kıyamet ve ahirete ait seçme hadisler
imanilmihali.com
Seçme hadisler

Kıyamet ve ahirete ait seçme hadisler

Kıyamet ve ahirete ait seçme hadisler Peygamberimizin iman ve hesap hakikatini hatırlatan sözlerdir ve kıyamet veya ecel gelmeden iman etmek gereğine vurgudur. Burada esas olan rivayet veya sözün hakikat olup olmadığı ve Kur’an’a uygunluğu mukayesesidir ki sahih olmayan hadis ruhu ve kalbi karartabilir.

Kıyamet ve ahirete ait seçme hadisler

Zaman (kıyamet) yaklaştığında müslüman kimsenin rüyası hemen hemen yalan çıkmayacaktır. Rüyası en sadık olan da sözü en doğru olandır. (Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (Radıyallahu Anh))

Kıyamet yaklaştığında; taylasan giyilmesi çoğalır, ticaret artar, mal çoğalır, mal sahibine malı için tazim edilir, fuhuş yayılır, çocuklar amir durumuna gelir, kadınların sayısı artar, Sultan zulüm eder, eksik ölçü ve tartı yapılır, bir adamın köpek yavrusunu yetiştirmesi, kendi çocuğunu yetiştirmekten kendisine daha cazip gelir, büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmez ve gayri meşru çocuklar çoğalır, hatta yol ortasında adam kadınla yakınlaşır. İnsanlar, kalbleri kurt olduğu halde koyun postuna bürünürler, o zaman da insanların en iyi görüneni “müdahim” (kötülükleri gördüğü halde karışmayıp, kendi işine bakan) olanıdır. (Ravi: Hz. Ebû Zerr (Radıyallahu Anh))

Kıyamet yaklaştığında, müslümanın rüyası hemen hemen yalan çıkmaz. Rüyası en sadık olan da sözü en doğru olandır. Müslümanın rüyası Nübüvvetin kırkbeş cüz’ünden biridir. Rüya üçtür: Salih rüya ki, Bu Allah’dan bir müjdedir. Hüzün veren rüya ki, bu da şeytandandır. Ve bir de kişinin kendi nefsinin ilka ettiği rüyadır. Biriniz hoşuna gitmeyen bir rüya gördüğünde kalksın ve (sol tarafına) tükürsün. Ve onu başkalarına anlatmasın. Rüyada bağlı olmaktan sevin. Zira rüyada bağ, dinde sebattır. Lakin boynundaki demir bağdan hoşlanma. (Zira bu ağır yüke delalet eder.) (Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (Radıyallahu Anh))

Kıyamet yaklaştığında zamanın akışı hızlanır. Böylece sene ay gibi, ay Cuma (hafta) gibi olur. Cuma’dan Cuma’ya olan vakit de kuru bir hurma dalının yaprakları ile birlikte ateşte yanması gibi kısa olur. (Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (Radıyallahu Anh))

Kıyamet yaklaştığı zaman, sizden birinin tabaktan hurmanın iyisini seçmesi gibi, ölüm de ümmetin en en hayırlılarını seçer. (Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (Radıyallahu Anh))

Kıyamet günü olduğunda Allah âlimleri toplar ve onlara şöyle buyurur: “Ben sizin kalblerinize hikmeti, size azab etmek kasdı ile tevdi etmiş değilim. Haydi, Cennete giriniz.” (Ravi: Hz. Ebû Ümâme (ra))

Kıyamet günü olduğunda, belaya müptela olan kimseler getirilir. Lakin onlar için divan açılmaz, mizan kurulmaz ve sıratta konulmaz. Onların üzerine ecir dökülür de dökülür. (Ravi: Hz. Ömer (ra))

Kıyamet günü olduğunda “Valiyi getirin” diye emrolunur. Ve o Cehennem köprüsü üzerinde durdurulur. Allah, köprüye emreder ve köprü şiddetle sarsılır. Öyle ki, o valinin her kemiği yerinden ayrılır. Sonra Allah o kemiklere emreder de onlar da yerlerine gelir. Sonra da Allah valiyi sorguya çeker. Eğer o Allah’a muti bir kimse idiyse onu geçirir ve onun ecrini iki misline çıkarır. Şayet asi bir kimse idiyse köprü yarılır ve o Cehennemin içine yetmiş yıl düşer. (Ravi: Hz. Asım İbni Sufyan (Radıyallahu Anh))

Kıyamet günü olduğunda bir münadi Arşın ortasından şöyle nida eder: “Dikkat edin, hulefadan (Müslümanlara hitab) affedici olanlar en güzel müafatları almak üzere kalksınlar.” Bunun üzerine affedenler kalkarlar. (Ravi: Hz. İmran (Radıyallahu Anh))

Kıyamet günü olduğunda ameller muhkem sahifelerde getirilir. Aziz ve Celil olan Allah buyurur ki: “Bunu kabul edin, şunu reddedin.” Bunun üzerine melekler derler ki: “İzzetin hakkı için biz ancak onun yaptığını yazmıştık.” Buyurur ki: “Onun o ameli Benim rızmdan gayrisi için olmuştu. Halbuki Ben bu gün ancak Rızam için yapılan ameli kabul ederim.” (Ravi: Hz. Enes (Radıyallahu Anh))

Kıyamet günü olduğunda, Allah Tela kullarından bir kulu çağırır. O da O’nun huzurunda durur. Allah, o kula malından sual ettiği gibi, kendisini makamı hususunda da sorguya çeker. (Ravi: Hz. İbni Ömer (Radıyallahu Anhüma))

Kıyamet günü olduğunda Allah bu ümmetten her bir kişiye, kafirlerden bir adamı verir ve kendisine denilir ki: “Bu adam senin ateşten fidyendir.” (Ravi: Hz. Ebû Mûsa (Radıyallahu Anh))

Kıyamet günü olduğunda, bir münadi nida eder ki: “Allah’dan gayrisi için kim bir amel işlemiş ise, onun sevabını kendisi için amel işlenen kimseden taleb etsin.” (Ravi: Hz. Useyd İbni Ebu Fadale (Radıyallahu Anh))

Kıyamet günü olduğunda şehidlerin kanı alimlerin mürekkebi ile tartılır da alimlerin mürekkebi, şehidlerin kanından ağır basar. (Ravi: Hz. Enes (Radıyallahu Anh))

Kıyamet günü olduğunda, bir münadi arşın ortasından şöyle seslenir. “Ey insanlar! Fatıma (Radıyallahu Anha) Cennete geçinceye kadar gözlerinizi eğiniz.” (Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (Radıyallahu Anh))

Kıyamet günü olduğunda arşın ortasından bir münadi şöyle nida eder: “Allah üzerinde ecir alacağı olan kalksın.” Bunun üzerine hiç kimse kalkmaz, ancak kardeşinin suçunu affeden kalkar. (Ravi: Hz. İbni Abbas (Radıyallahu Anhüma))

Kıyamet günü olduğunda, komşu komşusuna asılır da, “Ya Rabbi Sen buna sor ki, kapısını bana niçin kapattı ve taamını neden benden menetti?” der. (Ravi: Hz. Enes (Radıyallahu Anh))

Kıyamet günü olduğunda Allah Teala bu ümmet için yeşil zümrütten bir çadır kurdurur da sonra bir münadi ile şöyle nida ettirir: “Ey ümmeti Muhammad (s.a.s.), muhakkak ki Allah sizi affetti. Öyleyse siz de birbirinizi affedin de hesaba gelin. (Ravi: Hz. Ebû Ümâme (Radıyallahu Anh))

Kıyamet günü olduğunda Aziz ve Celil olan Allah meleklerine şöyle buyurur: “Kulaklarını ve gözlerini şeytanın çalgılarından ve haramlardan koruyanlar nerededir? Onları ayırınız.” Bunun üzerine melekler onları arayıp, misk ve anber tepeleri üzerinde toplarlar. Sonra Allah Meleklerine tekrar şöyle buyurur: “Onlara tesbihimi ve temcidimi duyurun.” Bunun üzerine o kimseler öyle güzel sesler duyarlar ki, benzerlerini hiç kimse duymamıştır. (Ravi: Hz. Câbir (Radıyallahu Anh))

Kıyamet günü olduğunda Allah Teala Kur’an’ı okur. İnsanlara öyle gelir ki, sanki o Kur’an’ı hiç işitmemişler. Mü’minler O’nu hıfzeder, münafıklar ise unutur. (Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (Radıyallahu Anh))

Kıyamet günü olduğunda, kafire ameli bildirilir. Lakin o inkar edip mücadeleye girişir. Ona denilir ki: “İşte şunlar senin komşularındır. Aleyhinde şahidlik ediyorlar.” O der ki: “Yalan söylüyorlar”. O zaman denir ki: “Ailen ve kavmin de böyle söylüyor.” O der ki: “Onlar da yalan söylüyorlar.” Kendisine: “Peki öyleyse yemin et.” denilir. O da yemin eder. Sonra Allah, o kafirleri susturur. O zaman kafirlerin kendi dilleri kendisi aleyhinde şahidlik eder. Bunun üzerine Allah onları cehenneme atar. (Ravi: Hz. Ebû Said (Radıyallahu Anh))

Kıyamet gününde en şiddetli azab görecekler (canlıların) resmini yapanlardır. (Ravi: Hz. Âişe (Radıyallahu Anha))

Kıyamet gününde en şiddetli azab görecek olanlar, zalim hükümdarlardı. (Ravi: Hz. Ebû Said (Radıyallahu Anh))

Kıyamet gününde en şiddetli azab görecek olanlar, kendilerinde hayır olmadığı halde halkın hayır gördüğü kimselerdir. (Ravi: Hz. İbni Ömer (Radıyallahu Anhüma))

Kıyamet gününde en şiddetli azab görecek olanlar, ilminin kendisine menfaati olmayan âlimlerdir. (Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (Radıyallahu Anh))

Kıyamet gününde en çok hasret duyacak olanlar şu kimselerdir: “Dünyada ilim taleb etmeye fırsatı olduğu halde taleb etmeyen, bir de öğrettiği adamlar ilminden fayda gördüğü halde kendisi görmeyen.” (Ravi: Hz. Enes (Radıyallahu Anh))

Kıyamet yaklaştıkça insanların ancak dünyaya tamahları ve Allah’tan uzaklaşmaları artar. (Ravi: Hz. İbni Mes’ud (ra))

Ehli cehennemin, gerçekten ehli olan kısmı ne ölüp o azaptan kurtulur, ne de hayat hazzı bilirler. Lâkin bir sınıf kimseleri yakar, öldürür, kömür halini alasıya kadar. Ve o zaman şefaat olunmak için izin çıkar. Onlar Cennet kıyılarına getirilip, Cennet ehline; “Bunlara onun ırmaklarından dökün” denir. Ve bunlar, yeni biten ot gibi hayat bulurlar. (Ravi: Hz. Ebû Said (Radıyallahu Anh))

Hiç şüphe yok, deccal çıkacaktır. Onun sol gözü kördür. Ve üzerinde beyaz bir ben vardır. Gözsüzleri ve abraşı iyi eder. Ölüleri diriltir. Ve “ben rabbinizim” der. Kim onu tasdik ederse fitneyi deccale düştü. Kim de “Rabbim Allah” der ve böyle ölürse o zaman deccalın fitnesine düşmemiş olur ve ona bir daha fitne ve azab yoktur. Deccal yerde Allah’ın dilediği kadar kalır. Sonra İsa (a.s.) gelir. O Bana vekil ve Benim dinim üzerine gelir. Deccalı öldürür. Ondan sonra kıyamet kopar. (Ravi: Hz. Sumre (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 97]

Deccalın sol gözü kör ve alnında “Kafir” diye yazılıdır. Gözlerinin üzerinde de kalın bir perde vardır. (Ravi: Hz. Enes (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 97] Deccal şarktan, Horasan’dan çıkar. Ve ona “kalkan yüzlüler” tabi olur.(Yahudiler ve Horasan Türkleri deccalın yardımcıları olacaklar.) (Ravi: Hz. Ebû Bekir (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 97]

Deccal her yere varır, yalnız dört mescidin bulunduğu yere varamaz. Mescidi Haram, Mescidi Medine, Mescidi Aksa ve Mescidi Turi Sina. (Ravi: Hz. Recul (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 97]

Şu on alâmet olmadan kıyamet gelmez: Duhan, Dabbetül arz, Deccal, Güneşin garbtan doğuşu, Üç yerde yere batış, Şark, Garb ve Ceziretül Arab’da, İsa ibni Meryem’in inmesi, Ye’cüc ve Mec’ücün çıkması ve Aden içinden bir ateş çıkması ve insanları mahşere (Şam’a) sürmesi ve yanlarından ayrılmaması. Öyle ki onla geceleyince o ateş de geceler. Kaylûle yaptıklarında o da yanlarında bekler. (Yanlarından ayrılmaz.) (Bu on alâmet oluş sırasına göre değildir.) (Ravi: Hz. Ebû Tufeyl (ra))

Büyük bir kaya cehennem kenarından bırakılır. Yetmiş yıl düşer, dibini bulamaz. (Ravi: Hz. Ukbe İbni Ğazvan (ra)

Kıyamet gününde ter yerde yetmiş kulaç gider ve insanların ağızlarına, kulaklarına kadar gelir. (Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (ra))

Adil kadı kıyamet günü hesaba getirilir. Hesabın şiddeti ile karşılaşınca: “Keşke iki kişi arasında bir hurma için bile karar vermemiş olsaydım” der. (Ravi: Hz. Ali (ra))

Kadı, ayak kayacak noktalarda o kadar düşer ki, Medine ile Aden arası kadar Cehenneme düşer. (Ravi: Hz. Muaz (ra))

Kâfir Cehennemde büyür. O kadar ki, bir azı dişi Uhud dağı kadar olur. Onun cesedinin bu dişe göre büyüklüğü, sizden birinizin cesedinin azı dişine nisbeti gibidir. (Ravi: Hz. Ebû Said (ra))

Kâfirin dili kıyamette iki fersah (24.000 adım) arkadan gelir. Yani o kadar sarkar ki, herkes onu çiğner. (Ravi: Hz. İbni Ömer (ra))

Kıyamet günü günahı en çok olan kimse, manasız sözü çok olandır. Ravi: Hz. Abdullah İbni Ebi Evfa (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 117]

Ehli Cehennemin o kısmı ki, Allah onları oradan çıkarmaz. Bunların yaşayışı ne ölüm, ne de hayattır. Allah’ın çıkarmak istedikleri ise, kömür haline gelinceye kadar öldürülür. Sonra çıkarılır. Cennet ırmağında tekrar canlandırılır ve sel yataklarında biten tohumlar gibi biterler. Cennettekiler onlara “cehennemlikler” diye hitab ederler. Bunlar da yalvarırlar. Allah da bu ismi onlardan kaldırır. Ravi: Hz. Ebû Said (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 119]

Cehennem ehli ağlar. O derecede ki gözyaşlarında gemi bile yüzebilir. Ve kan ağlarlar. Ravi: Hz. Ebû Mûsa (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 119]

Cehennem ehli cehennemde büyür. O derecede ki, kulak yumuşağı ile boyuk kökü arası 700 yıllık olur. Derilerinin kalınlığı 40 arşın ve azı dişi de Uhud dağından büyük olur. Ravi: Hz. İbni Ömer (Radıyallahu Anhüma) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 119]

Kıyamet gününde kula ilk sorulacak nimet şudur; “Biz sana sıhhat vermemiş miydik ve soğuk suya kanmış değil miydin?” Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 120]

Kıyametin önü sıra yalancılar vardır. Onlardan sakının. Ravi: Hz. Câbir İbni Semure (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 121]

Kıyametin önü sıra hilekâr seneler vardır. O zamanlarda emin adamlara töhmet, haine emniyet edilir. Ve emin susturulur. Yalancıya emin nazarı ile bakılır. Ve “Rüveybida” söz sahibi olur. “Rüveybida kimdir?” diye soruldu. Ammenin işleri hakkında söz sahibi olan sefih kimsedir.” buyuruldu. Ravi: Hz. Avf İbni Malik (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 121]

Kıyametin önü sıra deccal ve onun önü sıra da 30 kadar veya daha fazla yalancı gelir. Bu yalancıların alâmetleri soruldu. Buyuruldu ki: “Onlar sizde olmayan adetler getirirler ve diyanetinizi o âdetlerle değiştirirler. Bunları gördüğünüzde onlardan sakının ve onlara düşman olun. Ravi: Hz. İbni Ömer (Radıyallahu Anhüma) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 121]

Kıyametin önü sıra tanıdık kimselere selâm vermek âdet olur. Ticaret meydan alır, o derecede ki, kadın erkeğine yardımcı olur. Akraba yoklamaları kalkar ve yalancı şahidler çıkar, gerçek şahidlik gizlenir, muharrirler ise çoğalır. Ravi: Hz. İbni Mes’ud (Radıyallahu Anhüma) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 121]

Kıyametin önü sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır. O fitne devrinde adam sabah mü’min, akşam kâfir olur. Ve akşam mü’min sabah ise kâfir olur. O zaman oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Ayakta duran yürüyenden hayırlıdır, yürüyen ise koşandan hayırlıdır. O devirde okların yayını kırın, kirişlerini koparın, kılıcınızı da taşa vurun, evinize çekilin. Birinizin evine girilse ve üzerinize varılsa o zaman Adem (a.s.)’ın iki oğlundan hayırlısı gibi olun. (Yani öldürülen gibi.) Ravi: Hz. Ebû Mûsa (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 121]

Cehennemde öyle bir değirmen vardır ki, o fena ulemayı öğütür.(Yani ilmiyle amel etmiyen) Ravi: Hz. Enes (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 126]

Cehennemde bir değirmen vardır. Ulemanın cebbar kısmını öğütür. Ravi: Hz. İbni Ömer (Radıyallahu Anhüma) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 126]

Cehennemde değirmenler vardır. Onlar ulemayı döndürür. Cennetten tanıdıkları kimseler onlara bakarlar ve sorarlar: “Size ne oldu? Biz sizden istifade ettik de buraya geldik.” O alimler derler ki: “Biz size bir şey emrederdik, fakat kendimiz onu yapmazdık.” Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 126]

Cehennemde bir vadi vardır. Cehennem günde dörtyüz defa o vadiden Allah’a sığınır. Buraya ümmeti Muhammed (s.a.v)’in müraileri girecektir. Bunlar şunlardır: Kur’anı ezberlemiş, öğrenmiş fakat riyakar olanlar; Sadakayı Allah rızasından başka bir maksadla vermiş olanlar. Hacca itibar kazanmak için gitmiş olanlar. Gazaya Allah rızasından başka maksadla gitmiş olanlar. Ravi: Hz. İbni Abbas (Radıyallahu Anhüma) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 126]

Cehennemde bir vadi vardır. Cehennem her gün, bu vadiden yetmiş defa Allaha sığınır. Allah bu vadiyi amelleriyle riya yapan, okumuş mürailer için hazırladı. Allah indinde en fazla buğza layık kullar, sultanlara, baştakilere sokulan alimlerdir. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 127] Siz kıyamet gününde isimleriniz ve babalarınızın isimleri ile çağrılırsınız. (Filan oğlu filan) diye. Onun için güzel isimler takının. Ravi: Hz. Ebud Derda (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 135]

Benden evvelki peygamberlerden, ümmetimi deccal ile korkutmıyan hiç kimse olmadı. Onun sol gözü şaşı, sağ gözü ise perdelidir. Ve alnında kafir diye yazılıdır. Yanında Cennet, Cehennem diye iki vadi olur. Cennet dediği Cehennem, Cehennemi ise Cennetir. Yanında Peygamber kıyafetinde iki melek bulunur. Biri sağında biri solundadır. Bu beraberlik insanları imtihan içindir. Ve deccal onlara sorar: “Ben sizin Rabbiniz değilmiyim? Diriltiyorum, öldürüyorum.” Meleklerden biri “Yalan söylüyorsun” der.

Fakat bu sözü yanındaki melekten başkası duymaz. İkinci melek diğerine “Doğru söylüyorsun” der. İkinci meleğin sözünü ise insanlar işitir. Ve zannederler ki, deccalı tasdik etti. Bu da imtihan içindir. Sonra Medine’ye yürür. Giremeyince: “Bu O’nun (s.a.v)ülkesidir” der. Sonra Şam’a yürür. Orada “Akıbeti Efik” mevkiinde Allah onu helak eder. Ravi: Hz. Sefine (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 140]

Kıyamet gününde bir münâdi nida eder: “Nerede ümmeti Muhammedin (s.a.v) fıkaraları, kalkın! Size kim Allah (z.c.hz) uğrunda bir şey verdi, yedirdi ve içirdi, eski veya yeni bir şey giydirdi ise, tutun elinden de götürün Cennete,” Orada hiçbir kimse fakir kimse olmıyacak ki, arkadaşını kollamasın. Birisi diyecek ki: “Bu beni yedirdi.”. Öbürü diyecek ki: “Bu beni içirdi”. Böylece ümmeti Muhammed’in (s.a.v) fakirlerinden, küçük büyük bunu yapmıyan kalmaz ve böylece cemîan Cennete dahil olurlar. Ravi: Hz. Enes (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 142]

Nuh (a.s.)’dan sonra hiç bir Peygamber olmadı ki, kavmini Deccal ile korkutmuş olmasın. Şüphesiz Ben de sizi onunla korkutuyorum. Olur ki, Beni görüp sözümü işitenlerden ona yetişen bulunur. Ashab dediler ki: “O zaman kalblerimiz hasıl olur? Buyurdu ki, şimdiki gibi veya daha hayırlı. Ravi: Hz. Ebû Ubeyde (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 143]

Muhakkak ki, kıyametin önündeki alametlerden biri de şudur: Adam evinden çıkar ve kendisi evde yokken kadının yaptığını ayakkabısı ve kamçısı ona haber verir. (Cansızların konuşması Kıyamet alametlerinden olup, İsa (a.s.)dan sonra vuku bulacaktır.) Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 143]

Kıyametin ilk alametleri: Deccal, İsa (a.s.)’ın inmesi, Aden toprağından bir ateşin çıkıp halkı mahşere (Şam’a) sürmesi, öyle ki onlar kaylule (öğle uykusu) yaptığı zaman o ateş bekler. (Onlar yürüyünce o da yürür). Ve bir de Duhan, Dabbe ve Ye’cüc ve Me’cücün zuhurudur. Denildi ki : “Ya Resulallah, Ye’cüc ve Me’cuc nedir?” Buyurdu ki:

Yec’cüc ve Me’cuc bir takım ümmetlerdik ki, her biri dörtyüz binliktir. Onlardan her bir kişi etrafında, kendi sulbünden gelme bin tane göz görmedikçe ölmez. Bunlar Adem evladıdır. Ve dünyanın harab olmasına çalışırlar. Geldiklerinde Fırat ve Dicle’den içerler. Taberiye gölünü kuruturlar. Beyt’i Makdise vardıklarında ise şöyle derler: “Dünya halkını tamamen öldürdük. Şimdi de göktekilerini öldürelim.”

Ve oklarını göğe doğru atarlar da, o oklar kana bulaşmış alarak geri dönerler. Bunun üzerine: “Semadakileri de öldürdük” derler. O sırada İsa (a.s) ve müslümanlar Turi-Sina dağında bulunurlar. Allah, İsa (a.s)’a şöyle vahyeder: “Kullarımı Turdağı ve Eyle etrafında muhafaza et.” Sonra İsa (a.s) ellerini semaya kaldırıp dua eder. Müminler de “amin” derler.

Bunun üzerine Allah Ye’cüc ve Me’cücün üzerlerine “hegaf” denen ve insanların burnundan giren kurtçukları gönderir. Bu kurtçuklar onları Şam’dan Şark’a kadar sarar ve böylece Ye’cüc ile Mec’ücün hepsi ölürler. Öyleki, onların cifelerinden arz kokar. O zaman Allah, göğe emreder. Ve gökten kırbadan boşanırcasına yağmur yağar, onların cife ve kokularından arzı yıkar. İşte ondan sonra güneşin garbten doğma vakti gelir. Ravi: Hz. Huzeyfetil Yemani (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 160]

Ahir Zaman Alametleri (Ramuz El Ehadis)

Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî

Kıyamet ve ahirete ait seçme hadisler

Bu yazıyı okudunuz mu?

dua

Hadislerden çıkan hükümler

Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ 34 = 42