Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Komşuluk hakları
imanilmihali.com
Komşuluk hakları

Komşuluk hakları

Komşuluk hakları

Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” (Nisa 4/36)

İslam dini iyilik, yardım ve paylaşmayı öngören huzur, barış, kardeşlik ve Allah’a teslimiyet dinidir. Bütün bu güzelliklerin yaşayan örneği ise kardeşlik, akraba ilişkileri ve komşuluk bağlarında kendisini gösterir. O kadar ki dinin iyilik yelpazesi yakın çemberden uzak olana doğru genişleyen bir görünüm arz eder ve yakın çemberde anne baba başta olmak üzere, yakın akrabalar ve komşular vardır.

İyilik edilecekler arasındaki sıraya dikkat edilecek olursa önce muhtaçlar ve sonra yakındaki dost, akraba ve komşular gelir. Demek ki mü’mine farz olan budur ve bunu yapabilmek mü’min olmanın da şartıdır.

Yukarıdaki ayet-i Kerime’den de anlaşılacağı üzere Yüce Allah komşuluk haklarını ve yardımlaşmayı teşvik ve nasihat ederek imanın gereğini sevmek, muhabbet, emanet, güven, saygı ve yardımlaşma esasına bağlamıştır.

İslam’ın tanımında yer alan bu esasların fiili ve ameli şekli sadece maddi yardım anlamında değildir ve destek olmak, derdine, sevincine ortak olmak, hasta ziyaretinde bulunmak gibi güzellikler insanlara arası ilişkilerin de güzel yanları olarak öne çıkmaktadır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in de hadisi şerifte işaret buyurduğu gibi komşunun hakları ve hukuku aslen üç çeşittir.

a. Bir hakkı olan komşular; gayr-i müslimler: Bunların sadece komşuluk hakkı vardır.
b. İki hakkı olan komşular; Müslümanlar: Bunların hem komşuluk, hem de din kardeşliği hakkı vardır.
c. Üç hakkı olan komşular; akraba olan Müslümanlar: Bunların da hem komşuluk, hem din kardeşliği, hem de akrabâlık hakkı vardır.( İbn-i Hacer, Fethü’l-Bârî, Dâru’l-Fikr, Fuat Abdülbâkî neşri, ts., X, 456; Süyûtî, el- Câmiu’s-Sağîr, I, 146.)

Bu bahis oldukça önemlidir ki komşu, mü’min ve akraba sıfatlarının herbiri kullara ayrı bir sorumluluk yükler. Sevgi ve gönül desteği ile bunlara yönelebilenler bahtiyar kullardır ve bu işlerden feragat edip hatta çekinenler vebal altındadır. Bu arada hatırlamak gerekir ki anne-baba bahsi muhakkak bunlardan az mühim değildir.

Yine Peygamberimiz bir başka hadisinde şöyle buyurur;

Cebrail bana, daima komşu hakkını tavsiye ederdi. Öyle ki ben, komşuları birbirine mirasçı kılacak zannetmiştim!” (Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140)

Komşuluk ilişkileri, karşılıklı olmak üzere her iki tarafa da sorumluluk yükleyen bir husustur. Her iki tarafta maddi imkânlarına çok ta bağlı olmayarak gücü, imkânı nispetinde, diğerini kardeş bilmek, yardımcı olmaya istekli olmak, sevinç ve kederini paylaşmak, emniyet ve temizlik gibi konularda diğerine yardımcı ve günlük hayatta asla tehditkâr, hasımane ve tacizkar olmamak mecburiyetindedir.

Kamil mü’min olmanın şartlarından birisi elbet komşusuna ihsanda bulunmak, yardımcı ve destek olmaktan geçer. Bu itibarla yine hadiste belirtildiği gibi komşusu aç ve muhtaçken tok ve servet içinde yüzenler mü’min değildir. Tüm mü’minler nasıl kardeş ise tüm mü’min komşularda kardeştir. Komşusu akraba olanın yükü daha ağır, komşusu gayri müslim olanın yükü daha hafiftir.

“…Komşuna ihsanda bulun ki (kâmil bir) mü’min olasın…” (Tirmizî, Zühd, 2/2305; İbn-i Mâce, Zühd, 24)

“Komşusu açken tok yatan kimse mü’min değildir.” (Hâkim, II, 15; Heysemî, VIII, 167)

Komşuluk sadece ihtiyaç anında yanında bulunmak demek olmadığından ziyaret yani misafirlikler de ilişkilerde önemli yer tutar. Bu hususta da sevgi, cömertlik, samimiyet ön planda olmalı ve hak ve hukuklar sevgi çemberi ile sağlamlaştırılmalıdır. Misafirlik ve komşuluk hukuku iman kardeşliği içinde büyük bir yer tuttuğu içindir ki bu haklara riayet ve misafirperverlik övülmüş, cimrilik ve yalnızlık yerilmiştir.

Ebû Zer -radıyallâhu anh- şöyle der:

“Dostum Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi vessellem- bana şöyle vasiyet etti:

«Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy. Sonra da komşularını gözden geçir ve gerekli gördüklerine güzel bir şekilde ikrâm et!»” (Müslim, Birr, 143)

Bir başka hadiste de Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh-’ın rivâyetine göre Peygamber Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-:

“–Vallâhi îmân etmiş olmaz. Vallâhi îmân etmiş olmaz. Vallâhi îmân etmiş olmaz!” buyurdu. Sahâbîler:
“–Kim îmân etmiş olmaz, yâ Rasûlallâh?” diye sordular. Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-:
“–Yapacağı fenâlıklardan komşusu emniyet içinde olmayan kimse!” buyurdu. (Buhârî, Edeb, 29; Müslim, Îmân, 73; Tirmizî, Kıyâmet, 60)

Komşunun, komşusundan emin olması yani ondan bir zarar gelmeyeceğini bilmesi çok önemli bir konudur. Bu gözle bakmak, izinsiz girmek, zorla taciz etmek gibi değişik şekillerde hayat bulabilen zarar ve haksızlıklara tembihtir. Komşu, komşusunun evine, bahçesine izinsiz girmemeli, göz ucuyla takip etmemeli, komşusuna kendisinden bir tehlike gelmeyeceğini komşusuna ispat etmelidir. Tam aksine komşusu, ihtiyaç duyduğu anda yandaki komşusunun yardıma koşacağından emin olmalı ve komşu komşuya gözü kapalı itimat etmelidir.

Komşuluk hakları sadece aileler arasında değildir elbet. Hanımlar arasındaki misafirlikler ve komşuluk ilişkileri de aynı manayadır ve hanımların samimi ve içten ilişkileri de, misafirlik ve hediyeleşme de hadislerde övülmüştür.

Allah Rasûlü –sallâlllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurur:

“Birbirinize hediye veriniz. Çünkü hediye, gönüllerdeki dargınlığı yok eder. Komşu hanımlar birbiriyle hediyeleşmeyi küçümsemesin! Alıp verdikleri şey, azıcık bir koyun paçası bile olsa!..” (Tirmizî, Velâ, 6/2130)

Hazret-i Ebû Bekir -radıyallâhu anh- da şöyle der:
“Komşunla kavga etme, misâfir gider, o kalır.”

Mü’minler için komşunun hayırlısı elbet komşusuna karşı daha hayırlı olanıdır.

“Allah Teâlâ’ya göre arkadaşların hayırlısı, arkadaşına karşı daha hayırlı olandır. Yine Allah Teâlâ’ya göre komşuların hayırlısı, komşusuna karşı daha hayırlı olandır.” (Tirmizî, Birr, 28/1944)

Özetle; hem namus ve iffet anlamında, hem emniyet ve selamet anlamında komşular arası hukuk, dokunulmazlık ve emniyet karinesi önemlidir. Komşu komşusuna zarar vermek ve taciz etmekle değil onun haklarına riayet etmek, onu korumak, yardım etmek ve yanında olmakla mükelleftir. Yardımlaşma hem maddi hem manevi manadadır ve bazen bir derde ortak olmak bile sayısız maddi destekten daha makbuldür.

Komşu şayet gayri müslimse hakkı sadece komşuluk hakkı, komşu aynı zamanda Müslümansa hakkı hem komşu hem iman kardeşliği hakkı, komşu aynı zamanda akraba ise hakkı hem komşu, hem iman kardeşi hem akraba hakkıdır.

Hadislerde ve ayette komşuluk ilişkilerinin övülmüş olması ise mü’mine bir emirdir.

İslam huzur, barış, kardeşlik ve Allah’a teslimiyet demekse bunun ilk örneği yakından yani komşu ve akrabalardan başlayarak ispat edilmek zorundadır.

Sokak ve mahallelerin çok katlı gökdelenlere döndüğü bu zamanlarda konunun önemi çok daha iyi anlaşılacaktır umut ederiz.

Rabbim her kuluna güzel komşular, hayırlı komşuluk ilişkileri nasip etsin.
Rabbim bizleri komşudan, komşuyu bizlerden emin kılsın.
Rabbim komşu hakkı yediğimiz anlar için bizleri affeylesin.
Amin!

Komşuluk hakları

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir