Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / Konforu ilahlaştırmak
imanilmihali.com
Konforu ilahlaştırmak

Konforu ilahlaştırmak

Konforu ilahlaştırmak

Bu terim Pakistanlı düşünür Muhammed İkbal’indir ve gayet isabetli bir ‘modern zaman putuna’ işaret etmektedir. Şöyle diyor düşünür;

“Konfor iç kuvvetlerin hayata geçmesine mani olarak, ruhsal mekanizmaları tahrip ederek, benliğin ölümlü karşısındaki bağışıklık sistemini işlemez hale getirir. Bunun sonu insanın eşyaya köle olmasıdır. Konfor belası yüzünden kendimizin yarattığı ‘yapay ihtiyaçlar’ sinsi bir biçimde varlığımıza egemen olur ve bizi burnuna halka geçirilmiş panayır ayıları gibi oynatır. Bu, insanoğlunun ahir zamanda pençesine düştüğü en acımasız köleliktir. Bu kölelik ki insan, isyan etmeyi dahi aklına getiremeden hayat sermayesini tüketir. İnsanın onuruna yakışır bir ‘emanet taşıyıcı’ mevkine yeniden gelebilmesi konforu ilahlaştıran uyuşukluğun çirkefinden, ıstırabın esası ile kucaklaştıran acılı ama erdirici iklime geçebilmektir. Konfor vebasına teslim olmuş, ıstıraptan habersiz bir dünya gönülsüz kalp gibidir.”

Ve devam ediyor;

“Ölümden korkanların yaşadıkları sonsuzlaşan benliklerin yaşadıkları değildir. Ölümden korkarak geçirilen bir hayat, hayvansal bir yaşantıdır. İnsan uzun ömrü değil, insana yaraşır ömrü istemelidir. Şehit olma arzusu ise ıstırabın zafer burçlarıdır.

Tasavvufu hem seven ve öven ama şeyhperestlik illeti yüzünden yerden yere vuran İkbal, Anadolu İslamını da uzaktan tanıyan bir İslam alimi olarak, dünya putunun konforu ilahlaştırmakla ruhlarda oluşturduğu yaraları çok iyi izah etmiştir.

Kelime anlamı rahatlık ve refah olan konfor, alışkanlıklarımıza zorla enjekte edilen, zaman içinde yönlendirilen, algılarla putlaştırılan, israf ve lükse dayanak yapılan, yaşam gayesini ahiretten dünyaya çeviren, tembelleştiren, aklı esir alan, haset ve fitnelere mesnet, harama meyil haline gelen ve insan ilişkilerini engelleyen bir ahir zaman modelidir.

Dünya malı ve kazanımları ile servetleri putlaştırmanın bir diğer şekli olan bu illet, ıstırabı engellemekle de insanları bu ahiret tarlasında güneşin altında çalışmaya değil, tarla ortasındaki ağacın gölgesinde fütursuzca uyuklamaya sevk eder. Bu sayede de verim ve hasat zaten olamaz.

İnsanlığı paraya esir hale getirip daha sonra bu emel uğruna her şeyi yapar kılan insan şeytanları, insanların sahip olduğu paraları geri döndürme yolu olarak buldukları ticaret ve lüks merakıyla hem paranın kendi lehlerine çark etmesini sağlamış hem de insanlara bulaşıcı bir tembellik ve rekabet aşılayarak kalıcı hasar vermiştir.

Zaman içinde torna ile düzeltilen ve zamana göre uyarlanan bu alışkanlıklar arasına serpilen zehir, fitne, lobi ve sanal haberler ise işin tuzu biberi olmuş, kalabalık kitleler Allah yolunda değil borsa ve banka yolunda yürür hale gelmiştir. Nihayet oluşturulan bu ‘Yapay ihtiyaçlar’ algısı insanları parasız ve konforsuz yaşanmaz idrakine götürmüş, modern zaman alışkanlıkları hanelerin ve gönüllerin vazgeçilmezi olmuştur.

Hafta sonu saatlerini AVM’lerde geçiren, her yıl salon takımını değiştiren, televizyonun eğri olanını almak için bir yıllık borç altına giren insanlık, sokaklardaki ruh ve heyecanı, kavga ve sevgileri konforlu evinde televizyondan seyretmeyi tercih ederek kendisini tecrit etmiş, hayatla bağlarını koparmıştır.

Konforun verdiği rahatlığı ilahileştiren servet babaları bu konforla dünyevi haz ve zevkleri tatmış olmakla aldanmış, bu rahatlığın ve statünün muhafazası adına pek çok taviz vermekten çekinmemiştir.

Ötekileştiren, yabancılaştıran konfor bu sayede muhtaç ile olan irtibatı tümden kesmiş, konforlular arası sahte bir iletişim tesis ederek ama bunu rekabete sürükleyerek yeni konforlu mal satış alanları yaratmıştır. Bu sayede de konforun manipule çarkı aksamadan sürmektedir.

Öte yandan konfora uzak olan muhtaçlar güruhu konfor adına hayaller besleyerek şeytan işi pisliklere (özellikle kumar) ve kısa sürede zenginlik vadeden (!) ahlaksızlıklara yönelmiştir ki en başı maalesef vurgunlar, uyuşturucu üretim ve satışları ile fuhuş sektörü çekmektedir.

Sanal ıstırap yaşama hevesindeki bir takım tarikat camiası ise tekkede yerde otururken, sokaklarda kara mersedeslerle dolaşacak kadar takiyyede çağ atlamış ve ıstırabın erdirici zevkinden mahkum kalan toplum tıpkı batının çaresizliğine benzer vaziyette imansızlık hapislerine düşmüştür.

Lisanlarında gönül, terbiye, sevda kavramları dahi bulunmayan batı, aşkı inkar etmekle sadece akla esir olmuş ve bu bataklığa doğuyu da sürüklemiştir.

İnsan konfora köledir ve emaneti taşımakla mükellef insan bu haliyle emaneti bankalardaki emniyetli kasalara koyup abdestsizlik tatillerine çıkmıştır.

Kul, reklamlarla, manşetlerle her saniye aklına kazınan yapay ihtiyaçlardan sıyrılmadıkça, başını yerden göklere kaldırmadıkça, kalbin sesi kalabalıklarda işitilir olmadıkça ve ruh acı ile isyana sürüklenmedikçe uyanış ve kurtuluş da olmayacaktır.

Esenlik ve refahı, son model arabalarda arayanlar, direksiyondaki milyar liralık türbanlı ve makyajlı kadınların çarpıklığına düşmekten, israf belasından kurtulmaktan, algılardan kurtulmaktan uzaktır.

Konfor sevdalılarına erişemeyen Kur’an, onlara erdirici ilk yardımı da yapamamak da, ıslah ve terbiyeden uzak nefisler acı ile tanışmadan sanal bir hayat yaşayarak ecele teslim olmaktadır. Sıradan ve monoton bu hayatın verdiği tatminsizlik belasıyla mutsuz ve umutsuz bırakılan yüzbinlerce insan maaş ve alışveriş telaşının doğurduğu meşguliyetle boğuşur ama aldığı acı bir zevkle avunurken Kur’an’ın mesajı kaybolmakta, şeytan bu koşturan alışveriş arabalarını kahkahalar ile izlemektedir.

Her yerde yerden biten AVM’ler bu konfor putunu ilahlaştırmak, sermayeyi şeytanlara geri döndürmek, konfora köle insanları kendi ayaklarıyla ibadete çağırmak, nefisleri son model markalara esir etmek ve bu sayede zaten unutulan ıstırabı dünya sahnesinden tamamen silmektir.

Düşünülsün ki insanı olgunlaştıran keyifler değil acılardır ve yokluk bilmeyen, parası olmasa da uzun vadeli kredi ile konforu satın alma hakkı sunulan insan konfor tutkusuyla keyiflenmekte ve ıstırabın hüznünden mahrum kalmaktadır.

Bu mahrumiyet ise aşkı yakalamaya bir numaralı engeldir.

Konforun içerisindeki zararlıları ve ihanetleri saymaya gerek dahi yoktur. Alenen çıplaklığı, teberrucu, estetik ameliyatları, lüks ve israfı, haram dahi olsa temin etmeyi, şarabı, yasa dışı dahi olsa kullanmayı özendiren konfor, pahalı lüks yat ve katlarla ıstırap sahiplerinin ceplerindeki son kuruşu da alırken kendisi daha büyük konforlar için servetler yığmaktadır.

Lakin tuzak vardır ve sermaye sahipleri servet yığdıkça kendileri de konfor belasına teba olmakta, parasızlığa mahkum ıstırap sahipleri aşka daha fazla yakınlaşmaktadır.

Konforun nihayet ve erdiriciliği yoktur lakin cenneti kopyalamak gayesindeki ana şeytanlar, altından ırmaklar akan çok katlı odalar inşa etmek, yeşil ipekli yaşamlar sunmak suretiyle ilahi nizama da savaş açmış haldedir. Çok katlı binaların komşuluğa, psikolojiye, sosyal ilişkilere verdiği acımasız zarar malumken bu denli teşvik görmesi boşuna değildir. Balkonlardaki süslü devasa ağaçlar ise bu sanal kopyalamanın trajikomik halidir. Işık oyunlarıyla geceleri parıldayan, gündüzleri heybetleriyle insanlığı ürküten bu binalarda yaşam adına elindeki maddi ve manevi değerleri nakite çeviren insanlık emel ve umudu bu tapu ve kleranslara rotalamış haldedir.

Acınası bu hal, Anadolu İslam’ının aşk dolu mazisini, Ortadoğu’nun tatsız tuzsuz kan kokan mazisine çevirmekte, toplumu batının ruhsuz hayatına yakınlaştırmaktadır.

Batı elbet bir zaman sonra İslam’ın Kur’ansal boyutunu anlayacak ve İslam’a dönecektir. Müslümanlar elbet bir zaman sonra Müslüman olacaktır. Lakin o ana dek nice canlar cehennem yollarında yerlerde sürüklenecektir.

Mü’min, servetler yerine ıstırabı seçen, haram servetler yerine helal yokluklara aşık olan, acı ile döktüğü göz yaşlarının berraklığında Allah’ı bulabilendir.

Kananlar, yeşil dolarların, altın künyelerin, pahalı türbanların gölgesinde ıstıraba uzak yaşayan, sanal zevklerde esenlik arayan, çok katlı gökdelenlerin bilmem kaçıncı katındaki teras havuzunda serinlerken cennetten nasipleri ancak bu kadar olanlardır.

Maneviyatı kül edip, maddeciliğe mahkum eden konfor, içsel güç ve sevdaları körleten, kalbin sesini kısan, aklı esir alan, nefse tabi olmayı gerekli kılan bir ilah ve puttur. Bu puta tapanların eylemi ise elbette şirktir çünkü o tabi olanların yaşam gayesi de, haram ve helalleri de o idrak ile şekillenir.

Istırap, Allah’a ulaşan Sırat-ı Mustakim üzerinde güllerin dikenleriyle kanamak, mis kokulu hayat serüveninde yalın ayak ve susuz ışığa yürümektir.

Kalp, en yüce fetva makamı ve sevginin mabedi olarak yeryüzündeki en geniş mabettir ve aşk Sahibimize yönelten, Malik’imizi tek nur yapan devadır.

Divanelik aşk ile yanıp tutuşmak, Yaratan’a kavuşmak özlemidir.

Dünya, fani süsleri ile aldatan bir sınav, para geçici bir heves, şeytan aldatandır.

Ve İslam, aldanmamaktır.

Kur’an, konforu değil aklı, israfı değil paylaşmayı, sanalı değil hak olanı, haramı değil helali emredendir.

Konforu ilahlaştırmak, dünya malına tapmanın, para ve kişilere köle olmanın, cennetlerden vazgeçmenin adıdır.

İman, Allah’tan başka konfor tanımamaktır.

Rabbim kullarını ıstırap ve aşkla sadece kendisine yönlendirsin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Hz. Peygamber

Sünneti sorgulamak

Sünneti sorgulamak İman; Yüce Allah’a, Kur’an’a ve elçisi Hz. Peygamber (sav)’e itimat ve itaattir. Yüce ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir