imanilmihali.com
eğer inanıyorsanız sadece ALLAH’tan korkun!

korku filmi

korku filmi

Kur’an’da “korku” fiili, “korkunç” kelimesi ile birlikte sayısız yerde geçer. Hepsinde iki kullanım alanı vardır. Bu kelimeler ya zalimleri korkutmak, ya korkmayacak olanların yüreğine su serpmek için kullanılmıştır. Fiil ve isim şekliyle korku hem dünyada yaşanmakta olan hem de ahiret yurdunda yaşanacakları kapsayacak şekilde muazzam bir anlatım ile kullanılmıştır.

Bu harikulade uslüb Kur’an’ın tamamında mevcuttur ve Allah’ın sınırları, hem kötüyü men hem iyiyi teşvik ile çoğu yerde de peş peşe kullanılarak bildirilmiştir. Baştan sona incelendiğinde Kur’an’da bir yanda iyilikler anlatılırken diğer yanda aksi davrananların akibeti ifade edilerek doğru ve yanlış olan birlikte gösterilmiştir.

Dünya yaşamına ait bahisler ve kıssalarda ise dünya övülmüş ama dünya hayatı iğrenç olmakla nitelenmiştir ki bunun yaratılıştan itibaren böyle olduğunun kabulü hata olur. Çünkü övülesi dünya üzerindeki yaşamı, iğrenç dünya hayatına çeviren yazık ki insandır.

İnsan, meleklerin tabiri ile zalim ve cahil, kan dökücü, bozgunculuk çıkaran, Rabbimizin pek çok ayetinde belirttiği gibi cahil, aceleci, nankör, zalimdir.

Yeryüzünün ve cennetin varisi kılınan insan için hoş olmayan bu tanımlar haksız ve abartılı görünse de yaşananlara bakıldığında çok ta haksızlık edilmiş sayılmaz. Hatta bazı insan denen canlıların yaptıklarını anlatmakta bu kelimeler az bile kalır.

Bugün yazık ki insan elinden çıkan zulümler korku filmi gibidir.

Yazanı, yöneteni, oynayanı insan olan bu film, her gün gözlerimizin önünde oynayıp durmakta ve bizler bu filmi müdahale etmeksizin seyirci edasıyla seyretmekteyiz.

İnsanın, Yaratan’ın özel itinasına, bahşedilen akıl, ruh ve şuura, gönderilen sayısız kitap ve peygamberlere rağmen bu denli gaddar ve nankör olabilmesi akıllara zarardır.

Korku dolu sahneler saymakla bitmeyecek kadar çoktur.

Bir yanda Allah’ı bırakıp cinlerin ve şeytanların peşinde büyü, kudret, ilah, ölümsüzlük arayışları, bir yanda zulüm, savaş, haksızlık, adaletsizlik ve kıyımlar, bir yanda tabiat ve hayvanlara eziyetler, bir yanda lüks ve israf tutkuları, bir yanda hastalık ve adaletsiz gelir dağılımları, bir yanda ahlaksızlıklar, kumar, uyuşturucu müptelalıkları, bir yanda cinayetler, yalan ve iftiralar, bir yanda baskı ve işkenceler, bir yanda ilahi iradeye toptan karşı olan kâfir, hain ve münafıklar.

Hainler, dalkavuklar, teröristler, mafyalar, vurguncular, iş ve emek çalanlar, münafıklar, büyücüler, hırsızlar, zalimler, vergi kaçıranlar, imansızlar, iftiracılar, dinciler, dini kendine yontan yobazlar, din tanımazlar, dünya malı tutkunları, parayı put-kişileri ilah yapanlar… daha neler neler?

Yaşadığımız her gün bu korku filmini defalarca seyrediyoruz.

Dilleri olsaydı da kuşlar, kediler, yıldızlar, çiçekler, dağlar bizleri izledikçe neler hissettiklerini anlatabilseydi.

Tabiatın cansız dediğimiz varlıkları bile her gün kendilerine vahyedilen ilahi emri muntazaman yerine getirmekte bir kez olsun ihmal veya hata yapmazken insanoğlunun bu haddi aşan azgınlıklarına ne derlerdi acaba?

Korkudan yerinden yuvarlanan taşlar, insana verilen sorumluluğu kabul etmeyen dağlar, bal yapmakla vahyedilen arılar, durmadan çalışan karıncalar, çirkin sesli eşekler, tesbih eden ağaçlar bizlerin bu halini görüp neler söylerlerdi?

Ya omuz başlarımızdaki hafıza melekelerinin ızdırabı? Her dediğimiz, her yaptığımız, her baktığımızı not eden dürüst ve hatasız melekeler? Bizlerin zalimlik ve nankörlüğü karşısında herhalde en çok onlar kahroluyordur.

İnsanlar Kur’an’ın özellikle ölüm sonrası hesaplaşma ile korkutmalarına çok kıymet vermiyor olmalı ki veya o hesaptan birileri vasıtasıyla nasıl olsa yırtarız diye düşünüyor olmalılar ki Kur’an ayetlerini hadleri olmayarak çok ciddiye almadan fütursuzca günah işlemekte sakınca görmüyorlar. Dahası ne günahtan ve ne de günahın sonuçlarından çekinmiyorlar.

İnsanların korktuğu en büyük iki şey maddi kayıpları yani para ve can kaybı yani ölüm. Son damlasına kadar dünyevi bu korkuların ahiret yurdunun önüne geçmesi ne kadar da acı!

Bir de karanlıktan korkuyor insanlar. Yani bilinmeyenden, görünmeyenden, tercüme edersek küçüklükten beri korkutula geldikleri öcü ve şeytanlardan. 

Manasız bu korku Rabbimizin himayesine, iman kalkanına karşı ne kadar da yersiz?

Asıl korkulması gereken günah işlemek olduğu halde insanın bencilce kendi kayıpları derdine düşmesi, ilahi düzenin bekasını zedeleyen şeyleri umursamaması ne kadar acı?

Allah kendisine yardım edenlere yardım edeceğini ahdederken insanın Allah’a yardım etmemesi, kendi çıkarları peşinde dünyasını heber etmesi ne kadar can yakıcı?

Şeytan fakirlikle, yoklukla korkuturken korkanlar, hesap sonunda gidecekleri cehennemden neden korkmuyor? Amel defteri solundan verilecek olursa akıbetinin azaplarla dolu olacağını idrak edemeyen bu insanlar neden kâinat ve beden kitabını okumuyor? Canı yitirmemek adına katlanılan seviyesizlikler, görmemezlikler, yalakalıklar, emir telakki etmeler insanları ateşlerden koruyabilir mi? Kimse kimsenin günahını üstlenemeyecekken, kimse Allah’ın razı olmadığı kullarına şefaat edemeyecekken kim hangi cesareti bulup ta Allah’tan korkmamaktadır?

Allah korkulacak veya âşık olunacak değil, rızası kazanılmaya çalışılacak malikimizdir. Ancak o vebali, azabı, gazabı çetin olandır. O, tuzak kuranların en çetinidir. O, cehennemi ağzına kadar dolduracağına and verendir.

O, rahmeti bol ancak gazabı büyük olandır. O, korkulacak olanların yücesi, teki, sadecesi’dir.

“Zalimlerden, alçaklardan, şeytandan değil benden korkun” diyen Yüce Allah, zerre kadar adaletsizlik yapmadan her şeyin karşılığını tam verendir.

O, kendisine riya ve gösterişle gelenleri değil, halis kalple gelenleri sevendir.

O, kalplere imanı veren, nefisleri temizleyen, attığımız oku atandır.

O, korkulacak tek Yaratan’ımızdır.

Yaratan’dan korkmayarak, yaratılana korku salan zalimlere, azgınlıkları daha çok artsın ve bir süre daha sefa sürsünler de helakleri hak olsun ve onlara uyacak imansızlar belli olsun diye süre tanıyan  yine Rabbimiz Allah’tır.

Zalimlerin korkusuyla yerlere kadar eğilenler, el etek öpenler, hayatta kalmak adına cinayetlere göz yumanlar, para kaybetmesin diye haramı kabul edenler, hak yiyip zulmedeneler! Kapıları kapatsanız da, duvarlar arkasına saklansanız da bilmez misiniz ki Rabbimiz her an her yerde bizimledir.

Yapılan her şeyin karşılığı olacaktır. Gecenin koyu karanlığında, ıssız tepebaşlarında, yerin fersah fersah altında o illeti yapsanız da bir gören ve not eden mutlaka vardır.

Korku saçan zalimler, asıl siz korkun.

Korkutan zalimlere bu dünyada köle olan korkaklar, ahireti korkulardan nasıl feraha çıkacaksınız?

Ey insanlar, şeytandan değil, zalim insandan değil, eğer inanıyorsanız sadece ALLAH’tan korkun!

Çünkü korkulacak olan Allah, sizi korkulardan kurtaracak olan yine Allah’tır.

İnsanların yazıp yönettiği korku filminin korkutanı olmayın, varsın erdemli mağduru olun. Ama asıl korkacağınız Allah’tır. SADECE ve SADECE ALLAH’tan korkun!

Ve düşünün bakalım bir tek olsun Hollywood filminde Allah’tan korku temasının işlendiği film gördünüz mü? Size korku diye sunulan şeyler neler bir bakın bakalım!

korku filmi

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah’ın Vaadine itikad imtihanımızdır

Dünya çok yakında artan zulüm ve şeytanlıkları harap edercesine, Allah’ın vaatlerinin tek tek gerçekleşmesine şahitlik ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir