Anasayfa / Global siyonizm / Kristof Colomb ve Amerika
imanilmihali.com
Kristof Colomb ve Amerika

Kristof Colomb ve Amerika

İblis’le adeta kan kardeş olan İsrailoğulları, Yahudi kimlik kartlarıyla yenidünya hayali için artık baskılarından bıktıkları Avrupa’yı, kabala istikametinde, terk edecek, bu gittikleri yerde tüm dünyaya hükmedecek kadar güçlenecek, bu yerde paranın ve siyasetin gücüyle tanışacaklardı. Çalışmalarının mükâfatını da yüksek teknoloji ile alacaklardı. Lakin elde edecekleri bu güç onlara servet ve güç, tüm dünyaya ise kan ve gözyaşı getirecekti.

Katolik kilisesinin baskıcı tutumu, özellikle Avrupa’da yaşayan Yahudileri zor durumda bırakmıştı. Endülüs devleti içinde nispeten huzur ve güvenliği bulan Yahudiler buradan da Hristiyanlarca sürgün edilince önlerinde batı veya doğuya göç etmek gibi iki seçenekleri vardı. İşte batıya doğru olan bu yolculuğun adı yeni kıta Amerika’ydı. Lakin bu serüven sıradan bir keşif değil baştan sona yeni dünya düzeninin adeta kurumsallaşacağı ve nihai plan için prova görevi göreceği bir Yahudi eylemiydi.

Colomb Ağustos 1476’da gemisinin batmasıyla hayatını zor kurtarıp Portekiz kıyılarına çıkmıştı. Burada Portekiz Krallığı nezdinde keşifler yaptı. 1484 yılında Amerika kıtasını keşfetmek üzere yola çıkmak için müracaat etti, kabul olmayınca İspanya’ya geçti. 1486 yılında teklifini Kral Fernando ve Kraliçe İsabel’e iletti. Komisyon kuruldu ama teklif yine kabul görmedi. Ancak sonra saraydaki gizli eller (!) devreye girdi ve Kralla Kraliçe ikna oldu.

Colomb sanılanın aksine İtalyan bir Hristiyan değil, İspanya’nın Seferad Yahudileri soyundan gelen bir morrano (gizli Yahudi dönmesi) idi. Babası Domenico, annesi Suzanna katalan Yahudilerindendi. Kendisinin de amirallik yaptığı gemide (Santa Maria) tüm mürettebatı morrano Yahudilerinden oluşmaktaydı. Colomb Tevrat’ı ezbere bilecek kadar dindar bir Yahudi’ydi. İsmi de zaten Colombus değil, Juan Colon’du. Colomb, maceraperest değildi, ne yaptığını bilen birisiydi. Yolculuğu da bilinmeyene bir hayali yolculuk değil zaten biliniyor olana emin ve maksatlı bir gidişti. Kolomb’un imzasında bile bariz Yahudi semboller vardı ki kusursuz üçgen bunun işaretiydi. Colomb Amerika kıtası için OPHİR (Altın Ülke) ismini kullanıyordu.

Kolomb’un asıl amacı Avrupa’da zor günler geçiren Yahudilere yeni vatan bulmaktı, zengin topraklar keşfedip bu servetlerle Kudüs için planlarını ve tapınağın yeniden inşasını hayata geçirebilmekti. Dahası Kabalacılara göre Mesih’in gelmesi için şart olan şey Yahudilerin dünyanın dört yanına dağılmalarıydı. Dolayısıyla bilinen bu kıtada da Yahudiler olmalıydı. Yine aynı kehanete göre Yahudilerin yayılışları İspanya’dan başlamalıydı.

1492, Kolomb’un Amerika’yı keşfettiği, Seferad Yahudilerinin İspanya’dan sürüldüğü ve Endülüs’ün son kalıntısı olan Müslüman Granada devletinin yok edildiği yıldı. Bu yılın 3 Ağustos’unda üç gemiyle (Santa Maria, Pinta, Ninan) İspanya’nın Palos limanından yola çıkıldı. 12 Ekim 1492 günü karaya ayak basıldı. Colomb yola çıkarken tüm hazırlıklar tamam olduğu halde bir gün sebepsiz yere beklemişti. O yola çıkılmayan gün Yahudi takvimlerine göre av ayının dokuzuydu. Bugün ise Süleyman tapınağının yıkıldığı gündü. Bugün Yahudiler oruç ve yas tutarlardı. Colomb batı Hint adalarına ulaşıp karaya çıktı. Karaya ayak bastığı gün olan 12 Ekim tarihi de Yahudiler için bir başka kutsal gündü ki o gün 21 Teşri 5253 yani Sukkot’un son günüydü. (Hoshana Rabba)

Colomb, Floransalı Toscanelli’nin batıdan Hint’e doğru yol olduğunu iddia ettiği mektubundan haberdardı. Ona mektup yazıp ayrıntı istemişti. Toscanelli cevabi mektubunda ayrıntılar ve hatta bir harita göndermişti. Colomb bu mektuplaşmayı inkâr etse de gittiği rota konusunda kuşkusuz oluşu ve doğru yere çıkması yola dair bilgilendirilmiş olmasına delildir.

Colomb yolculuk için konverso’lardan (Hristiyanlığı kabul etmiş Yahudilerden) yardım almıştı. Hatta bunlardan bazıları Krallık emrinde çalışmaktaydı. Yolculuk bir günde kararlaştırılmış bir şey değildi. Önce izin, sonra para bulması gerekliydi ki hazırlık ve yüklemeler için ayrıca zaman gerekmekteydi. Colomb ayrıca astroloji haritasından ve astrolojik yön bulma aygıtından yararlandı ki bu ikisini temin edenler de Yahudilerdi. En çok yardım gördüğü üç büyük destekçisi de konversoydu.

Bunlardan biri kralın hazineden sorumlu genel müfettişi olan Santagnel’di. Kolomb’un elinden tutup huzura çıkartan, Krala telkinde bulunan oydu. Hazineden 1.140.000 maravedi ile finansman sağladı. Kolomb’un keşiften sonra ilk mektup yazdığı kişi oydu. Saraydaki ikinci konverso, Gabriel Sanchez’di. Aragon krallığının hazine bakanıydı. O da finansman sağladı ve Colomb ikinci mektubunu ona göndermişti. İsaac Abrabanel ise en önemlileriydi. Çünkü o para vermenin yanı sıra olayın metafizik boyutunu ve Mesih planındaki yerini hesap edenlerin başındaydı. Yahudi toplum önderlerindendi, Talmud eğitimi almıştı. Görevi vergileri denetlemekti. Mesih’in gelişinin yaklaştığına dair üç kitabı yayınlanmıştı. Bir dördüncü konverso ise Abraham Ben Samuel Zacuto’ydu. Yolculuğa kabalistik güç katan isimdi.

Colomb Amerika’ya vardığında 60-80 milyon kızılderili yaşıyordu. Şu an ise mevcutları 2 milyonun da altındadır. Yani orada soykırıma uğramış bir halk vardır. Colomb asırlar sonra soydaşlarının goyimler için kullanacağı “En iyi Filistinli ölü Filistinlidir” sözünü uygulamaya koymuş, yerlileri insan olarak görmemişti. Katliamlar Colomb ile başlamıştı. İspanyol koloniler oluşturuldu. Yerliler köleleştirildi. Zor şartlarda çalıştırıldılar. Vergiler kondu. Colomb her bir ticaretten % 10 pay aldı ve bu payı maksadı istikametinde kullandı. Köle ticaretini ilk başlatan da oydu. (Köleleştirme ve köle kullanma Yahudi dininde yerilen değil övülen hatta emredilen bir şeydi.) İsyan edenler için 350 darağacı kurdurtmuştu. Bazı yerliler ise işkence ve zulümden kurtulmak için topluca intihar ediyordu. Dominik rahipleri bile Krala bu durumu şikâyet eden mektup yazmışlardı. İnsanlık dışı işkence ve tecavüzlerin ardı arkası kesilmedi. Ayrıca denizcilerle gelen tifo, tifüs, kolera, difteri ve çiçek gibi hastalıklar o ana dek kıtada görülmediği için bağışıksız yerliler kitleler halinde öldüler. İşgalcilerin teolojik temelleri ise bu insanları goyim görmeleriydi. (Bugünde kendilerinden olmayanlara goyim gözüyle bakan siyonların, halkları bağışıklık taşımadıkları virüslerle tanıştırması aynı şey değil midir?)

Colomb’un açtığı vahşet yolundan sonraları pek çok istilacı yürüdü. En çok da altın aradılar. İspanyol kolonicilerin çoğu doğal olarak konversoydu. Tarihçilere göre Amerika’da bir yüzyıldan az zamanda 95 (veya 103) milyon yerli katledilmişti. Bu boşluk ise bir başka dramla, sonraki dört yüzyıl boyunca Afrika’dan toplam 13 milyon siyah köle getirilerek kapatılacaktı. Bu işin önderi de yine Yahudiler olacaktı. Yerliler katledilirken beyazlar kıtaya akın akın geliyordu. Gelenlerin çoğu da Yahudi’ydi. Yeni kıtaya önce İspanyol ve Portekizli Yahudiler geldi. Peru’da Yahudi cemaati oluştu. Bunlar ticarete egemen oldular. Avrupa’dan kaçan Yahudiler de Amerika’ya geldi. Brezilya’da şeker ticaretini üstlendiler. Recife’deki Yahudi cemaati burası Portekizlilere geçince, sonradan adı New York olacak olan New Amsterdam’a göç etti.

İngilizlerin Amerika kıtasını işgali sırasında mason locaları da ihraç edildi. İngiltere locasına bağlı pek çok loca kuruldu. İngilizler Fransızlara yenilip kıtadan çekilse de localar sistem ve güçlerini ABD’ye yerleştirdiler.

Colomb Yahudiler için gerçekten zengin topraklar bulmuştu. Tarihin seyri değişmişti. Burada adeta gizli bir Yahudi devleti kuruluyordu. Kıtada topraklardan sonra ekonomiyi de ele geçirdiler. Yahudiler daha sonra gelen beyazları da sömürerek zenginleşip, devlet yönetimini ele geçirdiler, ABD’yi kurdular. Bu ülkedeki papalık ve Katolik Hristiyanlık inançları da zayıflattılar. Nihayet kızılderililerden sonra ABD’li Hristiyanları da sömürgeleştirdiler ve şu an ABD ve tüm dünyayı yine onlar sömürmektedir. Hem de o topraklardan elde ettikleri kanlı paraları sermaye yaparak.

ABD’nin dünya ekonomisini ele geçirmesini ve yönetmesini sağlayan, bugünkü küresel para sistemi ile Bretton Woodds anlaşması ve yine siyasi alanda Yafta Konferansı ile dünya hâkimiyetini ele geçirmesini sağlayanlar Yahudilerdir. Bugün ABD halkı İsrail için köleleştirilmiştir. Vergi veren, savaşan onlardır. Yahudiler ise sadece nimetlenir.

Bu arada İngiltere’den de bahsetmek gerekir ki kızılderililerle yoğun olarak savaşan, ticaret ve altyapıyla uğraşan İngilizler, Yahudiler sayesinde lisan dışında maddi kazanç veya toprak olarak emeklerinin karşılığını almadıklarını düşünmektedir. Aynı şey Ortadoğu için de geçerlidir. Bu çatışma ise günümüzde ABD-İngiliz gizli savaşına sebep olmakta, AB’nin bütünlüğünü tehdit etmekte, ABD’li Rockefeller ile İngiliz Rothschild’in arasını açmaktadır.

ABD 13 koloni devletin birleşmesinden kurulmuştur. Massachusetts kolonisi bugünkü ABD’nin temellerinin atıldığı, ideolojisinin oluşturulduğu, yönetici kadronun teşkil edildiği yerdir. Püritenler (İngiliz Protestan’ı Yahudiler), Massachusetts’e gelip kolonileşti ve ABD’nin çekirdek kadrosunu oluşturdu. Püritenler eski ahite bağlıydı ve New England olan Amerika’yı New İsrael olarak adlandırdılar. Bunlar kendilerini hacılar olarak isimlendiriyordu. En büyük istekleri seçilmiş ırk olan Yahudilere benzemekti. Ve ABD’yi de Kenan diyarına benzetmişlerdi. Bu yüzden ABD şehirlerine Tevrat’ta geçen Yahudi isimlerini verdiler. (Hebron, Salem, Zion vb.) Siyonistlerin de bunda büyük payı ve imzası vardı.

Amerika Tevrat’ta vadedilen ve Mesih’in gelişiyle Yahudilerce kurulacak SİYON KRALLIĞININ prototipi olmuştu. ABD temelleri böylece Kuzey Amerika’daki ilk kolonilerin öncüsü olan püritenler tarafından atıldı. Onların Yahudi hayranlığı Amerikan kültürünün merkezine yerleşti. Kaymak kesim kabalist Yahudi, üreten teba ise diğerleri oldu. Masonluk derhal ABD’ye taşındı, ABD dünyanın ilk masonik Cumhuriyeti oldu. ABD kurucularının hemen hepsi üstat masondu. Çoğu Gül-Haç örgütü mensubuydu. İlluminati bağlıları da vardı.

Ezoterik tarihçiler, bağımsızlık bildirgesi altındaki 56 imzanın 50’sinin mason olduğunda hemfikirdir. ABD ordusunda subayların halen çoğu masondur ve askeri localarda toplantılar yapmaktadırlar. Bu masonik etki dolar üzerine konan simgelerle ölümsüzleşti. (1 ve 20 dolar) Aynı şey ABD resmi mührü belirlenirken de söz konusu oldu. (4 Mayıs 1782) Kartal, beşli yıldızdan oluşan altı köşeli siyon yıldızı, arka yüzde ise Lucifer gözü yer aldı. 1934 yılından sonra bu mühür demir paralara da vurulmaya başlandı. Bugün dünyanın en zengin 500 listesinde 200 Yahudi vardır. Bunlar dünya parasının % 50’ni kontrol ederler.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Onurlu yaşam, insan olabilmek

İnsan olmak, kurtulmayı düşünmek için kafidir. Hürriyetler, haklar, temel ihtiyaçlar noktasında her insan bir evrendir, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

74 − = 72