Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Küçük çocukların minik bebekleri
imanilmihali.com
Küçük çocukların minik bebekleri

Küçük çocukların minik bebekleri

Dinen reşit olma hali, zina ve izdivaç esasları

Dinen mükellefiyet kızlar için adet, erkekler için ihtilam olmak ile başlayan sınava tabi olma halidir ve buna ait yaş sınırları İslam alemi ortak kabullerine göre ortalama onbeştir. Kesin olmayan bu yaş sınırları kabul görse de kişiye göre değişen mükellefiyetin bazı zaruri şartları vardır ki nikah, rey hakkı gibi temel hak ve hürriyetler ile dinen sevap ve günah kazanma hali bu zaruri şartların kazanılması ile başlar.

Mükellefiyetin ilk şartı akli yeterliliktir ki bu sadece deli olmama hali değil aynı zamanda akledebilme, sonucunu kestirebilme ve altından kalkabilme yeterliliğidir. Konuya esas çocuk gelinler ise bu yeterliliğe en baştan sahip olmayan adaylardır ve amelleri dinen caiz değildir.

Sübyancı bir sapık mantık elinde her geçen gün düşürülen reşitlik yaşlarının kaçınılmaz sonucu bebek gelinlerdir ve yahudi hahamlarda sıkça görülen bu sapıklık (hahamlar üç yaşında kızlarla izdivaç yapabilmektedir) israiliyatın devasa etkisiyle İslam’a da girmiş ve her geçen gün güçlenmektedir.

Oysa Kur’an’ın nikah ve talak ile, zine ve fuhuş ile ilgili ayetleri gayet açıktır. Buna göre;

Kulun reşit olma şartı; sonucunu ve mahiyetini akıl yoluyla kestirebilme, hür ve ergin iradesiyle iyi ve kötüyü ayırt edebilme, fiziki olarak yapması gerekenleri yapabilme, temel hak ve hürriyetlerini aklı erer vaziyette asgari standartlarda kullanabilme, üzerine düşen ve düşecek görevleri layıkıyla yapabilecek ehliyet, liyakat ve kabiliyete sahip olmasıdır.

Yani sadece adet görmesi o kızı reşit ve gelin adayı yapmaz, yapamaz.

Vekaletle kesilen kurban misali kız çocuklar kurbanlık koyun değildir!

Cahiliye araplarının canli canlı toprağa gömdüğü kız çocukları ile bugün çocuk yaşta evliliğe veya ilişkiye zorlanan kız çocuklarının ne farkı vardır? Çocukları reşit yaşından bile küçük veya reşit yaşın hemen başında rızası ve bilinci dışında nikahlamak diri diri öldürmek değil de nedir? O cahiliye arapları müşrik iken bugün modern toplumda aynısını yapanlar müşrik değil de nedir?

Kızlarının ahlaki geleceklerinden emin olmamak, namuslarını korumak adına bile yapılsa bu nikah satışları Allah’a güvenmemek anlamı taşır ki zaten baştan şirk kokuludur. Araplarda bu yüzden evlatlarını öldürmüyor muydu ve Allah onları lanetlememiş miydi?

Öte yandan nikah ve talak ile ilgili Allah’ın emri açıktır ki nikahta son söz gelinin rızasına, boşanmada son söz erkeğin dilemesine bağlıdır. yani nikahta kadının, boşanmada erkeğin dilemesi ön plandadır ki bebek gelinler için vekaletle yapılan evliliklerin hiçbirisi gelinin kalbi rızası yoksa makbul ve mübah değil ama haramdır.

Gelinin yaşlı zamparalarla nikahlanmasını şart koşan aile veya töre baskısı durumunda da gelin hür iradesini kullanamıyorsa değişen bir şey yoktur ve bu durum da hem haram hem zulümdür ki Kur’an’a tamamen aykırıdır.

Akraba evlilikleri gibi dinen caiz olmayan kimselerle evliliğe zorlamak ise en baştan haramdır.

Mut’a nikahı gibi cinsel et pazarlıklarına dini kimlik yaratma çabaları ise dinle alay etmek olduğundan zinhar haramdır ve yapanlar zina suçu işlemiş olur.

Bebek kızların nikaha ait hürriyetleri dilediğini yapma ve dilemediğini yapmama noktasında düğümlenir ve şayet rıza yoksa o nikah baştan sona haram olduğu gibi o nikahtan doğacak nesillerde haram ile daha en baştan tanışmış olur ki toplumsal davalar bunun acı örnekleriyle doludur.

Ayrıca o bebek gelinlerin nikahla alacakları yeni mesuliyetleri taşıyabilmesi şartı vardır ki yemek yapmak, hanenin namus ve düzenini muhafaza etmek, bebek yetiştirmek ve emzirmek gibi sayısız görevi nikahla üstlenen bebek gelinlerin bunları layıkıyla yapabilmesi imkan dışıdır.

Daha çocuk yaşta ve tecrübesiz haldeyken bir anda nikah yoluyla sorumluluğu artan bebek kızların – çocuk gelinlerin kamuya ve topluma hayırlı evlat yetiştirme şansları da düşük hatta imkansızdır ki yaşlı adam ve bebek gelin evliliklerinin hiçbiri uzun soluklu değildir, sonunda birileri mutlaka yetim, öksüz kalır veya birileri mutlaka suçlara meyleder.

Esas veya birinci değil de kuma mantığıyla ikinci, üçüncü eş alınan çocuk gelinler ise zaten dinde çok eşliliğin şartlarına uygun olmalıdır ve bunun şartı eşler arasında adaleti sağlamaktır ki adalet sağlanamayacak korkusu varsa tek eşlilik Kur’an emridir, öğüdüdür.

Fuhuş veya zinadan korkarak para ile satın alınan gelinler veya bebek sahibi olmak gayesiyle bulunan ara çözümler nikahın hikmetine tamamen aykırı olduğundan mübah ve caiz değildir.

Öte yandan o çocuk gelinin hayata ve dine hazırlanması, mutlu bir aile kurabilmek umudu, bu mutlu aile ortamında üzerine düşenleri hatasız yapabilmesi için sahip olması gereken ergenliği daha en baştan engelleyen çocuk gelin ameli kız tarafının gelecek umut ve hayallerini yerle bir ettiği için de zulümdür.

Ana abaların bebek gelinleri para karşılığı (mehir) adına satması hak ve helal değildir. Mehir Allah’ın emridir lakin burada mana ana ve babanın zenginliği değil kadın eşin gelecek korkusunun yenilmesidir ki talak yani boşanmada da esas aynıdır. (Erkek kadının asgari bir yıl yaşayabilmesi için gerekli nafakayı temin ve tahsisten sorumludur) Yani çocuk gelinler hususunda ortada dönen kirli para ana ve babanın davar alması için değil, gelinin kendisini emniyette hissetmesi gayelidir.

Mültecilerle para karşılığı yapılan evlilikler, mülteci çocuklarıyla yapılan gecelik nikahlar hep haramdır, dinde yeri asla yoktur. Zina mahiyetindeki bu hallerin dinen cezası da malumdur.

Din adına, çok eşlilik adına, yetimlere sahip çıkmak gibi riya dolu niyetler adına maskelenen sapık ideoloji ve art niyetler şehvetin kirli olanına hizmet eder ki bu zaten gizli şirktir.

Yetimlere aklı tam erene kadar mirası teslim etmemeyi emreden Kur’an, o yetimin velisine hak yememek şartıyla yetim erene kadar malını kullanma hakkı vermekte, dahası zamanı geldiğinde o yetimi adeta sınava sokarak yeterliliğini ispat istemektedir.

Yetimler bu haldeyken bebek gelinler bahsinde bu şart ve maksadı çocuk gelinler için yok saymak kişiyi adeta dinden çıkarır ki haram olmakla kalmaz aynı zamanda zulüm ve dini inkardır.

Nikah dışı bebeklerin mevcudiyeti ise toplumun İslam ahlakına ne kadar uzak ama tecavüz ve sapıklığa ne kadar yakın olduğunun  ispatıdır ve tarikatlerin merdiven altlarında peydahlanan bu çocukların cennet tapusu karşılığı veya hikmet / himaye garantisiyle dünyaya gelmesi şirkin şeytanı bile alkışlattıran çeşididir. 

Yukarıda reşit olmadığı halde nikaha zorlanan satılık gelinler için söylenenler hele arada nikah yok ise asla cehennem azabından kaçamayacak zulümlerdir ki afsızlığa mahkumdur. 

Özetle;

Hastaneleri dolduran sahipsiz yavrular neslin geleceğine sokulmuş hançerlerdir, bazılarının uçkuru sevdasına heba olmuş hayatlardır. Sahipli dahi olsa bebek gelinlerin bebekleri, anneleri anneliği bilemeyeceğinden asla yetişkin anaların bebekleri gibi namus ve şerefle yetişemeyecek, babasız veya kimliksiz bu yavrular hayata attıkları ilk adımlarla kötü yola mahkum edileceklerdir.

Yazık ki doğum yaşları onbeş yaşın altında olan kız çocukları bile vardır ve bunun izahı bile yoktur, düpedüz sapıklık ve tecavüzdür. Vekaletle nikaha bile cevaz vermeyen bu durumun dinin ne tür kirli emeller için kullanıldığının da resmidir.

Merdiven altı kirli tarikat yuvalarında dini eğitim, iskan imkanı veya başka hayalleri satarak kız çocuklarını hem köleleştirmek, hem sapıklıklarına malzeme yapmak isteyenlerin din ve imanla alakası olabilir mi?

Buna sessiz kalan hastanelerin, mülki idarelerin, yöneticilerin, kadıların (!), toplumun refaha ermesi, beraat etmesi mümkün müdür?

Buna alkış tutanların, destekleyenlerin sapık olmadıklarına emin olunabilir mi?

Kadına ve kıza layık görülen bu kötü muamele Yüce Allah’ın kadın ve kızlara gördüğü hak ve değer ile mukayese edilebilir mi?

Yüce Allah böyle sapık topluma ve sapık idraklere refah ve rahmet verebilir mi?

Sokakları dolduran annesiz, eğitimsiz, ehliyetsiz, namussuz, sahipsiz çocukların toplumun gelecek neslini namus ve şeref dairesinde teşkili mümkün müdür?

O sapık şehvetleri nikahla perdelemek ve Allah’ı kandırmak isteyen gafiller olduğu sürece toplumun dini kemale erebilir mi?

Toplum tümden bu vebalin altından kalkabilir mi?

Kızlarını bebek yaşta satan ana ve babalar adı ister örf, ister baskı olsun dünyada ve ahirette huzura kavuşabilir mi?

İnsan denen varlığın hür, eşit ve güzel yaratılışına darbe vuran bu kirli eller dinen refaha erebilir ve cennetlere gidebilir mi?

O bebek gelinlerin satışından elde edilen maddi gelir helal olabilir mi?

Buluğ yaşını dokuza kadar düşüren diyanetin dine yön vermesi mümkün olabilir mi?

Kur’an kursuna bebek bezinden kesilmiş yavruları davet eden diyanet çocuk gelinlere davetiye çıkarmış sayılmaz mı?

Şeyhin, şıhın himayesine zorla atılan çocuklar gelinleştirilirken sessiz kalanlar vebalden kurtulabilir mi?

Çocuk gelinlerin reşit olmadıklarını bildiği halde o nikahı kıyan imamlar müslüman olabilir mi?

Akrabalar, komşular bu cinayetleri görüp de sessiz kaldıkça, korktukça Allah bu insanları affeder mi?

Zina ve fuhuşu resmileştirmek isteyenler para ile nikah satın alarak Allah’ı kandırabilir mi?

Tecavüz ettiği kızlardan (çocuklardan) can bulan bebekleri doğurtan ama yasal görevini yapmayanlar kul olabilmeyi başarabilir mi?

Reşit olmayan kızlardan doğan bebekleri sessizliğe mahkum etmeye para ve makam karşılığı çanak tutanlar helal ve hak yaşayabilir mi?

Evlatlarını sözde maddi kaygılarla satarak Allah’a güvenmeyenlerin Allah’ın lanetinden kurtulması mümkün müdür?

Bebek gelin evliliklerine, bebek annelerin bebeklerine, bebek annelerin tecavüz yoluyla can bulmuş bebeklerine, parayla satılan bebeklerin bebeklerine velhasıl çocuk gelin ve bebek annelerin bebekleri bahsinde adı geçen sanık ve susmayı tercih eden tanıkların tamamının MÜSLÜMANLIKLARINA KEFİL OLUNABİLİR Mİ?

Hayır, hayır, bin kere hayır!

O sahipsiz veya sokaklara salınan çocuk gelin bebeklerinin yahudi zenginlere organ bankası/deposu olmadığına emin misiniz? Bebek ticaretine alet edilmediklerine? Devletten maaş alabilmek için dünyaya gelmediklerine? …

Yüce Allah kalpleri ve akılları bilen, niyetleri ve gizlileri gören ve hesap soracak olandır.

Rabbim gizli şehvet tutkunu bu müşrikleri helak ve rüsva eylesin.

Rabbim topluma İslam ve iman itikadı nasip eylesin.

İsrailiyatı içimize kadar sokan yahudileşmiş müslümanları azabıyla helak eylesin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir