Anasayfa / Global siyonizm / Kudüs ve Şam (Mescid-i aksa)
imanilmihali.com
Kudüs ve Şam (Mescid-i aksa)

Kudüs ve Şam (Mescid-i aksa)

Şeytanın gözü Kudüs’te, karargahı Şam’da, kulağı İstanbul’dadır. Kudüs kurmak istediği yeni dünyanın başkenti olarak en sevdiği şehirdir.

Kudüs dünyanın en eski şehirlerinden biridir. Akdeniz ve Ölü Deniz’in kuzey sınırı arasında yer alan şehrin nüfusu 800.000 üzerindedir ve 125.1 km2 bir yüzölçümüne sahiptir. Eski Kudüs, 1981 yılında “UNESCO Dünya Mirasları” arasına alınmıştır ve ayrıca “Tehlike Altında Olan Dünya Mirasları” arasındadır.

Kudüs Süleyman mabediyle ünlenen, sonraları yıkılan tapınağın yerine inşa edilmiş Mescid-i Aksa ve Kubbet’üs Sahra ile ve Hz. Ömer camisiyle İslam’ın kutsalları arasına girmiş bir şehirdir. Kudüs, kadim tarihi boyunca, iki defa yok edilmiş, 23 defa işgal edilmiş, 52 defa saldırıya uğramış ve 44 defa da kurtarılmıştır. İsmi önce Kenan, sonra Yevus şehri olan Kudüs’ü fethedip İsrailoğullarına başkent yapan Hz. Davud’dur. Süleyman Peygamber de Gazze (Kudüs) doğumludur.

Temeli Hz. Davud tarafından atılan ve tamamlanması Hz. Süleyman’a denk gelen Süleyman tapınağı/mabedi halen yeni dünya düzeni senaryolarına, Mesih inançlarına, tapınakçı masonik mistizmine zemin teşkil etmektedir. Hz. Süleyman bu mabedin etrafına 12 mahalleli bir de şehir inşa ettirmiştir. Hükümdarlığını da 40 sene Kudüs’te (Yeruşalim) buradan yönetmiştir. Mabed MÖ 586 yılında Buntünnasr (Nabuket Nazzar) tarafından yanan şehirle birlikte yıkılmış, mücevherleri Babil’e götürülmüştür.

Pers’ler Babil’i yenince Yahudilere Kudüs’e dönmeleri için izin vermiş ve mabedi de yeniden inşalarına müsaade etmiştir. Bu sayede mabet MÖ. 515 yılında yeniden inşa edilmiştir. MS. 70 yılında bu kez Romalılar tarafından yıkılan mabedin olduğu yere MS. 637 yılında Hz. Ömer bir mescid yaptırmış ve burada aralıksız devam eden sihir kitabı ve hazine arayışlarına son vermek istemiştir. MS. 691 yılında ise Emevi halifesi Abdülmelik, Kubbetu’s-Sahra’yı ve yanına Mescid-i Aksa’yı yaptırmıştır. (Mescid-i Aksa’nın ilk adı Beyt-i Makdis veya Beytu’l Makdis’dir.)

Kâbe yerine iki yıl kadar hac ibadetine de ev sahipliği yapan Kudüs, İsa ile Deccal arasında geçeceği düşünülen Armageddon diye adlandırılan büyük kıyamet savaşının (Kudüs güneyindeki Kidron vadisinde) vuku bulacağı yerdir. Masonların tüm ülkelere ait, tüm dereceleri içeren dosyaları muhtemel merkez olan Kudüs’te Kıyamet sandukası içinde saklanır. Kudüs’te 70 hahamdan oluşan Sanhedrin grubunun baş hahamlarının örgütün tepesinde olduğu sanılmaktadır.

Şehir 750 yılından itibaren Abbasiler, Tolunoğulları, Akşitler, Fatımiler, Selçuklular arasında el değiştirmişti. Fatımiler zamanı I. Haçlı seferi ile şehir Hristiyanların eline geçmiş, Haçlılar şehirdeki Müslüman ve Yahudileri kılıçtan geçirmişti. Hz. Ömer cami de kiliseye çevrilmişti. Selahattin Eyyubi 1187 yılında şehri geri alana dek cami kilise olarak kaldı.

Atatürk’ün idamını onaylayan Vahdettin’in mezarının da bulunduğu Şam ise, Mekke’ye rakip ve düşman olarak siyasal İslam’ın kalesi haline getirilmiş bir şehirdir. Siyonizm burayı da sözde Emevi(ye) camisine gelmesi beklenen Mesih nedeniyle hep sıcak ve kutsal tutmaya çalışmaktadır. Bugün Suriye’deki kargaşanın temel sebebi de budur. Cami; üç dine, dört mezhebe hitap eder, hem tapınak, hem kilise ve hem de cami hüviyetiyle üstelik Şiiler için hac yeri olmasıyla, dahası İsa Mesih’in ineceği yer olarak düşünülmesi sebebiyle önem arz eder.

Günümüzde birçok olayın yaşandığı, iç savaşın ortasında kalmış Suriye’nin başkenti Şam’da yer alan Emevi Camii, 705-715 yılları arasında Emevi halifelerinden olan Abdülmelik tarafından yaptırılmıştır. Cami’nin olduğu yerde MÖ. I. yüzyılda Romalılar tarafından yapılmış Jüpiter Tapınağı yer almaktaydı. Yıkılmış halde olan bu tapınağı Hristiyanlar satın alarak yerine bazilikal planlı Aziz Yuhanna Kilisesi yaptılar. Bu yapı 635 yılında Müslümanların Şam’ı fethetmesi ile birlikte ikiye bölünerek 70 yıl boyunca yarısı Müslümanlara cami yarısı da Hristiyanlara kilise oldu. Yapı ve kubbesi Mescid-i Aksa ile Kubbet’üs Sahra’nın kopyasıdır. Dahası içerisinde Peygamber, ehli Beyt ve komutan mezarları vardır.

Cami’nin üç minaresi vardır. Minarelerin hepsi Osmanlı ve Memluklu zamanında yapılmıştır. Doğuda bulunan minare İsa minaresi diye adlandırılır. Bir rivayete göre Hz. İsa kıyametten önce yeryüzüne tekrar dirildiğinde bu minareye inecektir. Teknik olarak Kubbet’üs Sahra‘ya benzeyen yapının kubbesi ise Mescid-i Aksa ile benzerdir.

Caminin dört mezhep için dört farklı mihrabı bulunmaktadır. Merkez mihrap Şafiler için diğer mihraplar ise Hanefi, Hanbeli ve Maliki mezhebine mensup kişiler için ayrılmıştır. Cami her ne kadar farklı mezhepler için bölümlere ayrılmış olsa da cemaat aynı imamın arkasında saf tutmaktadır. İç kısımda Hz. Yahya’nın türbesi bulunur. Bu türbenin içinde Yahya’nın başının gömülü olduğu düşünülmektedir ve caminin kubbesi bu türbe üzerinde yükselir. Bu cami Şiiler için hac merkezi niteliğindedir. Bunun sebebi Kerbela sırasında başı gövdesinden ayrılarak öldürülen Hz. Hüseyin’in başının buradaki yeşil camekanlı küçük bir türbe içinde olmasıdır. Gelin minaresinin hemen arkasında Kudüs’ü Haçlılardan geri alan Selahattin Eyyubi’nin türbesi bulunur. Türbede iki lahit bulunmaktadır. Biri gerçek lahit, diğeri 1898’de Şam’a gelen Alman İmparatoru II. Wilhelm’in hediye ettiği lahittir.

Din savaşları çıkarmak ve bu savaşı dünya savaşına çevirmek azmindeki kirli eller, yakın coğrafyada Kudüs ve Şam’ı sürekli kaşımaktadır ki buralar şeytanın tohumlarının olduğu yerlerdir. O yüzden sayısız ordu ve millet orada pay kapmaya, şeytana katmerli uşak vaziyetinde hizmet etmeye yarışmaktadır. Ve Şam o lanetli günlerin bedelini ödemektedir. Mekke ise kaderine terk edilmiş, Suudi vurdumduymazlığına teslim edilmiş haldedir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Onurlu yaşam, insan olabilmek

İnsan olmak, kurtulmayı düşünmek için kafidir. Hürriyetler, haklar, temel ihtiyaçlar noktasında her insan bir evrendir, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

9 + 1 =