Anasayfa / İMAN ESASLARI / İman damlaları / Küfrün Truva atı
imanilmihali.com
Küfrün Truva atı

Küfrün Truva atı

Küfrün Truva atı

Truva atını herkes hatırlar. Bu hile o denli büyük bir başarı getirmiş ve hile hain olsa da o denli akıl doludur ki dünya bu taktiği her alanda kullanır ve mübah sayar.

Masumane, saf, samimi bir örtü altına gizlenen bu hile dürüst ve adil olmadığı için lanetlenmeye mahkûmdur. Ancak şeytan zihniyetli tayfalar bunu bir zafer olarak görür ve her işlerinde de bunu yaygın olarak kullanır. Yani maske ile asıl maksadı gizlemek ve samimi duyguları istismar etmek yalnız şeytanın ve dostlarının işidir.

Aldananlar için ise bundan sonra yapılacak şey bir daha tahta atlara kanmamak, kendisine yanaşanları iman, akıl, Kur’an eleğinden geçirdikten sonra içeri buyur etmektir.

İslam camiasına saldırılar her gün defalarca sürmekte, tüm yayın organları, tüm sermaye piyasaları, tüm askeri ve siyasi organizasyonlar eliyle her gün sayısız Truva atı tanzim edilerek Müslüman coğrafyaya servis edilmektedir.

Yazık ki İslam alemi bu sahte atların çoğunu hem de kendi rızası ile surlardan içeri almakta ve içeride atın gizli gayesi yılan sessizliğinde yayılarak vücutları zehirlemektedir. Hatta kimi zaman at siparişi bizzat Müslüman devletlerce verilmektedir.

Açıklayalım.

Müslüman camiası Hristiyanlık ve Yahudilik bombardımanı altında sayısız saldırıya maruzdur. Kendi dinlerini ve bekalarını Müslüman kesim üzerinden sürdürmeye gayret edenlerin asıl gayesi Müslüman kesimi de bir süre sonra ama mutlaka kendisine benzetmek ve karanlıklara İslam’ı seçen bahtiyar ümmeti de sürüklemektir.

Tahrif edilmiş dinleri, değiştirilmiş kitapları, sahte peygamberleri ve şirke batmış teslis dini inançları ile diğer dinlerin batıl ve noksan ve geçersiz olduğu Allah kelamıyken, bilim ve kudretlerini kötülük ve savaşlar için harcarken bu diğer millet ve inançların bekası mümkün değildir. Ancak onların özellikle din adamları eliyle beslenen dinleri bataklıktan çıkma şansı bulamaz. Çünkü dine ait tüm müesseseler ve kitaplar doğru olarak “YANLIŞI” tarif eder ve çocukların daha erken yaşlardan itibaren eğitimleri bu doğrultuda gerçekleşir.

Bu zihniyetle akılları bulanan gayri Müslimlerin İslam’a geçmeyi bırakın, İslam’ı tanıma şansı bile çoğu zaman olmaz. Bu tanımama ve kulaktan dolma bilgilerle İslam’ı terör dini sanma yanılgısı onları ergen oldukları andan itibaren İslam düşmanı yapıverir. Sokaktaki vatandaş için bu böylesine masum bir kandırılmışlık öyküsü iken kitap ehli için durum daha vahimdir. Çünkü bu lanetli adamlar hakikati bildikleri halde, Kur’an ve muazzez Peygamberimiz kendi kitaplarında bile yazılı olduğu halde gerçeği gizlemekle Allah’a karşı haksızlıkların en büyüğünü yapmakta, sadece kendilerini değil kendilerini takip eden halk kitlelerini de hüsrana sürüklemektedirler.

Onlar çok iyi bilirler ki Kur’an Allah korumasındadır. Onlar bilirler ki İslam camiası Kur’an’a dört lle sarılır. Bu yüzden Kur’an’ı tahrif etmek kolay değildir. O halde yapılacak şey peygamberi mümkünse ilah durumuna yükselterek dini Ortodoks, protestan, Katolik gibi mezheplere ayırmaktır. Kısa vadede bu böyleyken uzun vadede hedefleri İslam’ı Yahudileştirmek ve en nihayetinde de kendi elleri ile yazacakları dini dünyaya egemen kılıp ALLAH’I KADERE ZORLAMAK VE KADERİ DEĞİŞTİREMESELER BİLE HIZLANDIRMAKTIR.

Bu parçalama işini de alenen açıktan yapmaya sayısız kereler cesaret etmişler ancak muvaffak olamamışlardır. Arap camiası kendisini çabucak teslim ederken Türk milleti tüm dünyaya kafa tutarak İslam sancağını da hep dik tutmayı başarmıştır. Çanakkale’nin, Sakarya’nın onlara öğrettiği ders şudur; Türk’ü yıkmadan İslamı yıkmak mümkün değildir.

O halde hedefte tüm İslam camiası ve özellikle Türkiye olmalıdır ki gayeye ulaşılabilsin.

Çünkü Türk para ile satın alınamaz, Türk dininden vazgeçmez, Türk esir olmaktansa ölmeyi yeğler ve Türk vatansız-devletsiz-esir yaşayamaz.

Ancak İslam ülkeleri karşısındakini de kendisi gibi dürüst ve samimi kabul ettiği içindir ki düşman hep dost karakterinde ve iman maskesi ile yanaşır. Bu nedenle Alman ve İngiliz imparatorları bile büyük savaşlar öncesi halife ile tokalaşmış, Kabe’yi ziyaret edip sözde Müslüman ve hatta sünnet olduklarını beyan etmişlerdir. Hâlbuki kanının son damlasına kadar gayrimüslim bu hainler Müslümanları kendi namlarına savaşa sokmak ve mümkünse hepsini katletmek niyetindedir. Başarı gelirse ne ala, başarısızlık olursa sonuçta ölen Müslümanlar olacaktır. Nitekim Kırım harbinde Fransa adına savaşan 60-70bin askerin tamamı Cezayirlidir ve Müslümandır.

Tarihte örnekleri çok bu ahlaksızlıkla ilgili lafı uzatmaya gerek yoktur. Mesele şudur ki İslam’ı yok etmenin, hiç olmazsa sulandırmanın kısa vadede çözümü ancak münafıklık ile mümkündür. Bu münafıklık iftiralar, söylentiler, Truva atları ile hayata geçer.

Ben de Müslümanım demek, sizi seviyor ve saygı duyuyorum demek, hatta Müslümanlar gibi namaz kılıp hacca gitmek, dini kaynakları okuyor gibi yapmak, ezberlenmiş bir iki İslam alimi hayatı ile toplumu aldatmak kolaydır.

Müslüman insan hemen kanıp yelkenleri indiriverir. Bu sayede Truva atı da surlardan içeri girmiş olur.

Türk başkadır. Kolay kanmaz. Kananların zaten geldiği menşei ve kültür farklıdır.

Türk kanmadığı ve oyuna gelmediği içindir ki gayrimüslimler öncelikle ve tüm güçleri ile Türk’e saldırır. Çünkü tüm İslam alemi her zaman ve daima Türk’ü takip eder. Bu siyasilerin başarısı değil Allah’ın hikmetidir. Coğrafya Türk’e yapılan bu saldırıları çok daha cazip hale getirir. Bu topraklar fiilen veya gıyabında ele geçtiği zaman, Kafkaslardan Ortadoğu’ya, denizlerden karalara, Rusya’dan Avrupa’ya kadar her yere el atmak ve zengin yeraltı kaynaklarına sahip bu ülke sayesinde refaha kavuşmak mümkündür.

Yani vatan topraklarına yapılan saldırıların hem manevi yönde dini esir almak hem de maddi yönü yani enerji ve jeopolitik güce kavuşmak hedefi vardır. Bu denli cazip bir hedef ise düşman saldırılarından kurtulamaz.

O halde uyanık olmak ve her an maddi ve manevi savaşa hazır olmak lazımdır.

Düşmanın Truva atları ile surlardan içeri soktuğu sayısız at vardır. Bu atlardan gece karanlığında inen sayısız düşman askeri halen aramızda hatta yüksek makamlarda oturmaktadır. Yani Türk’ün savaşı sadece surlar dışındaki düşmanla değil aynı zamanda ve öncelikli olarak sur içine sızmış hain düşmanlarladır da.

Münafık ve kafirlerin tümü yenilmeye, sürgün ve yok edilmeye mahkumdur. Çünkü bu Allah’ın ahdidir. Şeytana hizmet eden bu şirk tayfasının akibeti muhakkak karanlık olacaktır. Bu yüzden mü’minler asla ve asla tamah etmemeli, imanlarından ölüm pahasına bile olsa vazgeçmemelidir.

Türk ve İslam olan insanları topla tüfekle dize getirmeyi sayısız kere deneyen ve her defasında yenik düşen zihniyet artık silahsız saldırılar ve tuzaklar peşindedir. Siyon yılanı tüm Avrupa’yı esir almış ve sıra İstanbul’a gelmiştir. Sözde yeni dünya düzenini açıklamanın arifesinde Siyonist Yahudilerin ayakta kalan son hedefi İstanbul’dur ve çatışmalar var gücüyle devam etmektedir. Bazı yöneticilerin zaman kalmadı demelerinde ki maksat budur. Ülke bir an önce siyon yılanına teslim olmalıdır. Ve bu zaman çok uzak bir zaman değildir.

Ama Allah tuzakların en çetinini kuran, iman edenleri dost kabul edendir.

Truva atlarına karşı canını siper eden kahraman Mehmetçikler, aydın dürüst yazarlar, çalışkan namuslu Türk halkı, inançlı vatandaş bu saldırılara elbet karşılık verecek ve dinini de vatanını da teslim etmeyecektir.

Küreselliğin ve emperyalist düzenin bir gereği olarak bu teslimiyet kaçınılmaz olarak yapılmalıdır kabulü hastalıklı zihniyetlerin bahane yaratma ve mücadele etmemeye yönelik uydurdukları bir bahanedir.

Siyon yılanının uydurduğu dünya devleti hayalinin alt yapısını teşkil eden bu merkezileşme ve tek elden yönetim gayesinin altında yatan gerçek yahudinin ev sahibi diğer insanların ise köle daha doğrusu hayvan olduğu bir düzendir. Siyon yılanı bu gayeyi tüm Yahudilere de havuç olarak sunmaktayken asıl gayeleri elbet bu değildir.

Her radikal ve büyük projenin iki gayesi vardır ve sürekli güncellenmektedir. Bahsedilen siyon yılanının da görünen yani fiziksel gayesi toprak ve dünya egemenliği yani sınırsız refah ve zenginlik iken görünmeyen, anlatılmayan gayesi çok daha farklıdır.

Bu gaye; İslam’ı ve diğer tüm dinleri ortadan kaldırmak, dünya dini olarak kara büyü kitabı Kabala doğrultusunda, kendi elleriyle yazdıkları şeytani kitap doğrultusunda, şeytanla yaptıkları ahit doğrultusunda ilahi ve rahmani olan her şeyi yok etmek, Allah’ı haşa hükümsüz ve kudretsiz bırakmak, ahireti unutturup bu dünyada fütursuz ve hesapsız yaşamayı egemen kılmaktır. 

Görüldüğü gibi bugün Hristiyanlığı tamamene yakın ele geçiren siyon yılanının İslamın son kalesi olan Türkiye’ye tüm gücüyle saldırmasının maksadı, bu hayali ilan etmeye az zaman kalmasının verdiği sabırsızlıktır.

Tüm dünya borsaları, bankaları, cemiyetleri, organizasyonları, siyasi ve askeri teşkilatları, ülke yönetimleri…Yahudiler eline çoktan geçmiştir ve 15 milyon civarı Yahudi 7 milyarlık dünyaya egemen olmak üzeredir. İster gönüllü ister savaşla tüm devletler bize sadık ve hizmetçi olacaktır sloganı ile yürüyen siyon yılanı İstanbul’dan sonra son durağı olan Kudüs’e yönelecek ve orada kanlı savaşlar yaşandıktan sonradır ki Krallığını ilan edecektir.

Siyona farkında olmadan veya iyi bir şey yapıyorum zannederek hizmet eden sayısız Müslüman da vardır. Bunlar sözde medeniyete hizmet etmekte olduklarını sanırlar. Lakin şu unutulmamalıdır ki Siyon Krallığının ilanı için Kabe’nin, camilerin, en kutsal yerlerin yerle bir edilmesi, Filistin ve yakın civarındaki Müslümanların toplu katli gerekir. Bu bahis bir sonraki merhalede Müslümanların belki de toplu katli veya tümden köleleştirilmesi ile neticelenecektir.

Velhasıl bu gaye için siyon yılanı her şeyi mübah görür. Tahrif edilmiş Tevrat’tan aldıkları güç ve inançla diğer milletleri hayvan, hizmetçi gören Yahudi zihniyeti için bu katliam ve haksızlıklar suç ve günah teşkil etmediklerinden ve değiştirilmiş kitaplarında adına atfettikleri peygamber sapıklıkları da onlara meşruluk kazandırdığı için ahlaksızlık ve zulümde sınır tanımazlar.

İslam âlemi yazık ki uzak durmak adına Yahudiliği tanımaya çalışmaz. Lakin düşmanı yenmenin ilk şartı onu tanımaktır. Bu da okumak ve araştırmakla olur. Pek çok aydın siyon yılanını tanıtma gayretindeyken yine pek çok vatandaş ve hatta aydın bunları komplo olarak tasvir eder. Çünkü kendi fikirlerini-hareketlerini komplo teorisine çevirmeyi çok güzel başaran Yahudi zihniyeti bu aramızdaki hainleri de çoktan satın almıştır.

En doğru ve hak bilgi kaynağı Kur’an bize meseleyi hem de asırlar önce vermiştir. Aydınlara inanmayanların müracat etmesi gereken merci Kur’an’dır. Kur’an okunduğu zaman İsrailoğullarının, Beniisrail’in, şeytanın, Yahudi zihniyetinin tasvirleri mü’mine fikir verecek ve yanlışını gösterecektir.

Lakin MÜSLÜMAN KESİM KUR’AN OKUMAMAYA ŞARTLANDIRILMIŞ, KUR’AN DUVARLARDA ASILI DUA KİTABI HALİNE GETİRİLMİŞ, SÖZDE KARDEŞLİK ADI ALTINDA DÜŞMANLAR DİN ADAMLARINCA MASUM GÖSTERİLMİŞ, KUR’AN’I ASLA KENDİ DİLİNDEN OKUMASIN DİYE YASAKLANMIŞTIR Kİ İNSANLAR OKURSA AYDINLANMASIN!!!

Yazık ki Kur’an’ı mealen anlayarak okuyan Müslüman hakikati görebilecekken, dostu düşmanı tanıyabilecekken bu haktan asırlarca emevi zihniyeti ile mahrum bırakılmıştır. lakin kulların sorumluluğu devam etmektedir ve Allah mutlaka hesap soracak, Kur’an ahirette şikayetçi olacaktır.

Düşmanı yenmek; imana sahip çıkmakla, hakikati görmek Kur’an’ı anlayarak okumakla, Truva atlarına kanmamak Allah’ın sınırlarına uymakla, savaşma azim ve iradesini bulmak Peygamber sancağı altında toplanmakla mümkündür.

Bunları yapmayan, yapamayan kesimin akibeti teslimiyet, şirk ve cehennemdir.

Oysa Allah dostlarının ebedi istirahatğahı cennetlerdir ve İslam uğruna şehit olmak, vatan uğruna canını feda etmek cennetler için inşallah birer bilettir.

Esir ve kafir yaşamaktansa Allah dostları yanında olduğumuzun ispatı kanmamak, kafirleri dost edinmemektir. Biz insanlara ne oluyor da Allah’ın ayetlerine rağmen düşmanları dost ediniyoruz? Bizlere ne oluyor da iman kardeşliği ile yetinmeyip başkaca medeni (!) kardeşlikler arama hevesine tutuluyoruz! Bizlere ne oluyor da kış uykusundan bir türlü uyanamıyoruz?

Truva atları cebren ele geçirilemeyen hedefler için icat edilmiş hain bir tuzaktır. Bu atlar ile İslam’a, İslam ülkelerine geçebilmiş sayısız hain vardır. Bu hainler hem içten hem dıştan ülkeyi ve dini talan etme gayretindedir. Bu amansız savaşı kaybettiğimiz takdirde varacağımız yer ahırlar, esir kampları, taş ocaklarıdır. Nihayetinde akıbetimiz de cehennem çukurları olacaktır. Bu savaşı kazanırsak ise alacağımız mükafat inşallah naim cennetler olacaktır.

Lakin istemek yetmez. Okumak, çalışmak, araştırmak ve akıllı olmak gerekir. Savşları kazanmanın ilk kuralı düşmanı tanımaksa ikinci kuralı kendini tanımaktır. Yani dini ve Allah kelamı Kur’an’ı anlamak ve hayata yansıtmaktır.

Bu yapılırsa hiçbir zehirli yılan bizi gafil avlayamaz ve bizi toy bir çocuk gibi kimseler kandıramaz. İçimizdeki Yahudiler ve münafıklar bile bizi karanlıklara sürükleyemez.

Hristiyanlık parçalanmış yok olmak üzeredir. Onların da Hristiyanlığı müdafaa ve bekaları için iki tercihi vardır. Ya İslam’a ya siyon yılanına teslim olmak!

İslam aleminin de iki seçeneği vardır; ya hak yolunu tanımak ve ona göre davranmak, ya üzerindeki ölü topraklarından arınamayıp esir ve kafir olarak siyona boyun eğmek.

Yeri gelmişken yeniden hatırlatmakta fayda vardır. “ALLAH NURUNU TAMAMLAMAK DIŞINDA BİR ŞEYE RAZI OLMAZ!” ayeti kelimesinde de açıkça belirtildiği gibi HAK olan kazanacak, HAKK galip gelecektir. Lakin öncesinde savaşların yaşanacağı, canların öleceği, tarafların tamamen ayrılacağı bir dönem mutlaka yaşanacaktır.

Önemli olan bu savaşı yaşamaktan da öte hangi tarafta olunduğunun Rabbimize ispat edilmesidir. O, kalpleri bilendir. O, savaşmak bu zaman dilimine nasip olmasa bile doğru tarafta olup emek ve ter harcayanları bilendir. O, siyonla şeytanla savaşın sadece silahla yapılmadığını, bilgi ve imanla mücadelenin her zaman sürdürüldüğünü en iyi bilen ve kullarından da bunu bekleyendir.

O halde en yaşlı Müslümana, her engelli insana, her küçük çocuğa, her eli silah tutamayan kimseye bile farz olan İSLAM’A SAHİP ÇIKMAK VE SAVUNMAKTIR.

İçimizdeki hainler dini hepten kaldırmak için önce parçalamak gayretindedir ki adına ister tarikat, ister mezhep deyin. Hainler millet ve vatanı da önce parçalamak gayetindedir ki adına ister terör, ister federasyonlar deyin. Hainler bizi parçalamak gayretindedir ki adına doğulu-batılı, alevi-sünni, kuzeyli-güneyli deyin.

İslam Allah’ın dini ve kıyamete kadar yaşayacak ilahi emirler manzumesidir. Başkaca seçenek ve şart yoktur, olamaz da!

Doğru olan, doğru tarafta yer alıp, siyon canavarına düşman olmak ve Truva atlarını surlardan içeri almamaktır.

Bilmemek, tanımamak, okumamak, bilgi sahibi olmamak, görmemek, duymamak MAZERET DEĞİLDİR!

Allah canavar ve düşmanlara karşı vatanımıza, milletimize göz açıklığı, kalp açıklığı, cihad edecek güç ve kudret versin!
Rabbim bizleri doğru tarafta, Hak yolunda olanlardan eylesin!
Rabbim, İslam’a ve Türklüğe savaş açanların sonunu cehennemler eylesin!
Rabbim Hak din İslam’ı dünyaya bir an önce egemen kılsın!
Rabbim, Truva atının tahtalarını mü’minler eliyle parça parça etmeyi bizlere nasip eylesin!
AMİN!

 

 
Küfrün Truva atı

Bu yazıyı okudunuz mu?

İman, mü’minin her şeyidir.

İMAN ETMEK İÇİN İLK ADIMLAR

İMAN ETMEK İÇİN İLK ADIMLAR İnandığımızı iddia ederken yerine getirmediğimiz mükellefiyetler veya hepten inanmadığımızı beyan ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir