Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Küfür tek bir millettir
imanilmihali.com
Küfür tek bir millettir

Küfür tek bir millettir

Küfür tek bir millettir

Küfür, dini manada inkar etmek kaynaklı hakikate isyanın adıdır. Dini manada ise Yüce Allah’ın varlığını, Tek’liğini, oluş, yaratış ve yönetişteki ilim ve kudretini, dinini, kabul etmemek, gerektiği gibi inanmamak, sulandırmak veya inanır görünmektir.

Küfür ve inkar bu nedenle batıldır, yanlış ve çirkindir.

Hak ise hakikattir, adil ve şeffaftır, olan ve olacak’tır, doğru ve dürüst, dengeli ve ahenkli olandır. Dini manada ise; Allah’ın insana emrettikleri, Allah’ın doğru diye ifade ettiği, dinler tarihinde yaşanan örnekleriyle ispat olunan, ahiret yaşamında ortaya alenen konacak olan, sahibine ait olan, olması ve korunması gereken, eşitlik, özgürlük gibi erdemlerin gereği olan, sınavın şartı ve esasıdır.

Buradan hareketle batıl, hakka düşman veya ters, yanlış, demode, sahte ve çirkin olan her şeydir.

Hak, insanlık tarihi boyunca değişmeden duran, güzeli hedefleyen ve faziletler sunan, adil ve şeffaf düzenin genel adıdır. Batıl ise bu düzene alternatif olarak ortaya konmaya çalışılan şeytani veya insani müdahale ve çırpınışların adıdır.

Hak, imandır, tevhiddir, İslam’dır. Hak, Kur’an’dır, Hz. Muhammed (sav)’dir. Hak gelmiş geçmiş tüm kutsal kitaplar ve peygamberlerdir.

Batıl, sahte peygamberler, manasıyla oynanmış, saklanmış, değiştirilmiş ayetler, yalanlanan ve öldürülen peygamberler, çıkarılan sahte din savaşları, zalim din çeteleri, dine damga vuran menfaat kavgaları, yalancılık, talan, zulüm ve riyanın adıdır. Batıl, israftır, ihanettir, haksızlıktır, adaletsizliktir, akibetsizliktir.

Küfür içerisinde inkarı, yalanlamayı, riyayı ve menfaate göre döneklik etmeyi barındıran tek yelkenli bir gemidir. Kafirler, müşrikler, münafıklar ve mürailerin içerisinde yolculuk ettiği bu gemi hak ve imanın aksi yönüne seyrederken yolcularını da karanlık dehlizlere götürür.

İman ve hak yolcuları ise tevhid yelkenleriyle saadet denizlerine açılan bahtı güzellerdir.

İnkarcıların, yalanlayanların, alternatif arayanların ve kandıranların, menfaat uğruna dönenlerin, din üzerinden çıkar sağlayanların ortak gayesi Allah’ın hak dininin yeryüzüne egemen olmasını engellemek ve zalim bir işbirliği ile hakikati gizlemeye çalışmaktır.

Mevkisi, milleti, lisanı ve cinsi ne olursa olsun hakka hizmet etmeyen herkes batıla hizmet eder ve insan muhakkak bir tarafta olmak, bir taraf tutmak mecburiyetindedir.

Kullar isteyerek veya bilmeden bu iki gemiden birisine biner ya saadet denizlerine açılır ya karanlık dehlizlere.

Hak bir, batıl çoktur. Hak, doğru ve dürüst olan, olması gereken, güzelliğin adıdır ve küfür cephesi bu güzelliği kendi lehine, kendi menfaatine göre değiştirmek hevesindedir. Başta diğer semavi dinlere tabi olanların ve ateist geçinenlerin olduğu bu gulyabani sürüsünün çete başları ise sinsi ve üçkağıtçı olan müşrikler, mürailer ve münafıklardır.

İnanıyor görünüp aslında inanmayan ama bu sayede servetler kazanıp mü’minleri sırtından hançerleyenler, menfaati uğruna ikide birde dine girip çıkanlar, Allah’a eş ve ortaklar atayıp dini çok sesli koroya çevirmek isteyenler hak’ka acımasızca saldırmaktayken dinden habersiz cahil kafirleri de kullanır ve kendilerine asker ederler.

Münafıklar ve mürailer riya ve yalanlarıyla aynı formayı giyen oyuncular gibidir. Kimisi forvette, kimisi defansta oynayan bu rezillerin gayesi Hak’ka gol atmaktır. Müşrikler ise maçı hakemi satın alarak, şike yaparak, haksız vaziyette kazanmak ve seyircilerin ve oyuncuların tümünü aldatmak isteğindedir.

Hak, eşittir, gayrete ve iradeye dayanır, gerçekten feyz alır ve her zaman doğru netice verir. Batıl, küfre dayalı inkar ve yalanlarıyla beşeri ve dini tüm kabulleri reddeder ve kendi lehine yeni kurallar koymaya meyillidir.

Aldatanlar, kandıranlar, vadedip sonra cayanlar hep bu küfür cephesinden çıkar ve onların tamamı inek ve koyun karışımı bir sürü gibi hep aynı meralarda otlarlar. Müşrikler ise bu sürüdeki koyun görünümlü kurtlardır ki tamamı açtır, kendi cinslerinin ve sürüsündeki koyunların dahi düşmanıdır. Yani müşrikler, mürai, münafık ve kafirleri dahi aldatır, kendi emelleri için kullanır.

Küfür cephesi bilir ki hak ortadan kalkmadıkça küfür galip gelemez ve bu nedenle hakkı silmek veya değiştirmek lazım gelir. Bu kolay olmadığı için de çareyi akılları karıştırmakta ve yalan söylemekte bulur. Bu yalanlar uğruna ayetleri değiştirir, manalarıyla oynar, sahte ayetler uydurur, dine yalan söyletir, sahte dincilerle din şuraları kurarak dini yanlış istikamete çevirir, sözde takiyyelerle takva düşmanlığı eder, hakikate zarar veremeden kendisini avutur. Oysa gerçek daima net ve görünür haldedir.

Küfür cephesi, mü’minleri kandırmasa da zavallı müslümanları elinde oyuncak eder ve onların akibetlerini de karartır. İmandan yoksun, imanı sadece dilinde yaşatan müslümanlar sürüleşmekten kurtulamaz ve elbet bir zaman sonra aç kurtlara yem olur. Çünkü nefisler, hainlerle işbirliği yapmayı çok sever. Yalan ve haram, haksız kazanç ve şehvet tatlıdır. Para, dünya malı, makam ve nüfuslar heyecan vericidir ve nefisler eğer imanla terbiye edilmemişse elbet bir zaman sonra aldanır.

Küfür cephesi kalabalıktır ki dünya nüfusunun yaklaşık % 90’ı bu cephededir. Doğrusunu Allah bilir ama belki iman edenlerin sayısı çok daha azdır çünkü Allah insanların çoğunun imanlarına şirk karıştırmadan iman etmeyeceklerini söylemekle, cehennemi ağzına kadar dolduracağına yemin etmekle bizlere acı hakikati de işaret etmiştir.

Cennetler ise tehnadır, güzeldir, yeşildir, huzur vericidir ama tehnadır.

Hak yolcularının son istasyonu cennetler, batıl trenine binenlerin son istasyonu cehennem çukurlarıdır.

Hak yolcuları, sayıca az da olsalar, batıl ve şerre direnen, şeytanların oyunlarına gelmeyen, dine ve peygambere yalan söyletenlere kanmayan, Allah yolunda mücadele edip, gerektiğinde bu uğurda ölmeye istekli olanlardır. Hak yolcuları mal ve servete, dünya malına gereğinden fazla kıymet vermeyenler, satılık olmayanlar, kalp ve akıllarını Allah yolunda buluşturabilenlerdir.

Küfür treni yolcuları ise beyinleri uyuşmuş, umutları tükenmiş, pislik ve sefalet içinde hastalıklı hale gelmiş, sanal ve sahte mutluluklara muhtaç, gizli ve pis şehvetin tutsağı rezillerdir. Hakikatin nurlu ışığı yerine elektrik lambaları ile aydınlanan bu cahiller, yer altında yaşayan fareler gibi gün ışığına bir türlü çıkamazlar ve kan emen yarasalar (vampirler) gibi sadece karanlıklarda var olurlar. Çünkü onlar aydınlıktan nasipsizlerdir.

Hak, Hak’kı savunur. Batıl ve küfür ise buna zıt herşeyi.

Helaller hak yolcuları için, haram denizleri küfür cephesi içindir. Küfür cephesi doymak bilmez açlıklarıyla beşeri haz ve mutlulukların peşinde koşarken, kuralsız ve sonuçsuz tokluklarla avunur, sahte kahkahalarla var olur, servetlerle şımarır, zenginleştikçe küstahlaşır, kendisine huzur getirmeyen kirli paralarla kibirlenir, büyüklenir ve ezmeye, zulmetmeye başlar. Servet yığmalarına dini gerekçeler bularak, zenginleşmenin dinde yasak olmadığı yalanını atarak, zekatı reddederek, ihtiyacı fazlasını lüks ve israfa harcayarak paraya ve mala put diye tapan bu kafirler güruhu bir süre sonra nefsine, aklına, paraya ilah diye tapar hale gelir ve sanır ki para olmaz ise yaşayamaz ve sanır ki parayı kazanan kendisidir.

Küfür cephesi sınavdan habersiz değildir lakin inkar eder. Onlar, bir affeden elbet bulunur ve şefaatle kurtulma mümkündür sanırlar. Bu yüzden fütursuzca yaşarlar. Onların dünyada tapageldikleri ilahları başka, ahirette medet dilendikleri ilahları başkadır.

Şeytan onları bu dünyada kandıran ve ahirette makus talihleriyle baş başa bırakıp terk edendir.

İki din vardır ki biri tevhid, diğeri şeytan dini şirk. Küfrün tüm şubeleri şeytanla olan yakın işbirliğinden dolayı şirk sınıfına tabidir ve er ya da geç şirkin yaşayan örneği haline gelirler. Yani inkar ve red sadece basit bir inanmama hali olarak kalmaz, bir zaman sonra bahaneler üretmeye, yedek ilahları ve özellikle aklı devreye sokmaya başlar ve bu sayede şirke yelken açar.

Münafık ve mürailer de para ve makamlar için attıkları taklalar ve kandırmacalarla mü’minleri yürekten hançerlerken para ve servete sahip olur, bir zaman sonra o sahip oldukları servetlere esir olurlar. Kendisine ilahlık payesi verdikleri mal ve servetler ise onları doğrudan müşrikler locasına dahil eder.

Semavi dinlere tabi oldukları halde, Allah’ın dinini beşeriyetin kirli elleriyle kirletenleri ayırt edemeyen, batıl inançları din diye kutsal kitaplarına sokturan hristiyan ve yahudilerin halleri de içler acısıdır. teslis (üçleme) inancı gibi saçmalıkları din diye yaşayanlar, şeytanın kucağında rahmet bekleyenlere benzer. O rahmet ise asla gelmeyecektir.

Bu grubun, İslam içindeki hainlerle işbirliği yapması, onları manen ve maddeten desteklemesi ise akıllara zarardır ama hakikattir. Çünkü gayeleri aynı olan yanlışlar sürüsünün el ele vermeden yenemeyeceği iman kardeşliği karşılarında dağ gibi durmaktadır. Şirkin kucağında süt emdikleri halde İslam’ı uydurma din diye lanse etmek hevesindeki diğer semavi din mensupları para, silah ve teknoloji ile küfür cephesine katkı sağlarken, hain terör ve şiddet eylemlerine siyasi ve maddi destek vererek de İslam’ı parçalamayı esas alır. Nihayetinde ne kadar çok mü’min ölürse batıl cephesi o kadar güçlenecektir.

Şeytanların gayesi, İblisin ahdi gereği, tüm insanları (iman edenler hariç) cehenneme mahkum edilen liderleri dişi cin İsrael’i kurtarabilmek umuduyla, Allah aleyhine ayartmak ve yoldan çıkarmaktır. Bu mümkün olmaz ise de tüm insanları öldürmek ve yeryüzünü şeytan ve soyuna teslim ederek yeryüzüne ve cennetlere mirasçı olmak gayesindedirler.

Küfür cephesi işte farkında dahi olmadan bu maksada hizmet eder ve Kur’an’dan habersiz insan sürüleri, sürüleşmekte sakınca da görmeyerek, Kur’an hilafına nefes alır verirken ot gibi yaşar, hayvanlar gibi ölürler.

Kur’an’ı anlamadıkları, tanımadıkları için cehennemin en kalın ateşlerine mahkum olacak küfür ordusu, kandırılmaya, aldatılmaya da gayet müsaittir. Para ile, şehvetler, yasaklar, zevkler ile satın alınanlar nüfusa, makamlara, konaklara sahip oldukça daha çok kanarlar ve bir zaman sonra kandıran mevkine geçerler. Saadet zinciri gibi bir halka düşünülsün ki ilk girenler aşağıdan ne kadar çok yeni üye gelirse o denli çok para kazanırlar. İşte küfür piramidi de böyledir. Alttan gelen her yeni kafir üstteki müşrikleri maddi ve manevi anlamda güçlendirir ve bir zaman sonra da hepsi iyi bir şey yaptığını zanneder. Oysa Allah aşırı ve kötü zannı yasak edendir.

Kananların, kandıranlara verdiği bu ahlaksız destek, daha nice masumların kanlarına ve canlarına sebep olur. Güçlenen ve doğru yaptığını sanan şirk ve küfür cephesi ıslah olmaz bir hadsizlik ve doymazlıkla helal lokmalara uzanır, emeklere düşman olur, eşitlikleri bozar, adaletsizliklere imza atar, masumiyetleri kirletir, dokunulmaz değerlerin manasını değiştirir, mahreme uzanır, sübyancılık yapar, dini tanınmaz hale getirir.

Zayıflayan, kan kaybeden din ise bir zaman sonra hobi seviyesine düşer ve sosyal bir gerek olarak tarif edilir olur. Mü’minler dışındaki herkes bu yalanlara kanar ve din değişik adlar altında anılmaya ve bu sayede parçalanmaya, bölünmeye başlar. Yine nihayet bir zaman sonra dine getirilen her bir yorum mezhepler örneğinde olduğu gibi dinleşir ve beşeri yeni sahte dincikler ortaya çıkar.

Keza dine yorum getirmek, dini sevdirmek ve tanıtmak – öğretmek gayesiyle hayat bulan satılık tarikatlerin hepsi şirke tutsak ve küfre hizmet eder halde dini parçalamaya, dokunulmazları ile oynamaya müsaittir. Tek kişinin kendisini dinin, Kur’an’ın ve Peygamberin üzerinde görmesine imkan tanıyan tarikat (yol) mefumunun şirke hizmet etmesi ise en çok o yuvadan şifa ve ışık bekleyenleri mahkum ve mahçup eder. Çünkü banka hesaplarının havale gönderen hanesinde daima yabancı şeytanlar olan bu tarikat yuvalarında imana ve tevhide yakışır bir eğitim ve hamle beklemek yersizdir.

Küfür, içten, dıştan, din veya din dışı, tatlı dille veya zor kullanarak ama daima hakka zarar vermek gayesindedir. Bu uğurda her şeyi mübah sayar ve soygunlarına, aldatmalarına “Darü’l harp ülkesi” gibi kılıflar bularak en saf müslümanları dahi kandırır ve onların ellerindeki avuçlarındaki paraları dahi alır. Dünyanın bilmem hangi ülkesindeki müslümanlara yardım etmek adına, yüksek getirili ama faizsiz (!) kazanç vaadiyle, çakma vakıflara bağışlarla cennet tapularına erişebileceği yalanlarıyla hep alır, hep alır. Hep alır hiç vermez mi? Verir de! İhaleler, işler, sınav cevapları, imkanlar, rüşvetler de verir.

Tüm alışverişleri para üzerine olan bu kuruluşlar dini değil beşeridir, rahmani değil şeytanidir.

Akibet ise muttakilerindir.

Son söz

Küfür cephesi, imana, itikada, tevhide, Kur’an’a ve (haşa) Allah’a düşmanlık etmek için bir araya gelmiş gafiller sürüsüdür. Usulleri farklı, maksatları aynı bu gafiller amaç ve güç birliği ederek Hak cephesine ve İslam’a saldırmakla hakikati değiştireceğini sananlardır. Aptallar, imansızlar ve Kur’an’ı bilmeyen geri zekalılar da onlara kanar, kanmakla kalmayıp para ve bedenleriyle onlara hizmet eder böylece katmerli cehennemlik olurlar.

İki rekat riya dolu namazla müslüman görünen, mü’minlerin kanını emen, paraya tapan, ahlak ve kural tanımayan, şerre tutsak, şeytana köle bu grup bir zaman sonra ister istemez müşrikleşir ve müşriklerin lanetli cezası ebedi cehennem ateşidir.

Mü’minler ise azla yetinen, dünya malına gereğinden fazla kıymet vermeyen, Allah’ın indirdiklerine ve sınırlarına riayete çalışan, hak yoldan ayrılmama dileğindeki genel de ezilenler sınıfıdır.

Çünkü şer ve küfür cephesi zengindir, güçlüdür, kolları evlere, ekranlara, sokaklara kadar uzanan dev bir ahtapottur. Taptıkları şeytanlar dolar görünümündedir ve hile ve tuzaklarla sürekli servet yığma yarışındaki bu küfür cephesi doymak bilmez haldedir.

Kamunun ve bireylerin hakkına tasallut eden bu cephe, Allah’tan korkmayarak aptallıkların zirvesine çıkar ve kendisine tabi olanları da aldatır.

Cehennemler dolacak, cennetler tehna kalacaktır.

Cennetlere sadece iman edenler girecektir.

Şeytan, kendisiyle aynı akibete mahkum cehennem yolcuları ahirette kendisinden şikayetçi olduğunda şöyle diyecektir;

“Aklınızı kullanıp kanmasaydınız!”

Bu yazıyı okudunuz mu?

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar Müşrikler, şeytanın şirk dinine tabi, Yüce Allah’a varlık, yaratış ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir