Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Küfür ve şirk arasındaki fark nedir
imanilmihali.com
Küfür ve şirk arasındaki fark nedir

Küfür ve şirk arasındaki fark nedir

Küfür ve şirk arasındaki fark nedir

Küfür dini manada tamamını veya bir kısmını, doğruluğunu veya vahyiliğini, gereğini veya mevcudiyetini inkar etmektir. Küfür yapana kafir denir. Kafir dini veya gereğini inkar edendir. İnkar ettiği halde inkar etmiyormuş görünenin adı ise münafıktır, kafir değildir ve münafıklık çok daha büyük bir suçtur. Cehennemde münafıkların yeri kafirlerden de aşağıdadır. Mürailer ise kafirlerin münafıklarından da beter, menfaatleri ve makamları uğruna imana bir girip bir çıkanlardır ki bunlarda asıl endişe konusu menfaatleridir. Onların tarifi maun suresiyledir ve yerleri münafıklarla aynı kattadır.

Şirk, Allah’a, inkar etmeden, varlık, yaratış, oluş ve yönetimde ortak koşmak, yedek ilahlar tanımak, eş, yardımcı, aracı ve şefaatçiler atamak demektir ve şirk yapana müşrik denir. Şirk üzere ölmek, cezadan (ebedi cehennemden) afsızlığı Allah’ın ahdi ile bizzat kayıt altına alınandır.

Küfür cehaletten kaynaklanırken münafıklık araya menfaati sokmak, şirk gerçeği bile bile diğerlerini kandırmak ve ilahi otoriteyi parçalara bölmektir.

Küfür cehaletten kaynaklandığı için her an imanla tanışmaya adaydır ve inkar başkaca ilahları atamayı gerektirmediği için kafir her an Allah’ın ayetlerini veya mucizelerini görerek dine girebilecek olandır. Nitekim tövbe kapısı daima açıktır ve dileyen oradan her an girebilir.

Müşrik ise, ilahi hakikati gözleriyle gören, o ortamda belki uzun yıllar görev alan, hak olana şahitlik ettikten sonra hırsı, kibri ve cehaleti yüzünden lanetlenen şeytanın izini takip ederek ahdini unutan, başkaca ilahlar atayan, şeytanlaşanlardır. Bunlar gerçeği bildiği ve buna rağmen yalana sarıldıkları için asla tövbeye de yanaşmayacak olanlardır.

Cahiliye Mekke’sinin kafir denilen halkı kafir değil müşriktir. Çünkü onlar asla Allah’ı inkar etmez ve Allah’a erişmek adına aracılar ve şefaatçiler edinir, ata kabullerine yaslanır, medeti şeytan ve cinlerden bekler, adaklardan putlara da pay ayırırlardı. yani Allah’ı bilir ve tanır ama yedek ilahsız da kalmazlardı. Cahiliye araplarının literatürde kafir diye ısrarla tanıtılması ise sadece şirk belasının ümmetten saklanmaya çalışılması maksadıyladır. Çünkü şirk bir şeytan hilesidir ve insan ve cinlerden sayısız asker ve soyu vardır.

İşte bu soyun zirvesi olan emeviler dine kattıkları zehirli şerbetlerle ümmeti tevhidi (onu da kısmen tanıtarak) öğretmekle avuttular ve malesef şirk’i saklamak ve anlaşılmasını engellemek ile meşgul oldular ve başardılar da.

Küfür bir kişisel tercih iken, şirk sistemli ve organize bir şeytan dindir. Çünkü hiyerarşik ve yedekli bir yapıya sahiptir. Maksatlıdır, planlı ve azimlidir, çok elden çalışmayı gerektirir. Günümüzde bu görev açık olarak siyonist yahudilerce yürütülmektedir. Farkında olmadan şirk dinine tabi olanlar ise sayılamayacak kadar çoktur.

Şirkte yedek ilahların kimlerden oluşacağına dair bir şart yoktur. Nefisler de, egolar da, para ve mallar da, ibadet ve dünya malları da, kişiler ve varlıklar da, saçma putlar ve tabiat da olabilir. Yeter ki ilahlaştırılsınlar.

Küfür ise birine değil tüm tanrıları inkardır ve dolayısıyla başkaca ilahlar arayışı küfürde yoktur.

Kafir cezasını çekince belki cennetlere geçebilecektir lakin müşrikler için oradan çıkış yoktur.

Şirk de bir küfürdür ama küfür şirk değildir.

Zulüm hakka karşı olan, yalan ve batıl olandır. Bu anlamda her ikisi de zulümdür. Lakin organize olması, insanın ahdine ters düşerken şeytanın ahdine uyulması sebebiyle şirk çok daha büyük vebaldir.

A’raf suresi 11 ve 25 nci ayetler arasında anılan bu “iblis ahdi”, iman edenler hariç insanların tümü üzerinde etkili olmak, aldatmak yeminidir. Dişi bir cin olan İblis, ahdinde sağdan, soldan, önden ve arkadan (mazideki hataları, gelecekten beklentileri, dini ve dine karşı olmayı, dünyayı ve ahireti kullanarak) yanaşacağına yemin etmiştir. İnsan düşmanı, lanetlenmesine sebep insanı gören İblis, soyu ve askerleriyle birlikte kıyamete dek süre almıştır ve Allah dileyene kadar da kandırmaya devam edecektir. Sınav bunu gerektirir ve Allah’ın ona süre vermiş olması bizlerin itiraz etmesini haklı çıkarmaz. Çünkü Allah bizlere de akıl ve iman vermiştir. Hatta imanlı kulların korunacağını buyurmakla çok büyük bir lütufta da bulunmuştur.

İnsan bu nedenle hem Allah’ın razı olduğu kullardan olabilmek ve hem de şeytanlardan korunmak için iman etmekle mükelleftir ve sınav bu imana ve ahdimize sadakat sınavıdır.

Cennetlere sadece iman edenler girecektir buyrulması bu sebepledir.

Cennetler kendisine haram olanlar ise şeytanın adımlarını izleyenlerdir.

Küfür sahipleri (kötü söz ve küfür başka şeylerdir) hakikate düşman, şirk sahipleri hakikati başkasıyla değiştirmeye yeminli olanlardır.

Küfür sahiplerini küfre iten kendileri, nefisleri, egoları, müşrikleri şirke iten ise şeytanlardır. Bu şeytanlar insan veya cin olabilir fark etmez hepsi şeytan veya şeytancıktır.

Tagutlaşanlar, kötülüğe ısınarak, kötülükle azarak, imanı unutan ve şeytanlaşanlardır. Şeytan işi pisliklerin terk edilmemesi şeytanlaşmaya götürür ki şeytanın gayesi hak ile batılı yer değiştirmektir. Şeytan, Kur’an’da en büyük düşman olarak anıılandır. Allah ile aldatmak da onun bir numaralı hilesidir.

Küfür bu denli organize, hiyerarşik ve hırs kaynaklı olmadığı için, şeytani bir yemine dayanmadığı için daha hafif suç olsa da inkar içermesi bakımından tevbeyi gerektirir ve dinden çıkmaya sebeptir.

Şirk ise tevbeye ilaveten amel ile ispatı gerektirir ve tapılan diğer ilahların terkini zorunlu kılar.

Kanlara işlemiş, kalplere yerleşmiş bu ilahların ise terki kolay değildir. Nefisler dahi ilahlaştırılabiliyorken nefis sökülüp atılamayacağına göre şirkten kurtulmak Allah aksini dilemedikçe gayet zordur.

Lakin Allah’tan sadece kafirler umut keser ve tövbe kapısı her daim açıktır. Kur’an gözler önündedir ve dileyen dua ile Allah’tan iman ve temiz nefis istemekte serbesttir. Allah ise dualara cevap verendir.

Tevhid Tek ve Bir Allah inancıdır ve şirk tevhidin en büyük düşmanıdır çünkü tekliğe karşıdır. Tevhid erleri kendileri ve toplumları için bu yedek ilahlarla mücadele etmekle görevlidir.

Din ilminde ileri gidenler ile yöneticilerin topluma hem tevhidi doğru öğretmesi (Hz. İbrahim (as) hanifliğe en güel örneklerdendir) ve hem de şirk belasını tanıtması şarttır. Doğru ve güzel bir toplum için, huzurlu ve refah bir dünya için, inananların cehennemlerden mahrum kalmaması için, şeytanın yenilmesi için bu elzemdir.

Yani cennetlere giden yollara gönülden tutkun insanların aynı zamanda cehenneme götüren yolları bilmesi de lazımdır ki korunulabilsin ve tevhidin kıymeti daha iyi anlaşılsın.

Zıtlıklar üzerine kurulu dünyada karanlık da olacaktır aydınlık da. Şirk işte bu karanlık yandır. Küfür ise alacakaranlık kuşağı.

Dahasını ve detayını isteyen mü’min kullar için müracat noktası her dini meselede olduğu gibi sadece Kur’andır. Peygamberimiz dini Kur’an’dan öğrendiği için ve Kur’an’ı yaşayarak gösterdiği için zaten sünnetin tamamı Kur’an’ı işaret eder ve işaret etmiyorsa zaten uydurmadır itibarı gerektirmez.

İman için en yüce fetva makamı ise kalptir ve müftüler ne fetva verirse versin kalp sadece doğruyu seçer. Bu yüzden diğer uzuvlarla hem cennete hem cehenneme gidilebiliyorken kalp kapısından sadece cennetlere gidilir. Çünkü kalbin cehenneme açılan kapıları ezelden kilitlidir.

Küfür veya münafıklık olsun veya şirk olsun, birilerinin aracılığı veya şefaati ile kurtulmak hayalindekiler de bilmelidir ki, şefaat tümden ve sadece Allah’a aittir ve şefaat sadece Allah rızasına mazhar olabilenler içindir. Küfür ve şirk ise bu rızayı en baştan engelleyen aldanmalardır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Peygamberin davetine karşı çıkan müşriklerin gerekçeleri

Peygamberin davetine karşı çıkan müşriklerin gerekçeleri

Peygamberin davetine karşı çıkan müşriklerin gerekçeleri Muazzez Nebi, vahye muhatap olduktan sonra ve yakından başlayarak ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir