Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Kullar durumunu değiştirmedikçe toplumun hali değişmez
imanilmihali.com
Kullar durumunu değiştirmedikçe toplumun hali değişmez

Kullar durumunu değiştirmedikçe toplumun hali değişmez

Kullar durumunu değiştirmedikçe toplumun hali değişmez

Durumlarımız tamamen, her an ve daima Allah’a malumdur. Sınav bunun içindir, O her şeyi bilen ve görendir.

“Andolsun, içinizden, cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz.” (Muhammed 47/31)

İman, doğru veya düzgün durum diye tarif edilen kurtuluşun ve esenlikte olmanın adıdır. Çünkü iman, Allah’ın izniyle, nefisleri, ruhları ve kalpleri kirden kurtarandır.

“İnkâr edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya; işte, Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır. İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir. Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır.” (Muhammed 47/1-3)

Tevbe geçmiş günahları temizleyen Allah’ın yüce rahmetidir ve içten-kalıcı olmak şartıyla tevbe lanetlenmekten korur. Allah’ın merhametinin bir eseri olan tevbe bu anlamda, kulun kendi durumunu iyiye çevirmek ve düzeltmek için ilahi bir vesiledir.

“Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lânetlenmekten) kurtulmuşlardır. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.” (Bakara 2/160)

Münafıklar için dahi tevbe ve iman temizleyicidir ve hakkı konuşanlar için durumları düzelmiş demektir. Yani münafıklıktan vazgeçmek ve artık iman istikametinde hak yoluna koyulmak geçmiş günahların temizlenmesi için inşallah yeterlidir. Bu tevbenin nasuh yani içten ve kalıcı tevbe olması gerektiği ise aşikardır.

“Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın. Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah’ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah’a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü’minlerle beraberdirler. Allah, mü’minlere büyük bir mükâfat verecektir.” (Nisa 4/145,146)

Kullar, hak yola girmedikçe, iman etmedikçe, şeytanlarla oynaştıkça, münafıklık ve isyanda aşırı gittikçe ise o kullardan teşkil toplumların başına gelen müsibetler de değişmeyecek, Allah’ın zulmetmemesine karşılık zalim insanın zulümleri bitmek bilmeyecek, huzur ve esenlik asla tesis edilemeyecektir.

Azan ve haddi aşan kullardan ibaret toplumların akibeti helak olmak veya belalalra, azaplara mahkumiyettir ki Allah’ın hakkında kötülük dilediği toplumların ıslahı da mümkün değildir. Bu halde ise onları kurtaracak veya koruyacak kimse olamaz.

“İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.” (Rad 13/11)

“Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (Enfal 8/53)

Demek ki din bireysel olsa da, toplumların kaderleri bünyelerindeki kulların iman ölçü ve değerlerine bağlıdır, hayra ve güzele verdikleri kıymetle orantılıdır.

Toplum Lut kavmi gibi azmış ise, o toplumda az sayıdaki mü’min Allah’ın izniyle kurtarılacak ama toplumun helakı hak olacaktır. O toplumu kurtaracak da yoktur.

Toplum şayet iyilik üzere yarışmakta ise de Allah’ın rızık, nimet ve rahmeti sel olup gökten boşanacaktır.

Toplumdaki dertlerden şikayetçi olanlar şunu anlamalıdır ki uzak bir köydeki bir mazlumun feryadı dahi çok uzaklardaki mü’minin kalbini incitmiyorsa toplum iyi yolda değil demektir. Bu mazlum gayri müslim dahi olsa kula düşen şefkat ve yardım elini uzatmaktır.

Keza kötü çığır açmak gayretindekilere, zulmedenlere, hakkı çiğneyenlere dur diyemeyen toplumlar Allah’ın lanetine hepten mazhardır.

“Yûnus’un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık.” (Yunus 10/98)

Kullar, risalete, davete, Kur’an’a kulak vermeye başlar ise kendilerine zaman verilir ve Yunus Peygamberin kavmi bu manada tek örnektir. Haddi aşarak sapan ve azap hak olan ancak sonra azap gelmeden imana dönen, imanları kurtarıcı olan, dünya süslerine aldanmaktan vaz geçen başka bir kavim daha yoktur.

Demek ki o şartlarda dahi iman etmek ve bireysel-toplumsal düzelme esastır. Çünkü bireylerin düzelmesi, bireylerden teşkil toplumun tüm kabul ve değerlerini kökten etkileyecek, iyilik ve güzellik dört yandan toplumu saracak, kötülükler terk edilip, ihsana fırsat tanınacak ve şeytanlardan uzaklaşılacaktır.

Toplumların hali ancak bireylerin halleriyledir ve bireyler nasihat görevini yerine getirirse, zulümle mücadeleye hak ettiği ciddiyetle rıza gösterirse, batılı hakka karşı mahkum ederlerse, hak ve adalet kazanır, insan ve şeytan işi pisliklerden arınılırsa inşallah Yüce Allah’ın rahmeti tüm toplumu örtecek ve helak inşallah yaşanmayacak en azından ertelenecektir.

Yok eğer toplum ve bireyler azgınlıkta sınır tanımaz haldeyse de helak zaten haktır ve kimsenin ahirette verecek cevabı olmayacaktır.

Rabbim toplumumuza da, bireylerimize de bir an önce aklı, imanı ve temiz nefsi, hayırlarda yardımlaşmayı, şerlerden uzak kalmayı, şerle mücadeleyi nasip eylesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Şeytandan çok şeytancılık edenler

Şeytandan çok şeytancılık edenler

Şeytandan çok şeytancılık edenler İblis, ateşten yaratılmış dişi cin iblis olarak, insanları Allah ve iman ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir