Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Kur’an ayetlerini tersten okumak – Siyonizm
imanilmihali.com
siyonizm

Kur’an ayetlerini tersten okumak – Siyonizm

Kur’an ayetlerini tersten okumak – Siyonizm

Bir önceki yazımızda Kur’an hükümlerini tersten okumak başlığı ile emir ve yasakların belirtilen sevap ve günahlarına ilaveten, kötülükten sakınanların da sevap kazanacağından ve iyiliği yapmaya istekli olmayanların sadece sevap kaybetmekle kalmayacağından bahsetmiş ve ayetlerin emir ve yasaklarını bu şekilde okumak gerektiğine vurgu yapmıştık ki Allah’ın emirleri rica değil … farzdır.

İslam’ın farzları da öyle altı, otuz, elli iki filan değil, ayet sayısıncadır.

Burada bahsedeceğimiz konu ise çok daha vahim, bireyden çok tüm toplumları ve insanlığı ilgilendiren bir husustur ki dehşet ve cehaletle tüm benlikleri ve sistemleri kapsamak üzere olan bu maksatlı ve organize şeytanlık sistemi Kur’an hükümlerini boşa çıkarmak gayesiyle dine sayısız yalanlar söyletmekte, Kur’an’ın tam hilafına (aksine) şeytani dini kalplere sokmaya çalışmaktadır.

Bahsettiğimiz konu; bu kesimlerce kasıtlı olarak Kur’an ile emredilen hususların tam tersini insanlara sevimli göstermek, kötü veya pis diye tanımlanan iğrençliklerin dozunu azaltarak şeytan işi pislikleri masum ve tatlı göstermeye çalışmaktır.

Örnekler sayısız kadar çok olsa da bazılarına göz atmak kafi gelecektir.

Söz gelimi eşcinsellik. Lut kavmi ayetin işaretiyle sırf bu sebeple helak edilmişken, insanlara empoze edilmeye çalışılan beşeri din ve beşeri hukuk bunu gayet normal, sıradan ve hak –hürriyet olarak sunmakta, hatta o sapıklar lehine mağduriyetler yaratılmaktadır. Bazı ülkelerde yasal altyapısı hazırlanan ve hayata geçirilen bu uygulamanın ülkemizde de neredeyse sıradanlaştığı (!) malumdur.

Zina konusu aynı şekilde Kur’an’daki en büyük günahlardan olup hem aile hem de İslam’ı temelden sarsan bir iğrençlik olduğu halde halen yasalarda bununla ilgili suç bulunmamakta, zina edenlerin ayetle belirtilen hükümlerine rağmen zinanın tarafları sokaklarda serbestçe dolaşabilmektedir.

Şarap, kumar türü şeytan işi pislikler ayetlerle men edilmişken sokaklar, caddeler, otel ve mekanlar bunları satan ve içenlerle doludur. Fal günlük hayatımıza kadar girmiştir.

Anlaşıldığı üzere oluşturulan algılarla Kur’an ayetlerinin hükmü zayıflatılmış hatta yok sayılmış, Kur’an rafa kaldırılmış, yerine algılarla oluşturulan yazılı olmayan bir din getirilmiştir.

Yazılı olmayan bu dinin adı işte tam olarak şeytanın ŞİRK dinidir.

Çünkü bu yeni dinin mimarı, yazanı, ilahı, kandırdığı, kendisine köle ve asker ettiği soyu ve köpekleri ile İslam’ı yerle bir etmeye yeminli, imanı silmeye çalışan, insan düşmanı şeytandır, iblistir ve yedek – batıl ilah vaziyetindeki şeytan soyu ve evliyası ile birlikte  Kur’an ile emredilen her bir şeyin tam aksini dinleştirmekte gayet hünerlidir.

Bu üsteki paragraf bir kez daha okunmalıdır. Çünkü Kur’an’ı çoktan terk etmiş ve hala inkar halinde olan insanlığın dini ne olursa olsun gitmekte olduğu yol bu şeytanlık ve şirk yoludur.

Ilımlı, sosyal, siyasal gibi aldatma isimlerle önce yozlaştırılan, sonra mezhepler ve coğrafyalar eliyle parçalara bölünen, sonra korku ve rüşvetlerle kahrolmaya mahkûm edilen İslam, kalplerdeki yerini yavaştan şeytanlara bırakmaya başlamış vaziyettedir.

Zekat vermeye karşı çıkan, kurban kesmeye cinayet diye bakan, evliliği reddeden, paraya tapan, rızkı başkalarından bekleyen, kader, ruh hatta ahiret hesabını reddeden, Allah’ı cimrilikle suçlayan, dinin ve yaşamın merkezine şeytani oyunların kandırılmışı olarak İNSANI oturtan ve aklı haksız yere din koyucu vaziyetine getiren bu yeni şeytani din şirk dinidir, literatürdeki adı tam olarak siyonizmdir.

Allah’ın emri Kur’an ile bildirilendir, din orada yazılanlardır, başkaca hüküm ve yetkili şahıs yoktur, tek İlah Allah’tır, O’nun sözleri farzdır.

Siyonizm, şeytani şirk dini ile tüm dünyaya uzaylı ataları, ufoları, insan merkezli içsel kabarışları, masalımsı mitoojileri din diye yuttururken, hurafe ve yalanların tatlı çekiciliğine aldanan insanlık, çoktan şeytana yem ve asker olmuş vaziyettedir.

Hırsızlığın zinhar men edildiği ayetlere rağmen insanlık çalanları baş tacı edebilmekte, ehliyetsiz ve liyakatsizleri yönetimlere getirebilmekte, şeytan işi pislikleri yapanlarla dost olmaktan çekinmemekte, Allah düşmanları ile oturup kalkmakta sakınca görmemekte ve tüm bunları medeniyet, insanlık veya yasalar gereğini yapmayı mazeret gösterecek kadar da cahil ve gafil bir haldedir.

Şeytanlar insanların bu aptallık ve ihanetleri ile kahkahalar atmaktadır.

Şirk dini afsızlığa mahkûm tek günahtır ve insanlık şirk dinini İslam diye yaşadığının farkında bile değildir. Hurafelerle, örflerle, israiliyat ve arabizm ile bezeli, şeytanın uydurma ve batıl kabulleri ve istekleri ile donatılı sokaklardaki İslam, Allah’ın dini İslam asla değildir.

 Allah’ın dini İslam sadece Kur’an’dadır.

Kur’an dışı dini kaynak arayanlar şeytanın esiri cahiller ve münafıklar sürüsüdür ki tamamı bilerek veya bilmeyerek şirk dininin dünyaya egemen olmasına hizmet etmektedir.

Kız ve erkek çocukların reşit-ergen olduklarında (15 yaş civarı) başlayan dini sorumlulukları, bu şeytan uleması takımınca bebekler bezden kesildiği anda başlatılmak istenmekte, bu sayede şeytanımsı fikir ve öğretiler akıllarda daha kalıcı ve telafi edilemez şekilde yer edinmek istenmektedir.

Oysa ayetlerin emir ve yasakları malumdur. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır ve uymak farzdır. Bunun nüansı, toleransı, mazereti yoktur. Herkes ve tüm zaman-coğrafyalar için değişmezdir. Birilerinin din adına bu hükümleri yumuşatması, değiştirmesi, sulandırması veya tanımlarını değiştirmesi de söz konusu değildir.

Buna rağmen şeytan, ayetlerin tam tersini insanlığa din diye yutturacak kadar zekidir ve insan aklını kullanmayacak, Kur’an’ı reddedecek kadar nankör, zalim ve cahildir.

Şeytan, Kur’an ayetlerini tersten okumak ve okutmak suretiyle insanlığı meçhule sürüklerken, yasalarla kendisini nispeten korumaya almış ve cehaletten sıyrılmış, maddi refaha erdiği için para ile kandırılamayan batı dünyası çok daha emin haldedir ancak onların da gençliği Hollywood filmleriyle tükenmek üzeredir.

Çünkü oluşturulan tüm algılar ve oynanan tüm oyunlar, medya, ekran, basın, beyaz perde ve internet/bilgisayar üzerinden oynanmakta, bu sayede hem daha hızlı ve hem daha uzun menzilli tesirler yaratılabilmektedir.

Düşünülsün ki teknoloji bu denli gelişmişliğine karşılık neden hala hastalıklara, fakirliğe, açlığa, salgınlara, söz gelimi kansere çare bulamamaktadır? Neden bunca aç ve muhtaç varken uzay araştırmalarına milyon dolarlar harcanmaktadır? Hollywood filmleri neden hep Yahudi (aslen Siyonist) yönetmen veya oyuncular elinden çıkmakta, neden uzaya hep Yahudiler gitmektedir?

Adı püriten (Yahudileşmiş Hristiyan) olan niceleri sözde İsa (as)’a tabi iken nasıl olur da Tevrat ile oturup kalkmaktadır? Neden Kabala ve Talmud din kitapları arasında ayrıcalıklı bir yere oturtulmaktadır? Neden en zenginler Yahudi’dir ve Uluslararası kurum muktedirleri neden hep onlardan veya peklerinden seçilir?

İşte siyonizm budur, bu kadar güçlüdür.

Bize düşen Kur’an ile tanışmak, tanışmakla kalmayıp bu dostluğu aşka dönüştürmektir.

Bunu becerebilenler yani iman edebilen ve imanla yaşayabilenler şeytanlardan kurtulacaktır. Bu Allah’ın ahdidir. Şeytanın ahdi ise tüm insanlığı Allah aleyhine kışkırtmak veya ikna edemiyorsa yok etmektir ki imanın kalesi İslam âlemi ve İslam’ın sancaktarı Türklerdir.

Türk ve İslam üzerindeki oyunların asıl gayesi de işte bu dünyayı fethetme planıdır.

Adına yenidünya düzeni denen aslında şeytani dini yeryüzüne egemen kılma planının aktörleri silahlarını ve zehirli dillerini bu nedenle ülkeye yöneltmiş vaziyettedir ve hedefte evvela çocuklar ve gençler vardır ki kitaplardan sinemalara kadar dört yan şeytanlarca ele geçirilmiş vaziyette beyin yıkamakla meşguldür.

İman cephesi ise hala uyanamamıştır.

Kendisini uzak tutmakla veya ailesini kurtarmakla meşgul imanlı kullar (mü’minler) sıradan Müslümanlar ile aynı gaflete imza atarak yeryüzündeki asayiş ve huzuru teminle ilgilenmekten uzak yaşamayı seçmiş, kabuğuna çekilmiştir. Bunu dahi tam beceremeyen imanlı kullar, dünyaya Allah dinini egemen kılacak kabiliyetten de şimdilik uzaktır.

Ahiretin ve kıyametin çokça yakınlaştığı bu ahir zamanlarda şeytanlar hız arttırmış, vites büyültmüştür ki çok yakında Kudüs’e saldıracak ve orayı ele geçirip başkenti yapacak İsrail’in, sonraki hedefi Hz. Ömer camisini yıkmak ve vadedilmiş topraklara yönelmektir ki bu önce Ortadoğu’da ve sonra tüm dünyada savaş demektir. Lakin bu savaş doğu-batı veya ABD-Rusya savaşı değil, İMAN Ordusu ile ŞEYTAN Ordusu savaşı olacaktır. En azından Siyonistlerin planı budur.

Yüce Allah, Yahudiler her ne zaman savaş ateşi yakmaya kalktılarsa söndürendir. Bu senaryoları da bu nedenle başlarına geçecektir. Lakin yine Yüce Allah, mü’min kullarını bedenleri ve mallarını feda ederek zulme karşı cihada mecbur kılar ki şeytan dininin yeryüzünden silinmesi buna bağlıdır. Allah’ın yardımı, o bahsedilen savaş yaşansa dahi, fil vakasında olduğu gibi sonradan gelecek ve küfür cephesi mutlaka mağlup edilecektir.

Yok bu savaş yaşanmayacaksa da buna çokça sevinmemek lazım gelir çünkü şu an melekler ve şeytanlar arasındaki savaşlar hızla ve tüm yeryüzünde devam etmektedir.

Şeytanın tüm askerleri zırhlarını kuşanmış vaziyette saldırırken, iman cephesi hala bu saldırılardan emin dahi olamamakta , barışı ummak gafletini hayal olarak dilemektedir. Oysa barış yoktur, cihat kaçınılmazdır çünkü İblisinsan aleyhine, Allah’ın kutsal ve Yüce Makamına rest çekerek yemin etmiştir ki kendisine verilen belirli süreye kadar şirk dinini yeryüzüne egemen kılacaktır.

Bunu yeni baştan yazılacak bir din diye kabul etmemek lazımdır ki gece-gündüz gibi, iyilik-kötülük gibi, denge üzerine kurulu dünya tarlasında şeytanın dini de hak din İslam’ın tam ters küfesinde oturmakta ve ayetler neyi emrediyorsa tam tersini buyurmakta ve dinleştirmektedir.

Cahil İslam alemi hala orucu bozan şeylerle, rekat sayılarıyla, abdestin sırasıyla ilgilenedursun, şeytanın ordusu hanelere, cüzdanlara, ekranlara çoktan girmiş vaziyettedir ve yabancı gezegenlerden gelen mavi bedenli cin türü istilacılar (Bu siyonizmin kendisini tanımlamasıdır) gibi yatak odalarına dahi hakimdir.

Aile kavramını yerle bir eden, minnet ve vefayı unutturan, yasak şehvetleri sıradanlaştıran, mahremi unutturan, cinselliği öne çıkartan, ahiret hesabı yerine ölüm korkusunu dayatan şeytan dini şirk kişilerden, para ve mevkilerden, nefis ve ibadetlerden sayısız ilah üreterek insanları putperest yapmış vaziyettedir ki bunların tamamı şirktir.

Son söz

Şeytan bunları din adına yeniden kaleme alan değil, ahdi gereği Allah’ın emirlerini ZORLAMADAN AMA SÜSLÜ GÖSTEREREK tam zıddıyla değiştiren, insanlara günah ve haramı tatlı ve gerçek kabul ettirip yapan, Allah ile aldatandır.

Şeytana ve şirke karşı koymanın tek yolu ise imandır ve cennetler sadece iman edenler içindir, Allah sadece iman edenlerin dostudur. Sıradan Müslüman olmakla yetinenler ise imanın esenliğinden mahrum olmakla kalmayanlar aynı zamanda şeytana yem olmaya çokça yakın olanlardır.

Çünkü iman gönülleri sadece Allah için açtıran, kalbi sadece Allah aşkı ile doldurandır. Bu kalplere ise şeytanlar asla giremez.

Kalpler Allah ile yeterince dolu değilse şeytan oralarda kolayca yer bulur ve bedeni-ruhu kısa sürede ele geçirir.

Allah’ın ahdi bu nedenle şeytanın imanlı kalpler üzerine sultası olmayacağına dairdir.

Bu yüzden din Kur’an’dadır, Kur’an ile emredilmeyen hiçbir şey bu nedenle din değildir. Çünkü hesap Kur’an iledir, din sadece Allah’ındır.

Kur’an ayetlerini tersten okumak, akıllarınca (!) dine yorum getirmek, gayba ve vahye ilişkin çekinceler ileri sürmek ise çoktan şeytanlaşıldığının resmidir ki Allah dilemedikçe bunların kalplerinin mühürlerinin kaldırılması da mümkün değildir.

Rabbim imanlı kullarını korusun. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti

Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti

Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti Konuya evvela algının ‘birey veya toplum üzerinde yaratılmak istenen ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir