Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Kur’an fihristi – G
imanilmihali.com
Kur'an fihristi

Kur’an fihristi – G

Kur’an fihristi

“G”

GAFİLLER

7. Sure (A’râf Suresi), 136. Ayet

Bu yüzden onlardan intikam aldık. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.

7. Sure (A’râf Suresi), 146. Ayet

Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen)yol edinirler. Bu, onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir.

7. Sure (A’râf Suresi), 172. Ayet

Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.

7. Sure (A’râf Suresi), 173. Ayet

Yahut, “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi bâtılcıların işlediği yüzünden bizi helak mı edeceksin?” dememeniz içindir.

7. Sure (A’râf Suresi), 179. Ayet

Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.

10. Sure (Yûnus Suresi), 7. Ayet

Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.

16. Sure (Nahl Suresi), 108. Ayet

İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.

18. Sure (Kehf Suresi), 28. Ayet

Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.

21. Sure (Enbiyâ Suresi), 1. Ayet

İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.

30. Sure (Rûm Suresi), 7. Ayet

Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler.

36. Sure (Yâsîn Suresi), 5. Ayet

Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.

 

GAFLET

7. Sure (A’râf Suresi), 205. Ayet

Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.

10. Sure (Yûnus Suresi), 90. Ayet

İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım” dedi.

10. Sure (Yûnus Suresi), 91. Ayet

Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.

10. Sure (Yûnus Suresi), 92. Ayet

Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir.

 

GAYB BİLGİSİ

2. Sure (Bakara Suresi), 33. Ayet

Allah şöyle dedi: “Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.

5. Sure (Mâide Suresi), 109. Ayet

Allah’ın, peygamberleri toplayıp “siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?” diyeceği, onların da, “Bizim hiçbir bilgimiz yok. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin” diyecekleri günü hatırlayın.

7. Sure (A’râf Suresi), 188. Ayet

De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.”

10. Sure (Yûnus Suresi), 20. Ayet

“Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!” diyorlar. De ki: “Gayb ancak Allah’ındır. Bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!”

11. Sure (Hûd Suresi), 31. Ayet

Size ben, “Allah’ın hazineleri yanımdadır”, demiyorum; gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, “Allah onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. Allah onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum.

11. Sure (Hûd Suresi), 49. Ayet

İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü (iyi) sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.

16. Sure (Nahl Suresi), 77. Ayet

Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet’in kopması bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.

18. Sure (Kehf Suresi), 25. Ayet

Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.

18. Sure (Kehf Suresi), 26. Ayet

De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. O ne güzel görür, O ne güzel işitir! Onların, ondan başka hiçbir dostu da yoktur. O hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.”

27. Sure (Neml Suresi), 65. Ayet

De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler.”

27. Sure (Neml Suresi), 75. Ayet

Gökte ve yerde gâib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) olmasın.

34. Sure (Sebe’ Suresi), 3. Ayet

İnkar edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.”

34. Sure (Sebe’ Suresi), 14. Ayet

Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı.

34. Sure (Sebe’ Suresi), 48. Ayet

De ki: “Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar. O gaybleri hakkıyla bilendir.”

35. Sure (Fâtır Suresi), 38. Ayet

Şüphesiz Allah göklerin ve yerin gaybını bilendir. Şüphesiz o, gögüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

39. Sure (Zümer Suresi), 46. Ayet

De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin.”

41. Sure (Fussilet Suresi), 47. Ayet

Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok.”

43. Sure (Zuhruf Suresi), 84. Ayet

O, gökte de ilâh olandır, yerde de ilah olandır. O hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

43. Sure (Zuhruf Suresi), 85. Ayet

Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O’nun katındadır ve yalnızca O’na döndürüleceksiniz.

49. Sure (Hucurât Suresi), 18. Ayet

Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

53. Sure (Necm Suresi), 35. Ayet

Gayb’ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?

57. Sure (Hadîd Suresi), 25. Ayet

Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). Allah da kendisine ve Resüllerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

64. Sure (Tegâbün Suresi), 18. Ayet

O, gaybı da, görünen âlemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

67. Sure (Mülk Suresi), 25. Ayet

“Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.

67. Sure (Mülk Suresi), 26. Ayet

De ki: “O bilgi, ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.”

68. Sure (Kalem Suresi), 47. Ayet

Yahut gayb (levh-i mahfuz) kendi yanlarında da onlar mı (bundan aktarıp) yazıyorlar?

72. Sure (Cin Suresi), 26. Ayet

O gaybı bilendir. Hiç kimseye gaybını bildirmez.

72. Sure (Cin Suresi), 27. Ayet

Ancak seçtiği resüller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resülün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resüllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah onların her halini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.

 

GAYRİ MÜSLİMLERE BENZEMEK

3. Sure (Âl-i İmrân Suresi), 105. Ayet

Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.

3. Sure (Âl-i İmrân Suresi), 156. Ayet

Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, “Onlar bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkarcılar gibi olmayın. Allah bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

8. Sure (Enfâl Suresi), 21. Ayet

İşitmedikleri halde, “işittik” diyenler gibi de olmayın.

8. Sure (Enfâl Suresi), 47. Ayet

Şımarıp böbürlenmek, insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. Allah onların yaptıklarını kuşatıcıdır.

33. Sure (Ahzâb Suresi), 69. Ayet

Ey iman edenler! Siz Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Mûsâ Allah katında itibarlı bir kimse idi.

57. Sure (Hadîd Suresi), 16. Ayet

İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan bir çoğu fasık kimselerdir.

59. Sure (Haşr Suresi), 19. Ayet

Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.

 

GAZABA UĞRATILANLAR

1. Sure (Fâtiha Suresi), 6. Ayet

Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

4. Sure (Nisâ Suresi), 93. Ayet

Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.

5. Sure (Mâide Suresi), 59. Ayet

De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilahi kitap)lara inandığımızdan ve çoğunuzun da fasıklar olmasından ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz.”

5. Sure (Mâide Suresi), 60. Ayet

De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.”

8. Sure (Enfâl Suresi), 15. Ayet

Ey iman edenler. Savaş düzeninde iken kafirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın).

8. Sure (Enfâl Suresi), 16. Ayet

Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah’ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası.

24. Sure (Nûr Suresi), 8. Ayet

Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi), beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kadından cezayı kaldırır.

48. Sure (Fetih Suresi), 6. Ayet

Bir de, Allah’ın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş, onları lanetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir!

 

GECE İBADETİ

25. Sure (Furkân Suresi), 63. Ayet

Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.

25. Sure (Furkân Suresi), 64. Ayet

Onlar, Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.

32. Sure (Secde Suresi), 15. Ayet

Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar.

32. Sure (Secde Suresi), 16. Ayet

Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.

39. Sure (Zümer Suresi), 9. Ayet

(Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde halinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.

51. Sure (Zâriyât Suresi), 17. Ayet

Geceleri pek az uyurlardı.

51. Sure (Zâriyât Suresi), 18. Ayet

Seherlerde bağışlama dilerlerdi.

73. Sure (Müzzemmil Suresi), 1. Ayet

Ey örtünüp bürünen (Peygamber)!

73. Sure (Müzzemmil Suresi), 2. Ayet

Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt.

73. Sure (Müzzemmil Suresi), 4. Ayet

Yahut buna biraz ekle. Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku.

73. Sure (Müzzemmil Suresi), 20. Ayet

(Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O halde, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükafat olarak bulursunuz. Allah’tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

76. Sure (İnsân Suresi), 26. Ayet

Gecenin bir kısmında ona secde et; geceleyin de onu uzun uzadıya tespih et.

 

GECE VE GÜNDÜZ UYUMAK

3. Sure (Âl-i İmrân Suresi), 23. Ayet

Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor.

6. Sure (En’âm Suresi), 60. Ayet

O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen, sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir. (uyandırandır). Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Sonra O, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir.

17. Sure (İsrâ Suresi), 23. Ayet

Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.

25. Sure (Furkân Suresi), 47. Ayet

O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.

30. Sure (Rûm Suresi), 23. Ayet

Geceleyin uyumanız ve gündüzün onun lütfundan istemeniz de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.

78. Sure (Nebe Suresi), 9. Ayet

Uykunuzu bir dinlenme (sebebi) kıldık.

78. Sure (Nebe Suresi), 10. Ayet

Geceyi (sizi örten) bir elbise yaptık.

 

GECE VE GÜNDÜZÜN FAYDALARI

10. Sure (Yûnus Suresi), 6. Ayet

Şüphesiz gece ve gündüzün ardarda değişmesinde, Allah’ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde, Allah’a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır

10. Sure (Yûnus Suresi), 67. Ayet

O, içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık); gündüzü ise aydınlık kılandır. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.

17. Sure (İsrâ Suresi), 12. Ayet

Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. İşte biz her şeyi açıkça anlattık.

25. Sure (Furkân Suresi), 47. Ayet

O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.

25. Sure (Furkân Suresi), 62. Ayet

O, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir.

27. Sure (Neml Suresi), 86. Ayet

Onlar görmüyorlar mı ki biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.

28. Sure (Kasas Suresi), 71. Ayet

De ki: “Ne dersiniz? Allah, üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah’tan başka hangi ilah size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?”

28. Sure (Kasas Suresi), 72. Ayet

De ki: “Ne dersiniz? Allah, üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah’tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?”

28. Sure (Kasas Suresi), 73. Ayet

Allah, rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz; gündüzü de, lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı.

40. Sure (Mü’min Suresi), 61. Ayet

Allah, içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler.

73. Sure (Müzzemmil Suresi), 6. Ayet

Şüphesiz gece ibadetinin etkisi daha fazla, (bu ibadetteki) sözler (Kur’an ve dua okuyuşlar) ise daha düzgün ve açıktır.

73. Sure (Müzzemmil Suresi), 7. Ayet

Çünkü gündüzün sana uzun bir meşguliyet vardır.

 

GECE VE GÜNDÜZ

2. Sure (Bakara Suresi), 164. Ayet

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.

3. Sure (Âl-i İmrân Suresi), 27. Ayet

“Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.”

6. Sure (En’âm Suresi), 1. Ayet

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkar edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.

6. Sure (En’âm Suresi), 96. Ayet

O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir).

7. Sure (A’râf Suresi), 54. Ayet

Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir.

10. Sure (Yûnus Suresi), 5. Ayet

O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.

10. Sure (Yûnus Suresi), 67. Ayet

O, içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık); gündüzü ise aydınlık kılandır. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.

13. Sure (Ra’d Suresi), 3. Ayet

O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır. O geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır.

14. Sure (İbrâhîm Suresi), 32. Ayet

Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.

14. Sure (İbrâhîm Suresi), 33. Ayet

O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir.

16. Sure (Nahl Suresi), 12. Ayet

O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır.

21. Sure (Enbiyâ Suresi), 33. Ayet

O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.

22. Sure (Hac Suresi), 60. Ayet

Bu böyle. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse, elbette Allah ona yardım eder. Hiç şüphesiz ki Allah çok affedendir, çok bağışlayandır.

22. Sure (Hac Suresi), 61. Ayet

Bu böyle. Çünkü Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.

23. Sure (Mü’minûn Suresi), 80. Ayet

O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?

24. Sure (Nûr Suresi), 44. Ayet

Allah, geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır.

25. Sure (Furkân Suresi), 47. Ayet

O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.

25. Sure (Furkân Suresi), 62. Ayet

O, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir.

27. Sure (Neml Suresi), 86. Ayet

Onlar görmüyorlar mı ki biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.

28. Sure (Kasas Suresi), 71. Ayet

De ki: “Ne dersiniz? Allah, üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah’tan başka hangi ilah size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?”

28. Sure (Kasas Suresi), 72. Ayet

De ki: “Ne dersiniz? Allah, üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah’tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?”

28. Sure (Kasas Suresi), 73. Ayet

Allah, rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz; gündüzü de, lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı.

31. Sure (Lokmân Suresi), 29. Ayet

Görmedin mi ki Allah geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah işlediklerinizden hakkıyla haberdardır.

31. Sure (Lokmân Suresi), 30. Ayet

Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise bâtıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.

35. Sure (Fâtır Suresi), 13. Ayet

Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. İşte bu Allah’tır, Rabbinizdir. Mülk yalnızca O’nundur. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz, bir çekirdek zarına bile hükmedemezler.

36. Sure (Yâsîn Suresi), 37. Ayet

Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.

39. Sure (Zümer Suresi), 5. Ayet

Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. İyi bilin ki, o mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.

40. Sure (Mü’min Suresi), 61. Ayet

Allah, içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler.

41. Sure (Fussilet Suresi), 37. Ayet

Gece, gündüz, güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah’a secde edin.

45. Sure (Câsiye Suresi), 5. Ayet

Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır.

50. Sure (Kâf Suresi), 39. Ayet

O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.

57. Sure (Hadîd Suresi), 6. Ayet

Geceyi gündüze sokar, gündüzü de geceye sokar. O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

78. Sure (Nebe Suresi), 10. Ayet

Geceyi (sizi örten) bir elbise yaptık.

78. Sure (Nebe Suresi), 11. Ayet

Gündüzü de geçimi temin zamanı kıldık.

79. Sure (Naziât Suresi), 29. Ayet

O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.

89. Sure (Fecr Suresi), 1. Ayet

Tan yerinin ağarmasına andolsun,

89. Sure (Fecr Suresi), 2. Ayet

On geceye andolsun,

89. Sure (Fecr Suresi), 3. Ayet

Çifte ve teke andolsun,

89. Sure (Fecr Suresi), 4. Ayet

Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır).

89. Sure (Fecr Suresi), 5. Ayet

Şüphesiz bunlarda, akıl sahibi bir kimse için üzerine yemin edilmeye değer bir özellik vardır.

91. Sure (Şems Suresi), 1. Ayet

Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,

91. Sure (Şems Suresi), 2. Ayet

Onu izlediğinde Ay’a andolsun,

91. Sure (Şems Suresi), 3. Ayet

Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun,

91. Sure (Şems Suresi), 4. Ayet

Onu bürüdüğünde geceye andolsun,

92. Sure (Leyl Suresi), 1. Ayet

(Ortalığı) bürüdüğü zaman geceye andolsun,

92. Sure (Leyl Suresi), 2. Ayet

Açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun,

93. Sure (Duhâ Suresi), 1. Ayet

Kuşluk vaktine andolsun,

93. Sure (Duhâ Suresi), 2. Ayet

Karanlığı çöktüğü vakit geceye andolsun ki,

 

GEMİLER

2. Sure (Bakara Suresi), 164. Ayet

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.

10. Sure (Yûnus Suresi), 22. Ayet

O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar.

14. Sure (İbrâhîm Suresi), 32. Ayet

Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.

16. Sure (Nahl Suresi), 14. Ayet

O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) onun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir.

17. Sure (İsrâ Suresi), 66. Ayet

Rabbiniz, lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütendir. Şüphesiz O, size karşı çok merhametlidir.

22. Sure (Hac Suresi), 65. Ayet

Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.

23. Sure (Mü’minûn Suresi), 21. Ayet

Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de.

23. Sure (Mü’minûn Suresi), 22. Ayet

Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.

30. Sure (Rûm Suresi), 46. Ayet

Rüzgarları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle gemilerin yol alması, onun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar.

31. Sure (Lokmân Suresi), 31. Ayet

Görmedin mi ki, gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden, hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır.

35. Sure (Fâtır Suresi), 12. Ayet

İki deniz aynı olmaz. Şu tatlıdır, susuzluğu giderir; içimi kolaydır. Şu ise tuzludur, acıdır. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Allah’ın lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün.

36. Sure (Yâsîn Suresi), 41. Ayet

Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.

36. Sure (Yâsîn Suresi), 42. Ayet

Biz onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.

36. Sure (Yâsîn Suresi), 43. Ayet

Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.

36. Sure (Yâsîn Suresi), 44. Ayet

Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.

40. Sure (Mü’min Suresi), 79. Ayet

Allah, bir kısmına binesiniz, bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır.

40. Sure (Mü’min Suresi), 80. Ayet

Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız.

40. Sure (Mü’min Suresi), 81. Ayet

Allah size âyetlerini gösteriyor. Allah’ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz?

42. Sure (Şûrâ Suresi), 32. Ayet

Denizde dağlar gibi yüzen gemiler, O’nun varlığının delillerindendir.

42. Sure (Şûrâ Suresi), 33. Ayet

O, dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. Elbette bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

42. Sure (Şûrâ Suresi), 34. Ayet

Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helak eder, birçoğunu da affeder.

43. Sure (Zuhruf Suresi), 12. Ayet

O bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.

45. Sure (Câsiye Suresi), 12. Ayet

Allah, içinde gemilerin, emriyle akıp gitmesi, onun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir.

55. Sure (Rahmân Suresi), 24. Ayet

Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O’nundur.

55. Sure (Rahmân Suresi), 25. Ayet

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

 

GIYBET ETMEK

49. Sure (Hucurât Suresi), 12. Ayet

Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

104. Sure (Hümeze Suresi), 1. Ayet

Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline!

 

GÖKLER VE YERYÜZÜ

2. Sure (Bakara Suresi), 22. Ayet

O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın.

2. Sure (Bakara Suresi), 29. Ayet

O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

2. Sure (Bakara Suresi), 116. Ayet

“Allah, çocuk edindi” dediler. O, bundan uzaktır. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ındır. Hepsi O’na boyun eğmiştir.

2. Sure (Bakara Suresi), 117. Ayet

O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir.

2. Sure (Bakara Suresi), 164. Ayet

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.

6. Sure (En’âm Suresi), 1. Ayet

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkar edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.

6. Sure (En’âm Suresi), 14. Ayet

De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan, beslediği halde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim.” De ki: “Bana, (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi).”

6. Sure (En’âm Suresi), 73. Ayet

O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûra üflendiği gün de mülk (hükümranlık) onundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.

6. Sure (En’âm Suresi), 79. Ayet

“Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim.”

6. Sure (En’âm Suresi), 101. Ayet

O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir? Halbuki her şeyi O yarattı. O her şeyi hakkıyla bilendir.

7. Sure (A’râf Suresi), 54. Ayet

Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir.

10. Sure (Yûnus Suresi), 3. Ayet

Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O’nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçı olamaz. İşte o, Rabbiniz Allah’tır. O halde O’na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz?

10. Sure (Yûnus Suresi), 6. Ayet

Şüphesiz gece ve gündüzün ardarda değişmesinde, Allah’ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde, Allah’a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır

11. Sure (Hûd Suresi), 7. Ayet

O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş’ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkarcılar “Mutlaka bu apaçık bir büyüdür” derler.

12. Sure (Yûsuf Suresi), 101. Ayet

“Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.”

13. Sure (Ra’d Suresi), 2. Ayet

Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.

13. Sure (Ra’d Suresi), 3. Ayet

O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır. O geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır.

14. Sure (İbrâhîm Suresi), 10. Ayet

Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler.

14. Sure (İbrâhîm Suresi), 19. Ayet

Allah’ın gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir.

14. Sure (İbrâhîm Suresi), 32. Ayet

Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.

15. Sure (Hicr Suresi), 19. Ayet

Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.

15. Sure (Hicr Suresi), 22. Ayet

Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.

15. Sure (Hicr Suresi), 85. Ayet

Biz gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.

16. Sure (Nahl Suresi), 3. Ayet

Allah, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir.

17. Sure (İsrâ Suresi), 99. Ayet

Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için, hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. Fakat zalimler ancak inkarda direttiler.

18. Sure (Kehf Suresi), 7. Ayet

İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.

18. Sure (Kehf Suresi), 8. Ayet

Biz, elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz.

18. Sure (Kehf Suresi), 51. Ayet

Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına, ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. Saptıranları da hiçbir zaman yardımcı edinmiş değilim.

20. Sure (Tâhâ Suresi), 1. Ayet

Tâ Hâ.

20. Sure (Tâhâ Suresi), 2. Ayet

(Ey Muhammed!) Biz Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik.

20. Sure (Tâhâ Suresi), 4. Ayet

(O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir.

20. Sure (Tâhâ Suresi), 5. Ayet

Rahmân, Arş’a kurulmuştur.

20. Sure (Tâhâ Suresi), 6. Ayet

Göklerdeki, yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey, yalnızca O’nundur.

20. Sure (Tâhâ Suresi), 51. Ayet

Firavun, “Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?” dedi.

20. Sure (Tâhâ Suresi), 52. Ayet

Mûsâ şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (levh-i mahfuzda yazılı)dır. Rabbim yanılmaz ve unutmaz.”

20. Sure (Tâhâ Suresi), 53. Ayet

“Rabbim, yeryüzünü size beşik yapan, orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir.” Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık.

21. Sure (Enbiyâ Suresi), 16. Ayet

Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

21. Sure (Enbiyâ Suresi), 30. Ayet

İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?

21. Sure (Enbiyâ Suresi), 31. Ayet

Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler yollar meydana getirdik.

21. Sure (Enbiyâ Suresi), 32. Ayet

Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler.

22. Sure (Hac Suresi), 65. Ayet

Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.

23. Sure (Mü’minûn Suresi), 17. Ayet

Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.

24. Sure (Nûr Suresi), 35. Ayet

Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile, neredeyse aydınlatacak (kadar berrak) tır. Nur üstüne nur. Allah dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah insanlar için misaller verir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

25. Sure (Furkân Suresi), 58. Ayet

Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!

25. Sure (Furkân Suresi), 59. Ayet

Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a kurulan Rahmân’dır. Sen bunu haberdar olana sor!

27. Sure (Neml Suresi), 60. Ayet

Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır onlar (Allah’a) eş tutan bir kavimdir.

27. Sure (Neml Suresi), 61. Ayet

Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan, içinde nehirler akıtan, onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Hayır onların çoğu bilmiyor!

29. Sure (Ankebût Suresi), 44. Ayet

Allah gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. İşte bunda inananlar için bir ibret vardır.

29. Sure (Ankebût Suresi), 61. Ayet

Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O halde nasıl(haktan) döndürülüyorlar?

30. Sure (Rûm Suresi), 22. Ayet

Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır

30. Sure (Rûm Suresi), 25. Ayet

Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı, bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz.

31. Sure (Lokmân Suresi), 10. Ayet

Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.

31. Sure (Lokmân Suresi), 25. Ayet

Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. De ki, “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu bilmezler.

32. Sure (Secde Suresi), 5. Ayet

Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde ona yükselir.

34. Sure (Sebe’ Suresi), 9. Ayet

Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır.

35. Sure (Fâtır Suresi), 1. Ayet

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

35. Sure (Fâtır Suresi), 41. Ayet

Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.

36. Sure (Yâsîn Suresi), 81. Ayet

Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.

38. Sure (Sâd Suresi), 27. Ayet

Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline!

39. Sure (Zümer Suresi), 5. Ayet

Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. İyi bilin ki, o mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.

39. Sure (Zümer Suresi), 38. Ayet

Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar onun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.”

39. Sure (Zümer Suresi), 46. Ayet

De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin.”

40. Sure (Mü’min Suresi), 57. Ayet

Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

40. Sure (Mü’min Suresi), 64. Ayet

Allah, yeryüzünü sizin için karar kılma yeri, göğü de binâ yapan; size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir!

41. Sure (Fussilet Suresi), 9. Ayet

De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.”

41. Sure (Fussilet Suresi), 10. Ayet

O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.

41. Sure (Fussilet Suresi), 11. Ayet

Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.

41. Sure (Fussilet Suresi), 12. Ayet

Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.

42. Sure (Şûrâ Suresi), 10. Ayet

Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte bu, Rabbim Allah’tır. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum.

42. Sure (Şûrâ Suresi), 11. Ayet

O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu sûretle sizi üretiyor. Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

42. Sure (Şûrâ Suresi), 29. Ayet

Gökleri, yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması, O’nun varlığının delillerindendir. O, dilediği zaman, onları bir araya getirmeye de gücü yetendir.

43. Sure (Zuhruf Suresi), 9. Ayet

Andolsun, onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka, “Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir.

43. Sure (Zuhruf Suresi), 10. Ayet

O, yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir.

44. Sure (Duhân Suresi), 38. Ayet

Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlenmek için yaratmadık.

44. Sure (Duhân Suresi), 39. Ayet

Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.

45. Sure (Câsiye Suresi), 3. Ayet

Şüphesiz, göklerde ve yerde, inananlar için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) nice deliller vardır.

45. Sure (Câsiye Suresi), 22. Ayet

Allah, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak, herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. Onlara zulm edilmez.

46. Sure (Ahkâf Suresi), 3. Ayet

Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

46. Sure (Ahkâf Suresi), 4. Ayet

De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!”

46. Sure (Ahkâf Suresi), 33. Ayet

Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın, ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini görmediler mi? Evet şüphesiz O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

50. Sure (Kâf Suresi), 6. Ayet

Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik, nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur.

50. Sure (Kâf Suresi), 7. Ayet

Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik.

50. Sure (Kâf Suresi), 8. Ayet

Bütün bunlar, içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir.

50. Sure (Kâf Suresi), 38. Ayet

Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.

51. Sure (Zâriyât Suresi), 7. Ayet

Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.

51. Sure (Zâriyât Suresi), 20. Ayet

Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hâlâ görmüyor musunuz?

51. Sure (Zâriyât Suresi), 22. Ayet

Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.

51. Sure (Zâriyât Suresi), 47. Ayet

Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.

51. Sure (Zâriyât Suresi), 48. Ayet

Yeri de biz döşedik. Biz ne güzel döşeyiciyiz.

52. Sure (Tûr Suresi), 1. Ayet

Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

55. Sure (Rahmân Suresi), 5. Ayet

Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.

55. Sure (Rahmân Suresi), 6. Ayet

Otlar ve ağaçlar (Allah’a) boyun eğerler.

55. Sure (Rahmân Suresi), 7. Ayet

Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.

55. Sure (Rahmân Suresi), 10. Ayet

Allah yeri yaratıklar için var etti.

55. Sure (Rahmân Suresi), 11. Ayet

Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.

55. Sure (Rahmân Suresi), 12. Ayet

Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.

57. Sure (Hadîd Suresi), 4. Ayet

O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

64. Sure (Tegâbün Suresi), 3. Ayet

Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş yalnız O’nadır.

64. Sure (Tegâbün Suresi), 4. Ayet

Göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

65. Sure (Talâk Suresi), 12. Ayet

Allah, yedi göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Allah’ın emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve Allah’ın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.

67. Sure (Mülk Suresi), 1. Ayet

Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

67. Sure (Mülk Suresi), 2. Ayet

O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.

67. Sure (Mülk Suresi), 3. Ayet

O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?

67. Sure (Mülk Suresi), 4. Ayet

Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.

67. Sure (Mülk Suresi), 5. Ayet

Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.

67. Sure (Mülk Suresi), 15. Ayet

O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun üzerinde yürüyün ve Allah’ın rızkından yiyin. Dönüş ancak onadır.

71. Sure (Nûh Suresi), 15. Ayet

‘Görmediniz mi Allah yedi göğü, tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?’

71. Sure (Nûh Suresi), 16. Ayet

‘Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?’

71. Sure (Nûh Suresi), 17. Ayet

‘Allah, sizi (babanız Adem’i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)’

71. Sure (Nûh Suresi), 18. Ayet

‘Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır.’

71. Sure (Nûh Suresi), 19. Ayet

‘Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.’ ”

78. Sure (Nebe Suresi), 6. Ayet

Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?

78. Sure (Nebe Suresi), 12. Ayet

Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.

78. Sure (Nebe Suresi), 13. Ayet

Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.

79. Sure (Naziât Suresi), 27. Ayet

(Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur.

79. Sure (Naziât Suresi), 28. Ayet

Onu yükseltmiş ve ona düzen ve âhenk vermiştir.

79. Sure (Naziât Suresi), 29. Ayet

O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.

79. Sure (Naziât Suresi), 30. Aye

Ardından yeri düzenleyip döşedi.

79. Sure (Naziât Suresi), 31. Ayet

Ondan suyunu ve merasını çıkardı.

81. Sure (Tekvîr Suresi), 11. Ayet

Gökyüzü (yerinden) sıyrılıp koparıldığı zaman,

82. Sure (İnfitâr Suresi), 1. Ayet

Gök yarıldığı zaman,

82. Sure (İnfitâr Suresi), 2. Ayet

Yıldızlar saçıldığı zaman,

82. Sure (İnfitâr Suresi), 3. Ayet

Denizler kaynayıp fışkırtıldığı zaman,

82. Sure (İnfitâr Suresi), 4. Ayet

Kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman,

82. Sure (İnfitâr Suresi), 5. Ayet

Herkes yaptığı ve yapmadığı şeyleri bilecek.

84. Sure (İnşikâk Suresi), 1. Ayet

Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-,

84. Sure (İnşikâk Suresi), 3. Ayet

Yer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman,

84. Sure (İnşikâk Suresi), 5. Ayet

Rabbini dinlediği zaman -ki ona yaraşan da budur- (insan yaptıklarını karşısında bulur!)

84. Sure (İnşikâk Suresi), 6. Ayet

Ey insan! Şüphesiz, sen Rabbine (kavuşuncaya kadar) didinip duracak ve sonunda didinmenin karşılığına kavuşacaksın.

85. Sure (Burûc Suresi), 1. Ayet

Burçlarla dolu göğe andolsun,

86. Sure (Târık Suresi), 1. Ayet

Göğe ve târıka andolsun.

88. Sure (Gâşiye Suresi), 18. Ayet

Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir!

88. Sure (Gâşiye Suresi), 19. Ayet

Dağlara bakmıyorlar mı, nasıl dikilmişlerdir!

88. Sure (Gâşiye Suresi), 20. Ayet

Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır!

88. Sure (Gâşiye Suresi), 21. Ayet

Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.

91. Sure (Şems Suresi), 5. Ayet

Göğe ve onu bina edene andolsun,

91. Sure (Şems Suresi), 6. Ayet

Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun,

99. Sure (Zilzâl Suresi), 1. Ayet

Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman,

99. Sure (Zilzâl Suresi), 4. Ayet

İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır.

99. Sure (Zilzâl Suresi), 5. Ayet

Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir.

99. Sure (Zilzâl Suresi), 6. Ayet

O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.

 

GÖSTERİŞ YAPMAK

4. Sure (Nisâ Suresi), 36. Ayet

Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.

4. Sure (Nisâ Suresi), 37. Ayet

Bunlar cimrilik eden, insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

4. Sure (Nisâ Suresi), 38. Ayet

Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır.

8. Sure (Enfâl Suresi), 47. Ayet

Şımarıp böbürlenmek, insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. Allah onların yaptıklarını kuşatıcıdır.

53. Sure (Necm Suresi), 49. Ayet

Şüphesiz O, “Şi’râ’nın Rabbidir.

107. Sure (Maûn Suresi), 4. Ayet

Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,

107. Sure (Maûn Suresi), 5. Ayet

Onlar namazlarını ciddiye almazlar.

107. Sure (Maûn Suresi), 6. Ayet

Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.

107. Sure (Maûn Suresi), 7. Ayet

Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.

 

GÜNEŞ VE AY

10. Sure (Yûnus Suresi), 5. Ayet

O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.

13. Sure (Ra’d Suresi), 2. Ayet

Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.

14. Sure (İbrâhîm Suresi), 32. Ayet

Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.

14. Sure (İbrâhîm Suresi), 33. Ayet

O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir.

21. Sure (Enbiyâ Suresi), 33. Ayet

O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.

25. Sure (Furkân Suresi), 45. Ayet

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık.

25. Sure (Furkân Suresi), 46. Ayet

Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik.

29. Sure (Ankebût Suresi), 61. Ayet

Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O halde nasıl(haktan) döndürülüyorlar?

31. Sure (Lokmân Suresi), 29. Ayet

Görmedin mi ki Allah geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah işlediklerinizden hakkıyla haberdardır.

31. Sure (Lokmân Suresi), 30. Ayet

Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise bâtıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.

35. Sure (Fâtır Suresi), 13. Ayet

Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. İşte bu Allah’tır, Rabbinizdir. Mülk yalnızca O’nundur. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz, bir çekirdek zarına bile hükmedemezler.

36. Sure (Yâsîn Suresi), 37. Ayet

Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.

36. Sure (Yâsîn Suresi), 38. Ayet

Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri(düzenlemesi)dir.

36. Sure (Yâsîn Suresi), 39. Ayet

Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.

36. Sure (Yâsîn Suresi), 40. Ayet

Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

39. Sure (Zümer Suresi), 5. Ayet

Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. İyi bilin ki, o mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.

41. Sure (Fussilet Suresi), 37. Ayet

Gece, gündüz, güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah’a secde edin.

71. Sure (Nûh Suresi), 15. Ayet

‘Görmediniz mi Allah yedi göğü, tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?’

71. Sure (Nûh Suresi), 16. Ayet

‘Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?’

91. Sure (Şems Suresi), 1. Ayet

Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,

91. Sure (Şems Suresi), 2. Ayet

Onu izlediğinde Ay’a andolsun,

91. Sure (Şems Suresi), 3. Ayet

Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun,

 

(Mealler; T.C.Diyanet İşleri Başkanlığı resmi sitesinden alınmıştır.)

 

Kur’an fihristi

Bu yazıyı okudunuz mu?

Bir ayet bir açıklama

Bir Ayet

Bir AYET bir açıklama

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir