Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Kur’an fihristi – L
imanilmihali.com
Kur'an fihristi

Kur’an fihristi – L

Kur’an fihristi

“L”

LAKAP TAKMAK

49. Sure (Hucurât Suresi), 11. Ayet

Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.

LANETE UĞRATILANLAR

2. Sure (Bakara Suresi), 88. Ayet

“Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. Öyle değil. İnkarları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.

2. Sure (Bakara Suresi), 162. Ayet

Onlar ebedî olarak lânet içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.

3. Sure (Âl-i İmrân Suresi), 86. Ayet

İman ettikten, Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkar eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalim toplumu doğru yola iletmez.

3. Sure (Âl-i İmrân Suresi), 87. Ayet

İşte onların cezası; Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.

3. Sure (Âl-i İmrân Suresi), 88. Ayet

Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz.

4. Sure (Nisâ Suresi), 44. Ayet

Kendilerine Kitaptan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.

4. Sure (Nisâ Suresi), 45. Ayet

Allah sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Allah dost olarak yeter. Allah yardımcı olarak da yeter.

4. Sure (Nisâ Suresi), 46. Ayet

Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ’inâ” derler. Halbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.

4. Sure (Nisâ Suresi), 47. Ayet

Ey kendilerine kitap verilenler! Bir takım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut Cumartesi halkını lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden, yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir.

4. Sure (Nisâ Suresi), 51. Ayet

Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğut”a inanıyorlar. İnkar edenler için de, “Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar.

4. Sure (Nisâ Suresi), 52. Ayet

Onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir. Allah kime lanet ederse, artık ona asla bir yardımcı bulamazsın.

4. Sure (Nisâ Suresi), 93. Ayet

Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.

4. Sure (Nisâ Suresi), 116. Ayet

Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür.

4. Sure (Nisâ Suresi), 117. Ayet

Onlar, Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. Halbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar.

4. Sure (Nisâ Suresi), 118. Ayet

Allah o şeytana lânet etti ve o da, “Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım” dedi.

5. Sure (Mâide Suresi), 13. Ayet

İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah iyilik yapanları sever.

5. Sure (Mâide Suresi), 60. Ayet

De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.”

5. Sure (Mâide Suresi), 78. Ayet

İsrailoğullarından inkar edenler, Davud ve Meryemoğlu İsa diliyle lanetlendi. Bu, onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü.

7. Sure (A’râf Suresi), 44. Ayet

Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va’d ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın laneti zalimlere!” diye seslenir.

9. Sure (Tevbe Suresi), 68. Ayet

Allah erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kafirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. O, onlara yeter. Allah onlara lanet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.

11. Sure (Hûd Suresi), 18. Ayet

Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de, “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir.

11. Sure (Hûd Suresi), 59. Ayet

İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. Onun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular!

11. Sure (Hûd Suresi), 60. Ayet

Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Biliniz ki Âd kavmi, Rablerini inkâr etti. (Yine) biliniz ki Hûd’un kavmi Âd Allah’ın rahmetinden uzaklaştı.

11. Sure (Hûd Suresi), 96. Ayet

Andolsun, biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. Halbuki Firavun’un emri doğru değildi.

11. Sure (Hûd Suresi), 98. Ayet

Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir orası!

11. Sure (Hûd Suresi), 99. Ayet

Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek!

13. Sure (Ra’d Suresi), 25. Ayet

Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozanlar, Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya; işte lânet onlara, yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır.

15. Sure (Hicr Suresi), 34. Ayet

Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi.

24. Sure (Nûr Suresi), 23. Ayet

İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.

33. Sure (Ahzâb Suresi), 57. Ayet

Şüphesiz Allah ve Resülünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lanet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.

33. Sure (Ahzâb Suresi), 60. Ayet

Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler.

33. Sure (Ahzâb Suresi), 64. Ayet

Şüphesiz Allah kâfirlere lanet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır.

33. Sure (Ahzâb Suresi), 65. Ayet

Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır.

33. Sure (Ahzâb Suresi), 66. Ayet

Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, “Keşke Allah’a ve Resül’e itaat edeydik” diyecekler.

33. Sure (Ahzâb Suresi), 67. Ayet

Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.”

33. Sure (Ahzâb Suresi), 68. Ayet

“Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat.”

40. Sure (Mü’min Suresi), 51. Ayet

Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.

40. Sure (Mü’min Suresi), 52. Ayet

O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lânet de onlaradır, kötü yurt da onlaradır.

47. Sure (Muhammed Suresi), 22. Ayet

Demek, yüz çevirdiğinizde yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız, öyle mi?

47. Sure (Muhammed Suresi), 23. Ayet

İşte bunlar, Allah’ın lânetleyip, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.

48. Sure (Fetih Suresi), 6. Ayet

Bir de, Allah’ın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş, onları lanetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir!

LEVH-İ MAHFUZ

6. Sure (En’âm Suresi), 38. Ayet

Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler.

6. Sure (En’âm Suresi), 59. Ayet

Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dahilinde, Levh-i Mahfuz’da) olmasın.

8. Sure (Enfâl Suresi), 67. Ayet

Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikçe hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Siz geçici dünya menfeatini istiyorsunuz, halbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

8. Sure (Enfâl Suresi), 68. Ayet

Eğer Allah’ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı, aldığınız şey (fidye) den dolayı size büyük bir azap dokunurdu.

8. Sure (Enfâl Suresi), 69. Ayet

Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

10. Sure (Yûnus Suresi), 61. Ayet

(Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) dır.

11. Sure (Hûd Suresi), 6. Ayet

Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a âit olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de o bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) dır.

13. Sure (Ra’d Suresi), 39. Ayet

Allah dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfûz) O’nun yanındadır.

20. Sure (Tâhâ Suresi), 51. Ayet

Firavun, “Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?” dedi.

20. Sure (Tâhâ Suresi), 52. Ayet

Mûsâ şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (levh-i mahfuzda yazılı)dır. Rabbim yanılmaz ve unutmaz.”

22. Sure (Hac Suresi), 70. Ayet

Bilmez misin ki kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i mahfuz’da)dır. Şüphesiz bu Allah’a göre çok kolaydır.

27. Sure (Neml Suresi), 38. Ayet

Süleyman, “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?”

27. Sure (Neml Suresi), 39. Ayet

Cinlerden bir ifrit,”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi.

27. Sure (Neml Suresi), 40. Ayet

Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.”

30. Sure (Rûm Suresi), 55. Ayet

Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.

30. Sure (Rûm Suresi), 56. Ayet

Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: “Andolsun, siz, Allah’ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz.”

33. Sure (Ahzâb Suresi), 6. Ayet

Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitabına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır.

34. Sure (Sebe’ Suresi), 3. Ayet

İnkar edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.”

35. Sure (Fâtır Suresi), 11. Ayet

Allah sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu Allah’a kolaydır.

36. Sure (Yâsîn Suresi), 12. Ayet

Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir.

43. Sure (Zuhruf Suresi), 1. Ayet

Hâ Mîm.

43. Sure (Zuhruf Suresi), 2. Ayet

Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.

43. Sure (Zuhruf Suresi), 4. Ayet

Şüphesiz o, katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz’da) mevcuttur, çok yücedir, hikmetlerle doludur.

50. Sure (Kâf Suresi), 1. Ayet

Kâf. Şerefli Kur’ân’a andolsun ki kâfirler, aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu tuhaf bir şeydir!”

50. Sure (Kâf Suresi), 3. Ayet

“Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu, akla uzak (imkansız) bir dönüştür!”

50. Sure (Kâf Suresi), 4. Ayet

Şüphesiz biz, toprağın; onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır.

57. Sure (Hadîd Suresi), 22. Ayet

Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.

85. Sure (Burûc Suresi), 19. Ayet

Hayır, inkar edenler, hâlâ yalanlamaktadırlar.

85. Sure (Burûc Suresi), 20. Ayet

Oysa Allah, onları arkalarından kuşatmıştır.

85. Sure (Burûc Suresi), 21. Ayet

Hayır o (yalanlamakta oldukları kitap) şanı yüce bir Kur’an’dır.

85. Sure (Burûc Suresi), 22. Ayet

O korunmuş bir levhada (Levh-i Mahfuz’da)dır.

LOKMAN (A.S.)

31. Sure (Lokmân Suresi), 12. Ayet

Andolsun, biz Lokmân’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye lâyıktır.

31. Sure (Lokmân Suresi), 13. Ayet

Hani Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.”

31. Sure (Lokmân Suresi), 14. Ayet

İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır.”

31. Sure (Lokmân Suresi), 15. Ayet

“Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.”

31. Sure (Lokmân Suresi), 16. Ayet

(Lokmân öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir, (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır.”

31. Sure (Lokmân Suresi), 17. Ayet

“Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.”

31. Sure (Lokmân Suresi), 18. Ayet

“Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez.”

31. Sure (Lokmân Suresi), 19. Ayet

“Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini herhalde eşeklerin sesidir!”

LUT (A.S.)

6. Sure (En’âm Suresi), 86. Ayet

İsmail’i, Elyasa’ı, Yûnus’u ve Lût’u da hidayete erdirmiştik. Her birini âlemlere üstün kılmıştık.

7. Sure (A’râf Suresi), 80. Ayet

Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?”

7. Sure (A’râf Suresi), 81. Ayet

“Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz.”

7. Sure (A’râf Suresi), 82. Ayet

Kavminin cevabı ise sadece, “Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!…” demek oldu.

7. Sure (A’râf Suresi), 83. Ayet

Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu.

7. Sure (A’râf Suresi), 84. Ayet

Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık.” Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.

10. Sure (Yûnus Suresi), 74. Ayet

Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.

11. Sure (Hûd Suresi), 69. Ayet

Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. O, “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.

11. Sure (Hûd Suresi), 70. Ayet

Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: “Korkma, çünkü biz Lût kavmine gönderildik.”

11. Sure (Hûd Suresi), 74. Ayet

İbrahim’in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı.

11. Sure (Hûd Suresi), 77. Ayet

Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi.

11. Sure (Hûd Suresi), 78. Ayet

Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lût dedi ki: “Ey Kavmim! İşte kızlarım. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?”

11. Sure (Hûd Suresi), 79. Ayet

Onlar, “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler.

11. Sure (Hûd Suresi), 80. Ayet

(Lût da:) “Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim” dedi.

11. Sure (Hûd Suresi), 81. Ayet

Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!”

11. Sure (Hûd Suresi), 82. Ayet

(Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.

11. Sure (Hûd Suresi), 89. Ayet

“Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nûh kavminin veya Hûd kavminin, yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir.”

15. Sure (Hicr Suresi), 57. Ayet

İbrahim, “Ey Elçiler! Göreviniz nedir?” dedi.

15. Sure (Hicr Suresi), 58. Ayet

Şöyle dediler: “Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik.

15. Sure (Hicr Suresi), 59. Ayet

Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.”

15. Sure (Hicr Suresi), 61. Ayet

Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi.

15. Sure (Hicr Suresi), 63. Ayet

Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.”

15. Sure (Hicr Suresi), 64. Ayet

“Biz sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.”

15. Sure (Hicr Suresi), 65. Ayet

“Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.”

15. Sure (Hicr Suresi), 67. Ayet

Şehir halkı sevinerek geldiler.

15. Sure (Hicr Suresi), 68. Ayet

Lût dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.”

15. Sure (Hicr Suresi), 69. Ayet

“Allah’a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın” dedi.

15. Sure (Hicr Suresi), 70. Ayet

Onlar, “Biz seni insanlarla ilgilenmekten menetmemiş miydik” dediler.

15. Sure (Hicr Suresi), 71. Ayet

Lût: “İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)” dedi.

15. Sure (Hicr Suresi), 72. Ayet

(Melekler Lût’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler.

15. Sure (Hicr Suresi), 73. Ayet

Derken güneşin doğuşu sırasında o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.

15. Sure (Hicr Suresi), 74. Ayet

Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

15. Sure (Hicr Suresi), 75. Ayet

Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.

15. Sure (Hicr Suresi), 76. Ayet

O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor.

15. Sure (Hicr Suresi), 77. Ayet

Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.

21. Sure (Enbiyâ Suresi), 71. Ayet

Onu Lût ile beraber kurtarıp, içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.

21. Sure (Enbiyâ Suresi), 74. Ayet

Biz Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler.

21. Sure (Enbiyâ Suresi), 75. Ayet

Onu rahmetimizin içine soktuk. Çünkü o, gerçekten salih kimselerdendi.

25. Sure (Furkân Suresi), 40. Ayet

Andolsun, senin kavmin, bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

26. Sure (Şuarâ Suresi), 160. Ayet

Lût’un kavmi de peygamberleri yalanladı.

26. Sure (Şuarâ Suresi), 161. Ayet

Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

26. Sure (Şuarâ Suresi), 162. Ayet

“Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”

26. Sure (Şuarâ Suresi), 163. Ayet

“Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”

26. Sure (Şuarâ Suresi), 164. Ayet

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

26. Sure (Şuarâ Suresi), 165. Ayet

“Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz.”

26. Sure (Şuarâ Suresi), 167. Ayet

Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!”

26. Sure (Şuarâ Suresi), 168. Ayet

Lût şöyle dedi: “Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım.”

26. Sure (Şuarâ Suresi), 169. Ayet

“Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar.”

26. Sure (Şuarâ Suresi), 170. Ayet

Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.

26. Sure (Şuarâ Suresi), 172. Ayet

Sonra diğerlerini helâk ettik.

26. Sure (Şuarâ Suresi), 173. Ayet

Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!

26. Sure (Şuarâ Suresi), 174. Ayet

Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

26. Sure (Şuarâ Suresi), 175. Ayet

Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

27. Sure (Neml Suresi), 54. Ayet

Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik.) Hani o kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre o çirkin işi mi yapıyorsunuz?”

27. Sure (Neml Suresi), 55. Ayet

“Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz.”

27. Sure (Neml Suresi), 56. Ayet

Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)”

27. Sure (Neml Suresi), 57. Ayet

Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik.

27. Sure (Neml Suresi), 58. Ayet

Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!

29. Sure (Ankebût Suresi), 26. Ayet

Bunun üzerine Lût, ona (İbrahim’e) iman etti. İbrahim, “Ben, Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi.

29. Sure (Ankebût Suresi), 28. Ayet

Lût’u da peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz.”

29. Sure (Ankebût Suresi), 29. Ayet

“Siz hâlâ erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?” Kavminin cevabı, “Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi Allah’ın azabını getir bize” demeden ibaret oldu.

29. Sure (Ankebût Suresi), 30. Ayet

(Lût) “Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et” dedi.

29. Sure (Ankebût Suresi), 31. Ayet

Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde, “Biz bu memleket halkını helak edeceğiz, çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir” dediler.

29. Sure (Ankebût Suresi), 32. Ayet

İbrahim, “Ama orada Lût var” dedi. Onlar, “Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O geri kalıp helak edilenlerden olacaktır.”

29. Sure (Ankebût Suresi), 33. Ayet

Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde, Lût, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, “Korkma, üzülme. Biz seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O geride kalıp helak edilenlerden olacaktır.”

29. Sure (Ankebût Suresi), 34. Ayet

Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.

29. Sure (Ankebût Suresi), 35. Ayet

Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.

37. Sure (Sâffât Suresi), 133. Ayet

Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi.

37. Sure (Sâffât Suresi), 134. Ayet

Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.

37. Sure (Sâffât Suresi), 136. Ayet

Sonra da diğerlerini yok ettik.

37. Sure (Sâffât Suresi), 137. Ayet

Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hâlâ düşünmeyecek misiniz?

38. Sure (Sâd Suresi), 12. Ayet

Onlardan önce de Nûh kavmi, Âd kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semûd kavmi, Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.

38. Sure (Sâd Suresi), 14. Ayet

(O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu.

50. Sure (Kâf Suresi), 12. Ayet

Onlardan önce Nûh kavmi, Res halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût’un kardeşleri, Eykeliler, Tübba’ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.

51. Sure (Zâriyât Suresi), 31. Ayet

İbrahim onlara: “O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?” dedi.

51. Sure (Zâriyât Suresi), 32. Ayet

Onlar şöyle dediler: “Biz suçlu bir kavme (Lût’un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik.”

51. Sure (Zâriyât Suresi), 35. Ayet

Orada (Lût’un yöresinde) bulunan mü’minleri çıkardık.

51. Sure (Zâriyât Suresi), 36. Ayet

Zâten orada bir ev halkindan baska müslüman bulamadik.

51. Sure (Zâriyât Suresi), 37. Ayet

Orada, elem dolu azapdan korkacaklar için bir ibret bıraktık.

53. Sure (Necm Suresi), 50. Ayet

Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı.

53. Sure (Necm Suresi), 52. Ayet

Daha önce de Nûh’un kavmini helak etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.

53. Sure (Necm Suresi), 53. Ayet

O, “Mu’tefike”yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.

53. Sure (Necm Suresi), 55. Ayet

O halde Rabbi’nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).

54. Sure (Kamer Suresi), 33. Ayet

Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı.

54. Sure (Kamer Suresi), 36. Ayet

Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

54. Sure (Kamer Suresi), 37. Ayet

Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.

54. Sure (Kamer Suresi), 38. Ayet

Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.

54. Sure (Kamer Suresi), 39. Ayet

“Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.

54. Sure (Kamer Suresi), 40. Ayet

Andolsun, biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

66. Sure (Tahrîm Suresi), 10. Ayet

Allah, inkar edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikahları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi.

69. Sure (Hâkka Suresi), 9. Ayet

Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lût kavmi) hep o suçu işlediler.

69. Sure (Hâkka Suresi), 10. Ayet

Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı.

(Mealler; T.C.Diyanet İşleri Başkanlığı resmi sitesinden alınmıştır.)

Kur’an fihristi

Bu yazıyı okudunuz mu?

Bir ayet bir açıklama

Bir Ayet

Bir AYET bir açıklama

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir