Anasayfa / DAHA FAZLA / Güncel / Kur’an hukukuna riayet
imanilmihali.com
adalet

Kur’an hukukuna riayet

Kur’an hukukuna riayet

Allah kelamı Kur’an, tüm coğrafya, tüm zamanlar ve tüm insanlar için kıyamete kadar devam edecek nihai kural ve ilkeleri belirlemiş, yaratılanlardan buna itibar ve riayet etmesini istemiştir. Hududullah dediğimiz Allah’ın sınırları bunlardır. Bu sınırlara uyanlar refah, uymayanlar azap bulacaktır.

Modern zamanlar, teknoloji, farklı devletlerin hasıl olması iman sahipleri ile imansızların bir arada yaşamasını gerekli kılmıştır ki Peygamberimiz zamanında Mekke ve Medine topraklarında da durum aynıdır.

İslam devlet olmadığından, hukuk laik temele oturduğundan, gayri müslimler Müslüman devletler himayesinde hatta o ülke vatandaşı olarak yaşadıklarından kimi zaman o tebaya ait hususlar anayasalarda suç teşkil etmekten çıkarılmış haldedir. İçki, domuz eti, uyuşturucu gibi haller böyledir.

Öte yandan adam öldürmek, yalan şahitlik, iftira, hırsızlık gibi kirli ameller zaten Müslüman olsun olmasın ‘idraklı ve imanlı kalpler’ dışında kalan insanların her zaman müracat edebildiği pisliklerdir ki bunun dini, milliyeti, zamanı ve coğrafyası olmaz.

Lakin, tüm insanlık için, adalet ve toplumsal huzurun temini için, dünyanın cennetvari bir niteliğe kavuşabilmesi için Kur’an hükümlerinin hayata geçirilmesi zorunlu olan ilkeleri de vardır.

Örneğin zina bunlardan biridir. Amel, günah olması yanı sıra haramdır, topluma ve aileye ve aldatılan eşe karşı ihanettir.

Bir yanlış veya pis amelin sadece vicdanlara bırakılacağı durumlar, o işin zararlı etkisinin mahalli, şahsi, küçük, telafi edilebilir olması halleridir. Pis amel, etrafı, nesli, coğrafyayı ve devletin bekasını etkiliyorsa cezası sadece vicdanlara bırakılamaz. Söz gelimi adam öldürmek fiili sadece vicdan ile değil, o kişinin toplumdan tecrit edilmesini gerektiren bir suçtur. Çünkü etkisi, zararı, tehlikesi ve huzuru bozma yönü büyüktür.

Zina, adam öldürmek ve zulmetmekle aynı etki ve hatta daha bozucu bir etkiye sahip olduğu halde yazık ki suç olmaktan çıkarılmış, sadece vicdanlara bırakılmıştır. Bu pis işin yaygınlaşmasının engellenmesi, yapanların tecrit edilip cezalandırılması en azından ifşa edilmesi şart iken bu hukuken suç mahiyetinde olmadığı için mümkün değildir.

Hukukun o işi suç saymaması tabi ki Allah ve Kur’an indinde mana teşkil etmez. Lakin o işi yapıp ta cezaya muhatap olmayanlar hem o işi yapmaya devam ederek ahlaksızlığı topluma yayacak ve hem de Kur’an ilkelerini ayaklar altına almaya devam edeceklerdir.

Zinayı suç olmaktan çıkaranlar bu vebali iyi düşünmek ve en az o işi yapanlar kadar azaba muhatap olacaklarını bilmekle mükelleftirler.

Fuhuş, çocuk kaçırma, mafyalaşma gibi haller Kur’an’ın zinhar yasakladığı hallerdir ki hukuken suç eşkil etmesi gereken durumlardır.

Keza suç işleyenlerin isim ve görüntülerinin ekranlardan yasaklanması, kısas hükümleri gereği adam öldürenin, öldürülenin yakınlarınca İslami esaslara göre cezalandırılması en azından mazlumun ailesi müsaade etmedikçe af ile serbest kalamaması gerekirken yazık ki yasal hukuk yani beşeri hukuk buna cevaz vermektedir.

Halkı, hatta yönetimi, ideolojisi İslam olan bir yönetimde Kur’an’ın hayat dışına çıkarılması demek olan bu eylemler düşündürücü ve zararlıdır.

Domuz üretip gayri müslimlere satan müslümanın kazancı helal midir? Bu soru cevaplanması gerekendir. Domuz eti satışının salt para kazanmak gayesi ile yapılıyor olması mazeret değildir. Çünkü nankör ve zalim insanlarca bilerek veya bilmeden tüketilen domuz etleri, şarap, esrar türevleri gibi şeyleri yapmak veya imal etmek te en az içmek ve kullanmak kadar zararlıdır. Dahası haram bir şeyle uğraşılan işten kazanılan para da haramdır.

Vebal yüksek, tehlike büyüktür.

Benzer şekilde terör suçlarının cezaen hafifletilmesi hatta affa tabi kılınması, terörün suç vasfının ortadan kaldırılması sadece devletin değil vatandaşların da bekası için şart olduğundan ve gereksiz adam öldürmek dinen tüm insanlığı öldürmek demek olduğundan zulümdür.

Hiç kimse Allah’ın haram kıldığını helal, helal kıldığını haram ilan edemez.

Hiç kimse Kur’an hükmü aleyhine bir hüküm getiremez.

Hiç kimse Kur’an’ı hayat dışına itip, Müslümanlık taslayamaz.

Müslüman kişi, kurum ve yönetimlere düşen bu kirli iş ve hatalardan dönmek, mevcut hataları süratle düzeltmek, Kur’an hükümlerini anayasalara usulünce yansıtmak, merhamet, sağduyu, bağışlama ve vicdan karinesini ön plana çıkartarak ama esaslardan taviz vermeyerek toplumu laik ancak Müslümana yakışır halde yönetmektir.

Bu yapılmaz ise Kur’an bizden şikayetçi olacak ve tüm teba ve razı olanlar şefaat ve rahmetten mahrum kalacaktır.

Dahası bu, eziyetten öte zulümdür ve zulüm öldürmekten beterdir.

Dini kesim, diyanet, dindar ve irfan sahibi kimselerin bu işe ses çıkarmaması, tıpkı israf, lüks ve estetik konusunda olduğu gibi dini esasların reddi noktasında oy kullanması manidardır.

İman sahipleri, hukuken suç teşkil etmese bile Kur’an’a göre suç olan eylemlerden uzak durmak, bu pis ve iğrenç eylemleri meşru, yaygın ve serbest kılanlarla arasına mesafe koymak mecburiyetindedir.

Yoksa vebale aynen ortak olacak ve ateşlere mahkûm olacaktır.

Ses çıkarmamak, kabullenmek, kalp-dil ve elle karşı koyamamak şayet bazı kişi ve gruplardan korkmak manasına ise bu daha vahimdir ve asıl korkulacak olan Allah’tır.

Korkulan şey maddi kayıp, mevki ve makam ise bunu da veren Allah’tır.

Korkulan şey para, maaş, banka mevduatı ise onu da veren ve dilerse bir saniyede yerle bir edecek olan yine Allah’tır.

Himayesine girilen, taraf olunan, helalleri haram kılanların saçağı altına girenlerin yağmurdan kaçması mümkün değildir. Azap yağmuru tüm asi ve nankörleri elbet yakalayacak ve sırılsıklam ıslatacaktır.

Hukuk ile adalet arasındaki fark budur; Hukuk adaleti sağlayamıyorsa, Kur’an hükümlerini boşa çıkarıyorsa hukuk değil guguktur.

Kur’an hukukuna riayet

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur'an öğrenmek istiyorum

Kur’an öğrenmek istiyorum

Kur’an öğrenmek istiyorum Kur’an’ı öğrenmek tüm Müslümanların en büyük heves ve arzuları arasındadır ki doğrusu ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir