Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kur’an kafirleri ve küfrü nasıl tarif ediyor
imanilmihali.com
sihir

Kur’an kafirleri ve küfrü nasıl tarif ediyor

Kur’an kafirleri ve küfrü nasıl tarif ediyor

“Eğer bütün insanlar (kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. (Zuhruf 43/33)”

KUR’AN’DA KÂFİR NASIL TARİF EDİLİR?

Diyanet İşleri Başkanlığı kâfiri şu şekilde tanımlar;

“Din ıstılahında, Hz. Peygamberi ve onun Allah’tan getirdiği kesinlikle sabit olan şeyleri yalanlayan, tevatür yoluyla bize ulaşmış bulunan hükümlerden birini ya da bir kaçını inkâr eden kişiye kâfir, bu eyleme ise küfür denir. Eş’arî ve Mâturîdîlerin de içinde bulunduğu kelâm bilginlerinin çoğunluğuna göre küfür; zarurât-ı diniyyeden olduğu kesinlikle bilinen şeylerin tamamını veya bir kısmını kalben tasdik etmemek demektir. İmam Gazzâlî küfrü, Hz. Peygamberin getirmiş olduğu şeyleri yalanlamak şeklinde tarif etmiştir. Kazib (âyetleri yalanlayan), mülhid, münafık ve müşrik kimseler de kâfir kavramının kapsamına girmektedirler.”

Kâfir kelimesine sadece, kötü söz söyleyen (küfreden), namaz kılmayan, Allah’a inanmayan veya diğer dinlere/mezheplere mensup olanlar diye baktığımız sürece hata ederiz. Hata edince de Allah’ın lanet ettiği bir gruba hak etmediği bir lütuf veya ceza vermiş oluruz ki bu yanlıştır. En doğru yol gösterici Kur’an olduğuna göre doğru cevapta yine oradadır.

Çünkü Kur’an’a göre genişletilmiş haliyle kafir; Allah’tan başka ilah arayan, Allah üçtür diyen, Allah’ın nimetlerini inkar eden, Allah’a ve peygambere itaat etmeyen, Allah’a karşı gelip böbürlenen, büyüklenen, yeniden dirilmeye inanmayan, Allah’ın ayetlerini maddi menfaat karşılığı yok sayanlar ve Allah’ın emrettiği adaletli hak yolundan yürümeyen, Kur’an ayetleri ve peygamber hadisleri ile oynayan ve değiştiren, ayetleri inkâr eden, zulüm ve baskı yapan, eziyet eden, Allah’ın ayetlerine karşı koyan ve adaletle dürüstlüğe engel olan, Allah hakkında tartışan, haksızlık eden, böbürlenen ve haddi aşan, gösteriş olsun diye malını harcayan, sadakaları başa kakan, Allah dışında şeyler için yaşayıp savaşanlardır.

Dahası Allah’ın ayetlerini inkâr ve alay edenlerle aynı mecliste oturanlar da onlar gibidir.

Kâfir olmak ve kafirlerle birlikte bulunmak bile bu denli büyük günah iken mü’minlerin çok daha dikkat etmesi gerekir ki ömür boyu ibadet ve hayırlardan elde ettikleri sevaplar uçup gitmesin ve cennet hayaliyle tutuşurken akıbetleri cehennem olmasın.

İmanın kimde olduğunu veya olmadığını sadece Yüce Allah bilir ve takva sadece Allah katında (bu dünyada değil) üstünlük derecesidir. Bu yüzden mü’minleri de kafirleri de en iyi tanıyan Yüce Allah’tır. Ve Allah zerre kadar zulmetmeden ahirette herkese hak ettiğini verecektir. Bir insanın başka bir insana imanlı veya imansız demesi bu manada mümkün değildir. Kur’an bize ışık tutsada hüküm Yüce Rabbimizindir. Ama mü’min kötülüğün şüphesinden bile uzak durarak cennete yaklaşacaksa çok daha dikkatli olmalıdır.

(ÖNEMLİ NOT;

Cahiliye dönemi Arapları Allah’ı tanımadığı ve inanmadığı için kafir değildi. Kafirlerdi çünkü Allah’ın yanına, berisine kişileri ve cisimleri yardımcı, şefaatçi, aracı edinmişti. Onları kendilerini Allah’a yaklaştırsınlar diye onore ederlerdi. Hatta onlara kurban kesip tavaf ederlerdi. Bu Rab edindikleri (taptıkları, medet umdukları, rızık bekleyip, kudretine-korumsına sığındıkları) kişi ve cisimler nedeniyle amelleri ilahi kudret sahibi Yüce Allah’a ortak tanımak ve kudretini bölüştürmek olduğu için kafir olmuşlardı. Günümüz Müslümanlığının da en büyük tehlikesi budur.

Dünyada yaşayan her canlı Allah’ı bilir ve tanır. O’nun tek yaratan olduğunu idrak ve kabul eder. Ama bu aklını kullanan sözde mü’minleri kafir olmaktan kurtaramaz. Mü’minlerin kafir olmaktan kurtulması, o zamanki put ve Rablerin bugünkü karşılığı olan “kişiye ve paraya (dünya malına) tapma” çirkinliğinden kurtulmak, medeti, rızkı ve cenneti KİŞİLERDEN DEĞİL sadece Allah’tan bekleyip, sadece Allah’a kulluk etmekle mümkündür.

Çünkü Allah tektir, tek yaratan ve tek kudret sahibidir. Eşi, ortağı, benzeri yoktur. Ve Allah nezdinde tüm kullar eşit, tüm cisimler aciz birer fanidir. Medet, rızık, hastalık, şifa, kudret ve mülk Allah’ındır.

Kafir olmamak için sadece Allah’tan korkmak ve tek Velimizin O olduğunu bilerek sadece Allah’tan beklemek gerekir.)

Doğrusunu Allah bilir diyerek Allah kelamı Kur’an ayetlerine göz atalım.

ALLAH’TAN BAŞKA İLAH ARAYANLAR KÂFİRDİR

Kim, hakkında hiçbir delili olmadığı hâlde Allah ile birlikte başka bir ilâha taparsa, onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler.(Mü’minun 23/117)

Onlar, Allah’ı bırakıp, kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Kâfir, Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır. (Furkan 25/55)

O hâlde, kâfirlerin hoşuna gitmese de, siz dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. (Mü’min 40/14)

O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mü’mindir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.(Tegabun 64/2)

ALLAH ÜÇTÜR DİYENLER KESİNLİKLE KÂFİRDİR

Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular. De ki: “Şâyet Allah, Meryem oğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (Maide 5/17)

Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu. Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” Andolsun, “Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler kâfir oldu. Hâlbuki bir tek ilâhtan başka hiçbir ilâh yoktur. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse, andolsun onlardan inkâr edenlere elbette, elem dolu bir azap dokunacaktır. (Maide 5/72,73)

ALLAH’IN NİMETLERİNİ İNKÂR EDENLER KÂFİRDİR

Onlar, Allah’ın nimetini bilirler, sonra da inkâr ederler. Onların çoğu kâfirlerdir.(Nahl 16/83)

ALLAH’A KARŞI GELİP BÖBÜRLENENLER, BÜYÜKLENENLER KÂFİRDİR

Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. (Bakara 2/34)

Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin.” Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler. Ancak İblis eğilmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.(Sad 38/71-74)

YENİDEN DİRİLMEYE İNANMAYAN KÂFİRDİR

Onlar, “Allah, ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler. (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler! (Nahl 16/38,39)

(Kâfirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler. (Secde 32/10)

ALLAH’IN AYETLERİNİ MADDİ MENFAAT KARŞILIĞI YOK SAYANLAR VE ALLAH’IN EMRETTİĞİ ADALETLİ HAK YOLUNDAN YÜRÜMEYENLER KÂFİRDİR

Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. (Maide 5/44)

KUR’AN AYETLERİ VE PEYGAMBER HADİSLERİ İLE OYNAYAN VE DEĞİŞTİRENLER KÂFİRDİR

Ey iman edenler! “Râ’inâ (bizi gözet)” demeyin, “unzurnâ (bize bak)” deyin ve dinleyin. Kâfirler için acıklı bir azap vardır. (Bakara 2/104) (Sahabiler, Hz.Peygamber’in nasihatlerinden daha çok yararlanmak için ona, “Râ’inâ (Bizi gözet)”, diyorlardı. Yahudiler, bu ifadeyi İbranice’de hakaret ifade eden bir anlamda kullanıyorlardı. Bir başka yoruma göre, “râ’inâ” kelimesini, Arapça’da “çobanımız” anlamına gelecek şekilde “râ’înâ” diye okuyorlardı. O sebeple âyet, mü’minlerden, “Râ’inâ” yerine yine, “Bize de bak”, “Bizi de gözet” anlamındaki, “Unzurnâ” ifadesini kullanmalarını istemiştir. Âyette, yanlış anlama çekilebilecek kelimeleri kullanmaktan sakınmanın adaba uygun olduğuna işaret edilmektedir. Konu ile ilgili olarak ayrıca Nisâ sûresinin 46. âyetine bakınız.)

AYETLERİ İNKÂR EDENLER KÂFİRDİR

Fakat âyetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir. (Bakara 2/161)

Kim, Allah’a karşı yalan uyduran veya O’nun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. Onlar da, “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler. (A’raf //37)

İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler? (Yunus 10/2)

Hepinizin dönüşü ancak O’nadır. Allah, bunu bir gerçek olarak va’detmiştir. Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra, iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükâfatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. Kâfirlere gelince, inkâr etmekte olduklarından dolayı, onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır. (Yunus 10/4)

İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar)dan da ona inananlar vardır. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler. (Ankebut 29/47)

ZULÜM VE BASKI YAPANLAR KÂFİRDİR

Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir. (Bakara 2/191)

Mûsâ, “Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allah’a iman etmişseniz, eğer O’na teslim olmuş kimseler iseniz, artık sadece O’na tevekkül edin” dedi. Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!” Bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar. (Yunus 10/84-86)

EZİYET EDEN KÂFİRDİR

Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. (Ahzab 33/48)

AYETLERİ İNKÂR VE ALAY EDENLER İLE BU İŞİ YAPANLARLA GÖRÜŞENLERDE KÂFİRDİR

Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. (Nisa 4/140)

Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kâfirleri dost edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. (Maide 5/57)

Allah’a karşı yalan uyduran yahut kendisine geldiğinde, gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok? (Ankebut 29/68)

Kim, Allah’a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur’an’ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kâfirler için kalacak bir yer mi yok!? (Zümer 39/32)

Kıyametin kopacağı gün, işte o gün mü’minler ve kâfirler birbirinden ayrılacaklardır. (Rum 30/14)

ALLAH’IN AYETLERİNE KARŞI KOYANLAR VE ADALETLE DÜRÜSTLÜĞE ENGEL OLANLAR KÂFİRDİR

Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir. (Maide 5/67)

ALLAH HAKKINDA TARTIŞAN, HAKSIZLIK EDEN, BÖBÜRLENEN VE HADDİ AŞANLAR KÂFİRDİR

Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiş; o da, “Ben de diriltir, öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. (Bakara 2/258)

GÖSTERİŞ OLSUN DİYE MALINI HARCAYAN, SADAKALARI BAŞA KAKAN KÂFİRDİR

Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. (Bakara 2/264)

ALLAH DIŞINDA ŞEYLER İÇİN YAŞAYIP SAVAŞANLAR KÂFİRDİR

Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır. (Al-i İmran 3/13)

ALLAH’A VE PEYGAMBERE İTAAT ETMEYENLER KÂFİRDİR

De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez. (Al-i İmran 3/32)

(O gün Allah, şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler. (En’am 6/130)

Allah’a ve Resûlüne düşmanlık edenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Oysa biz apaçık âyetler indirdik. Kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır. (Mücadele 58/5)

KÂFİRLERİN KALPLERİ KUR’AN’A KARŞI GAFLET İÇİNDEDİR

Ancak kâfirlerin kalbleri bu Kur’an’a karşı bir gaflet içindedir. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır. Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar. (Mü’minun 23/63,64)

Şüphesiz Kur’an, kâfirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir.(Hakka 69/50)

Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkâr edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü’minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kâfirler, “Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi” desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır. (Müddessir 74/31)

KÂFİRLER ARKADAN SALDIRAN HAİNLERDİR

Ey iman edenler. Savaş düzeninde iken kâfirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın). (Enfal 8/15)

KÂFİRLERLE SAVAŞ ALLAH’IN EMRİDİR

Ey peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası! (Tevbe 9/73)

Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! (Tahrim 66/9)

Öyle ise kâfirlere itaat etme, onlara karşı bu Kur’an’la büyük bir mücadele ver.(Furkan 25/52)

KÂFİRLERİN BAŞI ŞEYTANDIR

Kâfirlerin başına, onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi? (Meryem 19/83)

ALLAH KÂFİRLERİN KALPLERİNİ MÜHÜRLER

İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler. (A’raf 7/101)

ALLAH KÂFİRLERİ İMAN EDENLER ELİYLE YOK ETMEK İSTER

Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va’dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kâfirlerin ardını kesmek istiyordu. Bu, suçlular hoşlanmasa da Allah’ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi. (Enfal 8/7,8)

Bedevîlerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir. (Tevbe 9/90)

Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere, Allah’ın Resûlünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez. (Tevbe 9/120)

KÂFİRLERLE SAVAŞ ÖNCE YAKINDAKİLERDEN BAŞLAR

Ey iman edenler! Kâfirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. (Tevbe 9/123)

MELEKLER KÂFİRLERE KARŞI ALLAH’IN İZNİYLE İMAN EDENLERE YARDIM EDER

Melekler, kâfirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve “haydi tadın yangın azabını” diyerek canlarını alırken bir görseydin. (Ey kâfirler!) Bu, sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. Yoksa, Allah kullarına zulmedici değildir. (Enfal 8/50,51)

ALLAH KÂFİRLERE KARŞI İMAN EDENLERE YARDIM EDER

Hani Rabbin meleklere, “Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu. (Enfal 8/12)

HER BİR AYET VE SURE KÂFİRLERİN KÜFÜRLERİNİ DAHA ÇOK ARTIRIR

Herhangi bir sûre indirildiğinde, içlerinden, (alaylı bir şekilde) “Bu hanginizin imanını artırdı?” diyenler olur. İman etmiş olanlara gelince, inen sûre onların imanını artırmıştır. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler. Kalplerinde hastalık olanların ise, pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış), böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir. (Tevbe 9/124,125)

ALLAH KÂFİRLERİN TUZAKLARINI ZAYIF DÜŞÜRENDİR

İşte durum bu: (Allah, mü’minleri güzel bir şekilde dener). Bir de Allah, kâfirlerin tuzağını zayıf düşürendir. (Enfal 8/18)

Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır. (Enfal 8/30)

GERÇEK İMAN EDENLER KÂFİRLERE KARŞI GÜÇLÜ VE ONURLUDURLAR

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. (Maide 5/54)

PEYGAMBER, KÂFİRLER TOPLUMUNA ŞEFAAT ETMEYECEKTİR

De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. (Maide 5/68)

Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kâfirlere sakın arka çıkma. (Kasas 28/86)

ALLAH KÂFİRLERİN DÜŞMANIDIR

Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. (Nisa 4/141)

ALLAH’IN RAHMETİNDEN KÂFİRLERDEN BAŞKASI ÜMİDİNİ KESMEZ

“Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” (Yusuf 12/87)

Ey iman edenler! Kendilerine Allah’ın gazap ettiği, kabirlerdeki kâfirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümitlerini kesmiş bir toplumu dost edinmeyin. (Mümtehine 60/13)

KÂFİRLERİN DUASI DAİMA BOŞA ÇIKAR

Gerçek dua ancak O’nadır. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak, ağzına ulaşmayacağı hâlde, ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar. (Ra’d 13/14)

KÂFİRLERİN VELİSİ ŞEYTANDIR

Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar. (Bakara 2/257)

KAFİRLER, MÜ’MİN ERKEK VE KADINLARA HELAL DEĞİLDİR

Ey iman edenler! Mü’min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri göndermeyin. Çünkü müslüman hanımlar kâfirlere helâl değillerdir. Kâfirler de müslüman hanımlara helâl olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızın nikâhlarına tutunmayın. (Zira bu nikâhlar ortadan kalkmıştır.) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kâfir kocalarından) isteyin. Kâfirler de (İslâm’ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.(Mümtehine 60/10)

İNKÂR EDİP KÂFİR ÖLENLER

Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır. (Bakara 2/217)

Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur. (Al-i İmran 3/91)

ANCAK ÖLÜM GELİP ÇATINCA TÖVBE EDENLER KÂFİRDİR

Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır. (Nisa 4/18)

KÂFİRE UYANDA KÂFİRDİR

Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar. (Al-i İmran 3/100)

Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisingeriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız. (Al-i İmran 3/149)

KAT KAT ARTTIRILMIŞ FAİZ YİYENLER

Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Kâfirler için hazırlanmış ateşten sakının. (Al-i İmrn 3/130-131)

KÂFİRLER HAİNCE SALDIRAN APAÇIK DÜŞMANLARDIR

Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. (Nisa 4/101)

KÂFİRLERİN DOSTU MÜNAFIKLARDIR

İman edip sonra inkâr eden, sonra inanıp tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir. Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele. Onlar, mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Hâlbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. (Nisa 4/137-139)

KÂFİRLERİ DOST EDİNENLERDE KÂFİRDİR

Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? (Nisa 4/144)

KÂFİRLER BU DÜNYADA MADDİ REFAH İÇİNDEDİR

Kâfirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın. (Al-i İmran 3/196)

Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah, bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. (Tevbe 9/55)

Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla ancak, dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. (Tevbe 9/85)

Kâfirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir. (Hicr 15/88)

Eğer bütün insanlar (kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. (Zuhruf 43/33)

ALLAH VE PEYGAMBERİ İNKÂR EDENLER, ALLAH’A İNANIP PEYGAMBERİ İNKÂR EDENLER, BAZI PEYGAMBERLERE İNANMAYANLAR KÂFİRDİR

Şüphesiz, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, “(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. (Nisa 4/150,151)

KÂFİRLERİN İSLAMI YIKMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR

Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. (Maide 5/3)

KUR’AN’DA BİLDİRİLEN DIŞINDA KONULAR, MERAKLAR VE HADDİ AŞMALAR ZARAR VERİR

Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Hâlbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah, çok bağışlayandır, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kâfir oldu. (Maide 5/101,102)

ALLAH KÂFİRLER TOPLULUĞUNU DOĞRU YOLA İLETMEZ

Bu, onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir.(Nahl 16/107)

ALLAH KÂFİRLERE YAPTIKLARINI GÜZEL GÖSTERİR

Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. (En’am 6/122)

MELEKLER KÂFİRLERİN CANLARINI ACITARAK ALIR

Melekler, kâfirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve “haydi tadın yangın azabını” diyerek canlarını alırken bir görseydin. (Ey kâfirler!) Bu, sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. Yoksa, Allah kullarına zulmedici değildir. (Enfal 8/50,51)

O kâfirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir. Haydi, içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (Nahl 16/28,29)

(O kâfirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. (Nahl 16/33)

Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara, Andolsun (mü’minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara, (Nazi’at 79/1,2)

O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler. Onları bir siyahlık bürür. İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır. (Abese 80/40-42)

Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı. Mü’minler yanlarından geçtiğinde, birbirlerine kaş göz ederek onlarla alay ediyorlardı. Ailelerine dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı. Mü’minleri gördükleri vakit, “Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir” diyorlardı. Hâlbuki onlar, mü’minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi. İşte bugün de mü’minler kâfirlere gülerler. Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler. Nasıl, kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı? (Mutaffifin 83/29-36)

Allah’a karşı derin saygı duyarak O’ndan korkan öğüt alacaktır. En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kâfir) ise, öğüt almaktan kaçınır. Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar.(A’la 87/10-13)

KÂFİRLER İSTEMESE DE ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAKTIR

Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. (Tevbe 9/32)

Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.(Saff 61/8)

KÂFİRLER CEHENNEM ATEŞİNDE SÜREKLİ KALACAKLARDIR

Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o hâlde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kâfirler için hazırlanmıştır. (Bakara 2/24)

Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. (Nisa 4/140)

Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. (Nisa 4/150,151)

Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır. (Maide 5/36)

Cehennemlikler de cennetliklere, “Ne olur, sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Onlar, “Şüphesiz, Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır” derler. (A’raf 7/50)

Şüphesiz ki cehennem, kâfirleri elbette kuşatacaktır.(Tevbe 9/49)

Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kâfirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini va’detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lânet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır. (Tevbe 9/68)

Şiddetli azaptan dolayı vay kâfirlerin hâline.(İbrahim 14/1,2)

Sonra kıyamet günü, Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” Kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik, aşağılık ve kötülük kâfirlerin üzerinedir.” (Nahl 16/27)

Biz cehennemi kâfirlere bir zindan yapmışızdır. (İsra 17/8)

O gün cehennemi; gözleri Zikr’ime (Kur’an’a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kâfirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz! İnkâr edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık. (Kehf 18/100-102)

Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kâfirlerin hâline! (Meryem 19/37)

Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kâfirlerin yüz ifadelerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: “Şimdi size bu durumdan daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kâfirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!” (Hac 22/72)

İnkâr edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. Allah, hesabı çabuk görendir. (Nur 24/39)

O gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır ve kâfirlere zorlu bir gün olacaktır. (Furkan 25/26)

Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa azap kâfirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün, şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Allah, onlara, “Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın” diyecektir.(Ankebut 29/54,55)

Şüphesiz Allah, kâfirlere lânet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır.(Ahzab 33/64)

Allah, iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir; lütfundan onlara fazlasını da verir. Kâfirler için ise çetin bir azap vardır. (Şura 42/26)

(Allah, şöyle der:) “Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kâfiri!” (Kaf 50/24,25)

O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar. Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, “Bu zor bir gün” derler.(Kamer 54/6-8)

Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir hâlde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Hâlbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı. (Kalem 68/42,43)

Çünkü bizim yanımızda (kâfirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır. (Müzzemmil 73/12,13)

Şüphesiz biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.(İnsan 76/4)

Sûr’a üfürüldüğü zaman var ya; işte o gün çetin bir gündür. Kâfirler için hiç kolay değildir. (Müddessir 74/8-10)

Kâfirlere şöyle denilir: “Şimdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız.”(Nebe 78/30)

KÂFİRLER HAKKINDA AZAP GERÇEKTİR

Biz, o Peygamber’e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik.(Yasin 36/69,70)

NUH PEYGAMBERİN DUASI

Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma! Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kâfir kimseler yetiştirirler. Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helâkini arttır.” (Nuh 71/26-28)

KAFİRUN SURESİ

De ki: “Ey Kâfirler! Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem. Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz. Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim.” “Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.” (Kafirun 109/1-6)

AMENER RASULÜ

Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” (Bakara 2/285,286)

“Şiddetli azaptan dolayı vay kâfirlerin hâline.(İbrahim 14/1,2)”

Kur’an kafirleri ve küfrü nasıl tarif ediyor

Bu yazıyı okudunuz mu?

siyonizm

Kur’an ayetlerini tersten okumak – Siyonizm

Kur’an ayetlerini tersten okumak – Siyonizm Bir önceki yazımızda “Kur’an hükümlerini tersten okumak” başlığı ile ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir