Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Kur’an öğrenmek istiyorum
imanilmihali.com
Kur'an öğrenmek istiyorum

Kur’an öğrenmek istiyorum

Kur’an öğrenmek istiyorum

Kur’an’ı öğrenmek tüm Müslümanların en büyük heves ve arzuları arasındadır ki doğrusu da budur. Bu maksatla dersler konur, kurslar düzenlenir, anneler ve babalar, dedeler devreye girer, mahalledeki yaşlı teyzeler yardım eder, okunan ve öğrenilen her yeni şeyden sonra hediyeler verilir, o çocuk veya kişiye daha farklı muamele edilmeye başlanır ve dindar kisvesi yapıştırılır.

Öğrenilen ise çoğu zaman arapçadır, arap harflerinin okunuşudur, anlama temas edemeden dille yapılan telaffuz egzersizidir, mezarlıkta okunacak duayı ezberlemedir, ölülerin ardından okunacak ayetleri öğrenmedir, mukabelelerde doğru okuyunca alınacak aferindir, Kur’an okumak için başa konan örtüyle gelen tebessümlerdir.

Ama öğrenilenlerin ne kadarı Kur’an’dır?

Önce şunları hatırlayalım; “Allah’ın vaadi haktır, insan fıtratta iman edeceğine dair yemin etmiş, Peygamberler şahit olmuştur, cennetlere sevaplarla değil imanla gidilir, Kur’an’ı anlayarak okumak her Müslümana farzdır, Kur’an Allah kelamıdır, dinin tamamıdır, dinde unutmak mazerettir, bilmemek mazeret değildir, iman etmeden kimse cennete gidemez, imanı veren Allah’tır, nefisleri temizleyen Allah’tır, şeytan en kötü yön gösterici ve arkadaştır, Peygamber ilah, melek değil beşerdir, sünnet ile Kur’an aynı şeydir, OLMALIDIR, dine yalan söyletenler ve Allah’a ortak koşanlar, inkarcılar, münafıklar cehennemliktir, din samimiyet ister, huşu esastır, riya ve gösteriş şirktir, nefsi terbiye etmek esastır, bu dünyada tek gaye ALLAH RIZASINA MAZHAR OLABİLMEK’tir, cehennemler ağzına dek dolacaktır, insanların çoğu iman etmeyecek ve iblis insanlar hakkındaki zannında haklı çıkacaktır, tevbe nasuh olmalıdır, firavun imanı kimseye yarar sağlamaz, şefaat sadece Allah’ın razı olduğu kullar içindir, en büyük şefaatçi Kur’an’dır, Peygamber huzurda ümmetinden Kur’an’ı hayatın dışına ittikleri için şikayetçi olacaktır, Allah’ın rahmeti bol ama azabı çetindir, tevhid sadece Allah diyebilmektir, takva Allah’ın sınırlarına riayet demek olup sadece Allah katında bir üstünlük derecesidir, kutsal olan ilahi mesajdır – Arapça değildir, melekler sadece mü’minlerin dostudur, ahirette Yüce Allah herkesin Rahman’ı ama sadece iman edenlerin Rahim’idir.”

Tüm bunlar Kur’an ifadesidir ve devamında Allah’ın kimleri sevip sevmediği, nelerin yasak ve nelerin serbest olduğu, şeytanların numaraları, münafıkların halleri, firavunun şirki, şeytanın ahdi, Hz. İbrahim’in tevhidi, Hz. Musa’nın asası, Lut kavminin helaki, Allah’ın dişi devesi, İfk olayı, Fil vakası, Huneyn seferi, Medine yılları, hicretin hikmeti, mescitlerin nasıl olması gerektiği, muhtaçların kimler olduğu, ahlakın nasıl olması gerektiği yine ve sadece Kur’an’dadır.

Kur’an tam 23 senede nuzül olmuş, bu süreçte Peygamberimiz nice acılara, zorluklara, tuzak ve saldırılara maruz kalmış, hicret etmiş, savaşmış, aç kalmış, varlığını kamuya adamış, örnek ahlak sahibi olmuş, imanı sevdirmiş, sahabelerle birlikte dinin çekirdeğini kurmuş, Kur’an’ın el değmeden vahyedilmesine elçilik etmiş, korumuş, ezberletmiş, anlaşılmasını sağlamış, açıklamıştır.

Yani Peygamber dili arapça olanlara dahi açıklamış, anlatmış ve öğretmiştir. Ezberletmiştir ama bu körü körüne değil, Kur’an’ın ayetleri zayi olmasın, duymayanlara duyurulsun, daha fazla kimse tam ve noksansız halini öğrensin diyedir. Sahabeler kıraatla meşgul olsalar da bu kim daha güzel okuyacak yarışması değil, farklı kıraat okuyuşlarıyla (Arapçanın ebedi yönü nedeniyle) ayetlerde gizli manaları bulabilmek için yapılmıştır. Yani sahabeler körü körüne ezberlememiştir.

Dahası Peygamber ve sahabeler Kur’an’dan önce imanı öğrenmiş, sonra Kur’an’ı anlamış ve tanımıştır. Peygamber de sahabeler de din sadece Kur’an’dan öğrenmişler, hiçbir mezhep ve tarikata asla müsaade etmemişler, dine beşeri hiçbir şey katmamışlardır. Sünnet ve hadisler dahi yazılmamış, yazılmasına ayetlerle karışır ve rakip bir din oluşur diye asla müsaade dahi edilmemiştir. Hurafeler, rivayetler, söylenti ve örfler, alışkanlık ve kabuller dine sokulmamış, ilahi olmayan tek bir nokta dine malzeme yapılmamıştır.

Bu nuzül sürecini ve mahiyetini anladığımıza göre şimdi soruyu yeniden soralım; Kur’an niyetine öğrenilenlerin ne kadarı Kur’an’dır?

Anlaşıldığı üzere Kur’an lafızdan veya harflerden değil manadan ibarettir, anlaşılarak okunmayı hak edendir, Allah kelamı olması sıfatıyla okumamak önce Allah’a ve sonra o vahye muhatap olan Peygambere ve elçilik eden baş meleklere haksızlıktır.

Kur’an anlaşılmaz, bilinmez, tanınmaz ve hayata yansıtılmaz ise din güdük, iman garip, takva havada kalır, birileri din adına bir şeyler pazarlar ve herkes o pazarlananları dinden sanar. Fani bedenler bu sayede dinle tanışamadan ahirete intikal eder ve beyhude şefaat bekleyişleri ile fena halde aldatılan insanlar orada azabın en şiddetlisi ile muhatap olurlar.

O halde Kur’an öğrenmek ile doğru olarak kast edilen nedir?

Kur’an öğrenmek; evvela Allah’ı, ahireti ve ilahi düzeni anlamak, fıtratı ve yaşamı idrak etmek, sınavı anlayabilmek, hesabın hak olduğunu ve emanetleri görebilmek, kainat ve bedendeki ayetlere şahit olmak, inanmak ve güvenmektir ki tüm bunların kısaca adı iman etmektir.

Kur’an öğrenmek; Allah kelamı Kur’an’ın dinin tamamı olduğunu ve hesabın Kur’an ile olacağını anlamaktır.

Kur’an öğrenmek; Allah’a ve Peygambere itimat, itikad ve biat etmektir.

Kur’an öğrenmek; rızkı ve nimeti verenin, hayatı ve eceli sınav olsun diye yaratanın, emaneti ve mirası insana teslim edenin, dünyayı geçici imtihan alanı olarak düzenleyenin Allah olduğunu anlamak, başkaca ilahlar olmadığını ve bilinen bilinmeyen herşeyin yaratılmış olduğunu idrak etmektir.

Kur’an öğrenmek; bu kainatın boşuna yaratılmadığını anlamaktır.

Kur’an öğrenmek; kudreti, hükmü, ilmi, şefaati, azabı, rahmeti sadece Allah’a teslim etmektir.

Kur’an öğrenmek; dinin ve din gününün tek sahibi Yüce Allah’ın emir ve yasaklarını ilk elden öğrenmek, haram ve helalleri anlamak, öğüt ve ikazları görebilmektir.

Kur’an öğrenmek; helak edilen kavimlerin günahlarını, Allah dostu ilan edilenlerin vasfını, Peygamberlerin davasını, ayetlerin hikmetini, gaybın mutlak olduğunu anlayabilmektir.

Kur’an öğrenmek; Allah’ı sevmek ve orkmak, Allah için sevmek ve Allah için sevmemektir.

Kur’an öğrenmek; iman etmek, kulluğu ve ibadeti samimiyetle ve sadece Allah’a yapmak, medeti sadece O’ndan beklemek, azmamak, sapmamaktır.

Kur’an öğrenmek; Kur’an’ı kendisine vahyediliyor da başkalarına anlatma mecburiyeti varmış gibi, yavaş yavaş, tehnada, mümkünse gece ve gösterişe kaçmadan okumaktır.

Kur’an öğrenmek dini öğrenmektir.

Kur’an öğrenmek istiyorum diyen her kulun yapması gereken evvela bu hissiyata ermesi ve Kur’an’ın hikmetini takdir etmesi, sonra ve yavaştan okuyarak anlamasıdır. Görülecektir ki Kur’an her okuyuşta okuyucuya farklı şeyler anlatacak, farklı kapılar açacak, muhkem ayetleri tanıtacak, müteşabih ayetler ile büyüleyecek, mucizeleri ve nizamı ile meshedecektir.

Kur’an öğrenmek istiyorum diyenler önce İslam’ın şartının beş değil ayet sayısınca olduğunu, müslümanın dine giren, mü’minin iman eden olduğunu öğrenmek zorundadır.

Kur’an öğrenmek istiyorum diyen kimse amelden ziyade niyetlerin mühim olduğunu ve niyetlere tek şahidin Allah olduğunu bilmek zorundadır ki riyaya bulaşmasın. Keza kişi dini yapmanın yetmeyeceğini sevmek de gerektiğini anlamalıdır.

Kur’an öğrenmek isteyenler insanlık tarihinin dinler ve Peygamberler tarihi olduğunu idrak etmelidir, yaşanan tüm savaş ve katliamların, zulüm ve kahırların din adına ama şeytanın dini adına işlendiğini anlamalıdır.

Kur’an öğrenmek istiyorum diyen kul, önce Allah değil sadece Allah diyebilmelidir.

Kur’an öğrenmek istiyorum diyenler imanı dilde değil kalpte yeşertmelidir.

Velhasıl Kur’an öğrenmek istiyorum diyen mutlu kimseler önce kalple imanı ve sonra Kur’an’la dini öğrenmelidir ki bunun yolu anlamadan ezberlemek ve arapça telaffuz değil, ana dilde, anlayarak, yavaş ve hazmedecek şekilde okumaktır.

O halde kurslar, dersler değil mühim olan istek ve arzudur ki Kur’an ellerde, gözler önündedir. Anne ve babaların ilk görevi evlatlarını kursa göndermek değil örnek müslümanlar olarak gereğini yapmak ve evlatlarını Kur’an’ı anlayarak okuymaya teşvik etmektir.

Kur’an anlaşılır halde okunursa görülecektir ki daha ilk sahifeden itibaren fatiha o kulu dünyadan alıp cennetlere ve fıtrata götürecek, oradan bu ana geri getirerek tevbekar edecektir. Her bir sure ve her bir ayet yeminle, andla, vurguyla, tekrarla doğruyu haykıracak, yanlışı lanetleyecektir.

Kur’an öğrenmek istiyorum diyen kişi Kur’an’ı anlayarak okuduğunda … dünyada yaşanan tüm rezilliklerin insanın zulmü ama şeytanın kışkırtması olduğunu idrak edecektir.

Şeytana düşman ve Allah’a dost olmak isteyenler için Kur’an’ı öğrenmek ancak bu şekildedir ki … lanetlenerek kovulan iblis ahdetmiş, insanı imandan çevirmeye yemin etmiş, insanları anlamadan Kur’an okumaya sevk edeceğine dair and vermiştir.

Mesele anlaşılmıştır umuduyla toparlarsak Kur’an’ı öğrenmek, manasız okumak değil, öze temas edebilmektir. Mesele telaffuz veya ezberlemek değil, ilke ve esasları anlamaktır. Kendisinin tefsiri halinde olan Kur’an’ı öğrenmek demek yaşamın gayesini ve yaratılışın muradını, Yüce Allah’ın yaratma maksadını anlayabilmektir.

Kur’an öğrenmek; gün boyu karşılaştığımız onlarca durum arasında doğru seçeneği ayetler ışığında ve Kur’an’ın genel felsefesine uygun olarak bulabilmek, cevabı asli fetva makamı olan kalbe onaylatabilmektir.

Kur’an’ı öğrenmek; hesabı ve ahireti anlamak, sorumlulukları bilmek, nefsi öldürmek, kendimizi hesaba çekebilmektir. Kişi ve tarihlerle değil de mana ve ilkelerle, uydurma hadiselerle değil de geçmiş kıssa ve gelecek tasvirlerle izahat yapan Kur’an’ı öğrenmek demek, fıtratı tanıyabilmek, tevhide komşu olmak, takvayı yakalayabilmek, şefaat için ümitvari olabilmektir.

Kur’an öğrenmek istiyorum diyen kimse için o halde tek yol Kur’an’dır, akıl nimetinin hakkını vermektir, dinin doğru ve tam olanını öğrenmektir, şeyhlere şıhlara esir olmamaktır, şirke bulaşmamak, yanlış yapmamaktır.

Rabbim, Kur’an’ı bu istikamette öğürenmek isteyenlere yardım ve rahmet edecektir.

Çünkü Allah en güzel isim ve sıfatların sahibidir, tanınmayı ve sevilmeyi, güvenilmeyi ve samimiyetle teslim olunmayı tek başına hak edendir. O’ndan başka dost ve sevgili, O’ndan başka güvenilecek yoktur.

Kur’an, O’nun yaşam kılavuzu, sınav rehberidir ve herkes Kur’an’ı anlayarak okumak zorundadır ÇÜNKÜ BU DİNİN BİR NUMARALI FARZIDIR.

Sizde Kur’an öğrenmek istiyorsanız hemen duvarda asılı duran Kur’an’ı alıp, okumaya başlayın. 

ÇÜNKÜ HESAP SADECE KUR’AN İLEDİR VE EN BÜYÜK ŞEFAATÇİ KUR’AN’DIR.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an ne diyor biz ne yapıyoruz

Kur’an ne diyor biz ne anlıyoruz

Kur’an ne diyor biz ne anlıyoruz ? Kur’an; Allah kelamı olarak sadece doğruyu bildiren, insana ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir